İşsizlik Problemi

8 Şubat, 2010 yapan admin Yorum yok »

2455Raporlara göre Türkiye’de 20-24 yaş arasındaki Lise mezunu gençlerin % 55’i, Üniversite mezunlarının ise % 41’i iş bulamama sorunu ile karşılaşmaktadır. İşsizlik meselesi artarak devam etmekte ve toplusal barışı tehdit etmeye başlamıştır. İşsizlik ihmal edilemeyecek kadar büyük bir problemdir. Bütün kötülükler işsizlikten çıkar.  Konu ile ilgili acil eylem planı yapılmadığı ve hayata geçirilmediği takdirde çığ gibi büyümeye devam edecek demektir.

2009 yılı itibariyle ülkemizde işsizlik oranı kırsal kesimde % 11, kentlerde % 21 olarak görülmekte; ortalama olarak bu durum % 17’ye çıktığı uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. İşsizliğin en büyük sebeplerinden birisi “ucuz ithalat”tır. Ülke ithal malların istilasına uğramıştır. Bu da ülkemizde fabrikaların kapanmasına sebep olmuştur. Yalnız Turizme destek vermek ve yatırımları sadece bu sahada yapmak istihdam için yeterli değildir. Bu nedenle ihracat desteklenmeli ve ithalat kontrol altına alınmalıdır. Üretim imkânı olan sahalarda ithalata sıcak bakılmamalıdır. » Devamını Oku: İşsizlik Problemi

Özelleştirme ve Tekel

7 Şubat, 2010 yapan admin Yorum yok »

Devlet tekelinde ve güvencesinde olan ticari işler ve işletmeler maalesef gerek istihdam açısından gerekse fayda ve hizmet açısından verimli olmamaktadır. Devlet bir şeyi yaptığı zaman insanlar devlet ile yarışamadığı için o sahadan çekilmektedir.A04020FA_01_detay

Devlet istihdam açısından çok düşük seviyede kalmaktadır. Özele devredildiği zaman hem iş ve hizmet kalitesi, hem de istihdam artmaktadır. Örneğin, Radyo ve TV devlet tekelindeyken hizmet ve istihdam ne kadar düşük seviyede iken özel sektörde ne derece kalite ve istihdam oranının arttığı bir gerçektir. Hava ulaşımı da aynı şekilde değerlendirilebilir.

Tekel’in özelleştirilmesi nedeniyle işten çıkartılan 12 bin işçinin dramı olarak takdim edilen durumu aynı şekilde değerlendirmemiz mümkündür. Bununla beraber işten çıkarılan işçilerin mağduriyetinin giderilebilmesi için 3.7.2005 tarih ve 5398 sayılı yasa ile “Özelleştirme Kanununa” ek bir madde ilave edilerek Özelleştirme nedeni ile işsiz kalan personelin Devlet Memurları Kanunu’daki 4c maddesi ile geçici personel statüsünde işe alınmalarına imkân tanınmaktadır. Böylece 1992 yılından itibaren özelleştirilen şirketlerde işini kaybedenler kamuda geçici olarak istihdam edilmesine imkân sağlanmış olmaktadır. » Devamını Oku: Özelleştirme ve Tekel

Tekel İşçileri

7 Şubat, 2010 yapan admin Yorum yok »

Tek8FAel işçileri haklarını aramak için iki aya yakın Ankara’da Türk-İş Sendikası önünde eylemlerine devam etmekteler. Hükümet kendilerini haklı bulmadığı için anlaşmaktan kaçınmakta ve bundan sonraki eylemlere gerekçe olmaması için hiçbir isteklerini kabule yanaşmamaktadır.

Burada hükümet kendi açısından, tekel işçileri ise kendi açılarından haklı görünmektedir. Hoca’nın fıkrasında olduğu gibi kimi dinlerseniz kendimizi “Haklısın” ve “Sen de haklısın” demek zorunda hissetmekteyiz.

İşin birkaç yönü vardır:

Birincisi: İktidar bu durumu güç kavgası olarak görmekte ve işçilere istediklerini vermemekle gücünü ispat etmek istemektedir.

İkincisi: Kamu kaynaklarının kullanımı açısından meseleye yaklaşanlar da çalışmadıkları halde iki seneye yakın asgari ücretin iki-üç katı maaş alamaya devam etmekte ve bunun emekliliğe kadar devamı için mücadele etmektedirler. Bir taraftan da asgari ücretle iş aradıkları halde bulamayan milyonlar sırada beklemektedir. Bunların önemli bir kısmını üniversite mezunu teşkil etmektedir. Bu nedenledir ki Başbakan “yetimlerin hakkını kimseye yedirmem” diyerek Tekel işçileri ile anlaşmaya yanaşmayacağını ifade etmektedir. » Devamını Oku: Tekel İşçileri

AKP ve Kemalizm

23 Ocak, 2010 yapan admin Yorum yok »

akp4yi6Kemalizm, Atatürkçülük ve Atatürkçü düşünce ekseninde siyaset yapmak, devrimlerini ve ilkelerini korumaya çalışmak ve kökleşmesini sağlamaktır. Başta akıl ve bilimi esas alması ve çağdaş uygarlığı hedeflemesidir. 1930’larda uygulamaya konan “Kemalizm” CHP’nin 9 Mayıs 1935’te toplanan IV. Kurultayında kabul edilen 1935 Programında “Kamalizm” olarak kabul edilmiştir.

Kemalizm’in ilkeleri “cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve Lâiklik” olmak üzere altı tanedir. Ancak bu ilkeler gelişen dünyaya göre yeniden yorumlanarak uygulanmaya ve korunmaya çalışılır. Hükümetlerin görevi de bu ilkeleri “Kemalist” düşünce yapısına göre uygulayarak topluma kabule ettirirler. İç ve dış politikalarını bu ilkelere göre belirlerler.

Ülkede Kemalizm’in koruyucusu “Atatürkçü Cumhuriyeti” koruyup kollamayı kendisine emanet olarak alan kahraman ordumuzdur. Kemalizm ile Demokrasi birbiri ile çelişen iki kelime ve kavramdır. Kemalizm’de tek adam zihniyeti ve ideolojinin korunması ve benimsetilmesi vardır. Demokraside ise çoğulculuk ve her çeşit düşünceye saygı ve tüm fikirlere eşit mesafede yaklaşım söz konusudur. Kemalizm’in başka düşünce ve fikirlere tahammülü yoktur. Bu nedenle daima demokrasiye darbe planları yapar ve zamanı gelince uygulamaya koyar. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat Kemalizm’in ürünüdür.

Her darbe kendi yasalarını ve hükümetlerini çıkarmıştır. 27 Mayıs hem Anayasa’sını hem partisini hem de hükümetini çıkarmıştır. Millet Partisi’ni 12 Mart Milli Selamet Partisi’ni, 12 Eylül hem Anayasasını ve ANAP’ı ve 28 Şubat AKP’yi doğurmuştur. » Devamını Oku: AKP ve Kemalizm

Eleştirel Düşünce

11 Ocak, 2010 yapan admin Yorum yok »

criticism1Eleştirel düşünce planlı düşünme ve çalışmanın ürünüdür. Eleştiri yapmak, eleştiriye açık olmayı da gerektirir. “Eleştirmek, geliştirmek içindir.” Bu sebeple iyi niyetle ve gelişmeyi sağlayacak şekilde eleştiri yapılmalıdır. Yeni düşüncelere ve fikirlere kapalı olan bireyin yaptığı eleştiri “yıkıcı tenkit”ten öteye geçmez. Tenkidin “yapıcı” olabilmesi için iyi niyetle ve gelişmeyi sağlayacak yeni fikirlerle beraber olması gerekir.

Eleştirel düşünce değişime açık olmayı, belirli bir fikre ya da görüşe taassupla şartsız bağlanmamayı, taassup ve kıskançlık hastalıklarından uzak olmayı da gerektirir. Bu şekilde yapıcı ve gelişime açık bir eleştiriyi “insaf” işlettiği zaman Bediüzzaman’ın ifadesi ile “hakikati rendeçler” yani, gerçeğin ortaya çıkmasına sebep olur
. (Eski Said Dönem Eserleri, 2009, s. 581, 631) Bediüzzaman “En müthiş maraz ve musibetimiz, cerbeze ve gurura istinat eden tenkittir. Tenkidi eğer insaf işletirse, hakikati rendeçler; eğer gurur istihdam etse, tahrip eder parçalar” (Age, 631) buyurmaktadır. Bilgi toplumuna geçiş ve gelişmeyi destekleyen yüksek rekabet gücü ancak eleştirel yaklaşımlarla kazanılabilir. Felsefi açıdan buna bir nevi septisizm, yani şüphecilik de denebilir. Gerçeği bulmak, yeni fikirler ve problemlere çözüm çareleri üretebilmek ancak eleştirel yaklaşım ve geçici bir şüphe ile mümkündür. » Devamını Oku: Eleştirel Düşünce

SİYASİ MÜNAFIKLIK

27 Aralık, 2009 yapan admin Yorum yok »


96688Hasan Celal Güzel siyasi kavramlara yeni bir terim kazandırdı. “Siyasi Münafıklık…” Sosyal ve siyasi hayata olumlu katkı sağlayamayanlar laf üretmekle hiç olmazsa literatüre bir hizmetimiz olsun diye düşünmüş olabilirler. Edebiyata müspet katkılarda bulunacak kabiliyetten yoksun olanların “Duvar yazıları” ve “Kamyon arkası yazılarla” Argo edebiyatına katkı sağlayarak hizmet etmedikleri söylenemez. Eh hiç olmazsa bu da bir katkıdır. Kendilerini alkışlamak lazım…

Ne diyor değerli yazarımız ve konuşmacımız Hasan Celal Güzel bir bakalım. “Rahmetli Menderes ve arkadaşları iktidara gelmiş, rahmetli Menderes’i halkımız çok sevmiş, halka yakın tavırları çok hoşuna gitmiştir. Daha sonra iki kişi daha buna benzeyecektir. Rahmetli Turgut Özal ve şimdiki Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan. Burada yiğidi öldürüp hakkını verelim. Ortada pek yiğit yok ama Süleyman Demirel de bir zamanlar halk tarafından tutulmuştur. Adam bizi senelerce aldattı. Kabul etmek lazım. Süleyman Bey gerçekten bir zamanlar halkın sevdiği bir liderdi. O zaman gerçek yüzünü görememiştik. Maskesi ortaya çıkmıştır. O maske hiçbir zaman Türkiye’nin değer yargılarına uymayan, tam bir siyasi münafık maskesini ortaya çıkaran bir maskedir.”

http://www.samanyoluhaber.com/h_337828_demirelin-gercek-yuzu-ortaya-cikti.html

http://www.haber7.com/haber/20091226/Guzel-Siyasi-munafik-yillarca-aldatti.php

» Devamını Oku: SİYASİ MÜNAFIKLIK

Katsayı Krizi

4 Aralık, 2009 yapan admin Yorum yok »

528 Şubat 1997 tarihinde başlayan süreçte eğitimde branşlaşma ve yönlendirme amacı ile “Eğitimde 8 yıllık temel zorunlu eğitim” ile beraber YÖK tarafından Üniversiteye yerleşmede “Katsayı Uygulaması” başladı. Prof. Yusuf Ziya Özcan YÖK Başkanı olunca Meslek Lisesi Öğrencilerinin mağduriyetini gidermeye yönelik girişimlerde bulunarak yine YÖK kararı ile 21 Temmuz 2009 tarihinde katsayıyı eşitleyen bir düzenleme yaptı. Ama ne ki bu karar İstanbul Hukuk Barosu tarafından itiraz ederek Danıştay’a iptal davası açtı. Danıştay İstanbul Barosu’nun itirazına 27 Kasım 2009 da cevap vererek oy birliği ile “Yürütmeyi Durdurma Kararı” verdi. Teknik detayları bilmemekle beraber Danıştay bu iptal kararını 2547 sayılı YÖK yasasının 45. Maddesine dayandırdığını ifade etmektedir. Kararda, “Bu durumda, dava konusu kararın 3, 4. ve 5. maddelerinin, dayanağı yasa hükümlerine aykırı olduğu gibi eğitim sisteminin, hukuka uygun oldukları istikrar kazanmış yargı kararları ile de ortaya konulmuş olan amaç ve ilkelerine, hukuka ve hakkaniyete uygun değildir. Dava konusu kararın uygulanması halinde telafisi güç ve imkânsız zararlar oluşacağı da açıktır” denilmektedir.danistay

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan bu karara 2 Aralık 2009 tarihinde “Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı” olduğu gerekçesi ile itiraz etti. Şayet bu itiraz kabul görmezse o zaman katsayıyı yeniden düzenleyerek katsayıdan kaynaklanan açığı minimuma indireceklerini ifade etti. Hükümet kanadı da YÖK Kanununun mezkûr 45. Maddesinde değişiklik yapmak için çalışmalara başlayacaklarını açıkladılar.
Acaba kalıcı çözüm nasıl sağlanacak biz de merak ediyoruz…

**
Problem şu: Meslek Lisesi Makine, Elektrik, Bilgisayar bölümü öğrencileri bunların mühendislik bölümlerini tercih edecekleri zaman katsayı engeli ile karşılaşarak fakültelere girememekte, ancak kendi branşlarında bir yüksek okula sınavsız geçiş yaparak tekniker ve teknik eleman olabilmektedir. Mühendislikler ise Lise Fen Bölümü ve Fen Lisesi öğrencilerinin alanı olarak belirlendiği için tercihli olarak girebilmektedirler.

Burada bir haksızlık ve adaletsizlik söz konusu…

Buna benzer haksızlıkların diğer dallarda olmadığı da söylenemez… » Devamını Oku: Katsayı Krizi

AKP Politikaları

30 Kasım, 2009 yapan admin 1 yorum »

 

Dış politikada Ortadoğu ve komşularla olan ilişkilerde bir hareketlilik yakpaşandığı görülmekle beraber AB yönünde bir ilerleme görülmemektedir. Suriye, Irak, Lübnan, Libya ve Arnavutluk ile vizelerin kaldırılması, İran ile sıcak ilişkilerin verilmesi “Türkiye batıya sırtını mı dönüyor” imajını vermektedir.

İngiliz gazeteleri “Türkiye Osmanlı olmaya soyunuyor” yorumları yapıyorlar. Bu durum birilerini fevkalade rahatsız etmesi gerekirdi. “One minute” ile başlayan Arapların Erdoğan’ın sempatisi Türkiye’ye yakınlık duymalarına sebep olmuştur. Arapların İsrail düşmanlığından kaynaklanan hissiyatına Erdoğan’ın tercüman olması bu sempatinin en belirgin sebebidir. Tabii bu da İsrail ve destekçilerini rahatsız ediyor. Bununla beraber Türkiye İsrail’i de dışlamamaya çalışmaktadır. Askerî tatbikatlar ve silah anlaşmaları gibi eylemlerle “söylemden kaynaklanan” krizi yatıştırdığı da gözlerden kaçmamaktadır.

Ama ne ki, bütün bu politikaların ABD başkanı Obama’nın çizdiği politik çizgiler içinde cereyan ettiği yönünde bir kanaatin yokluğuna delil olamıyor. ABD Türkiye’nin bu tavrından rahatsız olmadığı Philip Gordon’un “ABD Türkiye’nin Ortadoğu’da artan etkinliğinden ne şaşkın, ne de rahatsız değildir” ifadeleri göstermektedir. Bu durum Stephen Kinzer’in dediği gibi, “ABD’nin bizzat diyalog kuramadığı ülkelerle Türkiye üzerinden irtibat kurma” siyasetinin de bir gereği olabilir.

ABD çok yönlü bir politika takip etmede ustadır. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in “Türkiye’de demokrasiyi ordu koruyor” demesini de değerlendirmek gerek. AKP’yi ordu üzerinde kontrol ederken İsrail’i de Türkiye üzerinden kontrol etmektedir. ABD Ortadoğu’dan vazgeçmeyeceğine göre “BOB” yerine yeni bir proje mutlaka uygulamaya konulmuştur. » Devamını Oku: AKP Politikaları

Yoksulluğu Yenmek-2

26 Kasım, 2009 yapan admin Yorum yok »

 

fabrikaDünya bir ekonomik kriz yaşadığı bir gerçektir. Krizlerin pek çok sebepleri vardır. Ancak en önemli sebepleri arasında kaynakların azlığı değil, kaynak oluşturmama, çalışmama, dürüst olmama, kaynakları dengeli ve verimli kullanmamaktır. Ekonomik ahlak olmayınca serbest piyasa ekonomisi de sağlıklı yürümez. Hürriyet olmayınca da serbest piyasa ekonomisi serbest olamaz. Önce hürriyet, sonra emek ve gayret gelir.

Yoksulluğun bir başka sebebi bencillik ve israftır. Bu nedenle “kanaat bitmez ve tükenmez hazinedir.” İnsanın ihtirasları vardır. Ruhunda doyumsuzluk vardır. Bu nedenle gerek yasalar, gerekse ahlâkî ve dini kurallar insanların ihtiraslarını denetim altına alarak dengelemeyi amaçlamıştır. İhtiras sahibi olan insan ne kadar zengin olursa olsun fakir ve muhtaç sayılır. Çağımızda bir tarafta ihtiraslar öbür tarafta israf, gelir kaynaklarını belli ellerde toplanmasına ve toplumun büyük kesiminin yoksullaşmasına neden olmaktadır. » Devamını Oku: Yoksulluğu Yenmek-2

Yoksulluğu Yenmek-1

23 Kasım, 2009 yapan admin Yorum yok »

YOKSULLUĞU YENMEK-1

Yüce yaratıcı insanı sonsuz ihtiyaçların odağında yaratmıştır. İnsan fıtratına koymuşdort-kisilik-ailenin-yoksulluk-siniri-2-bin-465-tl16 olduğu ihtiyaç silsilesi ile insanı rızka muhtaç halde yaratmıştır. İnsan rızk için sosyal hayata uyum sağlamak mecburiyetinde ve çalışmak durumundadır. Hayatla ve eşya ile münasebetini bu şekilde kurmaktadır insan…

İnsanın rızk peşinde koşması, çalışma hayatı ve ekonomik faaliyetlerinin tamamına “iktisat” denir. İktisat, ekonomiden ve ekonomik faaliyetlerden daha geniş ve daha kapsamlı bir terimdir. İktisat kavramı içerisinde “hak, adalet ve dengeli bir hayat, israftan kaçmak” gibi kavramların tamamı vardır. Ekonomi dendiği zaman ise, sadece kalkınma, gelişme ve ekonomik faaliyetler vardır. İşin adalet ve hakkaniyet boyutu ancak “Hukuk” olarak kabul edilmiş ve ekonomiden ayrı tutulmuştur. İşte problem de bundan sonra başlamıştır. Zira hak ve adaletin, israf ve iktisadın olmadığı yerde ekonomik faaliyetler sadece “menfaat” çerçevesinde oluşur. Sadece menfaatin esas alındığı ekonomik faaliyetlerin de pek çok haksızlıklara sebep olmayacağı söylenemez. Ekonomik problemlerin temelinde insanın mala ve kazanca olan hırsı ve menfaat düşüncesi vardır. » Devamını Oku: Yoksulluğu Yenmek-1

ÜLKE GERÇEKLERİ !??

18 Kasım, 2009 yapan admin Yorum yok »

terorTele-kulak skandalı…

Açılım skandalı…

Yolsuzluk skandalı…

Ahlak skandalı…

Terör…

İhtilal hazırlıkları…

Birilerini bitirme planları…

**

İşsizlik problemi çare bekliyor?

Çare arayan var mı?

Yok…

Kim çare bulacak?

İktidar…

İktidar ne yapıyor?

İş mekânlarını satmaya ve kapatmaya çalışıyor… » Devamını Oku: ÜLKE GERÇEKLERİ !??

KİM BU BİRİLERİ

16 Kasım, 2009 yapan admin Yorum yok »

Kim_Possible_Cast

2011 yılında Genel Seçim var, 2012 yılında ise Cumhurbaşkanlığı seçimi…

Bütün senaryolar buna göre yapılıyor Türkiye’de. Derin devlet de, asker de, hükümet kanadı da bütün oyunlarını buna göre oynuyor.

Hükümet kanadından yükselen “Açılım Rüzgârlarının” arkasında bu var. O da biliyor genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimine göre muhalefetin ve hükümet muhalifi bütün kanatların senaryolar yazdıklarını… O kadar çok senaryo ve ayrı hesaplar var ve bunları oynayan o kadar kuklalar var ki, kuklacıyı gören bilen yok… Kuklacı bir tane de olabilir, birkaç tane de… Birinci adam yok… Birinci adamlar var… Bu sebeple hangisi birinci adam kimse bilemiyor…

Siyaset canibine bakıyoruz… DP hareketleniyor… Abdullatif Şener hazırlanıyor… Mustafa Sarıgül bir taraftan meydanlara inmeye çalışıyor… Hükümetin en çok nefret ettiği kelime ise “Erken seçim…”  

turk_telekom50Neden?

Seçim ortamına girilse ülkenin gerçek gündemi konuşulmaya başlayacaktır.

Ne konuşulacak?

“İşsizlik konuşulacak…

Memurun, köylünün, işçinin ve emeklinin sorunları konuşulacak…” O zaman da AKP’nin pili bitecek. Onun için yapay gündemlerle ülke meşgul ederek günü kurtarmaya çalışıyor. » Devamını Oku: KİM BU BİRİLERİ

MEMURA MÜJDE ! …

9 Kasım, 2009 yapan admin Yorum yok »

Memura müjdeMemurlara müjdeli haber: “Memurlar artık ek iş yapma imkânı geliyor. Memurun çalışma ve ek iş yapmayı yasaklayan kanun yürürlükten kaldırılıyor.” Bundan sonra memurlar ikinci bir iş yapacak ve ikinci bir maaş kadar para kazanacak.

Bundan sonra memur “maaşım yetmiyor” diye şikâyette bulunarak “grev, boykot ve eylem” yaparak hak arayamayacak.  Böyle bir şey yapacak olsa vatandaş “Kardeşim akşam sekiz saat boş duracağına ikinci bir iş yap. Cumartesi ve Pazar günleri de çalış. Pazarcılık yap, tezgâh aç, kahvede ve gazinoda çalış ve para kazan” diyecektir.

**

Bu memlekette herkes para kazanıyor. İşsiz kimse yok. Herkesin bir işi var ve yeni iş imkânları olduğu için çalışacak adam bulunamıyor. Günde sekiz saat çalışan memurlar geri kalan sekiz saatin hiç olmazsa beş saatini çalışsınlar ve dışarıdan işçi getirmeyelim diye bu yasaya ihtiyaç duyuldu.  Yasa çıktığı zaman memur para kazanacak ve herkes kazanacak, ülke kazanacak. » Devamını Oku: MEMURA MÜJDE ! …

ANAP Tarih Oldu…

31 Ekim, 2009 yapan admin Yorum yok »

anap112 Eylül 1980 askerî darbesinin arkasından 20 Mayıs 1983’te Turgut ÖZAL tarafından kurulan ANAP büyük ölçüde günümüzün AKP’si gibi kişiselleşmiş bir lider partisi olarak kuruldu. ANAP Turgut Özal’ın çevresinde örgütlenmiş ve şahsına bağlı olan bir seçmek kitlesine sahipti. Siyasi kadrosunu Özal ile beraber çalışmış olan teknokratlarlarla MSP, MHP, AP ve CHP’den gelme 1980 öncesi öne çıkmayan siyasetçilerden meydana geliyordu. Milletten veto yiyenler MGK’nın veto barajını aşarak 1983 Genel Seçimlerine girmişlerdi. MGK’nın müsaade ettiği üç partiden birisi de ANAP’tı. Bir muvazaa partisi olarak “İhtilal ürünü parti” damgasını yemiş olsa da BTP’nin kapatılması ve DYP’nin veto ile seçime sokulmaması sonucu AP tabanına oturarak 25 Mart 1984 seçimlerinde % 41.5 oy alarak iktidar oldu.
1987 seçimlerinde ise büyük bir oy kaybı ile % 36’ya düştü. Buna rağmen seçim sisteminde yaptığı değişiklikten dolayı milletvekili sayısını 212’den 292’ye çıkardı. 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde ise ANAP’ın oy oranı % 21.80’e düştü. Bununla beraber 400 milletvekilinden 292’sine sahipti. Bu şartlarda 31 Ekim 1989’de Genel Başkanı olan Turgut ÖZAL’ı Cumhurbaşkanı seçmesi eleştiri konusu oldu. Hatta DYP Genel başkanı Süleyman DEMİREL “% 21’in desteğini almış olan bir Cumhurbaşkanının Cumhurun başkanı olamaz” şeklinde eleştiri konusu yaptı. » Devamını Oku: ANAP Tarih Oldu…

Ne Kadar Vergi Ödüyoruz

28 Ekim, 2009 yapan admin Yorum yok »

1746Sabah kalkıp yüzünüzü yıkamaya başladığınız andan itibaren vergi ödemeye başlıyorsunuz. Ancak siz dolaylı yönden ödediğiniz için nasıl ödediğinizi bilmiyorsunuz. Yüzünüzü yıkarken akan sudan Katma Değer Vergisi (KDV) ve Çevre Temizlik Vergisi (ÇTV) alınmaktadır. 20 TL su harcayan birisi 2 TL KDV ve 2 TL ÇTV ödemektedir; toplam 4 TL vergiye gitmektedir. Traş bıçağı ve sabuna verdiğiniz KDV ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) yi saymıyoruz.

Otomobil alan birisinin devlete ödeyeceği vergi gerçekten çok fazladır.  Sıfır bir araba aldığınız zaman pazarlık yapar yapmaz ödediğiniz paranın % 37’si devlete KDV ve ÖTV olarak anında gitmektedir. Diyelim ki 27 bin 500 TL’ye bir araba aldınız. Bu arabayı beş yıl kullandığınızı varsayalım devlete ödediğiniz vergi miktarı tam 34 bin TL’yi bulmaktadır. Buna alımda ödenen KDV, Taşıt Alım Vergisi (TAV) Motorlu Taşıt Vergisi (MTV) benzine ödenen ÖTV ve KDV, kaskoya ödenen Banka Sigorta Muameleleri Vergisi, (BSMV) Trafik Sigorta Vergisi  (TSV) ve servis yedek parçalardaki KDV’yi kapsamaktadır. Bunlara ayrıca muayene vergisi vb. vergileri katmıyoruz. Bunun dışında her yıl Ocak ve Temmuz ayında ödediğiniz taşıt pullarını da hesaba katmıyoruz.   » Devamını Oku: Ne Kadar Vergi Ödüyoruz

U-Ü-V-Y-Z Kategorisi

25 Ekim, 2009 yapan admin Yorum yok »

Usta olmanın yolu çıraklıktan geçer.img_231851079_200
Utanma ve haya cehennemden kurtulmaya vesile olur.
Uygulanabilir bir plan, uygulanması şüpheli yüz plandan daha iyidir.
Ülkeler kılıçla alınır,ancak adaletle korunur.
Ürmesini bilmeyen it, sürüye kurt getirir.
Vicdan, Tanrı‘nın tatlı fısıltılarıdır.
Ya hiç sopa yemedin, ya da sayı saymasını bilmiyorsun.
Yağmur olsa, kimsenin tarlasına yağmaz.
Yalnız kendisini düşünen insan, yumurtasını pişirmek için komşusunun evini yakar. » Devamını Oku: U-Ü-V-Y-Z Kategorisi

T Kategorisi

25 Ekim, 2009 yapan admin Yorum yok »

Taç giyen baş, akıllanır.pr_01_9528_max
Talih, bardağa benzer, parladığı zaman kırılır.
Tam dostluk, benzer arkadaşlar arasında oluşur.
Tanrı fındığı verir ama kırmaz.
Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Tebriyeli adam, terbiyesizle geçinmesini bilendir.
Tecrübe aklın hocası, düşüncenin de rehberidir. Tecrübe insanın hayatta yaptığı hataların toplamıdır. » Devamını Oku: T Kategorisi

S-Ş Kategorisi

25 Ekim, 2009 yapan admin Yorum yok »

Sabır umut etmek sanatıdır. img_692085169_200
Sabır, kötü zamanların ilacıdır.
Sabır, yüzünü ekşitmeden acıyı yudumlamaktır.
Sağır bir koca ile kör bir kadın mutlu bir çifttir.
Sağlığın değeri, hastalıkta belli olur.
Sağlıklı olmak, hayat kavgasında başarının birinci şartıdır.
Sağlıklı olmak, varlıklı olmaktan her zaman iyidir.
Sarhoşun mektubu meyhanede okunur.
Sarhoşun yemini, meyhaneye kadardır.
Savaş borusu çaldığı zaman, silahları hazırlamak fayda etmez.
Savaşın iyisi, barışın kötüsü yoktur.
Savaşırken ölenleri kahraman yapan, ölümleri değil, ölümlerinin nedenleridir.
Saygı ve sevgi, kalıcı tüm ilişkilerin temelidir. » Devamını Oku: S-Ş Kategorisi

O-Ö-P-R Kategorisi

25 Ekim, 2009 yapan admin Yorum yok »

Obur, mezarını dişleriyle kazır. b-439676-o_harfi
Okuduğunu anlamayan, yaşadığını bilmeyen insana, laf anlatmak çok güçtür.
Okuyabilirseniz her insan bir kitaptır.
Olumlu kişilerin sırrı, hayata bakış açılarıdır.
Oynamayan tay, at olmaz.
Öfkelerinizi kelimelere dökerek anlatınız, kaba kuvvete baş vurmayınız.
Öfkeli konuş göreceksin ki, pişman olacağın en güzel konuşmayı yapacaksın.
Öğrencilerine öğrenme isteği aşılamayan bir öğretmen, soğuk demiri dövüyor gibidir. » Devamını Oku: O-Ö-P-R Kategorisi

M-N Kategorisi

25 Ekim, 2009 yapan admin Yorum yok »

Mahkeme kadıya mülk değildir.pr_01_9522_max
Mal biriktirme hırsı olan kişiler, her zaman sıkıntı ve üzüntü içinde olurlar.
Malum olanın ayrıca ispatı gerekmez.
Memleketin selameti, ifrat ve şiddet değil, itidal ve basirettir.
Menzile erince yağmur kesilir.
Merdiven basamak basamak çıkılır.
Meslek işin anahtarı, ekmeğin kapısıdır.
Mezar taşı ile övünülmez.
Mısır gitti koçanı kaldı.
Millet sevgisi kadar, büyük mükafat yoktur.
Milletler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çökerler.
Mizah şakanın arkasına saklanmış ciddiyettir.
Mum dibine ışık vermez. » Devamını Oku: M-N Kategorisi