Başbakan Açıkoturuma Çıkar mı?

Ağustos 18th, 2010 by admin Leave a reply »

“Sayın Başbakan veya onu temsil eden bir kimse gelsin, televizyonlara çıkalım tartışalım”

“Ben buradan meydan okuyorum. Sayın Tayyip Erdoğan’ın kendisini tanımıyorum. Ama söylediklerini duyduktan sonra Anayasa tekniğini bilmediğini gördüm. Belki de onu yanıltıyorlar. Alsın yanına. Kuzu var bir tane.. Kuzu’yu da getirsin, koyunu da getirsin, kimi getirirse, tartışalım, münazara yapalım”

(DP Basın Merkezi – 15 Ağustos 2010) Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk, 12 Eylül’de yapılacak referandum için başlattığı “Hayır” kampanyasına, Ankara’da düzenlediği basın toplantısıyla devam etti.

Partililerin ve çok sayıda gazetecinin katıldığı basın toplantısında, Anayasa paketi ile ilgili siyasi mücadelenin giderek sertleştiğine ve tartışmaların rayından çıktığına dikkati çeken Cindoruk, şunları söyledi.

“Son günlerde yapılan mitinglerde bir ‘havuz muhabbeti’ yaşanıyor. Anayasa paketi havuza düştü. Biz o paketi o havuzdan çıkarıp, yoğunluğu, gerekliliği ve meselenin önemi ölçüsünde, soğukkanlı olarak irdelemek istiyoruz. Anayasa paketi ile ilgili bu güne kadar yapılan tartışmalar rayından çıkmıştır. Ortada bir seçim yoktur. Ortada iki tarafın da, hayırcıların da, evetçilerin de, içeriğini tam bilmediği bir anayasa değişikliği önerisi var.

Sayın Başbakan neden asabi, sinirli? Sinirlerine hâkim olamayan, sesini ayarlayamayan, bağıran, yüksek sesle konuşan bir Başbakan var. Bu başbakanın konuşmalarını aileler, yaramaz çocuklara dinletseler, onları korkuturlar. Ben bile korkuyorum. Herkese hakaret eden, küçümseyen, hiddetli, kibirli ve maalesef içi boş konuşmalarla ne yapmak istediğini anlamakta zorlanıyorum. Başbakan da halkımızın sağduyusundan kuşkulu. Halkımız, sağduyusuyla referandumda hayır oyu verecektir. Onu döndürmek ve durdurmak için, kendi partisine güç vermek için bağırıyor, konuşuyor, hakaret ediyor. Bu kadarla kalmıyor eskilere dönüyor örnekler veriyor, onları da bilmiyor. Bir yanlışın üzerine yanlış hükümler koyuyor.

Bugün vereceğiniz bir evet kararı seçimle düzelmez. ‘Buna evet diyelim, seçimde düşünürüz’ diyenlere ben sesleniyorum. Bugün bu anayasa değişikliği yürürlüğe girerse, siz seçimde o buyurduğunuz, düşündüğünüz sonuçları alamazsınız, size aldırmazlar”

Cindoruk’dan, Hodri Meydan..

Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk, bir gazetecinin, “Demokratik süreç içerisinde, darbelere maruz bir parti olarak bu anayasa teklifinin acaba hiç evet denilecek bir yönü de yok mudur?” şeklindeki sorusuna şu cevabı verdi:

Anayasa değişiklik paketine konulmuş herhangi bir referandum gerektiren hüküm yok. Mesela kadınlara pozitif ayrımcılık. Bana anlatır mısınız kadınlara pozitif ayrımcılıkta neler var. Bir takım tatlandırıcılar konulmuştur. O tatlandırıcılara ihtiyacı yok kimsenin. Kadınlara pozitif ayrımcılığın batı dünyasında verdiği tehlikeli sonuçlar da var.

Bu anayasa değişikliğini kim yazmışsa bir kere hukuk tekniğine, terminolojisine uygun değil. Amaçladıkları şey varsa onları da yanlış yazmışlar. Esas çünkü amaçları üç maddeydi biri Meclis’te düştü, ikisini de inşallah halkımız düşürecek..

İstiyorum ki, diliyorum ki, Sayın Başbakan veya onu temsil eden bir kimse gelsin, televizyonlara çıkalım tartışalım. Anayasa tekniği itibarı ile tartışalım. Ben meydan okuyorum buradan. Sayın Tayyip Erdoğan’ın kendisini tanımıyorum ama söylediklerini duyduktan sonra bilmediğini gördüm. Belki de onu yanıltıyorlar. Alsın yanına.. Kuzu var bir tane.. Kuzu’yu da getirsin, koyunu da getirsin, kimi getirirse, tartışalım, münazara yapalım. Yarın öyle bir sonuçla karşılaşırsınız ki, bunu getirmek kolay, götürmek zordur. Yapmayın, demokrasiden geriye gitmeyelim, ileriye gidelim

Demokrasi için tek kalem oynatmadılar..

Demokraside, denetimsiz hükümetin olmayacağını söyleyerek konuşmasını sürdüren Hüsamettin Cindoruk, “Silivri’de mahkeme kuran iktidar, bizim tek tek özgürlük alanımızı mı genişletecek?” diye sordu ve konuşmasına şöyle devam etti:

“Böyle boş bir hayale inanmak mümkün değil. Ceza hukukunda kasıt diye bir unsur var. O kasıta baktığınız zaman, bunların kastı özgürlük, insan hakları, demokrasi değil. Bunların kastettikleri Eş Başkanlı bir Türkiye’dir. Ona karşı çıkmamız gerekiyor. Cumhuriyeti sevenler, demokrasiye inanlar el birliği ile bu büyük saldırıyı önleyeceğiz.

Açık ve kesin söylüyorum bu referandum bir saldırıdır. Bu referandumun temelini teşkil eden değişik bir saldırıdır. Kötü niyetli bir iktidarın, baskıcı bir başbakanın, bağırıp çağıran bir başbakanın Türk tarihini bilmeyen, bilmediği tarihi siyasete alet eden, bilmediği başbakanları kendisi ile mukayese eden bir başbakana, Türk halkının ‘dur’ deme görevi vardır.

Türkiye’nin her yerini dolaşacağız, gerçekleri söyleyeceğiz. Ama kimseye küfretmeyeceğiz, kimseyle kavga etmeyeceğiz, ne havuza düşeceğiz ne havuzdan su taşıyacağız.

Başbakanın 8 senelik konuşmalarına baktık. Bir kırıntı, bir ışık yok, demokrasi ile ilgili bir faaliyet yok, bir hesap yok, bir inanç yok, bir hedef yok. Bugün tutuyor diyor ki, ‘ben 27 Mayıs’la hesaplaşıyorum.’ O çoktan bitti. O hesaplaşmayı biz yaptık. 27 Mayıs’ta.. O çocuktu. Ama biz o hesaplaşmayı yaptık, partiler kurduk, iktidarlar değiştirdik. 12 Eylül’de yaptık. Biz hapse girdik, bizim siyasi haklarımız alındı, bizimle ilgili kararlar verildi. Ben onu, o zor günlerimde, ne hapishanelerde, ne sürgün yerlerinde görmedim. Onlardan birini de görmedim. Demokrasi için bir tek kalem oynatmadılar”

Seçim Sonuçları, Referandumla Örtüşmez

Cindoruk, Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Özal’ın yaptığı açıklamanın, çok dikkat çekici olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

“O, 2007’de Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili yapılan referandumda yüzde 69 evet oyunun çıktığını ve bu evet oyunun yansımasının seçimlerde ancak yüzde 47’ye tekabül ettiğini söylüyor. Demek ki, ortada yüzde 69 oy var. Bu tarafta yüzde 47’ye düşmüş olan iktidar oyu var. Seçim sonuçlarının referandumlarla örtüşmediği ortada. Bu referandumda iktidarın tek başına Meclis’te çoğunluk sağlaması için en az yüzde 60-65 evet oyunun çıkması gerektiği anlaşılıyor. Böyle bir ortam yok”

Tek Partinin Anayasa Değiştirmesini Ayıplıyorum

Hüsamettin Cindoruk, tek bir partinin anayasa değiştirmesini garipsediğini ve ayıpladığını belirterek şöyle konuştu:

“Ayrıca anayasa teamüllerimize aykırı olduğunu söylüyorum. Tek partinin dayatması meclisin ahengini de zedeler. Birleşmeye çağırdığımız halk kitlelerini, durduk yere, referandumda evet veya hayır demekle, iki kampa bölmüş oluruz. Bu nedenle bu referandum şu aşamada Türk milletinin ayrışmasına neden olacak bir araçtır. Buna gerek yoktu, Türkiye bunu hak etmiyordu. Eğer konu demokratikleşme ise şu soruyu sormak lazım. 8 senedir iktidardasınız, niye bunu 8 sene içinde yapmadınız? Seçime 6-8 ay kala yapıyorsunuz? Bugüne kadar demokratikleşme ile ilgili bu hükümetin yaptığı hiçbir şey yok.

Bu anayasa değişiklikleri eğer kabul görürse Anayasa Mahkemesi, Yüksek Hâkimler Kurulu, Abdullah Gül ve Tayip Erdoğan ikilisinin eline geçecektir. Öyle bir eline geçecektir ki, bunlar iktidardan düşseler, bu iktidar değişse bile en az 10 sene bu Hâkimler ve Savcılar Kurulu olacak ve maalesef Anayasa Mahkemesi’nin de demokratik yapısı değiştirilecek, bir parti yapısı haline dönüştürülecektir. Gizli amaç budur.

Bir amaçları daha vardı. Parti kapatmayı imkânsızlaştırma amacı Meclis’te düştü. Üçünü bir araya getirirseniz buradan kalın bir çizgi ile söylüyorum demokratikleşme sürecinde bugüne kadar gördüğümüz en mühim darbeyle karşı karşıyayız. Bunu önlemek Türk halkının işi. Anayasa Mahkemeleri sadece şekil yönünden inceleme yapar, o şekil yönünden inceleme nedeni ile derinliğe giremiyor. Toptan bunu iptal etme imkanı bulamıyor. Anayasa Mahkemesi, şekil yönünden incelemiştir, esas yönünden inceleme işi de Türk halkınındır. Onlar da referandumda hayır oyu vererek bu meseleyi bitirmelidir. Esas kararı verecek olan Türk halkı, Türk milleti, Türk seçmenidir.

Referandumda kullanılacak oy kâğıtlarının rengi bile anlatılmıyor. Kahverengi renk, ‘hayır’ oyunu simgeliyor. Beyaz renk, ‘evet’ oyunu simgeliyor. YSK’nın düzeltmediği bir yanlış vardır. Seçimlerde kullanılacak olan evet mührü ile meselenin çözüme kavuşmasını düşünüyordu. Bizim müracaatımız üzerine YSK bunu bir miktar düzeltti. Evet mührünü tamamen yasaklamadı. YSK’ya Pazartesi günü yapacağımız başvuru ile bunun da düzeltilmesini isteyeceğiz. Ellerinde 400 bine yakın tercih mührü varsa bir standart içinde, eşit biçimde bunu bütün sandıklarda kullanmaları gerekir. İnsan zihninin karışıklığına sebebiyet verecek bir seçim metodu yanlıştır. Adaletli bir oylama yapılmasını engeller.”

Demokrat Parti kalitesi ‘hayır oyu’ vermeyi gerektirir.

Soru: Referandumda hayır kampanyası başlatacağınızı söylediniz ancak Demokrat Parti’nin tabanı, önemli bir bölümü evet oyu vereceğini açıklıyor. Hasan Subaşı da evet oyu kullanacağını açıkladı. Bu farkı nasıl değerlendiriyorsunuz?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Biz demokrasiye inanan bir siyasi partiyiz. Bireysel olarak bizim söylediğimiz elbette vatandaşlarımız kadar partilerimizi bağlar. Ama eğer örgütlü biçimde partinin yetkili organının verdiği karara karşı çıkarlarsa disiplin suçudur onu takip ederiz. Bizim büyük çoğunluğumuz, hatta yüzde 99’umuz hayır oyu verecektir. Çünkü Demokrat Parti kalitesi onu gerektirir. Geçmişte idam edilen biziz, hapse sokulan biziz, dayak yiyen biziz, işkence gören biziz. Biz demokrasi haklarımızı savunuruz, yandaş basının aklı ile iş yapmayız. Bizim demokrasi sicilimiz tertemiz.

Hükümet, Adaleti, Habur’da Rezil Etti..

Soru: Başbakan sürekli hayır oyu kullananları bir gruba sokuyor, BDP, YARSAV en sonunda da terör örgütü dedi. Bu anlamda vatandaşta şöyle bir görüş oluştu sanki hayır diyenlerle terör örgütü aynı safta gibi. Siz de hayır dediğiniz için terör örgütü de hayır için uğraştığı için bir rahatsızlık duyuyor musunuz?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Bizim sicilimiz tertemiz. Terörle mücadele eden de biziz, geçmişte terörü sıfırlayan da biziz. Bizim siyasette korkacağımız hiçbirşey yok. Doğru düşüncemizi arkadaşlarımızla beraber tespit eder yaparız. Bugün terör örgütü dediği örgütle temas kuran, Habur’da onlara imkânlar tanıyan, adaleti Habur’da rezil eden biri varsa, bu hükümettir. İçişleri Bakanı’nın ne işi var. Habur’a hakim ve savcı götüren, pazarlık eden, temaslar kuran işbirlikçi olan onlar, biz değiliz. Biz terörle mücadelenin demokratik koşullar içerisinde en şiddetli biçimde yapılmasını istiyoruz. Terörle mücadele eden generali tutuklamak isteyen onlar. O siperde dik durmak önemli değil, önemli olan siyasette dik durmaktır. Biz siyasette 50 senedir dik durduk geliyoruz. Bize hiçbir şey bulaşmaz, bizim Aşı’mız sağlam, biz demokrasi ile Aşı’lanmışız.

Kıdemli bir vatandaş gibi söylüyorum. Ne zaman ki Türkiye, uzlaşmalı Anayasa değişikleri yapar, o zaman Türkiye rahata erer. Şimdi 12 Eylül’le hesaplaşıyoruz diyorlar. 12 Eylül’le 1995’te hesaplaştık. 12 Eylül’ün bütün unsurlarını çıkardık. Anayasa’nın ön sözünün en az beş cümlesini çıkardık. Sonra döndük anayasayı daha demokratik hale getirdik. Şimdi 15. Maddeyi kaldırıyoruz diyorlar. Peki soruyorum 15. maddenin son fıkrasını 1995’te kim kaldırdı? Biz kaldırdık. Ben gelen bakanlara söyledim. Neden geçici maddelerin tümünü kaldırmıyorsunuz? Diye sorum. Eğer samimi iseniz anayasanın bütün geçici maddelerini kaldırın. Türkiye’de demagoji ile, siyaset ile anayasa yapılmaz. Bir senato kuralım, bizi murakabe eden bir senato kuralım.

Bu Yazıyı Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
Advertisement

Bir Cevap Yazın

hits counter