Hayatımız Safsata!

7 Eylül, 2009 yapan admin Yorum Yazın »

cok sorulu safsata2
Bir fikri ve düşünceyi ortaya koyarken veya anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarımlara safsata denir. Safsatalar ilk bakışta doğru ve ikna edici gibi gözükseler de yakından bakıldığı ve incelendiği zaman kendisini ele verir ve sahte olduğunu gösterir.
**

Sarı lira altına benzer, ama altın olmayabilir. Her gördüğün sakallı deden olmayabilir. Çocuk tabiatlı olanlar ve çocuk gibi bilgiden yoksun bulunanlar görüntüye değer vererek yanılırlar. Bu bakımdan çocukları benzerleri ile aldatmak mümkündür; tabii çocuk tabiatlıları da… Pirinç içine karışan ve ona benzeyen taşlar pek çoklarının dişinin kırılmasına sebep olmuştur.
**

Safsatalar çok fazla şekil ve gruplara ayrılırlar. Şahsa ilişkin olanlara örnek, “Said Nursi Bitlis doğumludur, dolayısıyla kürttür ve Kürtçülük yapmıştır” yargısı şahsa ilişkin safsataya bir örnektir.
Safsatanın çok çeşitleri vardır. “Bütün Türkler çalışkandır” önermesi aynı şekilde genel bir kanı olarak safsataya ayrı bir misaldir. Zıddı ispat edilemiyorsa doğrudur şeklinde bir hüküm de safsatadır. “Ufo’ların yokluğu ispat edilemediğine göre varlığı doğrudur” argümanı böyledir. “Her türlü karışıklığın altında Yahudi vardır” “Her şey Siyonizmin bir oyunudur” gibi genel kanılar da safsata’dan öte hiçbir anlam ifade etmez…
**

Siyasilerin kendi beceriksizliğini örtbas etmek için düşmanı dışarıda aramaları ve halkı “Amerika” ile korkutmaları da, ülke içinde her türlü sıkıntının kaynağını on beş senedir siyasi görevini bırakmış “Süleyman Demirel”e yüklemeleri de genel kanıyı ifade eden safsata argümanlarından birisidir.
**

Gençler çok çikolata yerler, çikolata sivilce yapar, ergenlik sivilcelerinin sebebi çikolatadır” gibi bir önerme de sonuç itibariyle sebep-sonuç ilişkisini ortaya koyan safsatalardan birisidir.
Amerikalılar Irak’ı işgal etmeden önce kene vakası görülmüyordu. Bu keneler Amerikalıların nükleer silahlarından birisidir. Amaçları Türkleri yok etmektir” gibi sebep belirten yargılar da safsatanın bir başka türünü oluşturur.
**

Bir de tepkisel yargılar vardır. “Güney doğu’da ortaya çıkan problemin kaynağında devletin ihmali vardır” dediğiniz zaman “Bana PKK’yı mı savunuyorsunuz?” türünden bir tepkisel yaklaşım safsata’nın bu nevini anlatmaya yeterlidir.
**

“Zenginler akıllı insanlardır; zengin olmak için akıllı olmak gerekir” türünden yaklaşımlar da “güçlü olan haklıdır” “akıllı olan da zengindir” türünden yaklaşımlar da ayrı bir safsata türüdür. Aynı şekilde “bütün zenginler hırsızdır” ve “bütün mütaitler malzemeden çalar” ifadeleri de ayrı bir safsata şeklidir.
**

Toplum olarak önyargılarımız çok, tepkilerimiz ani ve düşüncesizce olduğundan sonuç safsataya dayanıyor.
Bir de doğru ama geçersiz safsata türü vardır. Örnek olarak Hüseyin Üzmez’in “Demokrasiyi sevmiyorum. Bizde demokrasi yokken dünyaya hâkimdik. Demokrasi geldi emperyalizmin kölesi olduk” (Hüseyin Üzmez, 9.10.2000, Akit) ifadelerinde olduğu gibi…
**
Adam gitmiş bir ziyafete kuş sütü noksan, her şey mükemmel. İyice karnını doyurmuş. Tabi yemeğin sonunda çay yokmuş. Dostları “yemekler nasıldı” diye sormuş. “Bırak ya! Bir çay bile içirmediler” demiş… Bu da safsatanın serbest türüdür. “Salla gitsin konuşalım laf olsun” türünden.
**

Trafik polisi arabayı çevirir. Adam zilzurna sarhoştur. “Ver bakalım ehliyeti” der. Adam pencereden başını uzatır ve “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” der…
Görülüyor ki “Hayatımız safsata!”

Yorumlu-Yorum:
Biz ne zaman “Mantık”lı ve “Akıllı” olursak safsatadan kurtuluruz.
Dünyada en zor şey akıllı olmak ve düşünebilmektir.
Her şey ondan sonra gelir.

Bu Yazıyı Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
Reklam

Yorum yapın