Archive for Ağustos 2010

Hocaya Sadakat Kimin Şerefi?

Ağustos 23rd, 2010

Mustafa AKYOl /Star, 23 Ağustos 2010

Saadet Partisi’ndeki gerilim, geçen günkü “olaylı iftar”la iyice yükseldi. Genel Başkan Numan Kurtulmuş’un da katıldığı yemeği basan Erbakan yandaşları, masa-sandalye devirdi, arbede çıkardı, habercileri tartakladı.

Bir yandan da Erbakan’ı kast ederek topluca bağırdılar: “Hocaya sadakat şerefimizdir.”

Olayın çok çirkin olduğu ve Saadet’e ancak zarar vereceği açık. Protestocuları bu gibi “akli” gerekçelerle yermek de fazlasıyla mümkün. Ama meseleye biraz “İslami” açıdan bakmakta da fayda var.

Önce şunu belirteyim: Haberlere göre protestocular, Kuran’ı Kerim okunurken de slogan atmışlar. Oysa keşke, “Kur’an okunduğu zaman hemen onu dinleyin ve susun; umulur ki esirgenmiş olursunuz” ayetini hatırlasalardı. (Araf Suresi, 204)

Asıl değinmek istediğim nokta ise şu “hocaya sadakat şerefimizdir” lafı. Bu sloganı atanlar, belli ki Erbakan’ın izinden gitmeyi bir “üst değer” olarak benimsemiş durumdalar. Oysa, geçenlerdeki bir yazımda da belirttiğim gibi, İslami üst değer, şahıslara değil, ilkelere sadakattir. O yüzden de ilk halifeler devrinde, “Ömer’e sadakat şerefimizdir” gibi laflarla değil, aksine Hz. Ömer’e karşı kalkıp da açıkça eleştiriler getiren Müslümanlarla karşılaşırsınız. » Read more: Hocaya Sadakat Kimin Şerefi?

AKP’nin Yalanları!

Ağustos 22nd, 2010

Mustafa CAN

Siyaset yalana çok revaç vermiştir. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri asrın başında Şam Cami-i Emevi’de okuduğu hutbesinde “Güzel ahlakını tamamlamak için gönderilen” peygamberimizin (sav) ortaya koyduğu ahlâki esasların başında doğruluğun geldiğini ifade ettikten sonra şöyle buyurur: “Ben bu zaman ve zeminde, beşerin hayat-ı içtimaiye medresesinde ders aldım ve bildim ki: Ecnebiler, Avrupalılar terakkide istikbale uçmalarıyla beraber bizi maddî cihette kurûn-u vustâda durduran ve tevkif eden altı tane hastalıktır” dedikten sonra Birincisi “Ümitsizlik” ikinci hastalık olarak da “Sıdkın hayat-ı içtimaiye-i Siyasiyede ölmesi” olarak ifade eder. Üçüncüsü de “Adavete muhabbettir” ki bu da ikinci hastalığa yakalananların kendi siyasi düşüncelerine ve yanlışlarına destek olmayanlara düşmanlık yapmalarını netice vermektedir. (Şimdi bu yazıyı okuyan AKP sempatizanları ‘acaba dedikleri doğru mu yanlış mı’ demeden iman kardeşi olduğumuzu unutarak düşmanca saldırılarda bulunacaklarıdır ki bu onların ikinci ve üçüncü hastalığa yakalandıklarının delili olacak ve Bediüzzaman’ın haklılığını da kanıtlayacaktır.)

Bu girişten sonra gelelim AKP’nin yalanlarına:

1. Yoksulluğu, yasakları ve yolsuzluğu ortadan kaldırdık. (Bu sekiz sene önceki seçim beyannamesinde halka en önemli vaatlerinden birisiydi. Şimdi bunu kaldırdıklarını iddia etmektedirler.) Diğer taraftan da diyorlar ki “Biz yoksullara yönelik yardımları artırdık.” Şimdi yoksulluk azaldı ise yardımlar neden arttı? İşte size çelişkili reklamlar. “Şecaat arz ederken merd-i kıptî sirkatin söylermiş!” Peki, gerçek nedir? 2008 itibarıyla Türkiye’de yoksulluk oranı % 17.11 dir. Yani Yüz kişiden on yedisi yoksulluk sınırının altındadır. 374 bin kişi açlık sınırının altında yaşamaktadır. Yoksulluk sınırında yaşayanların sayısı ise 11 milyon 933 kişidir. » Read more: AKP’nin Yalanları!

“Hayır!” ne anlama geliyormuş!..

Ağustos 19th, 2010

Mustafa CAN

Referandum süreci başladı. Referandum “Doğrudan Demokrasi”nin bir göstergesidir. Bazı meseleler ve kanunlar halka sorular ve “bakın halk istiyor” diye kabul edilir ve kanunlaşır. Avrupa’da çok defa uygulanagelen bir sistemdir. Referandumda vicdanlara ve fikirlere baskı yapmadan ve aklı karıştırmadan herkes hür vücdanına göre oy kullanır. “Evet” demek ne kadar demokratik ise “hayır” demek de o kadar demokratiktir. “Evet” veya “Hayır” çıkması hiçbir şeyin sonu değil ve hiçbir şeyi de değiştirmez.  Zira 12 Eylül Anayasası yerinde durmaktadır ve diğer bağlayıcı hükümler yeni yasaların işleyişini frenler. Bilhassa başlangıçtaki “Genel Hükümler” ve 174. madde tüm Anayasayı bağlamaktadır. Ama ne var ki burası Türkiye… Demokrsi kültürü yok ve iktidar dahil pek çokları “Demokrasi bir araçtır” diye üzerine basıp bir başka amacı takip ettikleri için ülkeyi “Evetçiler” ve “Hayırcılar” diye ötekileştirip ayrıştırmaktadırlar.

Bu durum 12 Eylül Anayasasının oylaması sırasında da yaşanmıştı. O zaman biz “Hayır” dediğimiz ve bunu anlatmak için Anayasa ne getirip ne götürüyor?” diye “KÖPRÜ” dergisinin eki olan bir broşürü dağıtıyorduk. Referanduma gidilecekti ve İhtilal Lideri Kenan EVREN “Hayır diyenler vatan hainidir. Koministlerle beraber vatana ihanet etmektedirler” diye mitingler düzenliyor ve yanına aldığı konsey üyeleri ile Anayasa üzerinden değil, “Vatan hainliği” üzerinden siyaset yapıyordu. Bizi de “Kministlerle beraber olmakla” suçluyorlardı. » Read more: “Hayır!” ne anlama geliyormuş!..

Referandum Geçmişle Hesaplaşma mı?

Ağustos 18th, 2010

”Referandum, geçmişle hesaplaşmaya dönüştü”

http://www.dp.org.tr/HaberDetay.asp?id=130930

Demirel, ”175 maddelik Anayasa’nın, 24 maddesi değiştirilince darbe olmaz diye bir şey yoktur” dedi.

(DP Basın Merkezi – 12 Ağustos 2010) 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel,  YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve Yönetim Kurulu Üyelerini, Güniz Sokak’ta kabul etti. Demirel, ”175 maddelik Anayasa’nın 24 maddesi değiştirilince darbe olmaz diye bir şey yoktur” dedi.

YARSAV Başkanı Tarhan, ziyaret sırasında, yargı üzerinden demokrasiyle oynandığı endişesi taşıdıklarını, bu nedenle Demirel’in görüşlerine başvurmak amacıyla burada olduklarını söyledi. Demirel de, Anayasa tartışmalarının bir süredir ülkenin gündemini meşgul ettiğini ve giderek ”dallı budaklı” hale geldiğini belirtti.

Meselenin sadece Anayasa değişikliğinden ibaret olmadığını belirten Süleyman Demirel, ”Referandumda yapılacak konu, bir siyasi hesaplaşmaya, geçmişle hesaplaşmaya dönüştü” diye konuştu. Konunun ”bu bir başlangıçtır dahası var bunun” şeklindeki kaygılarla daha da karmaşık hale geldiğini savunan Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü: » Read more: Referandum Geçmişle Hesaplaşma mı?

Demirel Gündemi Yorumluyor

Ağustos 18th, 2010

“Anayasa Değişikliği İle İntikam Alınır mı?”

http://www.dp.org.tr/HaberDetay.asp?id=130827

“Darbe konusu bugünkü Türkiye’de tartışıldığı şekliyle, tartışılmaya devam ettiği sürece, bu zihinleri karıştırmaktan başka bir şeye yaramıyor.”

Röportaj: Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR

Ültanır: Sayın Cumhurbaşkanım Türkiye kritik bir eşikte bulunuyor. Halkın temel sorunları bir kenarda bekleyedursun, mevcut gündemde; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesinin değiştirilmesi tartışması, 5-6 sene öncesinin tatbikatları üzerine inşa olunan Balyoz Davası’nda 28’i muvazzaf olmak üzere çoğu üst düzeyde 102 subay hakkında 5 ay sonra başlayacak dava için yakalama kararı, bunun Ağustos ayında yapılacak Askeri Şûra’da alınacak kararları etkileme amaçlı olduğu tartışması, İnegöl, Hatay ve Erzurum’da ortaya çıkan Türk-Kürt çatışması niteliğindeki üzücü olaylar, mahkemenin yakalanmasını istediği, yasa karşısında kaçak(!) konumdaki bir generalle İçişleri Bakanı’nın dün cenazede yan yana çekilmiş fotoğrafları ve Bakanın söz konusu generalden Amanoslar’ın teröristlerden temizlenmesini istemesi çelişkisi, Başbakanın 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat’a ilişkin darbe karşıtı söylemlerle yürüttüğü bir referandum kampanyası görülüyor.

Oldukça karmaşık bir görünüm gibi, ama büyük resme, konunun özüne bakacak olursak, işin çekirdeğinde darbe konusu var. Yapılmış darbelerin bitmeyen tartışması, yenisi olabilir mi kaygısı. Ergenekon ile başlayıp Balyoz’a uzanan ve terörizmle de bağlantı kurulan komplo dizileri gibi darbe senaryoları var gösteriliyor. Sanırım tüm bunları, devletin güvenliği ve emniyeti sorunu adı altında toplamamız mümkündür ve bu konuda yüksek dozda yanıltıcı tartışmalar yapılıyor. » Read more: Demirel Gündemi Yorumluyor

Başbakan Açıkoturuma Çıkar mı?

Ağustos 18th, 2010

“Sayın Başbakan veya onu temsil eden bir kimse gelsin, televizyonlara çıkalım tartışalım”

“Ben buradan meydan okuyorum. Sayın Tayyip Erdoğan’ın kendisini tanımıyorum. Ama söylediklerini duyduktan sonra Anayasa tekniğini bilmediğini gördüm. Belki de onu yanıltıyorlar. Alsın yanına. Kuzu var bir tane.. Kuzu’yu da getirsin, koyunu da getirsin, kimi getirirse, tartışalım, münazara yapalım”

(DP Basın Merkezi – 15 Ağustos 2010) Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk, 12 Eylül’de yapılacak referandum için başlattığı “Hayır” kampanyasına, Ankara’da düzenlediği basın toplantısıyla devam etti.

Partililerin ve çok sayıda gazetecinin katıldığı basın toplantısında, Anayasa paketi ile ilgili siyasi mücadelenin giderek sertleştiğine ve tartışmaların rayından çıktığına dikkati çeken Cindoruk, şunları söyledi.

“Son günlerde yapılan mitinglerde bir ‘havuz muhabbeti’ yaşanıyor. Anayasa paketi havuza düştü. Biz o paketi o havuzdan çıkarıp, yoğunluğu, gerekliliği ve meselenin önemi ölçüsünde, soğukkanlı olarak irdelemek istiyoruz. Anayasa paketi ile ilgili bu güne kadar yapılan tartışmalar rayından çıkmıştır. Ortada bir seçim yoktur. Ortada iki tarafın da, hayırcıların da, evetçilerin de, içeriğini tam bilmediği bir anayasa değişikliği önerisi var. » Read more: Başbakan Açıkoturuma Çıkar mı?

İtidal Çizgisi

Ağustos 16th, 2010

Kâzım GÜLEÇYÜZ

Yüksek Seçim Kurulu referandumun tarihini 12 Eylül olarak açıkladığında, “Ramazan boyunca iftardan sahura, sahurdan iftara halka paketi anlatacağız” diyenler olmuştu.

Oylanacak paketin, iktidar partisince iddia edildiği şekilde bir “demokrasi devrimi” olmadığı, hak ve özgürlükler adına çok fazla birşey getirmediği yönündeki kanaatimizi ifade etmiştik.

Bu sebeple, içerdiği eksik ve yetersiz doğruların yanında, gereksiz, hattâ yanlış bazı düzenlemelere de yer veren paketle ilgili tartışmalarda dikkat, sükûnet ve temkini elden bırakmayalım.

Konuyla ilgili müzakereleri, paketin daracık ve problemli kapsamına hapsedip, onun üzerinden gergin polemiklere girişme tuzağına düşmeyelim. Onun yerine, paketi ve referandumu vesile kılarak, yeni, demokratik ve sivil bir anayasa ihtiyacını her ortamda gündeme getirelim. » Read more: İtidal Çizgisi

Anayasa Referandumu Hakkında Düşünceler…

Ağustos 14th, 2010

Umut YAVUZ

1982 Anayasası darbe ürünü bir anayasadır. Bu anayasa insan hak ve özgürlükleri bağlamında yetersiz olup, Türkiye’yi artık daha ileri taşıyamayacak mefluç bir anayasa mahiyetindedir. Bugün objektif bir gözle bakan herkes pek tabii ki mevcut anayasamızın topyekûn bir değişme ve yenilenmeye tabi tutulması gerektiği konusunda hemfikir olacaktır.

Demokratik, sivil ve özgürlükçü bir anayasa yapılması herkesin arzusudur. Ancak esas tartışma bunun nasıl ve kimler tarafından yapılacağıdır. Benim kanaatim anayasalar birer toplumsal sözleşme mahiyetinde olduğu ve ayrım gözetilmeksizin vatandaşlık hakkına sahip bütün bireyleri doğrudan ilgilendirdiği için kesin bir mutabakat ve konsensüs ile yapılması gerektiğidir. Bu, yeni bir anayasa yapmak için bir gereklilik olduğu gibi, mevcut anayasada değişiklik yapmak için de gerekli bir şarttır.

12 Eylül 2010 günü önümüze sunulacak anayasa paketinin en başta bu yönüyle sakıncalı ve problemli bir paket olduğunu belirtmek gerekir. Zira nasıl ki 1982 yılında bizlere dayatılan anayasanın “darbe ürünü ve dikta mantalitesiyle hazırlanmış” bir anayasa olduğundan muzdarip isek, bunun yerine ikame edilecek olan anayasa yahut paketlerin de bu mahiyetten uzak olması elzemdir. Yani demek istediğimiz o ki, toplumun bütün katmanlarını ilgilendiren böylesi değişikliklerde muhakkak surette mutabakat ve konsensüs aranması şarttır. Aksi halde yapılan şey anayasa yahut anayasa reformu olmaktan uzak olur. » Read more: Anayasa Referandumu Hakkında Düşünceler…

AKP Anayasasında Ne var Ne Yok?

Ağustos 14th, 2010

1) DEMOKRASİLERDE ANAYASA NEDEN ÖNEMLİDİR?

ÖNEMLİDİR ÇÜNKÜ TOPLUMUN, TOPLUMDAKİ DEĞİŞİK GRUPLARIN,
KATMANLARIN İSTEKLERİNİ YANSITIR. ONLARIN AYRI AYRI HAKLARINI KORUR.

İŞÇİLERİN HAKLARINA YER VERİR.
SENDİKALARIN HAKLARINA YER VERİR.
SENDİKASIZ ÇALIŞTIRILANLARIN,
EMEKLİLERİN,
İŞVERENLERİN,
KADINLARIN
ÇOCUKLARIN,
ENGELLİLERİN,
DEĞİŞİK MEZHEPLERDEKİ YURTTAŞLARIN,
ÖĞRENCİLERİN,
KÜÇÜK ESNAFIN,
YARGININ,
BASIN EMEKÇİLERİNİN,
GAZİLERİN VE BU ÜLKE İÇİN CANINI VERMİŞ ŞEHİT AİLELERİNİN
TEKEL İŞÇİLERİNİN,
ÇİFTÇİLERİN,
TARIM KESİMİNDE ÇALIŞANLARIN HAKLARINI KORUR.
» Read more: AKP Anayasasında Ne var Ne Yok?

12 Eylüle neden Hayır!

Ağustos 12th, 2010

Mustafa CAN

  1. Anayasalar toplumun tüm kesimleri ile uzlaşarak yapılmalıdır. En azından salt çoğunluk olan %51’in mutabakatı alınmalıdır. Bu millete ve kurumlara güvenin ve uygulamada sahiplenmeyi kolaylaştırır. Çıkan yasa da güven ve saygı görür. Sadece meclis çoğunluğuna dayanarak “ben yaptım oldu!” mantığı ile yapılıp “emr-i vaki” ile dayatılamaz. Bu en azından kurumlara ve muhalefete saygısızlıktır. Bu nedenle bu değişikliğe hayır diyoruz.
  2. Bu değişiklik 12 Eylül rejimini ve yasasını değiştirmiyor, pekiştiriyor. Değiştirmek istiyorsa yine mutabakatla Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Yargı Organlarında köklü bir değişim yapması gerekir. Veya tamamen o kurumu kaldırmak gerekir. Bu yapılmıyor sadece üyelerin sayısı artırılarak daha da meşrulaştırılıyor. Bu nedenle hayır diyoruz. » Read more: 12 Eylüle neden Hayır!

Referandum ve Anayasa Değişikliği

Ağustos 11th, 2010

Fatih ALTAYLI

MADEM İZ SİLİNECEK YÖK NİYE DURUYOR!
Rerefanduma giden Anayasa değişikliğinin çok önemli olduğu kanaatinde olmadığımı hep söylüyorum.
2001′de yapılan değişikliklerin KDV’si bile olmayacak derinlikte bir değişiklik.
Keşke baştan bir “Yeni Anayasa” yazılsaydı da onu oylasaydık.
Ama yazılmadı. Yamalı bohçaya birkaç yama daha yapılmakla yetinildi.
Yamaların HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili bölümleri dışında sorun yok.
Ama ben bu ikisini de çok önemsemiyorum.
Niye mi? » Read more: Referandum ve Anayasa Değişikliği

Demirel Gündemi Yorumluyor…

Ağustos 3rd, 2010

TSK İç Hizmet Kanununun 35. Maddesi konusunda görüşlerini açıklayan Süleyman Demirel “Bu maddenin Atatürk dönemine uzandığını ve 1935’de Atatürk’ün Cumhuriyeti orduya emanet ettiğini bu nedenle kalkması için destek bulmanın zor olduğunu ifade ederek ‘Aslolan Demokrasi Kültürüdür” yoksa bu madde durduğu sürece Türk Silahlı Kuvvetleri hükümete de parlamentoya da sormadan ‘Lâiklik elden gidiyor’ diye re’sen el koyar” dedi.  

Demirel ayrıca kendisinin de TSK’nın İç Hizmet Kanununun 35. Maddesinin kaldırılması için çok konuştuğunu ancak destek bulamadığını söyledi.

Elinde silah taşıyan adamı hiçbir şey engelleyemez. İhtilal yapmaya kalkarsa gerekçesini mi soruyorlar adama? İhtilal yapıldıktan sonra kendisi söylüyor zaten” diyen Demirel “Asıl mesele bunlarla karşılaşmamayı başarabilmektir. Yani hikaye geliyor demokrasi kültürüne, geleneğine dayanıyor. Yüksek iradeye herkesin mutlak itaatini tesis ederseniz, o engeller. Birincisi bu. İkinci olarak da o ülkenin darbeye zemin verecek şartlar içine sürüklenmemesi lazımdır. Unutmayın, 1980 darbesine ve onu yapanların yazdığı Anayasa’ya bu halk yüzde 92 oy verdi!” diye konuştu. » Read more: Demirel Gündemi Yorumluyor…

Niçin “Evet!” Diyecekler?

Ağustos 2nd, 2010

Mustafa CAN

1. AKP Demokrat olduğu için…

Gerekçeye bak: “Bir masumun hakkı, yüz câniye feda edilmez” diye İslâmiyet’in bir kanun-u esasîsidir. Bu ise çok ehemmiyetli bir mes’ele-i vataniyedir ve hâkimiyet-i İslâmiyeye büyük bir tehlikedir. Madem hakikat budur, ey dindar ve dine hürmetkâr Demokratlar! Siz bu iki partinin gayet kuvvetli ve zevkli ve cazibedar nokta-i istinadlarına mukabil, daha ziyade maddî ve manevî cazibedar nokta-i istinad olan hakaik-i İslâmiyeyi nokta-i istinad yapmaya mecbursunuz. Yoksa sizin yapmadığınız eskiden beri cinayetleri, nasıl eski partiye yüklüyorlarsa, size de yükleyip; Halkçılar ırkçılığı elde edip, tam sizi mağlub etmeye bir ihtimal-i kavî ile hissettim ve İslâmiyet namına telaş ediyorum.” (Emirdağ Lahikası, 2:164)

Ne alakası varsa! Üstaddan güya delil getiriyorlar…

2. Bu bir demokratik hakları savunmadır. Temel Hak ve Hürriyetlerin kazanımıdır…1987 Referandumu ise bir fitne hareketidir. Çünkü o referandum ile Türkiye’ye yıllar kaybettiren Demirel, Türkeş, Erbakan ve Ecevit’in Siyaset yasağı kaldırıldı. Özal öldürüldü ve bu yasaktan kurtulan Demirel’i derin devlet kendi hâkimiyetini kurmak için Cumhurbaşkanı seçti…

Gerekçeye bak: Bu Referandum ve Anayasa değişikliği ile alakası yoktur. Bu referandum hakların koruması içindir. O günkü ise hak değil, zira onlar adam değil ki hak olsun değil mi yani onarlın canı yoktu çünkü patlıcandılar… Hem akılsızlığından o gün aldanan bu gün de aldanabilir…

3. 82 İhtilalini ve Darbeleri ortadan kaldırdığı için…

Gerekçeye bak: Hiçbir alakası yok. İhtilalleri ortadan kaldıracak olan madde 35. Madde. O ise AKP oyları ile teklifi dahi reddedilmiştir. » Read more: Niçin “Evet!” Diyecekler?

12 Eylül Anayasasına Evet Diyenler…

Ağustos 2nd, 2010

Mustafa CAN

12 Eylül 1980 darbesine ve 1983 ReferandumundaDarbe Anayasası”na “Evet!” diyenler bu gün de 12 Eylül 2010 referandumunda “Evet!” deme kampanyası başlattılar. Bunların başında ise “Din Derslerini Zorunlu hale getirdiği” gerekçesiyle Anayasa’ya “Evet!” diyip ihtilal lideri Kenan EVREN’i cennetlik ilan eden Fetullah Gülen Hocefendi gelmektedir.

Fetullah Gülen Hocafendi’nin “Evet!” demesi önemlidir. Zira ABD’de tedavi gerekçesiyle gözetim ve denetim altında tutulan hocafendinin “Evet!” demesi ABD’nin bu referandumdan “Evet!” çıkmasını istemesi demektir. Zira devletlerin iç işlerine karışmayan ve tarafsız olan ABD’nin resmi sözcüleri yine “Siyasete asla karışmayan ve her partiye aynı mesafede duran ve tarafsızlığını her hal ve şart altında ilan eden Fetullah Gülen gibi kanaat önderleri ve liderlerdir.

Fetullah Gülen bu referandumda o derece hararetle taraftardır ki “Mezardakileri kaldırıp evet demek mümkün olsa kaldıracak ve “Evet!” demelerini sağlayacaktır. Gerisini siz hesap edin… “Değil sadece kadını erkeğiyle, çoluğu çocuğuyla ve dünyanın dört bir yanına dağılmışıyla hayatta olan insanları, imkân olsa mezardakileri bile kaldırarak o Referandum’da “EVET” oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da.. Ben zannediyorum ruhları koşar da. Çünkü demokrasi adına çok önemli bir adımdır” ifadeleri ona aittir. » Read more: 12 Eylül Anayasasına Evet Diyenler…

Provokatörler AKP İçinde

Ağustos 1st, 2010

İshak KOÇER /www.kritize.net

Aslında yazıp yazmamak konusunda uzun süre karar veremedim. O kadar çok sıkıldım ki Türkiye’nin bir Kürt meselesi olduğunu yazmaktan artık sürekli kendimi tekrar ettiğimi düşünüyorum. Benim aynı şeyleri yazmam çok önemli değil aslında, Türkiye kurulduğu günden bu yana bu sorundan kaynaklı acılar yaşıyor sürekli. Bir türlü kabul edemediğimiz, adını koyamadığımız bir savaşın içinde doğuyor ve ölüyoruz. Muasır bir medeniyet oluşturma iddiasında olan Türkiye Cumhuriyeti’nde bu savaştan etkilenmemiş bir nesil ne yazık ki yok.

Birkaç yıl öncesine kadar savaş silahlı güçlerin arasındaydı. Ancak son yıllarda şehirlere sıçrayan, yıllarca komşuluk ilişkileri kurarak yaşamış olan halklar arasında yaşanmaya başladı. Son günlerde İnegöl’de başlayıp Hatay’la devam eden, yarın nereye sıçrayacağı belli olmayan bir tehlike kapımıza gelip dayanmış durumda. Sorumluluk sahibi olanlar birkaç oy hesabıyla birbirleriyle didişirken ülke her an etnik çatışma gibi bir felaketle sarsılabilir. Daha önce Altınova’da, İzmir’de, Mersin’de yaşananlar bugünlerde İnegöl’de, Hatay’da tekrarlanıyor. Batı illerinde Kürtler, muhtaç olduğu kudreti damarlarındaki asil kanda bulduklarını düşünen piyonların saldırısına uğruyor. İnegöl’de basit bir meseleden kaynaklanan bir durum etnik bir hal alıyor, Hatay’da şehit haberleri sonrasında Kürtler’e ait ev ve işyerleri talan ediliyor. Hatay’da talan edilen ev ve işyeri sayısının seksen civarında olduğu iddialar arasında.

Çıkan olayları Ergenekon-PKK ortaklığına ya da milliyetçi gruplara bağlayanlar olsa da asıl suçlu iki dönemdir ülkeyi yöneten AKP’dir. » Read more: Provokatörler AKP İçinde

Evet Fetvacısı İş Başında

Ağustos 1st, 2010

İbrahim Faik BAYAV

http://www.aktifkalem.com/yazidetay.php?id=3983&yazar=ibrahim-faik-bayav&yazi=evet-fetvacisi

Meclis’ten 27 maddelik Anayasa Değişiklik Paketi çıkmıştı. Referanduma götürülmesi kararı alındığı için, siyasi partiler referandum kampanyasına başlamışlardı.

İktidarda olan parti ile muhalefette bulunan partilerin, kampanyaya başlar başlamaz ağır ithamlarla birbirine saldırması, Meclis’ten çıkmış Anayasa Değişiklik Paketi’ni önemsiz etti.

Basında köşe tutmuş iktidar partisine yandaş yazarlar, anayasa değişiklik paketini hayati önemde görüyor, 12 Eylül 2010 günü yapılacak referandumda EVET oylarının baskın gelmesi için akla gelebilecek her türlü hileyi uyguluyordu.

Uygulamaya konan ilk hile, referandumda HAYIR demenin teröre-teröristlere destek olunurluk ithamı idi. Bu hile öyle etkili oluyordu ki, vatandaşların içine düşürülen korku, HAYIR diyebilme inisiyatifini bastırıyordu. » Read more: Evet Fetvacısı İş Başında

hits counter