M. Ali KAYA
Yüce Allah, kendisini Rahman ve Rahim isimleri ile tanıtır; Besmele içinde Allah’ın Rahman ve Rahim isimlerini öne çıkarmıştır. Rahman suresinde de “Rahman olan Allah Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı ve ona beyanı, ifade etmeyi ve dili öğretti” (Rahman, 55:1-4) buyurarak beyan ve ifadenin ne derece Allah’ın rahmetinin belirtisi olduğuna dikkatleri çekmektedir.
Dil müşterek bir iletişim vasıtasıdır. Bu da insanın dünyayı anlaması ve eşyayı algılaması ve ifade etmesi demektir. İnsan dil vasıtası ile anladığını anlatır ve dil yoluyla kimlik kazanır. Yine insan dil vasıtası ile duygu ve düşüncelerini ve böylece kendini ifade eder.
İlimlerin ortaya çıkmasının dil ile doğrudan ilişkisi vardır. Allah, kelamını peygamberlerinin dilinden bize ulaştırmıştır. Kur’an’ı okuyanlar da ondaki ilahî mesajları ve anladıkları derin incelikleri dilleri ile ifade ederek neşretmektedirler. Sonra dilin ifade ettiği manaları yazarak daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamaktadırlar. Bu ifadelere biz “ilim” diyoruz. İlimler böylece kendilerini kendi dilleri ile ifade etmektedirler.
Her ilmin kendi literatürü ve ifade dili vardır. Dinin de kendini ifade eden bir dili vardır. Günlük dil “bizi bize” anlatır ve ihtiyaçlarımızı dile getirir. Günlük konuşulan ve gündelik hayatın ihtiyaçlarını anlatan dil, elbette dinin ifade etmek istediği yüksek ve ruhani manaları anlatmaktan uzaktır.
Dinin değerlerinin aslî hüviyeti ile devamlılığının sağlanması ve insanlar arasında etkili iletişimin kurulması dini değerleri ifade etmeye bağlıdır. İlâhî mesajları algılama, yorumlama ve ifade etmemiz dil ile mümkündür. Bu durumda din dili, inananların dini anlayışlarını yöneten, dini tutum ve kanaatleri ortaya koyan bir yapıyı oluşturur. » Read more: Din Dili ve Risale-i Nur









