Archive for the ‘Ekonomi’ category

AKP’nin Milli Gelir Yalanı

Kasım 24th, 2011

Güngör Uras
guras@milliyet.com.tr
 
Time dergisi Sn. Erdoğan’ın başarılarını şöyle övüyor: “Erdoğan’ın iktidarda olduğu 8 yılda, Türkiye’nin kişi başına düşen GSYH (Milli Gelir) üç kat artarak 3 bin 492 dolardan 10 bin 79 dolara çıktı. Sıradan Türklerin hayatındaki dramatik iyileşme, muhafazakâr, ekonomiyi iyi yöneten AKP’nin haziran ayındaki seçimleri üçüncü kez, büyük farkla kazanmasının ana nedenlerinden biridir.”

Sn. Erdoğan’ın Time dergisine kapak olmasına ve dergide yer alan yazıda başarılarının anlatılmasına sevinmemek mümkün değil. Ancak dergide kişi başı milli gelirin 8 yılda 3 kat (yüzde 288 oranında!) arttığı konusundaki ifade yanlış. Ben neden yanlış olduğunu anlatacağım ama… Hesaba gerek olmadan siz kendi kendinize sorarak cevaplayınız. Son 8 yılda halkımızın geliri 3’e katlandı mı? » Read more: AKP’nin Milli Gelir Yalanı

Bütçe ve Cari Açık

Kasım 21st, 2011

Recep TAŞCI
receptasci@yeniasya.com.tr 

Avrupalılar borç batağında çırpınıp bütçeleri devasa boyutlarda açık verirken Türkiye’nin bütçe performansı göz kamaştırıyor. Yılın ilk 10 ayında bütçe harcamaları 245,4 milyar TL, gelirler 243,7 milyar TL oldu. Açık 1,7 milyar TL. Sene başında öngörülen açık 33 milyar TL idi. Şaşırtıcı ve sevindirici bir durum. Bütçe açığı geçen yılın aynı dönemiyle mukayese edildiğinde yüzde 93 oranında gerilemiş.

Diğer bir olumlu gelişme de faiz giderleriyle ilgili. Yine geçen yılın Ocak-Ekim döneminde 41,5 milyar TL faiz ödenmişken bu yıl yüzde 10 oranında azalarak 37,5 milyar TL’de kalmış. Bütçe açığının GSYH’ya oranı da küçülüyor. Yüzde 1,5’lara yaklaşıyor. Bazı Avrupa ülkelerinde bu oranın yüzde 10’lar civarında seyrettiği dikkate alınırsa tablonun ne kadar parlak olduğu daha iyi anlaşılır.

Keşke yazıyı burda noktalayabilseydik. Niye? Çünkü devamı içinizi karartabilir. Kusura bakmayın. Acı da tatlı da olsa meseleleri bütün yönleriyle sizlere sunmak boynumuzun borcu. Bu bağlamda madalyonun öteki yüzünü çeviriyoruz. Ve gayri adil bir manzara ile karşılaşıyoruz. Evet, bütçemiz neredeyse denk, ama bu denge sağlanırken dar gelirlinin sırtına basılıyor. » Read more: Bütçe ve Cari Açık

Japonya Nasıl Kalkındı?

Kasım 5th, 2011

Mustafa CAN
Ekonomi Japonca “keizai” kelimesi, insanların acılarını hafifletme bilimi” anlamına gelmektedir. Japonya ABD’den sonra dünyanın ikinci büyük ekonomisidir. Dünyanın mal ve hizmet üretiminin %18’i Japonya tarafından gerçekleşmektedir. Tarih boyunca istikrarlı bir ekonomiye sahip olan Japonya’da enflasyonda enflasyon oldukça düşüktür.

Japonya 1630’dan 1850 yıllarına kadar dünyaya tamamen kapalı bir ekonomik yol izledi. 1853 yılından itibaren batı dünyası ile ticaret sınırlarını açtı. 1904-1905 Rus-Japon savaşını Japonya’nın kazanması üzerine Japonya’yı dünya gücü haline getirdi. Ülkedeki doğal kaynakların azlığı dünyaya açılmasını zorunlu hale getirdi. II. Dünya Savaşına kadar sanayiye doğal kaynak sağlamak amacına yönelikti. II. Dünya Savaşından yenik olarak çıkan, Nagazaki ve Hiroşima’ya atom bombası yiyen Japonya’nın ekonomisi büyük bir darbe yedi. 1970’li yılların başında yine eski gücüne kavuştu ve dünyanın sayılı sanayi ülkelerinden birisi haline geldi.

İkinci dünya savaşından sonra tamamen tahrip olan ekonomisini yeniden inşa ederek dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü haline gelmeyi başarabilmiştir. Bu başarısını imalat ve hizmet sektörüne borçludur. Yaygın olan kanaatin aksine dış ticaretin payı daha azdır. Milli gelir içinde iç piyasanın payı daha belirleyici ve daha yüksektir. » Read more: Japonya Nasıl Kalkındı?

AKP’nin 8 Yılda Sattıkları…

Mayıs 19th, 2011

‎2003 – SEKA Balıkesir İşletmesi satıldı.

2003 – Taksan …Takım Tezgahları Sanay…i satıldı.

2003 – TZDK Sakarya Traktör İşletmesi satıldı.

2003 – PETKİM Standart Kimya Şirketi satıldı.

2003 – Tekel Çankırı Kaya Tuzlası satıldı…….

2003 – SEKA Aksu İşletmesi satılı.
» Read more: AKP’nin 8 Yılda Sattıkları…

Siyasetin İlkleri ve AKP

Nisan 28th, 2011

Celalettin Akbulut
YEDİ YILDAN BU GÜNE TÜRKİYEDE YAŞADIĞIMIZ İLKLER ve SATILAN KURUMLAR…

* 1- İlk defa bir Başbakan ” Tezkere geçmezse memura maaş ödeyemeyiz ” dedi
*2- İlk defa ekonomi büyürken işsizlik arttı.
*3- İlk defa cari açık verilirken döviz kuru arttı.
*4- İlk defa bir Başbakan zam isteyen memura ” İMF’ yi ikna edin ” dedi.
*5- İlk kez ithalat 100 milyar doları aştı.
*6- İlk kez cari a çığın üstünde borçlanma yapıldı
*7- İlk kez Yunan kilise bankası Türkiye’ de banka satın aldı.
*8- İlk defa domuz, kesimlik hayvanlar arasına alındı
*9- İlk defa düşük faizli dış borç, yüksek faizli iç borç ile ödendi.
*10- İlk defa bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı, islâmiyeti yok etmeye yemin eden bir Papa’ nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi.
*11- İlk defa bir Başbakan ” Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya ” dedi.
*12- İlk defa bir cami kiliseye çevrildi.
*13- İlk defa kilise ve havralar imar planında yer aldı.
*14- İlk defa bir Başbakan Yahudi düşünce kuruluşundan ” Üstün Cesaret Ödülü ” aldı.
*15- İlk defa Türk askerinin başına ABD güçlerince çuval geçirildi.
*16- İlk defa bir Başbakan ” bir dönem dini kullandık ” dedi.
*17- İlk defa petrol kanunu ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi.
*18- İlk defa yabancı rantiyecilere vergi muafiyeti tanındı.
*19- İlk defa iletişim sektörünün tamamı yabancıların eline geçti.
*20- İlk defa tezkere ret edilmesine rağmen Dış İşleri Bakanlığı genelgesi ile silahlar Türkiye üzerinden geçti.
*21- İlk defa bir Başbakan İslâm dünyasının sınırlarını değiştirecek BOP’ un eş başkanı oldu.
*22- İlk defa bir Başbakan Müslüman topraklarını işgal eden ABD askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ettiğini açıkladı. » Read more: Siyasetin İlkleri ve AKP

“Rakamlarla Türkiye” Tablosunun Tahlili

Nisan 25th, 2011

“Rakamlarla Türkiye” tablosu dikkatleri çekmiş. Bir değerli okurumuz da tabloya ilişkin gerçekçi bir tahlil göndermiş. Bizler olumlu her şeye değer verdiğimiz için bu değerli okurumuzun gerçekçi tahlilini aynen yayınlıyor ve okurlarımızın dikkatine sunuyoruz. Amacımız gerçekçi olmak ve doğru olanı yapmaktır. Kendilerine teşekkür ediyoruz… (Admin)

TABLONUN TAHLİLİ

Said Bahadır KAYA
Endüstri Mühendisi

Rakamlarla Türkiye’nin 8 yılı diye karşılaştırmalı bir imaj eklemişsiniz; yalnız oradaki değerlerin hangi anlamlara geldiği eksik kalmış,

Birincisi, borçlu olmak kötü bir şey değildir, hatta çoğu zaman iyidir de. Çünkü devletin borçlu olması demek, ona borç verebilen birilerinin olması demek. Yani Türkiye ekonomisine güvenmek, alacağını tahsil etmekten korkmamak demek. Devletin Borcu olması güzel bir şeydir, çünkü borcu olmayan devlet para basmış demektir ki bu zaten faciadır. Kriz dönemlerinde Türkiye’nin borcu yoktu mesela bu çok kötü bir şeydi, çünkü devlet gerekli kaynağı borçla bulamıyordu (çünkü kimse borç verecek kadar güvenmiyordu) para basıyor enflasyona sebep oluyordu. Beş parasız bir devletimiz vardı, dışarıda, IMF gibi kuruluşlar güvenip borç bile vermiyordu yani.

Dünyanın en büyük ekonomilerinin çok büyük borçları vardır. Borç alım gücü, bir iktisadi sistemin (devlet, şirket her neyse) likiditesidir ve finansal analiz yaparken ilk baktığımız şeydir. Eğer bir şirket, bir devlet istediği gibi borç alabiliyorsa, daha da iyisi bu borcu döndürebiliyorsa, o şirketi ekonomiyi vs. kimse durduramaz. » Read more: “Rakamlarla Türkiye” Tablosunun Tahlili

Üretmek ve çalışmak yürek ister.

Nisan 23rd, 2011

Mehmet YILDIZ
Önce özetler;
1-Türkiye OECD ülkeleri arasında sanayicisine en pahalı elektriği kullandıran ülke unvanına sahip. Buda rekabetin önünü kesiyor.

2-Akaryakıtta en yüksek vergi alan ülke yine Türkiye. Bir litre benzin için yaklaşık 1.9 dolar ödenirken bunu yaklaşık 1.1 doları vergiye gidiyor.

3-Asgari ücretten alınan vergi yüzde 70. Bu bir dünya rekoru. Bu tarihi rekor ücretli ve sanayiciyi kan ağlatırken devlet halinden memnun.

4-Türkiye’ nin bir başka rekoru da kayıt dışından geliyor. Her iki çalışandan biri sosyal güvencesi olmadan kayıt dışında yer alıyor.

OECD ÜLKELERİ İÇİNDE EN PAHALI ELEKTRİK KULLANAN ÜLKE BİZİZ

Yapılan araştırmalar sonucu bir Türk sanayicisinin elektrik kilovat saatini ortalama 0.1 dolara kullandığı belirlenmiş. Aynı rakam Fransa’ da 0.05 dolar.Sadece biz miyiz Japonya ve İtalya gibi ülkelerde elektriği pahalı harcıyorlar. Ama bir şartla biz farklıyız.Bizdeki elektriğin % 50’ si sanayii de kullanılıyor. » Read more: Üretmek ve çalışmak yürek ister.

Yetim Hakkı Yedirmemek!…

Ocak 19th, 2011

 Facebook’da Bir Vatandaş…

Türkiye’de gündem oluşturmak bir kısım medya için hiç de zor değil, üstelik bu gündem maddeleri suni olunca halkın da tadı tuzu kaçıyor. Bunun bir örneği de Türk Telekom Arena Stadı’nın açılışıyla yaşanıyor.

Halk işsizlik ve yoksullukla kıvranırken, Başbakan Erdoğan’a yapılan protestoların haksız olduğundan bahsediliyor. Ancak eğer bir haksızlık varsa bunun halka yapıldığını söyleme cesaretini yine halk vermelidir.

Türk Telekom arena stadının açılışı büyük israf derecesine varan şatafatla gerçekleşti. Ve bu şatafatın altında Başbakan Erdoğan her zamanki tavrıyla esip gürleyecek icraatlarını başarılı göstermenin keyfini yaşayacaktı. Ancak açılışa katılan halk bu zevki Başbakan Erdoğan’a yaşatmadı. » Read more: Yetim Hakkı Yedirmemek!…

Serbest Girişimcilik

Ekim 13th, 2010

M. Ali KAYA

“Ekonomik ilişkilerin kontrol edilmesi
her yönden denetim altına alınmamız demektir.”
(Frederich Hayek)

Serbest girişim, mal ve hizmetlerin gönüllü mübadelesine dayanan ekonomik bir sistemdir. Bu sistemde ne yapacaklarına insanların kendileri karar verirler. Birileri onlar adına karar vererek yapmaya zorlamaz ve suni ihtiyaç belirleyerek fıtrî akışı engellemez. İhtiyaçları belirleyen ve ekonomik ilişkileri düzenleyen bireylerin kendileridir. Ekonomik hayat ihtiyaç, arz ve talep üçgeninde doğal/fıtrî olarak şekillenir ve kendi dengesini bulur.

Ticaret ve mübadele medeniyetin ayrılmaz bir parçasıdır ve medeniyet ticaretle gelişir. Batıda kilisenin ve devletin gücünün azalması ölçüsünde ticaret, serbest girişimcilik çoğalmış ve zenginlik artmıştır. Normalde ekonomik hayatı ihtiyaçlar belirler ve ihtiyaçların artması ölçüsünde ticaret hacmi de artar. Bu da sonuçta refah seviyesini artırır.

Ekonomik hayat merkezi bir yönetim olmadan geniş ölçüde kendi kendine işler ve insan ihtiyaçlarının karşılanması ticareti geliştirir. İnsanlar tüketicilere istedikleri şeyleri sağlamaları halinde ve bu konuda uzmanlaşmaları oranında zenginlik artar. Paranın değeri ancak satın alabileceği şeyin değeri oranındadır. Gerçek zenginlik ise paranın değerinden daha fazladır. Bu da serbest rekabet ve eldeki mevcut zenginlik kaynaklarının müteşebbislerce kullanılmasına ve ticarete aktarılmasına bağlıdır. Rekabet satın alma gücünü artırır ve bu da zenginliği meydana getirir. » Read more: Serbest Girişimcilik

İthal et, borçlan ve tüket…

Ekim 6th, 2010

Ufuk SÖYLEMEZ

Uluslararası para taciri Mark Mobius’un dün medyaya yansıyan açıklamaları ilginçti.

Ünlü spekülatör; “..Borsada (İMKB) daha ucuz hisse senedi alımı yapabilmek için piyasaların çökmesini isteriz…” şeklinde konuşmuş.

Türk borsasının %70’inin bu tür zihniyetli yabancıların kontrolünde olduğunu düşünürseniz, borsanın nasıl bir kumarhane kapitalizmi enstrümanına dönüştürülerek, yozlaştırılmak, istendiğini daha iyi görebiliriz.

Milyarlarca dolarlık fonlarıyla spekülasyon yapan Mark Mobius, “…güçlü bir para birimi (TL) kötü bir şey midir? Hayır, değildir. Satacağın malların kalitesini arttırırsanız insanlar zaten alacaklar..” demiş.

Aynı Türkiye Cumhuriyetinin büyük ekonomi dehası Başbakanı Sn. Erdoğan gibi konuşmuş. » Read more: İthal et, borçlan ve tüket…

Mikroekonomi ve Yatırımcıya Tavsiyeler

Ekim 3rd, 2010

İnan DOĞAN

Ekonominin büyük bir çoğunluğunu, yani % 95’ini Mikroekonomi, yani küçük hesaplar ve alışverişler oluşturur. Bu nedenle ekonomistlerden (Büyük şirketlerde çalışanlar ve uğraşanlar) borsa ve döviz tüyosu alıp yatırım yapmak çılgınlıktır.

9 TL’ye uçak bileti olur mu? Bal gibi olur. Çünkü bu Onur Air uçak firmasının reklamıdır. Ayrıca bunu gazete haber yapar bu da ayrı bir reklamdır. 9 TL’ye uçak bileti alan ve bununla yolculuk yapan bunu 100 kişiye anlatır. Bu da en etkili bir reklamdır. Onlar da binmek isterler. Ayrıca bu bir kampanyadır. Bu gibi kampanyaları tüm marketler yapmaktadır. Ucuz mala gelen müşteri yanında başka ihtiyaçları da alır ve market bundan muazzam kar eder. » Read more: Mikroekonomi ve Yatırımcıya Tavsiyeler

Ekonomik Büyüme

Temmuz 12th, 2010

Recep TAŞÇI/Yeni ASYA

İlk çeyrekte

Yüzde 11,65 büyüyünce…

Sevinçten havalara uçtuk.

Zira…

Tarihimizin en yüksek büyüme hızlarından birine ulaşılmıştı.

Bu çift haneli oranla…

G-20 ülkeleri arasında yüzde 11,9 büyüyen Çin’in ardından 2’nci, 31 üyeli OECD ülkeleri sıralamasında birinci, dünya genelinde 5’inci olduk.

Daha ne olsun…

Diyemiyoruz. » Read more: Ekonomik Büyüme

Nerede bu milyonlar?

Haziran 1st, 2010

Recep TAŞÇI / Yeni Asya

Ülkenin en ciddî sorunu işsizliktir.

Bunda herkes hemfikir.

Üç ayda bir işsizlik rakamları hem sayı hem oran olarak açıklanır, bununla ilgili yorumlar gündemin baş köşesine oturur.

Oturur oturmasına da işsiz sayısı ve oranın nasıl hesaplandığı hususunda yeterli izahata pek rastlanmaz.

Bugün bunu biraz açalım.

Bir işi olanlarla işsizler toplamına işgücü denir.

İşsiz nüfusun işgücü nüfusuna oranı işsizlik oranını veriyor.

2010 Şubat ayı itibariyle işgücü nüfusu 24 milyon 831 bin olarak hesaplanmıştır.

İstihdam edilenlerin sayısı ise 21 milyon 267 bin.

Aradaki fark işsiz sayısıdır.

3 milyon 564 bin.

Bu sayıyı 24 milyon 831 bine bölünce de işsizlik oranı bulunuyor.

Yüzde 14,4. » Read more: Nerede bu milyonlar?

Devletin Mal Varlığı

Nisan 26th, 2010

Mustafa CAN

Devletçilik, Atatürk ilke ve inkılâplarının gereği olarak Anayasanın teminatı altına alınmıştır. Başlangıçtaki genel hükümler ile 174. Maddesinde belirtilen “İlke ve İnkılâpların korunmasını” emreden yasaları ile koruma altına alınmıştır. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Devletçi bir yapıya sahiptir.

Cumhuriyetin bu devletçi yapısından dolayıdır ki 2010 Türkiye’sinde Maliye Bakanlığı’nın verilere göre, 181 milyar 176 milyon 943 bin 189 metre karelik bir alan Hazine mülkiyetine aittir. Bu da Türkiye’nin % 23’lük bölümünü oluşturmaktadır.

Hazineye  ait alanlar, Türkiye ‘nin yüzde 23′lük bölümünü oluşturuyor. Hazineye ait alanlar üzerinde 3 milyon 214 bin 531 adet taşınmaz yer alıyor. Bunların 1 milyon 202 bin 176′sını tarlalar, 115 bin 19′unu binalar, 388 bin 769′unu arsalar, 721 bin 148′ini de araziler meydana getiriyor.

Hazineye ait taşınmazlar üzerinde 166 bin 207 bağ ve bahçe, 335 bin 813 orman, 78 bin 453 mera, otlak gibi orta malı bulunuyor. Su alanlarının sayısı 173 bin 376, tarih-kültür alanlarının 3 bin 816, maden-ocak alanlarının 1.430, deniz-dolgu alanlarının da 620 olarak belirleniyor.

Ülkemizde devletin 229 bin 729 adet de lojmanı bulunuyor. En fazla lojmanı olan kuruluş da 48 bin 85 lojmanla Emniyet Genel Müdürlüğü olarak görülüyor. Milli Eğitim Bakanlığı 44 bin 169, Milli Savunma Bakanlığı 41 bin 701, Sağlık Bakanlığı ise, 20 bin 223 lojmanla Emniyet Müdürlüğü’nü takip ediyor. » Read more: Devletin Mal Varlığı

Vergiler ve Peşin Vergi

Mart 20th, 2010

Prof. Atilla YAYLAgavelmoney

Mustafa Kemal’e atfedilen “vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” sözünün bir benzeri ABD’de vergi idaresi binasının cephesine kazınmıştır.

Oliver Wendell Holmes’e ait bu söz şöyledir: Vergileme, uygarlık için ödediğimiz bedeldir.” Bu tür sözlerin politikacılar tarafından çok sevilmesinin sebebi, varlıklarının bir kısmına el konulan vergi mükelleflerini önce teskin sonra kaderlerine razı olmaya ikna etmektir. Ancak bu sözler, vergilemeyi ahlaki olarak haklılaştırmaya yetmemektedir. Liberal gelenek içinde vergilemeye iki bakış vardır. İlki, beşeri işlerin sevk ve idaresi için vergilemeye gerek olmadığını ileri sürer. İkincisi ise bir miktar vergilemeye gerek olduğunu düşünür. İlki modern insana çok uçuk geldiği için bir kenara bırakalım. İkinci yaklaşım ılımlı, makul bir vergilemenin barışçıl toplumsal düzenin muhafazası açısından kaçınılmaz olduğunu ileri sürer. Ancak bir ikazı da hemen yapar: Vergileme gücü–yetkisi kamu otoritesine verilince, bu yetkinin şu veya bu şekilde genişlemesi neredeyse kaçınılmazdır. » Read more: Vergiler ve Peşin Vergi

İşsizlik Problemi

Şubat 8th, 2010

2455Raporlara göre Türkiye’de 20-24 yaş arasındaki Lise mezunu gençlerin % 55’i, Üniversite mezunlarının ise % 41’i iş bulamama sorunu ile karşılaşmaktadır. İşsizlik meselesi artarak devam etmekte ve toplusal barışı tehdit etmeye başlamıştır. İşsizlik ihmal edilemeyecek kadar büyük bir problemdir. Bütün kötülükler işsizlikten çıkar.  Konu ile ilgili acil eylem planı yapılmadığı ve hayata geçirilmediği takdirde çığ gibi büyümeye devam edecek demektir.

2009 yılı itibariyle ülkemizde işsizlik oranı kırsal kesimde % 11, kentlerde % 21 olarak görülmekte; ortalama olarak bu durum % 17’ye çıktığı uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. İşsizliğin en büyük sebeplerinden birisi “ucuz ithalat”tır. Ülke ithal malların istilasına uğramıştır. Bu da ülkemizde fabrikaların kapanmasına sebep olmuştur. Yalnız Turizme destek vermek ve yatırımları sadece bu sahada yapmak istihdam için yeterli değildir. Bu nedenle ihracat desteklenmeli ve ithalat kontrol altına alınmalıdır. Üretim imkânı olan sahalarda ithalata sıcak bakılmamalıdır. » Read more: İşsizlik Problemi

Yoksulluğu Yenmek-2

Kasım 26th, 2009

 

fabrikaDünya bir ekonomik kriz yaşadığı bir gerçektir. Krizlerin pek çok sebepleri vardır. Ancak en önemli sebepleri arasında kaynakların azlığı değil, kaynak oluşturmama, çalışmama, dürüst olmama, kaynakları dengeli ve verimli kullanmamaktır. Ekonomik ahlak olmayınca serbest piyasa ekonomisi de sağlıklı yürümez. Hürriyet olmayınca da serbest piyasa ekonomisi serbest olamaz. Önce hürriyet, sonra emek ve gayret gelir.

Yoksulluğun bir başka sebebi bencillik ve israftır. Bu nedenle “kanaat bitmez ve tükenmez hazinedir.” İnsanın ihtirasları vardır. Ruhunda doyumsuzluk vardır. Bu nedenle gerek yasalar, gerekse ahlâkî ve dini kurallar insanların ihtiraslarını denetim altına alarak dengelemeyi amaçlamıştır. İhtiras sahibi olan insan ne kadar zengin olursa olsun fakir ve muhtaç sayılır. Çağımızda bir tarafta ihtiraslar öbür tarafta israf, gelir kaynaklarını belli ellerde toplanmasına ve toplumun büyük kesiminin yoksullaşmasına neden olmaktadır. » Read more: Yoksulluğu Yenmek-2

Yoksulluğu Yenmek-1

Kasım 23rd, 2009

YOKSULLUĞU YENMEK-1

Yüce yaratıcı insanı sonsuz ihtiyaçların odağında yaratmıştır. İnsan fıtratına koymuşdort-kisilik-ailenin-yoksulluk-siniri-2-bin-465-tl16 olduğu ihtiyaç silsilesi ile insanı rızka muhtaç halde yaratmıştır. İnsan rızk için sosyal hayata uyum sağlamak mecburiyetinde ve çalışmak durumundadır. Hayatla ve eşya ile münasebetini bu şekilde kurmaktadır insan…

İnsanın rızk peşinde koşması, çalışma hayatı ve ekonomik faaliyetlerinin tamamına “iktisat” denir. İktisat, ekonomiden ve ekonomik faaliyetlerden daha geniş ve daha kapsamlı bir terimdir. İktisat kavramı içerisinde “hak, adalet ve dengeli bir hayat, israftan kaçmak” gibi kavramların tamamı vardır. Ekonomi dendiği zaman ise, sadece kalkınma, gelişme ve ekonomik faaliyetler vardır. İşin adalet ve hakkaniyet boyutu ancak “Hukuk” olarak kabul edilmiş ve ekonomiden ayrı tutulmuştur. İşte problem de bundan sonra başlamıştır. Zira hak ve adaletin, israf ve iktisadın olmadığı yerde ekonomik faaliyetler sadece “menfaat” çerçevesinde oluşur. Sadece menfaatin esas alındığı ekonomik faaliyetlerin de pek çok haksızlıklara sebep olmayacağı söylenemez. Ekonomik problemlerin temelinde insanın mala ve kazanca olan hırsı ve menfaat düşüncesi vardır. » Read more: Yoksulluğu Yenmek-1

Ne Kadar Vergi Ödüyoruz

Ekim 28th, 2009

1746Sabah kalkıp yüzünüzü yıkamaya başladığınız andan itibaren vergi ödemeye başlıyorsunuz. Ancak siz dolaylı yönden ödediğiniz için nasıl ödediğinizi bilmiyorsunuz. Yüzünüzü yıkarken akan sudan Katma Değer Vergisi (KDV) ve Çevre Temizlik Vergisi (ÇTV) alınmaktadır. 20 TL su harcayan birisi 2 TL KDV ve 2 TL ÇTV ödemektedir; toplam 4 TL vergiye gitmektedir. Traş bıçağı ve sabuna verdiğiniz KDV ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) yi saymıyoruz.

Otomobil alan birisinin devlete ödeyeceği vergi gerçekten çok fazladır.  Sıfır bir araba aldığınız zaman pazarlık yapar yapmaz ödediğiniz paranın % 37’si devlete KDV ve ÖTV olarak anında gitmektedir. Diyelim ki 27 bin 500 TL’ye bir araba aldınız. Bu arabayı beş yıl kullandığınızı varsayalım devlete ödediğiniz vergi miktarı tam 34 bin TL’yi bulmaktadır. Buna alımda ödenen KDV, Taşıt Alım Vergisi (TAV) Motorlu Taşıt Vergisi (MTV) benzine ödenen ÖTV ve KDV, kaskoya ödenen Banka Sigorta Muameleleri Vergisi, (BSMV) Trafik Sigorta Vergisi  (TSV) ve servis yedek parçalardaki KDV’yi kapsamaktadır. Bunlara ayrıca muayene vergisi vb. vergileri katmıyoruz. Bunun dışında her yıl Ocak ve Temmuz ayında ödediğiniz taşıt pullarını da hesaba katmıyoruz.   » Read more: Ne Kadar Vergi Ödüyoruz

Serbest Piyasa Ekonomisi

Ağustos 29th, 2009

ekonomiEkonomi denince hemen akla Adam Smith ve John M. Keynes gelir. Ekonomistler genellikle bu ikisinin teorilerinden bahsederler. “Keynesyen Politikalara ihtiyaç var” sözü müdahaleci ekonominin gereğini anlatmak için kullanılan bir ifadedir.

Keynes ekonomide devlet kontrolünü ve müdahalesini gerekli görürken, Adam Smith aksine bireyin ihtiyacını ve menfaatini esas alan serbest piyasadan yanadır. “Arz – talep dengeli olursa piyasada ekonomik dengeler yerli yerine oturur” der.  Piyasayı ihtiyaçlar belirler. İhtiyaç görünmez bir el gibi devlet müdahalesine ihtiyaç hissettirmeden ekonomik hayatı dengeler ve düzenler. Bunun için “bırakınız yapsınlar” “bırakınız geçsinler” der.

Ekonomik hayat, ihtiyaç, üretim, tüketim ve istihdam dörtlüsü üzerinde cereyan eder. Üretim ihtiyaca göre olursa ekonomik denge kurulur ama zenginlik olmaz. Zenginlik üretim fazlalığıdır ve bu istihdamı da beraberinde getirir. Tüketim olmazsa üretim durur. İnsanlar ihtiyaçlarını artırırlarsa buna lüks harcama denir. Ekonominin gelişmesi ve istihdam alanlarının açılması için lüks tüketime de ihtiyaç vardır. Bu bakımdan aşırı harcama israf sayılmaz. İhtiyaç fazlasını kazanmak ve biriktirmek de israf değildir; bilakis zenginliktir. İslam bilginleri israfı “haram yolda harcama” olarak isimlendirmişlerdir. İmam-ı Azam’ın “İsrafta hayır olmadığı gibi, hayırda da israf yoktur” sözü bu hususu ifade eder. İnsanların zararına yapılan harcamalar israftır. İnsanların faydasına yapılan harcamalar ne kadar lüks de olsa israf sayılmaz.  Ancak hiç ihtiyacın olmadığı sahalarda yapılan aşırı harcamalara israf olarak bakabiliriz. » Read more: Serbest Piyasa Ekonomisi

hits counter