Archive for the ‘Ahlak’ category

Hayaller ve Gerçekler

Ekim 12th, 2011

Yavuz BAHADIROĞLU

İleriye dönük ne güzel hayallerimiz vardı bir zamanlar, bizi sarar sarmalardı…

Özellikle de politika ile meşgul olan arkadaşlarımın hayalleri sınırsızdı: Bir gün “dindarlar” iktidara gelecek ve A’dan Z’ye bozuk olan her şeyi düzelteceklerdi…

Yeni bir düzen kuracaklar, topluma huzur dağıtacaklardı… Zaten yıllar boyu yeterince ezilmişlerdi, sömürülmüşlerdi, dindarlığın bedelini en ağır biçimde ödemişlerdi. Artık “iktidar”ı hak etmişlerdi. Buna mecburdular: Zira Türkiye ancak onların devr-i iktidarında medeni temellerine dönebilirdi…

Siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda “devrim” mahiyetinde icraatlar yapılacak, özellikle kültürel kanallar yeniden açılacaktı. Tarih yeniden yazılacak, taşlar bir bir yerine oturtulacaktı.

Ekonomiden, kalkınmadan, zenginleşmekten, gelişmekten pek söz etmezlerdi. Onlara göre bunlar tali konulardı: En büyük dava “Kültür ve medeniyet davası” idi. Onu rayına oturtunca gerisi gelirdi.

“Bizimkiler” (dindarlar) aslında beceriksiz, başarısız değildi, ama devlet tüm kurumlarıyla solcuları, dünyacıları, laikleri destekliyor, bu yüzden “bizimkiler” öne çıkamıyordu… İktidara geldiklerinde durum değişecek, “bizden insanlar”ın önü açılacak, bu şekilde daha “bizden” bir Türkiye kurulacaktı.

“Bizimkiler” nihayet iktidara da geldi, peki hayalimizdeki projeler, özellikle kültür ve medeniyete ilişkin olanlar ne kadar hayata geçti?..

Hayalimizdeki Türkiye ne kadar kurulabildi?.. » Read more: Hayaller ve Gerçekler

Feminizm Eleştirisi

Temmuz 6th, 2011

M. Ali KAYA
Feminizm Fransızca bir kelimedir. Genel manası ile “Cinsiyet eşitliğini” savunur. Kadın erkek ayrımcılığını reddeder. Cinsler arasında siyasal, ekonomik ve toplumsal eşitliği savunan görüş olarak tanımlanır.

Feminizm konusunda ilk hareketlilik 1968 sonrası “kadın-erkek eşitsizliğine karşı birçok kadın bir araya gelerek başlamıştır. Ancak bu akım Liberalizm, Marksizm, Radikalizm, Varoluşçuluk ve Psikanaliz gibi akımların etkisinde kalmıştır. Kadın Hakları bağlamında gelişme göstermiştir.     

Feminizm kadınların erkeklerin sahip oldukları bütün haklara sahip olmasını ve kadınların hukukta sosyal haklara erkeklere eşit sayılmasını hedefleyen bir düşünce sistemidir. (S. Hayri Bolay, Felsefi Doktrinler Sözlüğü, 106)

Feminizm kadın erkek eşitliğini savunan fikir akımıdır, kadın erkek eşitliğini savunur, kadınlara pozitif ayrımcılığa kadar işi götürür. Sosyal politik ve hukukî bir akımdır. Kadına oy hakkı, mülkiyet hakkı ve cinsel özgürlük ister. Kadının okumasını ve çalışmasını savunur. Erkek egemenliğinden kadın egemenliğine geçişe sebeptir. Aşırılar kadına bağımlı erkek ve aileye gerek duymayan bir toplumun oluşmasını isterler. » Read more: Feminizm Eleştirisi

Şuyuu Vukuundan Beter!…

Nisan 13th, 2011

Mustafa CAN
Atalarımız “şuyuu vukuundan beter” dediği doğru olmasa da insanı ve toplumu yaralayan durumlar vardır. Şahsiyetli birinin kötü bir lakap takılması bunun en açık örneğidir. Bu lekeyi çıkarması çok zordur. Mimar Sinan yaptığı minarenin eğri olduğunu söyleyen çocuklara halatla minareyi doğrultmak için ter dökmesinin sebebi budur. Mimar Sinan’ın dostları “ne var bunda çocuktur konuşur” demesine mukabil büyük Sinan “Ama minarenin adı eğri minare kalır” diye cevap vermiş ve çocuk da olsa sözün önemine vurgu yapmıştır.

Günümüzde dini cemaat olduğunu iddia edenlerin farklı şekillerde kamuoyunda ve basında yer alması gerçekten çok üzücü… Atalarımız yine “Aslı olmazsa Kerem yanmazdı” ve “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” gibi sözlerle halk arasındaki söylentilerin bir gerçeğinin olabileceğini ima etmişlerdir. Bu nedenle şahsiyetli bir insan “töhmet yerlerinden kaçar” ve yakınından bile geçmez. Ola ki biri “su-i zan” ile bir kelam etse bu bir leke olarak o insanın alnında kalabilir. Bu nedenle peygamberimiz (sav) “Töhmet yerlerinden kaçınız” emretmişlerdir.

Dine hizmet etme iddiasında olan ile din adamı konumunda bulunanların çok daha fazla sakınmaları gereken bir durumdur bu. Zira onların bir de “temsil” rolü vardır. Sözleri dinlenir ve yaptıkları toplum için örnek olur. “İyi niyet” ve “hüsn-ü zan” sahibi olanlar da onları müdafaa etmek durumunda kalarak ya aynı töhmete uğrar veya zor durumda kalırlar.

Üniversite sınavında “soru çalınma” ve “şifre” iddialarının öğrencilerin zihinlerinde neler çağrıştırdığını bir düşünün. Yarın bu unutulmayacak ve bu günün idarecileri bu töhmetten kendilerini kurtaramayacaktır. » Read more: Şuyuu Vukuundan Beter!…

Günahlarımız

Ekim 11th, 2010

M. Ali KAYA

Günahlar ikiye ayrılır. Birincisi günah olarak bildiklerimiz ve istiğfar ettiklerimiz. İkincisi günah olarak bilmediklerimiz ve istiğfar etmediklerimiz, hatta yaptığımız ve işlediğimiz için övündüğümüz günahlardır. Günah olarak bildiklerimiz de ikiye ayrılır, birincisi fiillerimize yansıyanlar ve yapıldıkları zaman halkın kınamasından korktuklarımız, ikincisi kalbimizle işlediğimiz günahlardır.

Günahlarımız bizim noksanlarımız ve eksiklerimizdir. İnsan eksiğini ve noksanını bilerek bunları giderdiği ölçüde irfan ve kemal sahibi olur. Bu nedenle şair “Kişi noksanını bilmek gibi ârif olamaz” demiştir. İnsan ilim ve amel sahibi olmakla kendisini kurtararak Allah’ın rızasını kazanamaz. Görünmeyen kalbî ve ruhî günahları olan ve insanların bu günahları görmemeleri sebebiyle kendisine hürmet ve saygı duyduğu insanlar, kendi kusurlarını da görmezlerse o zaman “gurur, kibir, ucub” gibi kalbi günahlara düşerek kendisini helak eder. Büyükler “her günah içki gibi sarhoşluk vermiş olsaydı kimseyi ayık göremezdiniz” demelerinin sebebi budur.

Dil ve Konuşma

Ekim 22nd, 2009

konuşmaİnsan büyüklerin ve amirlerinin huzurunda kendisine soru sorulmadan konuşmamalıdır. İnsanın kara başının düşmanı, kırmızı ve uzun dilidir. İnsan dili yüzünden başına bela alır. Rahat etmek ve uzun ömür sürmek isteyen dilini tutmalı ve konuştuklarına dikkat etmelidir. Ama ne ki konuşmayan insan ölü sayılır. İki kişi konuşmasını bilmez, biri dilsiz, diğeri bilgisiz. Hz. Ali’ye (ra) sormuşlar “kişinin akıllı olduğu nasıl belli olur?” demişler. Hz. Ali (ra) “Konuşmasından belli olur. Akıllının dili kalbindedir, önce düşünür, sonra konuşur. Akılsız ise düşünmeden çok konuşur. Dili ile insanları incitir.” Demişler ki, “Ya adam hiç konuşmazsa aklını nereden bileceğiz?” Hz. Ali (ra) cevap vermiş: “O kadar akıllı adam daha anasından doğmadı” demiştir.

Bilgili insanın sözü toprağa verilen su gibidir, bilgisizin gönlü ise çöl gibidir. Irmakları akıtsan yine de orada ot bitmez. Boş sözler ve densiz laflar ayak takımının ağzından çıkar ve onun başını yer. Boş yere söylenen sözler insana zarar verir. Yerinde ve faydalı sözlerin insana menfaati çoktur. Cahil insanlar karınları doydu mu, hayvanlar gibi yatarlar ve boş sözlerle meşgul olurlar; şaklabanlık yapıp insanları güldürmek ve dikkati çekmek için söylemedik yalan ve dedikodu üretir. » Read more: Dil ve Konuşma

Fazilet İyiliktir.

Ekim 14th, 2009

 

hikaye10376Gurbet gariplerin yurdudur. Gurbette insan gariptir, sıkıntı içindedir. Tanıdığı olmazsa sıkıntı çeker. Kör gibidir, nereye gideceğini bilemez. Dili tutulur, kimseye meramını anlatamaz. Yabancıya iyi davranmak gerek. Önce güler yüz göstermeli, karnını doyurmalı, kusurlarına bakılmamalı, misafire iyi davranan Allah’ın rızasına uygun davranmış olur.

Yabancı bulunduğu yerde değerli dostlar edinmelidir. Kişi dostunun dini üzeredir. Delilsiz ve yardımcısız insan hiçbir başarı sağlayamaz. Büyüklerin huzuruna girmek kolay değildir. Arada mutlaka bir aracı, bir şefaatçi olmalıdır. Büyükler ve makam sahipleri herkesle görüşmez.

Kişi kıyafeti ile karşılanır, liyakati ile uğurlanır. Davranışlar ve konuşmaları kişiyi ele verir. Bu nedenle kıyafete ve konuşmaya önem vermek gerekir. Ama güzel kıyafetlerin altına güzel insanların olması da gerekir. Mevlana’anın dediği gibi “elbisesiz adamlar, adamsız elbiseler” olmamalıdır.

Hikmet sahibi kişi değerini korumak için çok çalışmalı ve dürüstlükten taviz vermemelidir. Dürüst hizmet edenleri ikbali ve istikbali güzel olur. Coşku ile iş yapan başarıya ulaşır. Ya heyecanla işe koyulursunuz veya hizmetinize son verilir. » Read more: Fazilet İyiliktir.

Akıl ve Dil

Ekim 9th, 2009

bi_akil_verYüce Allah insanı yarattı. Sonra ona beyanı öğretti. Yani dil verdi. Kişinin ilmi ve aklı dilinin altında gizlidir. Allah rahmetini böyle gösterdi. Rahman, insanı yaratan, okumayı ve Kur’anı öğreten ve beyanı öğretendir. (Rahman, 55:1-5) insanın aklına, zekasına ve bilgisine tercüman olan dilidir. “Dildir insanı muazzez eden. Dildir insanı muazzeb eden…” İnsan dil ile değer kazanır ve yine dil ile değerini kaybeder.
Hz. Ali (ra) “İnsan dilinin altında saklıdır. Konuşturunuz ne olduğunu anlarsınız” der. Kişinin aklını gösteren dilidir. Dil bir başka anlamı ile gönül ve kalp demektir. Kalbin tercümanı dil olduğu için her ikisine de dil denilmiştir. Kişi kalbinde olanı dile getirir ve kalbinden geçeni ifade eder. Bu nedenle kişi ne konuşuyor ve dilinden ne dökülüyorsa o odur. » Read more: Akıl ve Dil

hits counter