Yöntem ve metot sonuca götüren doğru yoldur. Metotsuz sonuca gidilmez. Metot yanında teknikler de uygulanabilir. Bilimin birçok tekniği ama bir yöntemi vardır. Bilim adamları yöntem olarak genellikle “Tümevarım ve Tümdengelim” metotlarını kullanırlar.
İyi bir düşünür ve ilim adamı yanlış varsayımlardan da doğru sonuçlar çıkarmayı başarabilendir. Bilim adamlarının çoğu bir rahip kadar dindardır. Tabiatı yaratıcıya meydan okumak için değil, yaratıcının varlığına delil olarak ele alıp incelerler.
Bilimsel araştırma insanın algıladığı olgularla ilgili bilgisini artırarak hayatı kolaylaştırmak için gerekli olan teknolojiyi geliştirebilme sürecidir. Bilgi üretmek için “bilimsel araştırma yöntemlerini” kullanmak gerekir.
Bir de felsefi bilgi vardır ki, insanın eşyayı algılaması sonucu doğru düşünmeyi netice verecek metotlarla doğru sonuçlara ulaşmak için kullandığı metotlardır. “Bilgi Felsefesi” doğru bilginin kazanımını netice verecek şekilde bilgi üretimidir. Metotlu bilgiye “bilimsel bilgi” adı verilir. Bilimsel olmayan ve doğru olmayan argümanlar “bilgi” sayılmaz, bilginin olmadığı yerde de bilimden bahsedilemez.
Bilgi felsefesi, zaman içinde oluşan, düşünce tarihi içinde şekillenen ve disipline edilen sistemlerdir. Üretilen bilgi kendisini üreten sistemin dahil olduğu paradigma/değerler dizisi ile beraber anılır.
Bilimsel bilgi hiç bitmeyen bir süreçtir. Üretilen her bilgi yeni problemleri de beraberinde getirir. Her problem çözüme ulaştıkça yenileri buna ilave edilerek devamlı bir gelişim süreci izler. Üretilen bilginin doğru olması için öncüllerin ve argümanların da doğru olması gerekir. Bilgi üretimi için bilimsel düşünme kapasitesine sahip bilim adamlarına ihtiyaç vardır. Bilim adamı, bilimsel düşünebilen, doğruyu ve yanlışı ayırma kapasitesine sahip olan araştırmacılardır. Akıl, zekâ yanında araştırma, sentez, analiz ve mantık düzenine sahip olması gerekir. Aksi taktirde ürettiği bilgi, bilgi olmaktan uzaklaşır ve safsataya dönüşür.
Bilim adamı varsayım ve hipotezlerden yola çıkar; ama bilimsel yöntemleri kullanarak sebep-sonuç ilişkilerini de dikkate alarak öncüller ve önermelerle sonuca ulaşır. Doğruluğu ispat edilmeyen bilgiler “bilimsel bilgi” sayılmaz. Bunun için bilim adamı “iddia etmez” aksine “ispat eder.” “İnkâr etmez” bilakis doğru olmadığını “kanıtlar.” Kendisi konuşmaz, delilleri konuşturur.
İşin gerçeği budur.
**
Ülkemizde acaba bu gerçeğe göre hareket eden ne kadar bilim adamı ve düşünür vardır dersiniz?
Çoğu “peşin hükümlüdür.”
Araştırmadan karar verirler.
Bilgileri ispata dayanmaz; teorileri, varsayımları ve hipotezleri gerçek bilgi diye sunarlar.
İspat etmezler, iddia sahibidirler…
Delillerle konuşmayı hiç sevmezler…
Yargılamayı ve bilmediği konularda konuşmayı maharet kabul ederler.
Bunları örnekleyerek eleştirmeye devam edeceğiz…





