Archive for the ‘Felsefe’ category

İhsan Eliaçık’ın Sakat Düşünceleri

Ocak 11th, 2012

Mustafa CAN
İhsan Eliaçık Kimdir?
23 Aralık 1961’de Kayseri İncesu kazasında doğdu. Kayseri ve Kırşehir’de okudu. Erciyes Üniversitesi ilahiyat Fakültesinde (1985-1988) yılları arasında okudu, okulu bitirmeden ayrıldı ve bağımsız yazar olarak hayatına devam etti. Kayseri Gündem, Değişim, Yeryüzü, Bilgi ve Düşünce, Yarın, Özgün İrade, Bilge Adam, Söz ve Adalet, Gerçek Hayat, Doğudan gibi dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. Milli Gazete, Star, Tempo, Zaman, Habertürk, Sabah, Birgün, radikal gibi gazetelerde röportajları yayınlandı ve Medyatik oldu.

Yarın Dergisi kapanana kadar 4 yıl Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı, Söz ve Adalet Dergisi kapanana kadar 8 ay, Gerçek Hayat dergisinde 2 yıl yazı yazdı. 20 kitabı yayınlandı. Evli beş çocuk babası olup Arapça ve İngilizce bilmektedir. İstanbul’da hayatına devam etmektedir.

12 Eylül öncesi 1977-1980 yılları arasında MTTB ve Akıncılar gibi İslamcı Gençlik Grupları içinde aktif çalıştı. Akıncıların Yahyalı Gençlik Kampında yakalandı ve Mamak Askeri Cezaevinde 1 sene tutuklu kaldı. 1981’de çıkarıldığı ilk mahkemede beraat etti. 1984 yılında Kars Sarıkamış’ta askerliğini tamamladı.

Askerden sonra Kayseri İlahiyat Fakültesine girdi. 1985-1988 yıllarında okudu, okulu bitirmeden ayrıldı. İstanbul’a yerleşti. 1991-1993 yıllarında Bayazıt eylemelerine katıldı. Değişik panel ve gençlik eğitimlerine katkı sağladı. Kayseri’de “Birlik FM” radyosunu kurdu ve bir sür yayın yönetmenliğini yürüttü. 1993-1999 yılları arasında Birlik FM’de “Tefsir Programları” yaptı. Aylık “Değişim” dergisini çıkardı. Dergide çıkan yazılarını çeşitli kitaplar halinde yayınladı. » Read more: İhsan Eliaçık’ın Sakat Düşünceleri

Yüzsüz…

Ekim 16th, 2011

Cumayı kaçırmıyor…

Hacca gidiyor…

Umreye gidip gidip geliyor…

Oruç tutuyor…

Dana kesiyor…

Din…

İman…

Allah dilinden düşmüyor…

Ama sahtekâr…

*

Bu kadar dinden imandan söz edilen ülkede niçin bu kadar vurgun, talan, soygun, hırsızlık olur hafız?..

Yolsuzluklar, iddialar, belgeler havalarda uçuşuyor…

Tepedekinden en alttakine kadar… Her birinin sırtına yapışmış yolsuzluk dosyaları… Öyle kamburlarla çıkıyorlar milletin huzuruna…

Sıradan memur maaşıyla gelenler, Karun gibi tünüyor…

Nasıl olur?..

Bir tekinden dahi hesap sorulamıyor…

Hesap sormaya kalkan savcıların ve yargıçların tümünün başına mutlaka bir şey geldi, sürüm sürüm süründürüldüler…

Rastlantı mıdır?..

* » Read more: Yüzsüz…

Muhafazakarlığın Temel Prensipleri

Temmuz 13th, 2011

Mustafa CAN
Muhafazakârlık katı bir ideoloji olmaktan ziyade bir “değerler bütünüdür.” İdeoloji gibi akıldan çıkmaz, hayatın içinden çıkar. Ancak Hayek muhafazakârlığı da liberalizm ve sosyalizm gibi ideoloji olarak sayar. Bu nedenle muhafazakârlığa esnek bir ideoloji olarak da bakılabilir. Değişimden yanadırlar ancak temel değerlerin muhafaza edilmesini isterler. Gerçekçi ve gelişmeci değişim de zaten temel değerlerin korunarak teknik ve teknolojik unsurların yenilenmesidir.
 
Muhafazakârlığın Temel Prensipleri:

1. Süreklilik arz eden ahlâkî bir düzenin devamı: İnsan tabiatı, yani fıtrat değişmediği için ahlâki değerler de değişmezler. Değişirse buna ahlaksızlık adı verilir. Toplumsal ve bireysel pek çok meselelerin temelinde ahlak gerçeği vardır. Ahlakı bozuk olan bir toplum ne kadar liberal ve demokrat olursa olsun bozuk ve kötü bir toplum olacaktır.

2. Muhafazakârlar teâmüllere ve geleneklere inanırlar. Ailede ve toplumda huzur ve güveni sağlayan ve insanları bir arada tutan adet ve geleneklere olan bağlılıklarıdır. Devamlılığı sağlayan budur. Devamlılık ve süreklilik olmazsa hayat anlamını yitirir. Hayata anlam katan şey manevi ve moral değerlerdir ki bunların en önemlileri de geleneklerdir. Geleneklere karşı savaş açan devrimciler değişimi kanla ve baskı ile sağlamış ve geleneklerin bir kısmını yıkmışlardır; ancak bu toplumun huzur ve güvenini bozmuş ve anarşiye zemin hazırlamıştır.

3. Muhafazakârlar “İhtiyat” prensibini kabul ederler. Bu nedenle değişime ani karar vermezler. Geçici faydalarına ihtiyatla bakarlar ve gelecekteki muhtemel kötü sonuçlarını da dikkate almak gerektiğini savunurlar. Onlara göre “Acele işe şeytan karışır ve Takdir-i ilâhi yavaş tecelli eder.” İnsanlık karmaşık bir toplum olduğu için bütün insanların temel ihtiyaçları düşünülmeli belli bir kesime bakarak hareket edilmemeli ve radikal kararlar alınmamalıdır. Daima esnek ve kapsamlı hareket edilmelidir. Zira hem insan yapısı hem de çevre şartları daima değişiklik arz eder ve bunu önceden tam olarak kestirmek zordur. » Read more: Muhafazakarlığın Temel Prensipleri

Liberalizm ve Muhafazakarlık

Temmuz 8th, 2011

Mustafa CAN

Muhafazakârlık (Conservatism) en kısa anlamı ile “mevcut hukuki durumu (statusquo) muhafazayı savunmak, toplumdaki radikal değişimlere kuşkulu yaklaşma” şeklinde tanımlana bilen bir anlayıştır. Toplumda geleneksel kurumlara (aile, eğitim ve kültür) saygı duyulmasını ister. Felsefi bir doktrin olarak muhafazakârlığın ilk savunucusu İngiliz düşünürü Edmund Burke’dir. (1729-1797)

Muhafazakârlık ile Liberal doktrin arasında bazı benzerlikler vardır; ancak pek çok konuda farklılıklar da bulunmaktadır. Muhafazakârlar mevcut durumu, yani statükoyu korumaya çalışır ve değişime şüpheli bakar. Liberaller ise toplumun değişen şartlara göre kural ve kurumların değişmesinden yanadır.

Muhafazakârlık anti-rasyonalist bir düşünceyi savunur. Bu yönüyle Liberal David Hume, Adam Smith, Frederic Bastiat ve F. A. Von Hayek gibi düşünürler. Ancak muhafazakârlar merkezi bir güç ve otorite sistemi bulunmadan istikrarlı bir toplumun olamayacağı düşüncesini savunurlar. “Devlete itaat ve kanunlara uyma mistisizmi” olarak tanımlanmıştır. Liberaller ise güçlü bir devletin özgürlükler için ciddi bir tehlike olduğunu savunurlar. Bu bakımdan liberalizm devletin görev ve fonksiyonlarının mümkün olduğu kadar sınırlandırılmasından yanadır. » Read more: Liberalizm ve Muhafazakarlık

Sosyal Hayat ve Özgürlük

Ekim 2nd, 2010

M. Ali KAYA

Ülkem benim için neler yapabilir demeyin;
kendinize ‘ben ülkem için neler yapabilirim’
diye sorun.” (Başkan John KENNEDY)

Özgür bir insan için ülkesi, onu oluşturan bireylerin toplamıdır, bireylerin üzerinde ve onu aşan bir şey değildir. Devlet de onun için sadece bir araçtan ibarettir. Özgür insan vatandaşların çeşitli biçimlerde hizmet ettikleri bir hedef birliğinden başka ulusal hedef tanımaz.

 
Devlet özgürlüğümüzü kazanmamız için gereklidir ve sayesinde özgürlüğümüzü kullanabileceğimiz bir araçtır. Robinson Crose için özgürlüğün hiçbir anlamı yoktur. Bireyin özgürlüğünün aile, toplum, cemaat içinde korunması gerekir. Birey aile içinde özgür olması ve toplum içinde özgür olması gerekir. Özgürlük kabiliyetlerin gelişmesi için şarttır. Ancak kişi iyi olanı yapmak için özgürdür. Kötü olanı yapmak ve başkalarının özgürlüklerini engellemek için özgürlüğünü kötüye kullanamaz.

» Read more: Sosyal Hayat ve Özgürlük

Mantık ve Bilim

Eylül 16th, 2009

mantikMantık, akıl yürütme bilimidir. Önermelerden meydana gelir. Önermelerden oluşan çıkarımlar/argümanlar akıl yürütme araçlarıdır. Mantık geçerli argümanların yasalarını ve kurallarını tespit eder. Çıkarımlar, öncüllerden meydana geldiği gibi, bir dizi yargı cümlesinden de oluşur. Doğru öncüllerden meydana gelen sonuçlar geçerlidir. Örnek verecek olursak; “Bütün uçaklar düşebilir. / Bütün F-16′lar da uçaktır. / Bütün F-16′lar da düşebilir.”
Mantık bilimini sistemli hale getiren Aristoteles’tir. Sokrates’in öğretisi üzerine mantık ilmini tesis eden Aristoteles dağınık olan düşünce bilimini sistemli hale getirmiştir. Aristo öncesi mantık Çin ve Hint uygarlıklarına kadar uzanır. Kavramsal ve rasyonel düşünce Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarında da mevcuttu.  Öncelikle akıl bilgisi ile doğru söz bilgisi olan ‘logos’ gerçeğin bilgisi olarak ortaya çıktı. Daha sonra Heraklitos ve Demokritos ile deney bilgisi mantık bilgisinden ayrıldı. » Read more: Mantık ve Bilim

hits counter