Archive for Ocak 2012

Ne Olacak Bu Memleketin Hali!

Ocak 31st, 2012

Demirel’e ülkenin durumu hakkında ne düşündüğü sorulmuş….

 Demirel de soruyu yönelten kişiye:

- “Bak sana bunu bir fıkrayla anlatayım da pazar neşesi olsun” demiş. Demirel’in anlattığı fıkra şu:

Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var… Karakuşi Kadı, fırıncıya:

 - ‘Ben bunu aldım’ demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin asil sahibi gelmiş:

 - ‘Hani bizim ördek?’ Fırıncı boynunu büküp:

 - ‘Uçtu’ deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış… Gayrimüslim de peşinde kovalıyor… » Read more: Ne Olacak Bu Memleketin Hali!

Eğitim Sistemi Önerileri

Ocak 27th, 2012

M. Ali KAYA
Milli Eğitim Bakanımızın “Yeni Eğitim Sistemi” konusunda 1+4+4+4 olmak üzere 13 yıl “Zorunlu Eğitim” projesi konusunda 27 senelik bir “Eğitimci” ve “Eğitim Yöneticisi” olarak sorulmasa da söz söylemeye hakkımdır. Her şeyden önce 13 yıl zorunlu eğitim yanlıştır. Eğitim Bakanlığının İlk ve Ortaöğretimde çocuklarımızı 13 sene zorunlu olarak güya okumaya zorlaması kadar eğitime zarar veren bir durum yoktur.

Bir çocuğun altı yaşından itibaren 19 yaşına kadar her gün sekiz-dokuz saat okulda kuru tahtanın üzerinde oturduğu bir eğitim sistemini düşünün. İlköğretim dördüncü sınıftan itibaren “çoktan seçmeli test tekniği” ile yarış atı gibi koşturulduklarını düşünün… Aileler öğrencilerini yarışa hazırlayan görevliler… Aileleri büyük bir etki altına alan ve çocuklar üzerinden büyük bir rant elde etmeye çalışan ekonomik bir sistem… Aileler gelirlerinin büyük bir kısmını eğitime ayırıyorum diye bu sektöre yatırım yapmaktan başka bir şey yapmamaktadır.

Okumayı isteyen istemeyen, zekâsı olan ve olmayan tüm öğrenciler “Öğrenemeyen öğrenci yoktur; öğretemeyen öğretmen vardır” anlayışı ile zorunlu olarak her sene tekrarlanan sınavlara girmeye mecbur bırakılmakta bu nedenle her sene öğrencilerin %30’u “Sıfır” çekmektedir. Sonra fatura öğretemeyen öğretmenlere çıkarılmaktadır.  Her velinin öğrencisi süper zekâ olduğu için devletin okulunda öğretemeyen öğretmenlere nispet “Özel Dershanelere” gönderilerek devlet okulundan esirgenen paralar “Özel Eğitime” verilmektedir. » Read more: Eğitim Sistemi Önerileri

Liberaller, dindarlar ve demokratlar…

Ocak 12th, 2012

Prof. Dr. Ahmet BATTAL

Yeni Asya / 12 Ocak 2012

Bilhassa Ahmet Necdet Sezer’den sonra Ankara’da Çankaya ve Eskişehir yolu çevrelerinde yani Atatürk Bulvarı ve İnönü Bulvarı civarındaki zirvelerde “sağcılık” akımı ve belki “moda”sı var. (Bunun tek istisnası askeriye ve ayrı bir yazının konusu olacak kadar önemli).

Mehepeli ya da milliyetçi sağcılar muhalefetteler. Onları saymıyorum. Muhalefetteki demokratları ve dindarları da en sona bırakalım.

İktidardaki “sağcı” siyasetçilere ve bürokratlara gelince; bunlar üç türlüler: Liberaller, dindarlar ve “bir kısım” demokratlar. (Bizim memlekette “bir kısım” bir ölçü birimidir ve “bir avuç” bir kısımdır! Anladınız!).

Birincisi liberaller. Onlar hükümete fikren yön vermeye çalışıyor ve gerekli gördükçe muhalefet de ediyorlar. İçlerinden bazıları iktidarın nimetlerinden de istifade ediyor. Fikir erbabı liberaller, iktidarda olmanın kendi fikriyatlarına zarar verdiğini düşünmüyor.

İkinci kısım, dindarlar. İktidardakilerin çoğu dindar ve bunların çoğu demokrat değil. Çoğunun tipik özelliği, muhalefeti ve bilhassa mevcut iktidara kayıtsız şartsız taraftar olmayı reddeden muhalefeti Ergenekoncu olmakla suçlayacak kadar toptancı olması.

İktidarın dindarlarının çoğunun tipik özelliği, “demokratlığı abartmamak gerektiğini düşünecek kadar demokrat” olması. » Read more: Liberaller, dindarlar ve demokratlar…

İhsan Eliaçık’ın Sakat Düşünceleri

Ocak 11th, 2012

Mustafa CAN
İhsan Eliaçık Kimdir?
23 Aralık 1961’de Kayseri İncesu kazasında doğdu. Kayseri ve Kırşehir’de okudu. Erciyes Üniversitesi ilahiyat Fakültesinde (1985-1988) yılları arasında okudu, okulu bitirmeden ayrıldı ve bağımsız yazar olarak hayatına devam etti. Kayseri Gündem, Değişim, Yeryüzü, Bilgi ve Düşünce, Yarın, Özgün İrade, Bilge Adam, Söz ve Adalet, Gerçek Hayat, Doğudan gibi dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. Milli Gazete, Star, Tempo, Zaman, Habertürk, Sabah, Birgün, radikal gibi gazetelerde röportajları yayınlandı ve Medyatik oldu.

Yarın Dergisi kapanana kadar 4 yıl Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı, Söz ve Adalet Dergisi kapanana kadar 8 ay, Gerçek Hayat dergisinde 2 yıl yazı yazdı. 20 kitabı yayınlandı. Evli beş çocuk babası olup Arapça ve İngilizce bilmektedir. İstanbul’da hayatına devam etmektedir.

12 Eylül öncesi 1977-1980 yılları arasında MTTB ve Akıncılar gibi İslamcı Gençlik Grupları içinde aktif çalıştı. Akıncıların Yahyalı Gençlik Kampında yakalandı ve Mamak Askeri Cezaevinde 1 sene tutuklu kaldı. 1981’de çıkarıldığı ilk mahkemede beraat etti. 1984 yılında Kars Sarıkamış’ta askerliğini tamamladı.

Askerden sonra Kayseri İlahiyat Fakültesine girdi. 1985-1988 yıllarında okudu, okulu bitirmeden ayrıldı. İstanbul’a yerleşti. 1991-1993 yıllarında Bayazıt eylemelerine katıldı. Değişik panel ve gençlik eğitimlerine katkı sağladı. Kayseri’de “Birlik FM” radyosunu kurdu ve bir sür yayın yönetmenliğini yürüttü. 1993-1999 yılları arasında Birlik FM’de “Tefsir Programları” yaptı. Aylık “Değişim” dergisini çıkardı. Dergide çıkan yazılarını çeşitli kitaplar halinde yayınladı. » Read more: İhsan Eliaçık’ın Sakat Düşünceleri

Ahirzamanın Nifak Hareketleri

Ocak 10th, 2012

M. Ali KAYA
Nifak hareketi ilk olarak Medine’de başlamıştır. Bunun müsebbipleri de Medine’de bulunan “Sizin dininiz Muhammedin dininden daha hayırlıdır” diye Mekke müşriklerinin peygamberimize ve Müslümanlara tecavüz etmelerine sebep olan ve müşriklerle gizli ittifak kuran Yahudiler olduğu gibi, Medine’deki müşrikleri “Müslüman görünüp” Müslümanların sırlarını öğrenin diye fitne verenler yine Yahudilerdi.

Peygamberimiz (sav) “Ahirzamanda Şeriat-ı Muhammedi’yi tahrip edecek olan Süfyan’ın en büyük yardımcısı Yahudi” olacağını haber vermiştir. Dolayısıyla nifak hareketinin kaynağı yine Yahudiler olacağı anlaşılmaktadır. Peygamberimiz (sav) ayrıca “Bu ümmetin sonu başının kurtulduğu gibi kurtulur” buyurarak ümmetin sonunun nasıl bozulacağını ve nasıl düzeleceğini bize haber vermiştir.

Zamanımızda Süfyan cereyanı devrini tamamladı. Onların iktidarına “Demokratlar” son verdi. Bunun üzerine Süfyan cereyanı dindarları demokratlar aleyhine çevirerek yanlarına almaya çalıştılar. Bunun için kırk sene mücadele ettiler. Sonunda safdil dindarları “Siyasal İslam” tuzağına çekerek dini ve dindarları ellerinden geldiği kadar dini kullanarak dünya menfaatine ve siyasete alet ettirmeye çalıştılar ve bunda da başarılı oldular. Din dünyaya alet edildi. Bunun en açık göstergesi camilerin ve Kur’an kurslarının çoğalması ama ibadetin ve cemaatin azalmasıdır. Gençler devlet memuru olmak için Kur’an Kurslarına gidiyor, dini eğitim alıyorlardı ama ibadetten ve namazdan kaçıyorlardı. » Read more: Ahirzamanın Nifak Hareketleri

İngiliz Siyaseti ve Günümüz

Ocak 7th, 2012

M. Ali KAYA
İngiliz siyaseti siyaset âleminde hile ve fitneye dayanan şeytani siyasetin unvanı olarak tarihe geçmiştir. İngilizler bu siyaseti ile “Osmanlı Devletini” parçalamış ve teknik gelişmeleri de arkasına alarak dünyanın pek çok devletini sömürge haline getirmiştir.

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Şeytanın Adımları” anlamına gelen  “Hutuvat-ı Sitte” nam eserini İngilizlerin İstanbul’u işgali sırasında yine İngilizlerin menfi propagandasını kırmak için yazmıştır. Eserin başında “Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır. Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan ruh-i gaddar, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan elhannas, altı hutuvatıyla âlem-i İslâmı ifsat için insanlarda ve insan cemaatlerindeki habis menbaları ve tabiatlarındaki muzır madenleri, fiili propaganda ile işlettiriyor, zayıf damarları buluyor. Kiminin hırs-ı intikamını, kiminin hırs-ı cahını, kiminin tamahını, kiminin humkunu, kiminin dinsizliğini hatta en garibi, kiminin de taassubunu işletip siyasetine vasıta ediyor” (Eski Said Dönemi Eserleri, Hutuvat-ı Sitte, s. 449) demektedir.

Böylece “İngiliz siyasetinin hassa-i mümeyyizesi, yani en belirgin özelliği fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikap etmek, yalancılık, tahripkârlık, hariçte menfiliktir. Fenalık ve ahlâk-ı seyyie siyasetine vasıta olduğu için her yerde ahlâk-ı seyyieyi, en alçak huyları himaye ederek teşci eder” (Eski Said Dönemi Eserleri, Tuluât, s.537) ifadeleri ile İngilizlerin siyasetteki başarılarını anlatır. İngilizler bu yıkıcı ve menfi siyasetleri ile herkesin ve her milletin zafından istifade etmesini bilmiş ve kendis siyasi amacın hizmet ettirmiştir. Çünkü yapmak zor, yıkmak kolaydır. Bir adam bir binayı bir senede yapar, ama bir dakikada yıkıp harap edebilir. İngilizlerin takip ettiği siyaset de yıkıcıkık ve tahrip üzerinedir. Zahiren tel’in eder, gizlice teşvik eder, bir taburu fitnesiyle ihtilale verir. Siyasetinin vasıtası fenalık ve her nevi ahlâk-ı seyyiedir. Her yerde ahlâk-ı seyyieyi teşci eder. Hâl-i âlem siyaseti buna delildir.

Bediüzzaman hazretlerine “Neden İngilizlerden bu kadar nefret ediyorsun ve musalaha istemiyorsun?” dedikleri zaman “Sebep bir değil, bindir. Bana en ziyade şedit görünen, mânen ahlâkımıza vurduğu darbedir. Çekirdek halinde bulunan secâyâ-i seyyieyi içimizde inkişâf ettirdi. Hayatın yarası iltiyam bulur/iyileşir, izzet-i islâmiye, nâmus-u millînin yarası pek derindir. Edirnekapı camiinde bir İslam hocasının lisanıyla Venizelos gibi şeytan zâlime dua ettirdi. Merkez-i hilâfet olan İstanbul’da Müslümanlar lisanıyla hizbu’ş-şeytan olan İngiliz ve Yunan askerlerini halaskâr/kurtarıcı ve tathîr/temizleyici ilân ve karşısındaki gürûh-u mücâhidîni cani ve zalim söylettirdi” (ESDE, 574) demektedir. » Read more: İngiliz Siyaseti ve Günümüz

hits counter