Güngör Uras 
guras@milliyet.com.tr
Time dergisi Sn. Erdoğan’ın başarılarını şöyle övüyor: “Erdoğan’ın iktidarda olduğu 8 yılda, Türkiye’nin kişi başına düşen GSYH (Milli Gelir) üç kat artarak 3 bin 492 dolardan 10 bin 79 dolara çıktı. Sıradan Türklerin hayatındaki dramatik iyileşme, muhafazakâr, ekonomiyi iyi yöneten AKP’nin haziran ayındaki seçimleri üçüncü kez, büyük farkla kazanmasının ana nedenlerinden biridir.”
Sn. Erdoğan’ın Time dergisine kapak olmasına ve dergide yer alan yazıda başarılarının anlatılmasına sevinmemek mümkün değil. Ancak dergide kişi başı milli gelirin 8 yılda 3 kat (yüzde 288 oranında!) arttığı konusundaki ifade yanlış. Ben neden yanlış olduğunu anlatacağım ama… Hesaba gerek olmadan siz kendi kendinize sorarak cevaplayınız. Son 8 yılda halkımızın geliri 3’e katlandı mı? » Read more: AKP’nin Milli Gelir Yalanı







![BodyImages[1]](http://www.elestiri-yorum.org/wp-content/uploads/2010/10/BodyImages1.jpg)






Raporlara göre Türkiye’de 20-24 yaş arasındaki Lise mezunu gençlerin % 55’i, Üniversite mezunlarının ise % 41’i iş bulamama sorunu ile karşılaşmaktadır. İşsizlik meselesi artarak devam etmekte ve toplusal barışı tehdit etmeye başlamıştır. İşsizlik ihmal edilemeyecek kadar büyük bir problemdir. Bütün kötülükler işsizlikten çıkar. Konu ile ilgili acil eylem planı yapılmadığı ve hayata geçirilmediği takdirde çığ gibi büyümeye devam edecek demektir.
Dünya bir ekonomik kriz yaşadığı bir gerçektir. Krizlerin pek çok sebepleri vardır. Ancak en önemli sebepleri arasında kaynakların azlığı değil, kaynak oluşturmama, çalışmama, dürüst olmama, kaynakları dengeli ve verimli kullanmamaktır. Ekonomik ahlak olmayınca serbest piyasa ekonomisi de sağlıklı yürümez. Hürriyet olmayınca da serbest piyasa ekonomisi serbest olamaz. Önce hürriyet, sonra emek ve gayret gelir.
olduğu ihtiyaç silsilesi ile insanı rızka muhtaç halde yaratmıştır. İnsan rızk için sosyal hayata uyum sağlamak mecburiyetinde ve çalışmak durumundadır. Hayatla ve eşya ile münasebetini bu şekilde kurmaktadır insan…
Sabah kalkıp yüzünüzü yıkamaya başladığınız andan itibaren vergi ödemeye başlıyorsunuz. Ancak siz dolaylı yönden ödediğiniz için nasıl ödediğinizi bilmiyorsunuz. Yüzünüzü yıkarken akan sudan Katma Değer Vergisi (KDV) ve Çevre Temizlik Vergisi (ÇTV) alınmaktadır. 20 TL su harcayan birisi 2 TL KDV ve 2 TL ÇTV ödemektedir; toplam 4 TL vergiye gitmektedir. Traş bıçağı ve sabuna verdiğiniz KDV ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) yi saymıyoruz.
Ekonomi denince hemen akla Adam Smith ve John M. Keynes gelir. Ekonomistler genellikle bu ikisinin teorilerinden bahsederler. “Keynesyen Politikalara ihtiyaç var” sözü müdahaleci ekonominin gereğini anlatmak için kullanılan bir ifadedir.




