Archive for the ‘Mizah’ category

Ne Olacak Bu Memleketin Hali!

Ocak 31st, 2012

Demirel’e ülkenin durumu hakkında ne düşündüğü sorulmuş….

 Demirel de soruyu yönelten kişiye:

- “Bak sana bunu bir fıkrayla anlatayım da pazar neşesi olsun” demiş. Demirel’in anlattığı fıkra şu:

Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var… Karakuşi Kadı, fırıncıya:

 - ‘Ben bunu aldım’ demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin asil sahibi gelmiş:

 - ‘Hani bizim ördek?’ Fırıncı boynunu büküp:

 - ‘Uçtu’ deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış… Gayrimüslim de peşinde kovalıyor… » Read more: Ne Olacak Bu Memleketin Hali!

Açlık Grevinde Belediye Başkanı

Ekim 17th, 2011

YORUMLU-YORUM / Mustafa CAN

Önce bir haber:

ANKARA’nın kaplıcaları ile ünlü Ayaş İlçesi’nde sığınmacı kampı kurulmasını istemeyen Belediye Başkanı CHP’li Ali Başkaraağaç, halkın da katılımı ile Cumhuriyet Meydanı’nda bir hafta süreyle açlık grevine başladı.

İlçede 80 milyon lira harcama yapıldıktan sonra kaderine terk edilen F Tipi cezaevinin, Bakanlar Kurulu kararı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Daire Başkanlığı’na tahsisi yapıldı. Ayaş F Tipi cezaevinin sığınmacı kampı olmasına karşı çıktıklarını belirten Belediye Başkanı Ali Başkaraağaç, bugün saat 13.00’de vatandaşlarla birlikte Cumhuriyet Meydanında açlık grevine başladı. Açlık grevi öncesinde basın açıklaması yapan Başkan Başkaraağaç şunları söyledi:

“Bugün burada Ayaş’ın tarihi geleceğine gölge düşürecek olan ’Ayaş’da Mülteci Kampı’na hayır’ demek için, Hükümet tarafından alınan karara karşı tepkimizi anlatmak üzere toplanmış bulunmaktayız. Şahsım ve sizlerin de bildiği üzere bir Ayaş sevdalısı olarak 2004 yılından itibaren Ayaş’ın menfaatlerine, çıkarlarına zarar verecek her türlü projeye sizlerin destekleri ile karşı geldim ve bu kararlar karşısında dik duruşumuzu sizlerin gücü ile sağladım. » Read more: Açlık Grevinde Belediye Başkanı

Siyasi Fıkralar…

Mayıs 20th, 2011

Fıkra-1

Bir gün Pamuk Prenses, Süpermen ve Pinokyo yürüyüşe çıkmışlar..
Yürürlerken önlerine, bir tabela çıkmış.
” Dünyanın En Güzel Kadını” Yarışması yazıyormuş üstünde.
- Bu yarışmaya katılıyorum, demiş Pamuk Prenses..
Yarım saat sonra arkadaşlarının yanına dönen Pamuk Prenses’e sormuş Süpermen ve Pinokyo;
– Eeee, nasıl gitti?
– Birinci oldum, demiş Pamuk Prenses.

Yürüyüşlerine devam ederken bir tabela daha.”Dünyanın En Güçlü Adamı Yarışması” yazıyormuş üstünde.
– Ben de bu yarışmaya katılıyorum, demiş Süpermen.
Yarım saat sonra arkadaşlarının yanına dönen Süpermen’e sormuş Pinokyo ve Pamuk Prenses.
– Eeee, nasıl gitti?
– Şüpheniz mi vardı?, demiş Süpermen.

Yürüyüşlerine devam ederken önlerine bir tabela daha çıkmış.

» Read more: Siyasi Fıkralar…

Gölge Siyaset

Şubat 3rd, 2011

Mustafa CAN

Siyaset bir iddiadır. Ülkeye hizmet, insana hizmet iddiasının adıdır. Bulanık suda balık avlamak ve menfaatini takip etmek için siyaset yapanlar kafaları karıştırmak için şöyle diyorlar:
“Siyaset politika demektir. Politika yunanca bir kelimedir. Poli, çok; tika, yüz demektir. Politika da çok yüzlülüktür. Bunun için ikiyüzlü ve çok yüzlü olmak, insanları aldatmak gerekir. Siyaset budur. Filozofvari ağız kalabalığı ile siyaseti kötüleyerek yaptıklarını haklı çıkarmaya çalışırlar.

Kendilerinde bir fazilet olmayanların âdetidir: “Başkalarının kusurlarını sayarak kendi faziletlerini izhar etmek…” Bunun halk arasında rağbete mazhar olduğu da bir gerçektir. Sonra döneriz ve “Siyasetten şeytandan sığındığımız gibi Allah’a sığınmak lazım” deriz ve nereden bir menfaat elde ederiz diye köşelerden bakar, uygun bulduğumuz herkesin elini ve eteğini öperiz.
Yağcılıkta da üstümüze yoktur. Bu da bir meslektir aslında. Herkes beceremez. Hele dürüstler asla beceremezler… » Read more: Gölge Siyaset

Niçin “Evet!” Diyecekler?

Ağustos 2nd, 2010

Mustafa CAN

1. AKP Demokrat olduğu için…

Gerekçeye bak: “Bir masumun hakkı, yüz câniye feda edilmez” diye İslâmiyet’in bir kanun-u esasîsidir. Bu ise çok ehemmiyetli bir mes’ele-i vataniyedir ve hâkimiyet-i İslâmiyeye büyük bir tehlikedir. Madem hakikat budur, ey dindar ve dine hürmetkâr Demokratlar! Siz bu iki partinin gayet kuvvetli ve zevkli ve cazibedar nokta-i istinadlarına mukabil, daha ziyade maddî ve manevî cazibedar nokta-i istinad olan hakaik-i İslâmiyeyi nokta-i istinad yapmaya mecbursunuz. Yoksa sizin yapmadığınız eskiden beri cinayetleri, nasıl eski partiye yüklüyorlarsa, size de yükleyip; Halkçılar ırkçılığı elde edip, tam sizi mağlub etmeye bir ihtimal-i kavî ile hissettim ve İslâmiyet namına telaş ediyorum.” (Emirdağ Lahikası, 2:164)

Ne alakası varsa! Üstaddan güya delil getiriyorlar…

2. Bu bir demokratik hakları savunmadır. Temel Hak ve Hürriyetlerin kazanımıdır…1987 Referandumu ise bir fitne hareketidir. Çünkü o referandum ile Türkiye’ye yıllar kaybettiren Demirel, Türkeş, Erbakan ve Ecevit’in Siyaset yasağı kaldırıldı. Özal öldürüldü ve bu yasaktan kurtulan Demirel’i derin devlet kendi hâkimiyetini kurmak için Cumhurbaşkanı seçti…

Gerekçeye bak: Bu Referandum ve Anayasa değişikliği ile alakası yoktur. Bu referandum hakların koruması içindir. O günkü ise hak değil, zira onlar adam değil ki hak olsun değil mi yani onarlın canı yoktu çünkü patlıcandılar… Hem akılsızlığından o gün aldanan bu gün de aldanabilir…

3. 82 İhtilalini ve Darbeleri ortadan kaldırdığı için…

Gerekçeye bak: Hiçbir alakası yok. İhtilalleri ortadan kaldıracak olan madde 35. Madde. O ise AKP oyları ile teklifi dahi reddedilmiştir. » Read more: Niçin “Evet!” Diyecekler?

AKP’nin Başarısı

Temmuz 18th, 2010

Mustafa CAN

AKP sekiz yıllık iktidarı döneminde hangi başarıya imza attı. İnsanlar 8 sene öncesine göre daha mı zengin ve daha mutlu mu? Daha geniş haklara mı sahip?

AKP’nin başarısı insanların çaresizliğini ve dini hassasiyetlerini oya tahvil etme becerisidir. Çaresizliğe karşı devletin imkânlarını kullanmayı becerebilmesi, ekonomi ve paranın % 70’ini kullanan devletin bu imkânlarını yandaşlarına sunabilmesi ve “Allah’tan ümit kesilmez” diyen dindar vatandaşların beklentilerini fırsattan istifade erteleyebilme becerisini gösterebilmesi ve bu ümidi canlı tutabilmesidir.

AKP daima mağduriyetlerden nemalanmıştır. Kendisini mağduriyetin odağına koymuş ve bütün stratejisini buna göre belirlemiştir. 28 Şubatın ürünü olarak çıkmış ve Refah Partisinin ve hocası olan Necmettin ERBAKAN’ın mağduriyetini kullanarak “Takıyye” metodu ile iktidar olmuştur. 8 yıllık eğitim, Meslek Liseleri ve Başörtü mağdurlarının oyları ile iktidar olmuştur. Yoksulluk ve fakirlikten mağdur olan Yeşil Kartlı vatandaşların mağduriyetlerinden faydalanarak “Sosyal Devlet” ilkesini istismar edip “Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma” Fonunu kullanarak oylarını almıştır. Bu oy depolarını kaybetmemek için mağduriyetlerini giderecek hiçbir adım atmamıştır. Üstelik yeni mağduriyetler üretmek için elinden geleni yapmıştır.

Nasıl mı? » Read more: AKP’nin Başarısı

Çiftçinin Feraseti

Eylül 20th, 2009

At ÇiftliğiMeşhur bir konferansçı ve ilim adamı bir ilçeye davet edilir. Kendisinden ilmî değeri olan bir konuda konferans vermesi istenir. Daveti kabul eden ilim adamı biraz daha çalışarak iki saate yakın güzel bir konuşma hazırlar. 
Konferans günü gelince konferans salonuna gelen konuşmacımız tertip heyetinden birkaç kişi dışında hiç kimsenin dinleyici olarak gelmediğini görür ve üzülür. Konferans başlamadan ön koltukta oturan bir dinleyiciye dönerek sorar: “Konferans için çok iyi hazırlanmıştım. Ama görüyorum ki sizin gibi birkaç dinleyiciden başka dinleyicimiz yoktur. Sence ben bu konferansı vermeli miyim?” der. » Read more: Çiftçinin Feraseti

Einstein ve Şöförü

Eylül 16th, 2009

Hangisi Daha Bilgin?untitled-2-2


Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein’a;

“Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve artık neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum” demiş.

Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulunmuş:

“Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar.” “o halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı, ben de arka sırada seni dinlerim.” » Read more: Einstein ve Şöförü

hits counter