Archive for the ‘Din’ category

Din Dili ve Risale-i Nur

Şubat 4th, 2012

M. Ali KAYA
Yüce Allah, kendisini Rahman ve Rahim isimleri ile tanıtır; Besmele içinde Allah’ın Rahman ve Rahim isimlerini öne çıkarmıştır. Rahman suresinde de “Rahman olan Allah Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı ve ona beyanı, ifade etmeyi ve dili öğretti” (Rahman, 55:1-4) buyurarak beyan ve ifadenin ne derece Allah’ın rahmetinin belirtisi olduğuna dikkatleri çekmektedir.

Dil müşterek bir iletişim vasıtasıdır. Bu da insanın dünyayı anlaması ve eşyayı algılaması ve ifade etmesi demektir. İnsan dil vasıtası ile anladığını anlatır ve dil yoluyla kimlik kazanır. Yine insan dil vasıtası ile duygu ve düşüncelerini ve böylece kendini ifade eder.

İlimlerin ortaya çıkmasının dil ile doğrudan ilişkisi vardır. Allah, kelamını peygamberlerinin dilinden bize ulaştırmıştır. Kur’an’ı okuyanlar da ondaki ilahî mesajları ve anladıkları derin incelikleri dilleri ile ifade ederek neşretmektedirler. Sonra dilin ifade ettiği manaları yazarak daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamaktadırlar. Bu ifadelere biz “ilim” diyoruz. İlimler böylece kendilerini kendi dilleri ile ifade etmektedirler.

Her ilmin kendi literatürü ve ifade dili vardır. Dinin de kendini ifade eden bir dili vardır. Günlük dil “bizi bize” anlatır ve ihtiyaçlarımızı dile getirir. Günlük konuşulan ve gündelik hayatın ihtiyaçlarını anlatan dil, elbette dinin ifade etmek istediği yüksek ve ruhani manaları anlatmaktan uzaktır.

Dinin değerlerinin aslî hüviyeti ile devamlılığının sağlanması ve insanlar arasında etkili iletişimin kurulması dini değerleri ifade etmeye bağlıdır. İlâhî mesajları algılama, yorumlama ve ifade etmemiz dil ile mümkündür. Bu durumda din dili, inananların dini anlayışlarını yöneten, dini tutum ve kanaatleri ortaya koyan bir yapıyı oluşturur. » Read more: Din Dili ve Risale-i Nur

Ahirzamanın Nifak Hareketleri

Ocak 10th, 2012

M. Ali KAYA
Nifak hareketi ilk olarak Medine’de başlamıştır. Bunun müsebbipleri de Medine’de bulunan “Sizin dininiz Muhammedin dininden daha hayırlıdır” diye Mekke müşriklerinin peygamberimize ve Müslümanlara tecavüz etmelerine sebep olan ve müşriklerle gizli ittifak kuran Yahudiler olduğu gibi, Medine’deki müşrikleri “Müslüman görünüp” Müslümanların sırlarını öğrenin diye fitne verenler yine Yahudilerdi.

Peygamberimiz (sav) “Ahirzamanda Şeriat-ı Muhammedi’yi tahrip edecek olan Süfyan’ın en büyük yardımcısı Yahudi” olacağını haber vermiştir. Dolayısıyla nifak hareketinin kaynağı yine Yahudiler olacağı anlaşılmaktadır. Peygamberimiz (sav) ayrıca “Bu ümmetin sonu başının kurtulduğu gibi kurtulur” buyurarak ümmetin sonunun nasıl bozulacağını ve nasıl düzeleceğini bize haber vermiştir.

Zamanımızda Süfyan cereyanı devrini tamamladı. Onların iktidarına “Demokratlar” son verdi. Bunun üzerine Süfyan cereyanı dindarları demokratlar aleyhine çevirerek yanlarına almaya çalıştılar. Bunun için kırk sene mücadele ettiler. Sonunda safdil dindarları “Siyasal İslam” tuzağına çekerek dini ve dindarları ellerinden geldiği kadar dini kullanarak dünya menfaatine ve siyasete alet ettirmeye çalıştılar ve bunda da başarılı oldular. Din dünyaya alet edildi. Bunun en açık göstergesi camilerin ve Kur’an kurslarının çoğalması ama ibadetin ve cemaatin azalmasıdır. Gençler devlet memuru olmak için Kur’an Kurslarına gidiyor, dini eğitim alıyorlardı ama ibadetten ve namazdan kaçıyorlardı. » Read more: Ahirzamanın Nifak Hareketleri

AKP’li İşadamları Neden Vergi Rekortmeni Değiller?

Eylül 8th, 2010

Vergi rekortmenleri listesinin açıklanması üzerine Sözcü Gazetesi saf saf soruyor: “AKP’ye yakın işadamları neden listede yok?” AKP kodamanlarının “Vergi kaçırıyor”  diye gaddarca üzerine gittikleri Aydın Doğan, vergi şampiyonu. Yani Türkiye’nin en çok vergi veren adamı. Ama, Ahmet Çalık, Fettah Tamince, Akın İpek, Remzi Gür, Cihan Kamer, Ethem Sancak, Vahit Kiler, Ahmet Albayrak, Unakıtan Ailesi, Topbaş Aileleri listede yok.
En azından, Tayyip Bey’i otellerde ağırlayan milyar dolarlık işadamı Fettah Tamince ile milyar dolarlık Ahmet Çalık’ın ilk 100 içinde olması gerekmez miydi?
Sözcü Gazetesi galiba duymamış: Bunlar vergi vermemek için Vergi Kanunu’na özel madde eklediler: “VERGİDE BAĞIŞ SİSTEMİ” AKP Hükümeti 2.1.2004 ve 31.12 2004 tarihlerinde Vergi Usul Kanunu’na 40/10 maddesini ekledi. Bu maddeye göre, gelir veya kurumlar vergisi mükellefi
isterse vergisini devlete vermez. Ya nereye verir? BÜNYESİNDE GIDA BANKACILIĞI BULUNAN DERNEKLERE verir.
İçişleri Bakanlığınca bünyelerinde GIDA BANKACILIĞI kurma izni verilen tarikat bağlantılı dernekler şunlar:
-Deniz Feneri Derneği
-Kimse Yok Mu  Derneği
-Kepez Deniz Yıldızı Sosyal Yardımlaşma Derneği

Bu dernekler, örneğin 100 milyon lira vergi borcu olan şirkete gidip diyorlar ki: Arkadaş, bizim derneğe 50 milyon bağış yap, Biz de sana 100 milyon liralık kömür, erzak, temizlik maddesi gibi fatura verelim.
Bu faturayı götür maliyeye ver, vergi borcunu kapatmış olursun. Yanına kalan 50 milyon senin karın olacak.
Bana verdiğin 50 milyon lira ile de malzeme alıp valiliklere, kaymakamlıklara vereceğim. Onlar da ihtiyaç sahiplerine dağıtacaklar. Bu da senin zekatın olacak. Böylece bu kafir devlete vergi vermeyeceksin,  hem de sevap işleyip Cennete gideceksin.
Evet, bu derneklere yardım yaparsa, yaptığı yardımın tamamını vergiden düşüyor. İşte bu ülkenin rejimi, ödenmeyen vergi paraları ile böyle değiştirilmeye çalışılıyor.
Prof. Dr. Deniz Büyükkılıç
Gazi Üniversitesi

**

Yoruma gerek yok!

İşte AKP Dindarlığı bu!

Dini İstismar biraz daha ileri boyuta taşınarak “dini tahrif ve tahribe kadar ulaştı…

Bunlara “Evet” diyen ve destek olanlara Allah basiret versin…

**

Son olarak Referandum Duası:

Hz. Vahşî’nin (ra) Tövbesi

Eylül 16th, 2009

“Görünebilir miyim Ya Rasulallah?” Ebrar67_R649202
Gün gitti, gidiyor…
Herkeste tatlı bir telaş…
Güneş, insanların bir an evvel iftar sevincine kavuşmalarını ister gibi, gün boyunca rahvan giden alev topu atını dehlemiş kızıl ufuklarda kayboluyor.
Az sonra akşam ezanları, oruç tutmuş bir insan gibi solgun ve dingin duran minarelere can verecek, mahyaların ışıkları yanacak.
Ben yollardayım…
Acelem de yok. Nasıl olsa iftariyeliklerim yanı başımda bana bakıp duruyor.
Bu vakitte yolculuğu severim. Ezanla birlikte önünüzdeki arabalar birer ikişer buharlaşır ve yollar birden hiç umulmadık bir şekilde tenhalaşır. Yollar, benim gibi üç beş geç kalmışın olur.
Arabanın radyosu, Eyüp Sultan’dan canlı yayında; bir hafız Kur’an okuyor.
“ Ey Ömrünü israf eden kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz, Allah bütün günahları affedicidir…” » Read more: Hz. Vahşî’nin (ra) Tövbesi

hits counter