İç ve Dış Düşman

27 Ağustos, 2009 yapan admin Yorum Yazın »

1cf76c9982daEtrafımız düşmanlarla çevrili… Biz öyle bir milletiz ki yurdumuz düşmanlar tarafından işgal edilmişken yedi düvele (Yani yedi devlete demek istiyoruz. Yunan, Bulgar, İngiliz, Fransız, İtalyan, Ermeni, Rus) karşı meydan okumuşuz. Tümünü yurdumuzdan sürmüş ve denize dökmüşüz.
Bir de bu düşmanlarımızın işbirlikçileri var. (Malum işbirlikçiler düşmandan tehlikelidir. Bunlar olmasa düşman cesaret edip ülkemizi işgal edemez…) Bunlar da Araplar, Kürtler, Irak ve Suriye… Böylece dört yanımız düşmanla çevrilmiş bir durumda etrafımızı kuşatmışlar. Biz ne yaparsak asla bizi bize bırakmazlar ve ilerlememizi engellemek için ellerinden geleni yaparlar.
Biz ilerleyeceğiz de bizi bırakmıyorlar. (Düşman dışarıda edebiyatı… Topu taca atmak… Mazeret kabul etmemek…)
Bir de iç düşmanlar var… Her zaman dua ederiz “İç ve dış düşmanlar! Dış düşmanların içerideki işbirlikçileri… Bunlar da Kürtler, (PKK ya destek veriyorlar ya…) Çerkezler (Biliyorsunuz Çerkez Etem Yunanla işbirliği yapmış da, yurt dışına kaçmıştı ya !!! Böylece Çerkezler potansiyel tehlike) İçimizde Yahudiler ve Ermeni Rum Cemaati var. (Onlar da Ruhban okulunda ajan yetiştirdiler de Osmanlıyı yıktılar ya!)
Geriye ne kaldı?
“Türkün Türk’ten başka dostu yok!”
“Ey Türk! Titre ve kendine dön!”
Türklerin de içinde Laikliğe ve Cumhuriyete düşman olanlar yok mu? Bunlar da “İç tehdit olarak algılanmalı ve gerekli önlemler alınmalı…” Bunlar da “Nurcular, Süleymancılar, Nakşibendîler, Milli Görüşçüler, DHKP-C’liler, Solcular, Komünistler, Faşistler, Bölücüler, Yıkıcılar, Laiklik düşmanları ve bir de Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları…”
Bunları da çıkarırsak geriye ne kadar vatansever kalıyor?

İyi de bu saydığımız düşmanları ülke dışına çıkaracak olursak ülkede hiç kimse kalmaz…
**
Müslüman inancına düşman yoktur. Ancak “inançta kardeş ve insanlıkta eş” olmak vardır. Bir insan Müslüman ise “kardeştir.” Müslüman değil ise insanlıkta eşittir. Öteki, ikinci sınıf, üstün ırk gibi kendiliğinden oluşan bir üstünlük yoktur. “Üstünlük takva iledir.” Takva ise kişinin fazileti ve emeğinin, kazanımının ve çalışmasının ürünüdür. Bu ise fazilettir, fazilet ise zaten bir meziyettir. Meziyet her yerde herkesçe sevilir.
Dinde iç düşman vardır. Dış düşman vardır. Ama bu düşman öteki değildir. Bir başka insan da değildir. İç düşmana “nefis” adı verilir; dış düşman ise “şeytandır.” Nefis insanı bencilliğe sevk eder. Şeytan ise insana yanlış düşünceler ve bozuk inançlar telkin eder. Kötü fikir ve düşünce şeytanın vesvesesidir. Kötü arzular ve bedensel istekler ise nefisten kaynaklanır. Kişi nefsine hükmederse bencillikten ve meşru olmayan bedensel arzu ve isteklerin yanlışa sevk etmesinden kendisini korumuş olur. Yanlış inanç ve düşüncelerden kendisini korursa şeytandan korunmuş olur.
**
Bu bakımdan Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun “”Öteki kavramını sözlüğümüzden silip, yanı başımızda ve uzağımızdaki herkesi bizim bir parçamız olarak görmeye ihtiyaç vardır” mesajına katılmamak mümkün değildir. Demek ki bundan sonra camilerde hocalarımız, televizyonlarda mevlithanlarımız “Dahilî ve hârici düşmanların şerrinden” Allah’a sığınmayacaklar. Onun yerine “Nefis ve şeytanın şerrinden” Allah’a sığınacaklardır. Bunu böyle anlamak istiyoruz.
Nüfusun hemen hemen tamamı Müslüman olan şu güzel yurdumuzda dinin bizleri “kardeş” yapmasına neden razı olmuyoruz da ha bire düşman üretmeye çalışıyoruz anlamak mümkün değil…
Kimse kimsenin düşmanı değil… İnananlar Peygamberimizin “Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun…” sözünü neden hatırlamak istemezler.
**
“Düşman” kavramı dinin ve hukukun değil, diktanın ve otoritenin hâkimiyetini güçlendirmek ve varlığını, zulmünü ve yaptıklarını meşrulaştırmak için ürettiği bir kavramdır.
Ne zaman diktayı ortadan kaldırır, tam demokratik bir ortamı oluşturabilirsek “düşmandan” da, tehditten de tehlikeden de kendimizi kurtarmış oluruz. Düşmanlık ortadan kalkarsa herkes “kardeş” ve “insanlıkta eş” olur.
Bundan sonrası “Fazilet Mücadelesi” şeklinde hayatımıza yansımaya başlar.
Medeniyetler, düşmanla savaşmanın değil, fazilet mücadelesinin ürünüdür.
26. 08. 2009 Çarşamba

Bu Yazıyı Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
Reklam

Yorum yapın