Archive for the ‘Kişisel Gelişim’ category

Hayır Diyebilmek…

Kasım 30th, 2010

www.ailehaber.com
Gerçekliğin, kurumsal diplomasi ile kendine ait farklı bir boyut kazandığı iş yaşamında “Hayır” diyebilmek o kadar da kolay değil. İşyerinde herkes sizden yardım istiyor. Hayır diyemediğiniz için de kendi işinizi yetiştiremiyor, çoğu zaman en geç siz çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Peki hangi durumda, ne zaman, kime ve nasıl “Hayır” dersiniz?

Ani patlamalar yaşamamak için:
Mesai bitimine bir saat kala, yöneticiniz “Bunları da bugün bitirmen gerekiyor, altından kalkabilirsin değil mi?” diyerek masanıza bir yığın dosya bıraktı. Ekip arkadaşınız da gün içerisinde yetiştiremediği işleri ağlamaklı bir tavırla size devretti!.. Hayır diyemiyorsunuz. İçinizden kendinize kızıyorsunuz. Belki bir gün bir anda patlıyorsunuz: “Yeter artık! Bütün işi ben yapıyorum burada!” Bu patlamanın ardından ekip arkadaşlarınız sizi iyi bir takım oyuncusu olmamakla suçluyor.
Tanıdık geliyor mu bir yerlerden? » Read more: Hayır Diyebilmek…

Bir Girişimcilik Hikayesi…

Kasım 29th, 2010
E-Mail Adresi:
Bir işsiz Microsoft´un temizlikçi için verdiği iş ilanına başvurur.
Personel şefi kısa bir iş görüşmesini takiben ve test (yer temizletme) yaptıktan sonra şunu söyler: “İşe kabul edildin, bana mail adresini ver, sana başlama tarihini ve getireceğin evrakları bildireceğim” Adam boynu bükük bir şekilde bilgisayarının ve tabii ki mailinin olmadığını söyler. Personel şefi bu durumda, yaşayan birisi olarak düşünülemeyeceğini ve yaşamayan birisini de işe alamayacağını yüzüne vurur.
 
Adam ne yapacağını bilmez ve kırgın bir şekilde ve cebinde sadece 10$ ile dışarı çıkar. Sebze haline gidip 10 kg domates almaya karar verir, kapı kapı dolaşarak domatesleri satar ve sermayesini iki katına çıkarır. Bu isi üç kere daha yapar ve sermayesini 160 $´a yükseltir. Artık bu şekilde yaşamını devam ettirebileceğine kanaat getirir. Her sabah evinden biraz daha erken çıkar ve daha geç döner.
 
Her gün parasını katlamakla meşguldür artık. Kısa bir zaman sonra bir el arabası satın alır, daha sonra bunu bir kamyonla değiştirir. Bir süre sonra bir sevkiyat filosunun sahibidir artik.
 
5 yıl sonra adam ABD´nin en büyük gıda distribütörü olmuştur. Artık ailesinin geleceğini düşünür ve bir hayat sigortasına başvurur. Görüşmenin sonunda sigortacı teklifini göndermek üzere mail adresini ister. Adam mail adresinin olmadığını söyleyince sigortacı söyle der: “Çok tuhaf, bir mailiniz olmadan böyle bir imparatorluk kurmuşsunuz, hele bir de mailiniz olsaydı ne olurdunuz kim bilir?”

Adam düşünür ve şöyle cevap verir: “Microsoft´da temizlikçi olurdum.”

**
İşte böyle! Yıllarını okumaya veren, iki üç fakülte bitiren ama devlet kapısında iş bekleyen milyonlarn olduğu ve KPSS sınavına giremediği için gözyaşı döken benim fakir ülkenin tembel vatandaşı….

Geçen bir dostumla görüştüm. Bana dedi ki “Ne iyi olmuş da babam beni okutmamış!” Okusaydım bir memur olacaktım. Ama şimdi görüyorsun sayılı zenginlerden biriyim ve yanımda kaç memur ve ne kadar da işçi çalıştırıyorum…

Kardeşim, Vatandaşım!
Ne zaman işçi ve köle olmaktan kurtulup efendi ve patron olacaksın?

Memurluk nedir? Devletin kölesi olmaktır.

Devlet niçin var? Üreticinin işini kolaylaştırmak için…

Peki üreticiyi perişan eden devlete ve hükümete ne demeli?

Orasını da sen düşün… Üreten sensin… Malına ve ülkene sahip çık…

İyi Niyet ve Pozitif Düşünce

Ekim 3rd, 2010

M. Ali KAYA
“Güzel gören güzel düşünür.
Güzel düşünen hayatından lezzet alır.”  
(Bediüzzaman)

İyi niyet, “hüsn-ü zan” ve “iyilik düşüncesi” ve “kendine yapılmasını istediğini başkasına yapma” fikrinden kaynaklanır. Günümüzde buna pozitif düşünce de denmektedir. Ancak iyi niyet imandan kaynaklanıp uhrevi hayatla alakalı bir yönü olan dini bir kavramdır. Pozitif düşünce ise, dünyevi amaç ve kaygılarla nefsini ve rahatını düşünme duygusundan kaynaklanan bir anlayışın ifadesidir.

İyi niyet, iyilik yapmak ve iyi işli iyi gidişli olmanın da sonucudur. Bununla beraber pozitif bakış açısını iyi niyetle,  iyi niyeti de imanlı bir bakış açısı ile telif etmek mümkündür.

Pozitif bakış açısı:
1. Değerlendirmelerimiz neden, nasıl baktığımıza bağlıdır.
2. En büyük nimet “var olmak” , “insan” olmak ve “Müslüman” olmaktır.
3. Elimizde var olana ve Allah’ın bize verdiği nimetlere bakın, olmayana değil, zira elde olmayan hadsizdir. Varları sayın ve şükredin, yoklar sonsuzdur. » Read more: İyi Niyet ve Pozitif Düşünce

Lider Kimdir?

Eylül 30th, 2010

Mustafa CAN

Lider olmak kolay değildir. Lider doğulur, lider olunmaz. Liderleri millet yetiştirir ve zor günler insanı lider haline getirir. Liderliğin kriterleri çoktur; ama birkaçını burada dikkatlere sunmak istiyorum.

1.   Gücünü meşruiyetten ve liyakatten alan, maharet ve samimiyetle, istişare ve anlaşma ile icraat yapan, hak ve adaletten ayrılmayan idarecilere lider denir.

2.  Lider, tutarlı, ölçülü ve dengeli olmalıdır.

3.  Lider az ve öz konuşmalı. Yanlış anlaşılması ihtimali olan sözler söylememelidir; çünkü mutlaka yanlış anlaşılacaktır.

4. Neyi konuşacağını değil, neyi konuşmayacağını bilmelidir.

5.  Lider, okuyan, araştıran ve dinleyen olmalıdır. Her yerde gözü ve kulağı bulunmalıdır

6.  Rakiplerinden hiçbirini küçük görmemeli ve basite almamalıdır. Onlara cevap yetiştirmek için de çalışmamalıdır. » Read more: Lider Kimdir?

Güzel Konuşmanın Prensipleri

Mayıs 30th, 2010

Güzel konuşmak pek nadir olarak doğuştandır. Muvaffakiyetin onda dokuzu bütün azimle işine sarılmaktadır.

  1. Konuşan cesur olmalıdır.
  2. Bilgili olmalıdır.
  3. Dinleyicileri tanımalıdır.
  4. Konuşmağa hazırlanmalıdır.
    1. Plan yapmalı
    2. Mevzu ile ilgili fıkra, hikâye ve enteresan sözleri bir araya getirmeli ve münasip yerlerinde kullanılmalıdır.
    3. Konuşma bir metin halinde yazılmalıdır.
    4. Direk okumaktan kaçınmalıdır
  5. Giriş nükteli sözlerle ve dikkat çekecek şekilde olmalı. İlk sözde çok tesir icra eder. Nüktede ise ölçüyü aşmamak esastır.
  6. Dinleyenlerin rahatsız olacağı hareketlerden kaçınılmalı. Bazen bir yersiz hareket bütün konuşmayı tesirsiz hale getirir.
  7. Konuşma sohbet havasında monotonluktan uzak olmalı; arada bir tebessüm ile emniyet ve samimiyet telkin edilmeli tâ ki dikkatler toplansın.
  8. Konuşmacı gözleri ile bütün seyircileri taramalıdır. Herkese hitap ettiği bilinsin.
  9. Bir noktadan bahsederken o noktayı tamamen açıklığa çıkarmadan başka bir mevzuya kaymamalıdır. Bir daha da aynı mevzuya dönülmemelidir. Hatırlaması gerekli ve ehemmiyetli cümleleri tekrar etmeli, ahlaki, akli ve mantıki misaller verilerek akılda kalması sağlanmalı. Hatıralar ve fıkralar ile hafızada derin izler bırakmağa çalışmalıdır. » Read more: Güzel Konuşmanın Prensipleri

Eleştirel Düşünce

Ocak 11th, 2010

criticism1Eleştirel düşünce planlı düşünme ve çalışmanın ürünüdür. Eleştiri yapmak, eleştiriye açık olmayı da gerektirir. “Eleştirmek, geliştirmek içindir.” Bu sebeple iyi niyetle ve gelişmeyi sağlayacak şekilde eleştiri yapılmalıdır. Yeni düşüncelere ve fikirlere kapalı olan bireyin yaptığı eleştiri “yıkıcı tenkit”ten öteye geçmez. Tenkidin “yapıcı” olabilmesi için iyi niyetle ve gelişmeyi sağlayacak yeni fikirlerle beraber olması gerekir.

Eleştirel düşünce değişime açık olmayı, belirli bir fikre ya da görüşe taassupla şartsız bağlanmamayı, taassup ve kıskançlık hastalıklarından uzak olmayı da gerektirir. Bu şekilde yapıcı ve gelişime açık bir eleştiriyi “insaf” işlettiği zaman Bediüzzaman’ın ifadesi ile “hakikati rendeçler” yani, gerçeğin ortaya çıkmasına sebep olur
. (Eski Said Dönem Eserleri, 2009, s. 581, 631) Bediüzzaman “En müthiş maraz ve musibetimiz, cerbeze ve gurura istinat eden tenkittir. Tenkidi eğer insaf işletirse, hakikati rendeçler; eğer gurur istihdam etse, tahrip eder parçalar” (Age, 631) buyurmaktadır. Bilgi toplumuna geçiş ve gelişmeyi destekleyen yüksek rekabet gücü ancak eleştirel yaklaşımlarla kazanılabilir. Felsefi açıdan buna bir nevi septisizm, yani şüphecilik de denebilir. Gerçeği bulmak, yeni fikirler ve problemlere çözüm çareleri üretebilmek ancak eleştirel yaklaşım ve geçici bir şüphe ile mümkündür. » Read more: Eleştirel Düşünce

Hayatınız Amacınıza Uygun Olsun

Ekim 22nd, 2009

max-ernst-surrealism-716293Muhammed BOZDAĞ

-Hayatınızdaki tüm gereksiz meşguliyetleri çıkarıp atın.

-Başarının sadece alın terinden geçtiğini onaylayın. Alın terinizi katmadığınız başarının onurunu üstlenemeyeceğini kabul edin.

-Erken kalkın ki dünya erken kalkanların malıdır.

-Asla boş oturmayın. Ne televizyonun, ne bilgisayarın karşısında ne parkta, ne otobüste, ne kuyrukta… Hiçbir yerde bir dakika bile boş durmayın. Boş durmak, faydasız bir iş yapmaktır.

-Boş dakikalarınızda yapabileceğiniz faydalı işler, hobiler listesi oluşturun.

-Yapacak hiçbir iş bulamıyorsanız yürümek, gülümsemek, derin solumak, hatta salonu dağıtıp düzeltmek de bir iştir. Yapacak iş bulamamak imkânsızdır. Çevrede milyonlarca iş varken boş duran kimseyi suçlamasın. » Read more: Hayatınız Amacınıza Uygun Olsun

Yönetim ve Liderlik

Eylül 24th, 2009

Yönetim, insanları ortak amaçlar etrafında birleştirerek yönlendirmek, performanslarını yükseltmek ve yeterli hale getirmektir.

42-16875341Lider yöneticiler:

  • Bireyin yada grubun amacını gerçekleştirmeye yönelik çabalarını etkilerler,
  • Gönüllülüğü sağlar,
  • Yasadan ziyade uzmanlığa daha çok değer verir,
  • İşi tahsis eder, örgütler, karar verir, performansı değerlendirir ve işi yaptırır,
  • Astlarına açıklık ve dostluk gösterir, çalışanların ihtiyaçlarına eğilir…
  • Lider yönetici eylemi başlatır, üyelerin amaçlarına dikkat çeker, sorunlarına çözüm bulur, prosedür planı geliştirir, ilişkilerin hoş ve güzel olmasını sağlar ve çalışanları cesaretlendirir… » Read more: Yönetim ve Liderlik

İtiraz Kültürü

Eylül 20th, 2009

pazarlamaİnsanlar birbirlerine muhtaçtır. Hiç kimse tek başına yaşayamaz ve yalnızlık içinde başarılı olamaz. En basit işlerde bile yardıma ve desteğe muhtaçtır. Aslında yüce yaratıcı insanı buna alıştırmak için aciz yaratmıştır. İnsan acizdir, gücü ve kuvveti yardım ve destek gördüğü oranda artar.

En basitinden anlaşılsın diye matematiksel olarak anlatacak olursak iki tane biri birine destek olmadığı zaman bir sayısı kadar değeri ve gücü vardır. Alt alta toplansa en çok iki sayı değerini oluştururlar. Şayet birbirlerine omuz omuza verirlerse on bir değerinde güç kazanırlar, şayet üç tane bir birbirlerine destek olursa yüz on bir değerinde güç kazanırlar.

Yardımlaşma başarının motorudur. Ama ne var ki yardım ve desteğin en büyük engeli “itiraz kültürüdür.” Toplumda tembelliği kendilerine meslek edinmiş, havadan ve çalışmadan kazanma, zengin olma ve başarılı olma hayali içinde olan milyonlarca insan vardır. Böyle olmasa şans ve kumar, milli piyango, toto ve lotocular para kazanabilir mi? Kumarda prensip şudur: “Kumarı oynatan kazanır…” Eh, umut tacirleri boş umutlar peşinde koşan müşterilere ihtiyaç duyar ve bunlar gerçekten toplumda sayılamayacak kadar çoktur… » Read more: İtiraz Kültürü

Gençlerimiz ve Geleceğimiz…

Eylül 19th, 2009

is-tanimi15-35 yaş arası gençlik dönemidir. Gençlik çağı en verimli dönem.
12 yıl mecburi eğitim. Yaş geldi 19’a ancak Lise mezunu oldu gencimiz..
O sene üniversite’ye giremedi… Dershaneye yazıldı ve bir sene devam etti nihayet bir fakülteye girdi. Hazırlık sınıfı ile beraber 5 yıl okudu ve bir sene de okulu uzatarak 6 senede mezun oldu. Yaşı geldi 25’e dayandı.

İş bulamadı ve hiç olmazsa Mastır yapayım dedi ve 2 sene de öyle eğitime devam etti. Yaşı 27 oldu. İşe girmek istedi, özel sektör “Askerlik şartını” getirdi. Mecbur askere girmesi lazım. Müracaat etti askerlik şubesine, bir sene sonra askere alındı. 18 ay askerlik yaptı ve bitirince artık 30 yaşına gelmişti…

Artık babadan harçlık almaya utanıyordu ama ne yapsın işsizdi ve mecburdu… Özel yetenekleri ve gayreti ile birkaç özel iş aldı; ama bunlar karın bile doyurmuyordu. Bir taraftan ailesi evlenmesini ve bir yuva kurmasını istiyordu. Kız sahibi aileler “önce iş!” diyorlardı haklı olarak… » Read more: Gençlerimiz ve Geleceğimiz…

Ailede Çocuk Eğitimi

Eylül 3rd, 2009

417340504abb89d0217sr3ol0
İyi mahsul iyi tarladan alınır. İyi evlatlar da iyi anne-babanın ve iyi bir ailenin ürünüdür. Bunun için biz iyi olursak, bizim çocuklarımız da iyi olur. Eğri ağacın doğru gölgesi olmaz. İyi olmadığımıza inanırsak iyi olmaya çalışırız. Eksik ve kusurlarımızı görürsek giderme gayreti içinde oluruz.
Kendisini ıslan etmeyen başkasını ıslah edemez. “Kendisi himmete muhtaç dede / Nerede kaldı gayriye himmet ede…” Pedagoji ilmi ile uğraşan uzmanlar demişlerdir ki “Bir çocuk altı yaşına kadar karakter terbiyesini almış olur.” Çocuk bunu nereden alacaktır? Elbette ailesinden. Bir çocuk için en güzel örnek anne ve babasıdır. Anne baba ne ise karakter ve yapı olarak evladı da çoğu zaman ona çeker. İstisnaları olmaz mı? Elbette olur. Ancak “İstisnalar kuralı bozmazlar.” Yani genel kural işlemeye devam eder. » Read more: Ailede Çocuk Eğitimi

Hedefe Kilitlenmek

Ağustos 31st, 2009

aboutpagepicYavuz BAHADIROĞLU
Çanakkale’deki Seyyit Onbaşı’yı hatırlayalım…
Hani şu, sırtında koca bir top mermisiyle tarih kitaplarında gördüğümüz pala bıyıklı, kara yağız delikanlıyı…
O, Havran’ın Çamlık Köyü’nden 1889 doğumlu Seyit Onbaşı’dır…
18 Mart Deniz Savaşı sırasında, Rumeli Mecidiye Tabyası’nda sağlam kalabilen tek topun da vinci bozulup devre dışı kalınca, ikiyüz elli okka çeken mermileri gün boyu sırtında taşımış, namluya sürmüş, her birini besmele ile ateşleyerek Fransızların medar-ı iftiharı Ocean zırhlısının büyük yara almasına sebep olmuştu.
Halbuki: “Vinç bozuldu, bu durumda elimden bir şey gelmez” diyebilir, bir kenara çekilebilir, savaşı seyrederek sigara tüttürebilirdi…
Öyle yapmak yerine, elinden geleni yaptı…
Bu yüzden de adıyla, sanıyla ve resmiyle tarihe geçti…
Seyit Onbaşı’nın hedefi meşhur Ocean zırhlısıydı; zorlukları yenmeyi denedi, yendi, gemiyi vurdu… » Read more: Hedefe Kilitlenmek

hits counter