Analoji Tekniği ve Akıl

Eylül 12th, 2009 by admin Leave a reply »

wa lottery

"122072"Öğrenciler bilhassa İlköğretim çağında meraklı, araştırıcı, hayal güçleri iyi çalışan, sık sık soru soran ve ısrarcı öğrencilerdir. Tabii biz onların sorularına makul cevaplar vermediğimiz ve “Sus! Soru sorma!” diye onları azarladığımız için “merak duygularını” köreltiriz. Öğrenmelerinin önüne engel üzerine engel koyarız.
Ezberci eğitimin yerini araştırmaya ve sorgulamaya terk etmesi için çalışmalar yapılmaktadır; ama ne var ki, sistem buna tam olarak müsaade etmemektedir. Her şeyden önce zihinler buna müsait değildir. Sadece teknik ve teknolojik konularda yaparak yaşayarak öğrenme metodu uygulanır olmuştur. İdeolojik ve sosyal konularda resmiyetin dışına çıkmak yasaktır. 

 
Öğrenmede Analoji tekniği uygulamaları bilinmeyen bir şeyi bilene benzetme metodudur. Benzetme ya bilinenle bilinmeyen arasında bağ oluşturmaktır. Model üzerinde benzetme yapılabildiği gibi, resimlerle de yapılabilir. Alyuvarlar askerlere, akyuvarlar hizmetli ve kapıcılara benzetilerek görevleri anlatılmaktadır. Öğretmen Analoji metodunda yol gösterir karar verme öğrenciye aittir.
"nanoteknoloji"Anolojiler basit, hikâye tarzı ve oyun ve drama şeklinde olabilir. Bunların tümü benzetmedir. Bilinenden yola çıkarak bilinmeyenler ve yeni durumların anlaşılması sağlanabilir.
**
Akıl bizim anlama aletimiz olup zamanla ve bilgi ile gelişen ve sonsuza kadar gelişme istidadında olan bir duygumuzdur. Allah akıldan daha değerli bir şey yaratmamıştır. Her şey akla bağlıdır. Akıl ilk bakışta her şeyi kavrayamaz ve anlayamaz. Ancak bilinenden bilinmeyene örnekleme metodu ile doğru öncüllerden ve önermelerden yola çıkarak sonuç almaya çalışır. Mantık kuralları ile, tümden gelim ve tüme varım gibi metot ve tekniklerle, eşya, madde ve olaylar üzerinden yeni bilgilere, faydalı sonuçlara ulaşır ve eşyayı anlayarak ve kavrayarak anlamlandırır.
Anoloji de akla kapı açan ve örnekleme yolu ile bilinenden bilinmeyene, anlamlı olandan anlamsız olana pencereler açarak yeni şeyleri anlamaya yarayan bir metottur.
İnsanlık tarih boyu eşya ve kavramlar üzerinde düşünerek, yeni bilgiler ve çıkarımlar sonucu gerek hayatı anlamlandıran soyut kavramları gerekse hayatı kolaylaştıran teknik meseleleri anlayarak günümüz ilmî gelişmelerine ulaşmıştır. Nasıl insanın olgunlaşması ve gelişimi aklın gelişimine bağlı ise, toplumların da gelişimi ortak akıl denen ilimin gelişimine bağlı olm"akil"uştur.

 
Sonuç olarak akıl geliştikçe insanlık tekâmül etmiş, insanlık geliştikçe akıl yani ufuklara doğru yol almış ve yeni bilgiler ile insanlığa yeni şeyler öğretmiştir. Bundan sonra da gelişmeye ve insanlığı da geliştirmeye devam edecektir.
**
Ölüm bedenin ölümüdür, ruhun ölmediğine göre…
Acaba bu gelişme öldükten sonra devam etmeyecek midir?
Ölüm bir sonuç mudur, yoksa bir başlangıç mıdır?
Her sonuç yeni bir başlangıçtır da…
Çekirdeğin ölümü yeni bir bitkisel hayata geçiştir. Kışın canlıların ölümü, baharın yeniden dirilişine bir hazırlıktır…
İnsan en mütekâmil varlık olduğuna göre onun ölümü neden yokluğa gidiş olsun?
Bu önermeden yeni bir hayatın varlığını, ruhun ve aklın daha da tekâmül ederek devam edeceğini çıkarabiliriz.
Akla ve mantığa gerçekten uygun değil mi?
Analojik olarak bitkilerin ve hayvanların kışın ölümü ve baharın dirilmesi de akla kapı açmaktadır.
Ölümden korkmamak lazım; ama ona hazırlanmalıyız…
Çünkü o yeni bir hayat…
Liseyi bitiren üniversiteye hazırlanmıyor mu?
Ama sınavlar gerçekten zor, çalışmadan olmuyor…

Bu Yazıyı Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
Advertisement

Bir Cevap Yazın

hits counter