- Anayasalar toplumun tüm kesimleri ile uzlaşarak yapılmalıdır. En azından salt çoğunluk olan %51’in mutabakatı alınmalıdır. Bu millete ve kurumlara güvenin ve uygulamada sahiplenmeyi kolaylaştırır. Çıkan yasa da güven ve saygı görür. Sadece meclis çoğunluğuna dayanarak “ben yaptım oldu!” mantığı ile yapılıp “emr-i vaki” ile dayatılamaz. Bu en azından kurumlara ve muhalefete saygısızlıktır. Bu nedenle bu değişikliğe hayır diyoruz.
- Bu değişiklik 12 Eylül rejimini ve yasasını değiştirmiyor, pekiştiriyor. Değiştirmek istiyorsa yine mutabakatla Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Yargı Organlarında köklü bir değişim yapması gerekir. Veya tamamen o kurumu kaldırmak gerekir. Bu yapılmıyor sadece üyelerin sayısı artırılarak daha da meşrulaştırılıyor. Bu nedenle hayır diyoruz.
- Askeri yönetimin yaptığı 1982 Anayasası 1987 tarihinden bu güne tam 17 kez değiştiği ve 80 maddesi yeniden düzenlendiği halde değişen bir şey olmadı. Bu değişikliklerin pek çoğu TBMM’de uzlaşma ile değiştirildi. Ama ne devletçi ruhu aynen korumaya devam etmektedir. Devletçi sistemin değişimine yönelik bir adımın atıldığını da göremiyoruz. 12 Eylül Anayasası ve kurumları da AKP’nin işine geldiği için değiştirme taraftarı da olmadığı anlaşılmaktadır. En basitinden YÖK… YÖK’ü istediği gibi kontrol ettiğine göre değiştirmeye gerek kalmadığından hiç gündeme gelmemektedir.

- AKP 12 Eylül yönetiminin yapmadığını yaparak bağımsız yargıyı da Meclis çoğunluğu ile siyasi iktidarın denetimi altına sokmak istemektedir. Mahkeme kadıya mülk olmaz. Keser döner sap döner, gün olur hesap döner. AKP’nin yerine gelen iktidar bunu AKP aleyhinde kullanırsa ne olacak? Kuraldır. El için kuyu kazan iptida kendi düşer. Abdulhamid’e sürgün kanununu çıkartanlar, bu kanun uygulamaya geçince sürgüne gönderildiler.
- 15. Maddenin kaldırılması ve 12 Eylülü yapanların yargılanması içi boş bir vaat… Zaman aşımı nedeni ile darbecilerin yargılanması zaten mümkün değil.
- Çalışana “grev hakkı” yerine “toplu iş sözleşmesi” deniyor. Bu da uzlaşma kuruluna o da bakanlar kuruluna bırakılıyor. Yani bunda da değişen bir şey yok…
AKP’nin değiştirmeyi istemediği kurumlar ve yasalar:
- Sözde demokrasi,
- Önseçimsiz seçim kanunu,
- Anti demokratik %10 seçim barajı,
- Demokratik olmayan Siyasi Partiler Yasası,
- Parti Liderlerinin ataması ile oluşan parlamento,
- Liderlerin ağzına bakan milletvekilleri,
- Dokunulmazlık zırhı,
- İktidar denetimindeki RTÜK,
- AKP’ye uyumlu hale gelen YÖK..
1982 Anayasa’sının değişmesi gereken en önemli kurum ve yasaları bunlar. Dolayısıyla AKP’nin;
- Demokrasiye evet mi hayır mı?
- 12 Eylül ile hesaplaşma,
- 12 Anayasasını değiştirme,
… Gibi
iddiaları havada kalmakta ve bir aldatmadan ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
“Anlayana sivrisinek saz; anlamayana davul-dümbelek az…” demiş atalarımız…
**
AKP’nin amacı referandumda aldatma ve hile ile % 50 ve üzeri oy almak ve bunu AKP’ye kanalize etmek için (Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi) baskın bir seçim ile yeniden parlamento çoğunluğunu ele geçirip Gül’ün yerine Tayyibi Cumhurbaşkanlığına taşıyarak intihar etmektir. Zaten görevi de misyonu da o zaman bitiyor…
Ya AKP’ye gönül verenler ne olacak?
Onlar mı? “Kral öldü, yaşasın yeni kral!” diyenler gibi “Bu parti öldü, yaşasın yeni parti” diyerek iktidara yakın gördükleri yeni partinin yanında yer alarak eski arkadaşlarına ihanet etmektir.
Zaten 12 Eylül’ün asıl misyonu ve tahribatı budur. 1982 Anayasası kendisini korumak için bu “menfaat ve rüşvet çarkı” kurarak devletin imkânlarını rüşvet olarak vermek, “idealler, fikirler ve kadrolar üzerine müesses olan Demokrasiyi tahrip ederek” “Demokrasiyi araç olarak gören faydacı ve menfaatçi siyasi” yapıyı oluşturmak…
Bu zihniyet yıkılmadan Demokrasi hayal…
Demokrasi iddiaları ise tamamen yalan…






