Bu gün 12 Eylül ile hesaplaşmak mümkün müdür? Aradan tam 30 sene geçmiş. 12 Eylül 1980 günü doğanlar şimdi 30 yaşında ve o gün 20 yaşında olanlar da 50 yaşına girmiş bulunmaktadırlar.
12 Eylül ihtilalinin gerekçelerine bakalım. Anarşi, terör, iktidarın CHP ile uzlaşmaması ve Cumhurbaşkanı seçiminin yapılamamış olması… İhtilal, partilerin kapatılması ve 82 Anayasası ile yeni bir dönemin açılması. Referandum ve % 92 “Evet Oyu” ile Anayasa’nın kabulü ve İhtilal lideri Kenan Evren’in Cumhurbaşkanı olması ve dokunulmazlıklar…
12 Eylülden sonra Kemalist ideoloji anlayış değişikliği yaparak gelişen dinci akımların desteğine ihtiyaç duydu ve “Din Derslerini” Anayasal zorunluluk haline getirerek dini cemaatlerle anlaştı. Sonra hedefine “Komünistleri” koyarak “Bu Anayasa’ya karşı çıkanlar komünistlerdir” diye tüm dindarların desteğini aldı. Sonrasında 12 Eylül siyasi iktidarını da ANAP ile kurdu ve devam ettirdi.
Kemalizm Okullara cebren koyduğu “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” ile güçlendikçe güçlendi. Zira “İnkılâp ve Atatürkçülük” dersi yeterli olmadığı için “Din Kültürü” adı altında Lâiklik ve Kemalizm dersleri verildi. Aradan geçen 30 sene sonunda dindar insanların geldiği noktada din hayatın daha da gerisine itilmiş oldu.
Bu arada aşırıya giden siyasal ve dini akımlar 28 Şubat 1997 Post modern darbesi ile sindirildi ve büyük bir kısmı Meclis dışına itildi. Terörü bitirenler de bitirildi. 12 Eylül Rejimine yeni bir ivme kazandırmak için AKP iktidara getirildi.
12 Eylülden günümüze 30 sene ve 28 Şubattan da 14 sene geçti. İktidarlar geldi geçti ve günümüze kadar 12 Eylül Anayasa’sının 83 maddesine değişiklik yapılarak güya demokratikleştirildi.
Gelinen noktada geriye dönük baktığımız zaman Anarşi ve Terör yine var, Anarşi var, ekonomik istikrarsızlık devam ediyor ve Cumhurbaşkanlığı seçimi, iktidar ve muhalefet çatışması yine devam ediyor. İsimler ve resimler değişmiş ama özde değişen bir şey yok. Bütün bunlara ilaveten bir de “Kurumlar arası Çatışmalar” baş göstermiş.
Bütün bunlardan en karlı çıkanlar ise Kemalist ideoloji olmaktadır. Perde arkasında bütün çatışmaları idare ederek kendisini hâkimiyetini koruyan ve her karmaşadan karlı çıkan Kemalizm olmaktadır.
AKP iktidarı ile (Yeni Asya hariç) bütün dini cemaat ve tarikatların desteğini de alarak daha da güçlenen Kemalizm artık bitmiş ve modası geçmiş yargılanma sürecine asla girme ihtimali olmayan “12 Eylül Darbesi’nin intikamını alma” gibi bir gerekçe üreterek, daha önce 83 Maddesi değiştiği halde bir türlü demokratik olmayan 12 Eylül Anayasasının 25 Maddesinde değişiklik yaparak demokratik bir anayasa haline getirmiş olacaklardır.
Peki, bundan kim kazançlı çıkacaktır?
Kesinlikle Kemalistler, 12 Eylülcüler ve 28 Şubat’ı yapanlar… AKP’de Kemalizm’in bu değişimine ve devamına sebep olduğu için elbette o da bundan payını alacaktır.
12 Eylül ile hesaplaşma böyle Anayasa üzerinde oynamakla olmaz. Çünkü Anayasa yapmak kolay ama uygulamak zordur. Zaten Anayasa’nın kendisi “Meclisin üçte iki çoğunluğuna” Anayasa’nın maddelerini değiştirme yetkisi vermiştir. Uzlaşma ile istenen maddeler değiştirilebilmektedir ki bundan önce de Referanduma gitmeyen 80 Madde değişmiştir.
12 Eylül ve Darbecilerle mücadele ancak AB Reformlarına hız vererek bir an önce Avrupa Birliğine girmekle mümkündür. AB Standartlarında Demokrasi ile her nevi sıkıntında kurtulma ve kurumları işleterek Anarşi ve Terörü bitirmek ve Ekonomik istikrarı sağlanırsa o zaman ancak İhtilal ve ihtilalcilerden kurtulmuş ve darbecilerden intikam alınmış olur. Avrupa Birliğinden uzaklaşıldıkça darbecilerin oyuncağı olmaya devam edeceğiz demektir.
12 Eylül Anayasasına “Hayır” diyenlerin bilhassa çok dikkat etmeleri gerekir. Sanki tesadüfmüş gibi (dindarların Allah’ın bir hayır murat ettiği şey manasında tevafuk dediği) birileri tarafından kasıtlı olarak 12 Eylül tarihine getirmiş olmalarını da gözden uzak tutmamak gerekir.
12 Eylül’den intikam Referandum ile alınacaksa 28 Şubat’tan intikam almak için ne zaman referandum yapmayı düşünüyoruz acaba?






