Hayır diyebilmek bir şahsiyet ve karakter ifadesidir. Kendisini geliştirememiş ve şahsiyetini bulmamış kişilerin en belirgin karakteri kimseyi kırmamak ve herkesin sevgi ve sempatisini kazanmak için her söylenene “Evet” demektir. Prensip sahibi şahsiyetli birisi ise prensiplerine uygun bulmadığı bir teklife “Hayır!” şeklinde cevap verir.
İçerisinde doğrunun da yanlışın da bulunduğu ve tek bir seçenekten başka çıkışı olmayan birisi ne yapmalıdır? “Evet!” diyerek yanlışa ortak olmaktan ise “Hayır!” diyerek fedakârlık göstermesini bilmeli ve yanlışa müsaade etmemelidir. İşte o zaman kişi şahsiyetini bulmuş demektir.
Gerektiği zaman “Hayır!” diyebilmek kararlılığın göstergesidir. İnsan hissiyatına, kendisini tahrik eden ve zorla bir şeyler yaptırmak isteyenlere, nefsanî arzularına ve öfkelerine “hayır!” dedikçe olgun bir insan olmaya ve hayatta başarı merdivenlerini tırmanmaya başlamış demektir.
Eskiden dindarlar oldukça duyarlıydılar. Ama son yıllarda parayla ve makamla tanışarak sistemle barıştılar. Dindarların görevi yanlışa, haksızlığa, zulme ve her nevi baskıya “hayır!” demek olmalıdır. Batı toplumu “Demokrasi” ile “hayır!” demeyi öğrendi ve gelişmeye başladı. Daha önce gerek kilisenin, gerekse kralların her isteklerine “evet!” diyorlardı; onlar da halkın bu uysallığından faydalanarak keyfi yönetimlerine devam ediyorlardı. Sonra Demokrasi geldi ve “Referandum” süreci başladı, insanlara bir güven geldi. Çünkü “Tercih” yapabiliyorlardı ve “Evet” dediği gibi “Hayır” da diyebiliyorlardı. Şahsiyetlerini buldular ve kendilerine geldiler.
Referandumda 29 maddede yapılan kısmî değişime “Hayır!” demek “vesayet rejimini” kabul etmek midir?
Anayasa değişikliğini toplumun her kesimi istemektedir. 12 Eylül Anayasasına “Evet!” diyenler de Anayasa’nın değişmesini istemektedir. Ancak bu haliyle, böyle bir değişikliği kabul etmek istememektedirler. 12 Eylül Anayasa’sının tamamen saf dışı bırakılması, kısa, öz, temel hak ve hürriyetleri kapsayan bir yeni Sivil Anayasaya ihtiyaç vardır. Bu da her kesimin uzlaşması ile olmalıdır. Birilerinin gündemi de kararları da belirleyerek dayatma ve emr-i vaki ile kabul ettirme hakkı yoktur. Şahsiyetli bir insan başında kendisisinin olmadığı ve başkasının aldığı kararı onaylaması düşünülemez.
Velev bu doğru da olsa!..
“Karar alırken sormuyorsun da tasdik ettirmek için neden bana geliyorsun?” deme ve kabul etmeme hakkı vardır ve bu şahsiyetli bir duruştur. Kaldı ki dayatılan bu yasaların demokratik olup olmadığı ve ülkeye ne getirip ne götüreceği, uygulamada ne gibi karışıklıklara sebep olacağı tartışmalıdır.
AKP “Yeni Anayasa!” dedi olmadı… “Açılım!” dedi olmadı… “Özelleşme!” dedi olmadı… Bu defa da “Anayasa Paketi!” diyor… Ne olacağı ve ne getireceği bilinmeyen bir konuyu daha gündeme getirmiş bulunmaktadır.
Kaldı ki “Temsilde adaletin olmadığı” % 10 Seçim Barajı ile % 35 oy ile meclisin % 60’na sahip olan bir Meclisten hükümet olan % 35 halkın desteğine sahip bir partinin yapacağı Anayasa zaten “Demokratik bir Anayasa” olmaktan uzaktır.
Sonuç olarak “Anayasa Değişikliğine Evet” Ama bu haliyle bir Anayasa değişikliğine “Hayır!” diyerek şahsiyetli bir tavır sergilemek gerektiğine gönülden inanıyorum…






