Mustafa CAN
Referandum süreci başladı. Referandum “Doğrudan Demokrasi”nin bir göstergesidir. Bazı meseleler ve kanunlar halka sorular ve “bakın halk istiyor” diye kabul edilir ve kanunlaşır. Avrupa’da çok defa uygulanagelen bir sistemdir. Referandumda vicdanlara ve fikirlere baskı yapmadan ve aklı karıştırmadan herkes hür vücdanına göre oy kullanır. “Evet” demek ne kadar demokratik ise “hayır” demek de o kadar demokratiktir. “Evet” veya “Hayır” çıkması hiçbir şeyin sonu değil ve hiçbir şeyi de değiştirmez. Zira 12 Eylül Anayasası yerinde durmaktadır ve diğer bağlayıcı hükümler yeni yasaların işleyişini frenler. Bilhassa başlangıçtaki “Genel Hükümler” ve 174. madde tüm Anayasayı bağlamaktadır. Ama ne var ki burası Türkiye… Demokrsi kültürü yok ve iktidar dahil pek çokları “Demokrasi bir araçtır” diye üzerine basıp bir başka amacı takip ettikleri için ülkeyi “Evetçiler” ve “Hayırcılar” diye ötekileştirip ayrıştırmaktadırlar.
Bu durum 12 Eylül Anayasasının oylaması sırasında da yaşanmıştı. O zaman biz “Hayır” dediğimiz ve bunu anlatmak için Anayasa ne getirip ne götürüyor?” diye “KÖPRÜ” dergisinin eki olan bir broşürü dağıtıyorduk. Referanduma gidilecekti ve İhtilal Lideri Kenan EVREN “Hayır diyenler vatan hainidir. Koministlerle beraber vatana ihanet etmektedirler” diye mitingler düzenliyor ve yanına aldığı konsey üyeleri ile Anayasa üzerinden değil, “Vatan hainliği” üzerinden siyaset yapıyordu. Bizi de “Kministlerle beraber olmakla” suçluyorlardı.
Değerli Prof. İbrahim CANAN hoca “Ahirzaman ve Anarşi” isimli hacimli bir kitap yazmış ve yayınlamıştı. O kitapta Anarşi’nin ahirzaman alameti olduğunu ve bunun duruduran Kenan EVREN ve ekibi ile 12 Eylül İhtilalinin “Anarşiye” “Yecüc ve Mecüce” engel olduğu için minnet ve şükranla yadediyordu. Değerli Mehmet KIRKINCI hocaefendi de “12 Eylül ihtilali Malazgirttten, Kosovadan ve Mohaçtan daha büyük bir zaferdir” diye ihtilale methiyeler düzüyordu.
Referandumun arefesinde değerli Anayasa Prof. Servet ARMAĞAN “Anayasaya Neden Evet demeliyiz” başlığı altında bir yazı kaleme almış ve her tarafa “Seçim Broşürü” gibi dağıtıyordu. En büyük gerkçe olarak da “Din Kültürü ve Ahlak Derslerinin” Anayasal Zorunluluk olduğunu belirleyen 24. Maddesini gerkçe gösteriyordu.
Aradan 30 sene geçti ve yine bir 12 Eylül’de bu defa 12 Eylül Anayasa’sının zaman içinde gerek TBMM mutabakatı ile gerekse Referandum ile değişen 80 maddesine ilaveten bazı maddelerinde değişiklik yapan 25 maddelik (Bir de yürürlük maddesi 26) bir değişiklik için aynı manzaraları yaşamaya başladık. Bu defa Prof. Servet ARMAĞAN yerine bu misyonu aynı kuşaktan gelen Prof. Nevzat TARHAN üstlenmiş gözükmekte tam tersine “Bu değişikliğe “Hayır” demenin ne anlama geldiğini ilmi delillerle ve maddeler halinde anlatmak ihtiyacını hissetmiş. Yazıyı aynen alıyoruz ve ibret-i âlem için, tarihe bir not daha düşmek üzere okuyucuların dikkatine sunuyoruz.
**
“Güçlü ordu güçlü Türkiye“ diyenlere “Önce insan gelir insanı yaşat ki devlet yaşasın, güçlü insan güçlü Türkiye” demek fırsatı referandumda önümüze geldi.
Referandum parti meselesi değil memleket meselesidir.
http://www.haber7.com/haber/20100802/Referandumda-hayir-ne-anlama-geliyor.php
“1-Darbeleri ve askeri müdahaleleri onaylıyorum.
2-Türkiye dünya liginde daha demokrat olamaya hazır değil, toplumumuz cahil ve kültürsüz.
3-Toplum olarak sürü psikolojisinde kalmaya mecburuz.
4-Birey olarak neyin iyi neyin kötü olduğuna ben karar veremiyorum, büyüklerimiz bilir diye düşünüyorum. Bunun için askeri vesayet devam etmelidir.
5-Zulüm, haksızlık ve adaletsizlik bana dokunmuyorsa ilgi alanıma girmez. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.
6-Bu kadar özgürlük bize fazla, Türküm demeyen yok olsun daha iyi.
7-Son 50 yılda özellikle doğuda fail-i meçhul cinayetler vardı, terörle mücadelede kurunun yanında yaşta yanar. Nişantaşından şehit cenazesi kalkmamalı köylülerin tek yaptıkları şey zaten vatan için ölmektir.
8- Bir kaç terörist için bir köyün bombalanmasını doğal kabul ediyorum. Milli güvenlik için kişilerin özgürlükleri feda edilir.
9-Ordumuzda derin odakların ve cuntacıların olduğunu ve bazı terörist kışkırtmalarda rol aldıklarını biliyorum bu durumu onaylıyorum.
10-1960 27 Mayıs askeri müdahalesi yıllarında Japonya, Kore, İspanya bizle aynı refah ve gelişmişlik düzeyinde idi. Bugün darbeler nedeniyle geride kaldık ama olsun asker başımızdan eksik olmasın.
11-Ben fazla düşünmeyi sevmiyorum partim ne derse o yönde oy vereceğim.
12-Dış politikada Türkiye dünya liderleri arasına girdi hoşuma gidiyor ama bu yurtta sulh ilkesine uymuyor. Gereksiz riske giriyoruz. ABD ve İsrail’e karşı dik duran politikalar yanlıştır. Küçük oynayalım biz beceremeyiz.
13-ABD İsrail Avrupa bize dost değiller bu nedenle Avrupa birliğine girmek sakıncalıdır.
14-Dağdaki çobanın oyu ile benim oyum aynı olamaz görüşünü kabul ediyorum.
15-Türkiye’nin dinden uzak duran yöneticilerce yönetilmesi gerekir dindar doktor, subay, vali kaymakam istemiyorum.
16-İmam Hatip ve Kur’an kursları irtica yuvasıdır ılımlı İslam oyunudur dine ihtiyacımız yoktur.
17-Savunma sanayiimize harcanan para yıllık beş milyar dolar ve bu paranın yüzde doksanı İsrail’e gidiyor bu tercihi onaylıyorum.
18-Biz ikinci sınıf, % 60’ı aptal bir millet ve toplumuz kendi kendimizi yönetemeyiz askeri vesayet ve kontrol devam etmelidir.
19-Ekonomimiz iyi gidiyor fakat yoksul olalım ama dünyadan kopuk bir ada ülke gibi yaşayalım daha iyidir.
20-Türk olmak iyi insan olmaktan daha önemlidir. Hırsız da olsa bir Türk’ü namuslu bir Kürt’ten üstün tutarım.”
Anayasamız da 27 maddelik değişikliğinin olmamasını sağlayacak her hayır oyu oy vermenin bedeli yukardaki durumun devamını istemektir.
Bu konu parti meselesi değil memleket meselesidir. Kendimizi inkar etmemek ve vicdanının sesini dileyip dinlememek ve de Türkiye gemisinin geleceği bizim tercihimizdedir.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan – Haber 7 // ntarhan@gmail.com
**
Şimdi soruyoruz:
Allah aşkına şu anlatılan ve sıralanan hususlarla yapılacak olan değişikliğin ne ilgisi ve alakası var? Diyelim ki “Tevil ve karinelerle bir alakası var” “Zorunlu din dersinin dahi sorunlu olduğu” bir 12 Eylül İhtilal Anayasasına yapılacak olan yama onu güçlendirmeden başka neye yarayacak?
Bekleyip göreceğiz…





