Araştırmacı-yazar Mustafa Aksu, 1931 yılında Düzce’ye bağlı Çilimli’de dünyaya geldi. Uzun yıllar Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın çeşitli kademelerinde görev yaptı. Emekli olduktan sonra hayatı boyunca karşılaştığı önyargılara ve ayrımcı muamelelere karşı Çingenelerin haklarını savunan çeşitli çalışmalar yürüttü. Konferanslar verdi, ulusal ve yerel televizyon kanallarında konuşmalar yaptı, çeşitli gazetelerde ve dergilerde yazılar yayımlattı. “Türkiye’de Çingene Olmak” adında bir kitap çıkardı; bu kitapta yürüttüğü mücadeleleri ve sağladığı kazanımları, bu yolda karşılaştığı güçlükleri anlattı. Hem annesi, hem babası, hem de anne-babasının anne-babaları Çingene olan Mustafa Aksu kendisini “katıksız bir Çingene” olarak nitelendiriyor. Çalışmalarını halen sürdüren Mustafa Aksu’nun güncel yazıları www.habertaraf.com internet sitesinde yayımlanıyor.
Türkiye’nin içinde bulunduğu demokratik açılım sürecinde Kürt açılımı ve Alevi açılımı ile birlikte Roman açılımı da gündeme geldi. Mustafa Aksu, Çingene yerine Roman denilmesini istemiyor; hatta buna çok kızıyor. Aksu’nun haklı gerekçelerini ve açılım sürecine yönelttiği eleştirileri söyleşimizde okuyacaksınız.
Kritize.Net olarak kendi Çingene açılımımızı yapıp Sayın Mustafa Aksu ile keyifle okuyacağınıza inandığımız bir söyleşi gerçekleştirdik.
Toplumumuzda Çingeneler pek çok olumsuz sıfatla, unvanla anılıyorlar. Tarihsel süreçte geçmişten günümüze kimdir Çingeneler?
Türkiye’de Çingene denen bir toplum var şeklinde bir bilgiye sahip misiniz? Peki, Türkiye’de bir Roman toplumu var şeklinde bir bilgiye sahip misiniz? Öyleyse neden ayrıymış gibi konuşulur?
Bir kısım insan kendini toplumsal baskılardan dolayı Çingene olarak tanımlamıyor olabilir.
Bir toplumsal baskının var olduğunu biliyorsunuz, bu nedenle kendini gizleme ihtiyacı duyduğunu söylüyorsunuz. Hak vermek gerekir mi?
Hak vermekten ziyade anlayışla karşılamak gerekir.
O zaman sıkıntıyı ortadan yok etmek gerekir. Gizlemekle de bu olmaz, o zaman çalışamazsın. Artık birçok şeyin meydana konduğu şu dönemlerde, sonra benim yaptığım çalışmalarda bunlar var. Benim yaptığım araştırmalarda Çingene ismi halk arasında konuşulan hurafelere dayalı söylemlere göre kırk beş asır önceye dayanır. Ansiklopedilerdeki bilgilere göre ise Çingenelerin 9. yüzyılda asıl yurtları olan Hindistan’da yaşamakta oldukları görülmüş. Sonra göçebe yaşam başlamış. Demek ki ansiklopedik bilgilere göre Çingenelerin 9. yüzyılda görüldüklerine dair bir bilgi vardır ama nezamandan itibaren Hindistan’da bulunduklarına dair bir kayıt yoktur. Öyleyse ansiklopedik bilgilere göre 9. yüzyılda Hindistan’da varlar; öbür tarafta da kırk beş asırdan bahsedilir. Hurafeler inanılmaması gereken ifadelerdir.
Üç dört yıl önce ilahiyat fakültesinde “İslamiyet ve Çingeneler” başlıklı bir konferans vermiştim. Çingene ismi Türkiye genelinde Kıpti diye geçer. Esmer vatandaşlar diye de geçer resmi dairelerde daha çok. Ama İç Anadolu’da, doğuya doğru olan bölümde, Doğu’da, Güneydoğu’da, Karadeniz bölümlerinde yedi sekiz kadar mahalli ifade kullanılmıştır. Örneğin arabacı, poşa gibi ifadeler vardır. Ben bunu ansiklopedilerden tespit ettim. Ancak Mustafa Aksu olarak oradaki mahalli isimlerde bir ayrımcılık ifadesini görmediğim için normal karşılıyorum. Nedenlerini aramak ihtiyacını duymuyorum. Ancak Çingene ismine yüklenen suçlamalar üstünde şiddetle duran bir adamım.
Roman ismine gelince benim tespitim odur ki, Roman ismi bundan yirmi yıl kadar öncesinde telaffuz edilmeye başlanmıştır.
Ropörtajın devamı için tıklayınız :
http://www.kritize.net/roportaj/422-mustafa-aksu-cingenelerin-sorunu-acilimla-degil-egitimle-cozulur





