İhsan Eliaçık’ın Sakat Düşünceleri

Ocak 11th, 2012 by admin Leave a reply »

Mustafa CAN
İhsan Eliaçık Kimdir?
23 Aralık 1961’de Kayseri İncesu kazasında doğdu. Kayseri ve Kırşehir’de okudu. Erciyes Üniversitesi ilahiyat Fakültesinde (1985-1988) yılları arasında okudu, okulu bitirmeden ayrıldı ve bağımsız yazar olarak hayatına devam etti. Kayseri Gündem, Değişim, Yeryüzü, Bilgi ve Düşünce, Yarın, Özgün İrade, Bilge Adam, Söz ve Adalet, Gerçek Hayat, Doğudan gibi dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. Milli Gazete, Star, Tempo, Zaman, Habertürk, Sabah, Birgün, radikal gibi gazetelerde röportajları yayınlandı ve Medyatik oldu.

Yarın Dergisi kapanana kadar 4 yıl Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı, Söz ve Adalet Dergisi kapanana kadar 8 ay, Gerçek Hayat dergisinde 2 yıl yazı yazdı. 20 kitabı yayınlandı. Evli beş çocuk babası olup Arapça ve İngilizce bilmektedir. İstanbul’da hayatına devam etmektedir.

12 Eylül öncesi 1977-1980 yılları arasında MTTB ve Akıncılar gibi İslamcı Gençlik Grupları içinde aktif çalıştı. Akıncıların Yahyalı Gençlik Kampında yakalandı ve Mamak Askeri Cezaevinde 1 sene tutuklu kaldı. 1981’de çıkarıldığı ilk mahkemede beraat etti. 1984 yılında Kars Sarıkamış’ta askerliğini tamamladı.

Askerden sonra Kayseri İlahiyat Fakültesine girdi. 1985-1988 yıllarında okudu, okulu bitirmeden ayrıldı. İstanbul’a yerleşti. 1991-1993 yıllarında Bayazıt eylemelerine katıldı. Değişik panel ve gençlik eğitimlerine katkı sağladı. Kayseri’de “Birlik FM” radyosunu kurdu ve bir sür yayın yönetmenliğini yürüttü. 1993-1999 yılları arasında Birlik FM’de “Tefsir Programları” yaptı. Aylık “Değişim” dergisini çıkardı. Dergide çıkan yazılarını çeşitli kitaplar halinde yayınladı.

14 Mart 2007 tarihinde Ahmet Hakan “Hürriyet” gazetesindeki yazısında “İslamî Rönesans’tan” bahsettiği için kendisinden “Tabu Yıkan” yazar olarak övgü ile bahsetmiştir.  (http://tr.wikipedia.org/wiki/ihsaneliacık ve Ekşi Sözlük)

Kitapları:
İslami Rönesansı savunan yirmiden fazla kitabı vardır. Bunlar: “İtikat Üzerine (1992)

İslam ve Sosyal değişim (1994) Devrimci İslam (1995) İslam’ın Yenilikçileri (üç cilt, 2000) Adalet Devleti; Ortak İyinin İktidarı (2003) İhyadan İnşaya İslam Düşüncesi (2003) İslam’ın Üç Çağı (2004) Mehmet Akif (2004) Muhammed İkbal (2004) Aliya İzzet Begoviç (2004) Yaşayan Kur’an; Türkçe Meal (2006) Yaşayan Kur’an; Türkçe Meal-Tefsir (üç cilt 2006) Daru’s-Selam; Evrensel Adalet ve Barış Yurdu (2006) Gerçek Hayat Dini (2006). Nüzul Sırasına Göre Yaşayan Kur’an; Türkçe Meal-Tefsir (tek cilt 2007) Mülk Yazıları I (2009) Hanginiz Muhammed (2010) Mülk Yazıları I+II (2011) Bana Dinden Bahset (2011) Bu Belde (2011) Kur’an’a Giriş (2011)”

Fikirleri:
Gerçek islamı anlattığını iddia eden İhsan Eliaçık “Ben yeni bir şey ortaya koymuyorum dinin aslını anlatıyorum ancak Sosyal İslamı ortaya çıkarmaya çalışıyorum” demektedir.

Kendisini yakinen tanımamakla beraber bir arkadaşım aracılığı ile Hulki Cevizoğlu’nun KRT’deki canlı yayınını İnternetten izlemiş oldum. Bazı yanlışlarına ve bunların temeline ve düşüncesine etki eden siyasi ve sosyal yönünü anlamak için de İnternetten Wikipedia ve “Ekşi Sözlük”ten kısa hayatına baktım.

İhsan Eliaçık Kur’an-ı Kerimin Meal çalışmalarını yapmış, yüzeysel olarak mealine kendi bakış açısını katmış, hayat felsefesi ve çizgisi olan “Siyasal İslam” zaviyesinden bakmış, özüne ve lübbüne vakıf olamamıştır. “Bediüzzaman’ın Muhakemat” isimli eserin “Mukaddime”sinde buyurduğu gibi “İslâmiyetin mağz ve lübbünü terk ederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar etmiş ve aldanmıştır.” (Muhakemat, 1991, s.7) Kur’ânın ve peygamberimizin (sav) ders verdiği “iman” ile Kur’an ve Sünnete bakmayan aldanır ve aldatır. Bu nedenle yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde 6000 ayet ile “İman Dersi” verir. Bunun 3000 ayeti Allah’ın varlığı, isim ve sıfatlarının varlık âlemindeki tecellileri ve “Tevhidin” ispatıdır. 3000 ayet ise ölüm ve ötesi olan ahiret âlemlerinden bahsetmektedir. Zira dinin amacı “Tevhid, Haşr-i Cismani, Nübüvvet, Adalet ve İbadettir.” Bundan gafil olanın Kur’ânı anlaması ve yorumlaması ne derece doğru olacağını akıllara havale ederiz.

Kur’ana sadece dünya hayatını tanzim eden ve siyaset dersi veren bir kitap olarak bakanların ne derece yanılgı içinde olduğunu ve aldandığını Bediüzzaman “ İslâmiyetin mağz ve lübbünü terk ederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve su-i fehim ve su-i edeple İslâmiyetin hakkını ve müstehak olduğu hürmeti ifa edemedik. Tâ, o da bizden nefret ederek evham ve hayalâtın bulutlarıyla sarılıp tesettür eyledi” demektedir.
**

İhsan Eliaçık “Dini düşüncede reform” derken neyi kast ettiğini “Dini düşüncenin yeniden inşası şeklinde ne olduğu ve sınırları ne olduğu bilinmeyen bir cümle kullanmış. Bu nedenle ne dediği belli olmamaktadır. Neyi değiştirecektir? Bunlar tam olarak belli değildir.

“Zenginler mallarının kırkta otuz dokuzunu dağıtacak, birini kendilerine bırakacak” derken Sosyalizmden etkilendiğini anlatmış olmaktadır. Burada gizli bir servet düşmanlığı vardır ki bunu sosyalistler “Kapitalizm düşmanlığı” olarak dillendirmektedirler. Pratikte bu zaten mümkün değildir. Peygamberimiz (sav) Allah’ın zekât emrini uygulatmak için zekât memurlarına ve valilere yazdığı mektuplarında “Zekâtın Nisabını” bizzat tayin etmiş ve bunu ticaret malından kırkta bir, koyun keçiden kırkta bir, büyük baştan otuzda bir, deveden beşte bir olarak belirlemiştir. Bunlar “vesika” olarak da mevcuttur. Hal böyle iken “malın kırkta otuzunu” dağıtmakla sosyalistlerin “fakirlikte eşitlik” prensibinin hayata geçmesine çalıştığı anlaşılmaktadır. Herkes fakirlikte eşit olsa bu durumda kalkınma ve gelişme nasıl olacak ve dinin zekat, hac gibi temel ibadetleri havada mı kalacaktır?

**
İktidarda oturanın mal biriktirmemesi yani “züht” ideal bir hayat standardı değildir. Bu peygamberimizin (sav) sahabelerinden Hz. Ebu Zerr’in (ra) bütün maaşını bir günde fakirlere dağıttığı, Hz. Muaviye’nin (ra) de böyle yapmasını istediği ve bu nedenle halkı Muaviye (ra) aleyhine kışkırtarak sosyal sıkıntılara sebep olduğu bir olaydan alınmıştır. Hz. Osman (ra) bu sebeple Hz. Ebu Zerr’i (ra) görevden almıştır. O da “Rebeze”ye yerleşmiş, Hz. Osman aleyhinde olanlar da bunu Hz. Osman, (ra) Ebu Zerri (ra) görevden aldı Rebezeye sürgün etti” dedikodusuna sebep olmuştur. Bu nedenledir ki peygamberimiz (sav) hayatında Ebu Zerr’e (ra) “Sen zayıfsın memurluk ağır ve zor bir görevdir bunu yapamazsın” diye kendisine görev vermemiştir. Hulefa-i Raşidin ve Sahabeler “Malın kırkta bir zekâtı verilmek şartıyla istediği kadar mal toplanacağı ve zenginlik ölçüsünün olmayacağı” konusunda ittifak halindedirler. Bu husus bütün İslam bilginlerince de üzerinde “İcma” vaki olan bir durumdur.

**
İktidar sahiplerini lüks ve israf içinde yaşadıkları ve haksız kazanç elde ettikleri için eleştirmek farklıdır, dini bu işin içine katmak ayrı şeydir. Din haksız kazancı, rüşveti ve israfı yasaklar; uygulamayı ise insanlara bırakır. İnsanlar ise bunu ya uygular veya uygulamazlar, sonuçta hesabını Allah’a verecektir. İdeali savunmak ayrıdır, pratikte bunu uygulamak daha farklı şeydir. Bunları karıştırmamak gerektir. Dindar görünen insanların yaptıkları yanlışlar elbette dinden kaynaklanmaz. Bediüzzaman’ın dediği gibi “Müslümanların her işinin müslümanlıktan kaynaklanmadığı gibi inanmayanların her işi de inançsızlığından kaynaklanmaz.”

**
Eliaçık “İktidar hükmetmek için değil, adaleti sağlamak içindir” derken doğruyu söylemektedir. Ancak Hz. Ali’nin “Hâkimiyet Allah’ındır” diyen Haricilere “Bu hak sözdür ancak bununla batıl kast edilmektedir” dediği gibi yanlış yerde kullanmaktadır. Çünkü Eliaçık “İki türlü din vardır. Biri, dinin vicdan yüzü, (yani inanç yönü) diğeri, zalimlerin yanında yer alan halkı afyon gibi uyuşturan yüzü” diyerek amacını anlatmaktadır. Din ile ideolojiyi karıştıran Eliaçık “Dinler ve ideolojiler bir devrim olana kadar mazlumun isyan çığlığıdır. Devrim olup devlet ortaya çıkınca da zalimin gücünü ortaya koymasını sağlamıştır” diyerek “Din afyondur” diyen Lenin’in fikirlerini savunduğunun farkında değildir. Zira dini siyasi bir iktidarın aracı olarak gören “Siyasal İslam” anlayışı budur ve Eliaçık da bunu ifade ederken geçmişindeki çizgisini ve mücadele arkadaşlarının iktidara gelmek için dinin kullandığını, gelince de yine iktidarı korumak için kullanmaya devam ettiğini çok iyi bilmekte ve imandan yoksun bir din anlayışının bu sonucuna isyan etmektedir. Bunu da yine bir yanlıştan kaçayım derken bir başka yanlışa düşerek yapmakta ve farkına da varmamaktadır. Sonra da işi “iktidardan” alıp “din adamlığının” da olmaması gerektiği noktasına getirmektedir. Böylece ifrattan tefrite düşmekte ve istikameti bir türlü bulamamaktadır. Zaten dengesini kaybedenlerin psikolojik yapısı ve ruh hali de bunu yansıtmaktadır.

Bu fikirleri ile sosyalist ve Marksist düşünce yapısını yansıtmakla beraber “Ben sosyalist ve Marksist değilim; ancak sosyal islamı savunuyorum” derken de çelişki içinde olduğunu göstermektedir.

12 Eylül öncesinden itibaren “İslamcı” olarak kendisini tanımlayan Eliaçık bütün olumsuzlukların arkasında Amerika’nın olduğunu da ima etmektedir. Sonra da bu imasını “Amerika isterse darbe olur, istemezse olmaz” diye açıkça da darbelerin sebebini ortaya koymaktadır. Bu da “düşmanı hep dışarda arama” psikolojini yansıtmaktadır.
**

Kur’anı mealinden okuyarak “Kur’an İslamını” anlamanın mümkün olduğunu savunan ve bu konuda “Nüzul Sırasına Göre Meal Tefsir” yazan Eliaçık, “Melek, Cin ve Şeytan” kelimeleri Kur’anda geçtiği için inkâr etmemekte ancak kendi aklına göre tevil ederek “Hadis ve İslam Bilginlerinin anlayışı dışında” yeni yorumlar getirmeye çalışmaktadır.

Meleğe güç, yani “Allah’ın gücü” nitelemesinde bulunan Eliaçık bu gücün “deprem, rüzgâr gibi doğal güçler” olduğunu iddia etmektedir. Böylece melekleri tabiat güçleri olarak anlayan Eliaçık, Allah’ın sıfatlarından olan “Kudret” sıfatını meleklere vererek itikadi bakımdan şirk sayılacak bir yanlışa düştüğünün farkında değildir. Çünkü sosyal ve siyasi olaylara kafa yormaktan ve Kur’anı sosyolojik yönden ele almaktan “İman ve İtikad” konularını anlamaya zamanı olmamış, islamı yeniden yorumluyorum derken “imandan” yoksun kaldığının farkında olmamıştır. Bu nedenle “Azraili Allah’ın duran gücü (Ne demekse!) Mikaili tanrının övülüşü (Ne anlama geliyorsa?) Cebrail’i de Tanrının insanla konuşması olarak yorumlayıp (Nasılsa?) bu meleklerin varlığını inkâr etmektedir.

Cinleri de “gözle görülmeyen şeyler” olarak yorumlayıp kelimelerin lügat manasına takılıp kalmış ve cinleri inkâr etmiştir. Bu akılla Eliaçık “Kaya” ismine takılarak Kaya adındaki insanı, Gül ismine takılarak Gül adındaki kadını inkâr ederek alay konusu olan bir dil bilgininin gülünç durumuna düştüğünün farkında değildir. O işin kelime manasını dağlardaki kayada ve bahçedeki gülde ararken “Kaya”yı “Gül”ü inkâr ettiğinin ve tanımadığının farkında değildir. Cumhuriyetin ilk yıllarında dini inkâr edenlerin “Cinler ruhani varlıklar değil, görmediğimiz mikroplardır” diyen reformculardan daha gülünç ve gerçek dışı fikirlere sahip olanlardan daha basit bir düşünceye sahip olduğu göstermektedir.

**
İmanın şartlarından olan ve peygamberimizin (sav) “Kadere inanmayanın imanı yoktur” hadisine muhatap olan “Kaderciler”den daha ileri giderek “Kader ve Takdir” kelime olarak Kur’anda vardır; ancak “Kadere iman ve “Amentü” Kur’anda yoktur” diyerek yeni bir akıl ve zekâ travmasına maruz kaldığını ilan etmektedir. Buhari ve Müslim’in “Muttefekun Aleyh” olarak tevatüren peygamberimizden rivayet ettiği meşhur “Cibril Hadisi”nde Cebrail’in (as) “İman Nedir?” sualine peygamberimizin (sav) “İman, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahirete, hayır ve şerrin Allah’ın yazgısı ile olduğunu ifade eden Kadere inanmaktır” diye onaylattığı imanın altı şartından biri olan “kaderi” inkâr etmektedir. Amentü ise “peygamberimizin (sav) bu hadisinde belirtilen hususlara inanıyorum” demektir. Bu ise Kur’ân-ı Kerimde tafsilen açıklanan iman esaslarının icmalen tasdik ifadesinden ibarettir.  Bu esaslardan birine gerek inkâr ederek gerek te’vil ederek kabul etmeyenin imanı makbul değildir. Yani imanı yoktur. Bu da bütün
İslam bilginlerinin “Kitap, Sünnet ve icma” ile tasdik ettiği ve asla şüphe etmediği imani bir meseledir.

Kendi indî ve eksik düşüncesine göre kaderi “eşyanın kapasitesi” olarak yorumlamakta ve “kaderimizde uçmak yoktur” diye açıklamaktadır. Bu durumda uçak yaparak veya çeşitli şekilde kanat ve alet takarak uçanlar kadere karşı çıkmış ve kaderlerine karşı zafer mi kazanmış olmaktadır?
**

Peygamberimizin en büyük mucizesi olan “Mirac” olayını “ruhani bir rüya” olarak yorumlayan ve miracı inkar eden Eliaçık’ın “Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksa’ya bir gecede gidip gelmesine” (İsra, 17:1) acaba rüyanın hangi boyutu olarak görmektedir merak ettim doğrusu… Rüyanın mucize ve nübüvvet delili olmadığı ve her insanın gördüğü basit bir hadise olduğu gerçeğinden yola çıkarak “Mucize” olmayacağı açıktır. Bu durumda müşrikler neden inkar etsinler, ve mü’minler neden tereddüt etsinler ve Hz. Ebubekir (ra) neden bu olayı tasdik etmekle “Sıddık-ı Ekber” unvanını alsın ki? Mucizeler ve bu olaylar bu kadar mı basittir? Bu kadar basit ise “din neden bir imtihan olsun da iman edene cenneti, inkâr edene cehennemi kazandıracak kadar önem kazansın?

“Göğe çıkmak Allah’a mekân ve yön biçmektir” diye miracın inkârına gerekçe gösterirken “Miracın” ne olduğunu bilmediğini de anlatmış olmaktadır. İslam bilginlerine göre miraç Allah’ın yanına gitmek değil, (Allah her yerde hazır ve her şeye nazırdır) Allah’ın mülkünde, melekûtunda, göklerde, cennet ve cehennemde gezerek ümmetine dünyadaki amel ve ibadetlerin sonuçlarını haber vermek için Allah’ın bedeni ile sevgili peygamberini gezdirmesidir. Bundan haberi olmadığı için miracı tevil ve inkârına gitmektedir.

**
Eliaçık “Namaz dinin direği değildir, gereğidir” derken peygamberimize (sav) karşı haddini aşmaktadır. Allah’ın peygamberi (sav) “Namaz dinin direğidir” buyururken “Medine münafıkları” dahi “Hayır öyle değil, gereğidir” demek cüretini göstermemişlerdir. Eliaçık elbette bu noktayı düşünmemiştir. Ancak peygamberin sözüne aykırı ağzından çıkan sözün nereye gittiğini idrak edecek kadar düşünce sahibi olmadığını göstermiştir.

**
Buraya kadar yaptığı açıklamalarla seviyesinin, düşüncesinin ve bilgisinin ne seviyede olduğunu gösteren Eliaçık’ın Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Nebiyy-i Ümmi” (Araf, 7:158) diye “Ümmi” olduğunu haber verdiği peygamberimizin okuma yazma bilmemesini bir kusur olarak görmesi ise bu defa Kur’âna karşı da haddi aştığını göstermektedir. Ümmî tabiri “peygamberim dünyada bir tahsil görmemiş olmasıdır.” Doğrudan hakikatten ders alan, eşyanın hakikatine vakıf olan, meleklerle ve cinlerle görüşen ve Allah’ın vahyine muhatap olan cin ve insanların peygamberinin sembollerden ibaret olan alfabeyi kullanmasına zaten gerek yoktur. Bunu anlamayan elbette vahyi ve nübüvveti anlamamıştır ve bu konuda söz söyleme hakkına sahip değildir.

Hal ve durum bu olunca “ikranın anlamı oku!” demek değildir, meydan okumaktır” “Cennette huri yoktur” “Hz. İsa (as) gelmeyecektir” gibi iddialarının bilgiden yoksun cahilane iddialar olduğu anlaşılır. İslam bilginleri ise bu konuları çok mükemmel şekilde izah ve ispat etmişler, bu konuda pek çok kitaplar yazmışlardır.

Bu Yazıyı Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
Advertisement

25 comments

  1. ALİ BAL diyor ki:

    “Hal ve durum bu olunca “ikranın anlamı oku!” demek değildir, meydan okumaktır” “Cennette huri yoktur” “Hz. İsa (as) gelmeyecektir” gibi iddialarının bilgiden yoksun cahilane iddialar olduğu anlaşılır. İslam bilginleri ise bu konuları çok mükemmel şekilde izah ve ispat etmişler, bu konuda pek çok kitaplar yazmışlardır” DEMİŞSİNİZ. BUNLAR VEYA SEN NERDEN GÖRDÜN VEYA HANGİ AKIL DÜZEYİNLE BUNLARIN VAR OLDUĞU ZANNEDİYORSUN. BOMBOŞ BİR ELEŞTİRİ YAPILMIŞ

  2. admin diyor ki:

    SA
    İlginize teşekkürler
    Buraya kadar düşüncelerinin sakat olduğu ispat edilen Eliaçık’ın bu fikirlerinin de sakat olduğu zaten hadsen ve aklen bilinir.
    Ben bunların var olduğunu zannetmiyorum, aklen ve kalben inanıyorum. Bunlar “Ehl-i Sünnet” itikadındandır. Bu konuda Ayet ve hadislere inanmayan da olabilir. İsbatı konusunda “Eh-i Sünnetin imamlarını” kabul etmeyene bu asırda Bediüzzaman Said Nursi en büyük delildir. Eserleri olan Sözler, Mektubat ve Lemalar aklı olana ve anlayana yeterlidir. İnanmayana gelince “Onların gözleri görmez, kulakları işitmez, kalplerinde de mühür vardır” ayeti yeterlidir.
    Selamlar…

  3. ALİ BAL diyor ki:

    KARDEŞ! O SAKAT BU SAKAT DEMEK BASİTLİKTİR. BOŞ OLMAKTIR YETERSİZ OLMAKTIR. KİM BÖYLE KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ SÖZLER SÖYLERSE BOMBOŞ, BİR YARATIKTIR. BU YETKİYİ SANA KİM VERDİ! BİR ŞEYİN HELE HELE BU DÜŞÜNCE OLURSA SAKAT OLDUĞU KARARINI KİM NEYE GÖRE VERİR. ADI ÜSTÜNDE DÜŞÜNCE BU! BANA GÖRE SENİN Kİ SANA GÖRE DE BENİMKİ SAKAT OLABİLİR O ZAMAN. İŞTE BURADA HER ŞEY YALAN DEYİP BİLİM GİRER SAHNEYE, AKIL GİRER. VE O ZAMAN BU DİN TÜCCARLARININ MASKESİ DÜŞER…

  4. admin diyor ki:

    Düşünceye kimsenin bir şey diyeceği yok. Herkes düşüncesinde hürdür. Biz de her düşünceye saygı duyar, ya kabul eder veya güler geçeriz. Ama işin içine din ve iman, Kur’an ve İslam girince iş değişir. Zira Din her düşünceyi kabul etmez. Çünkü dinde ölçü Kur’an ve Sünnettir. Kur’an peygamberin sözü ve düşüncesi olmadığı gibi, hadisler de peygamberin fikri ve düşüncesi değildir. Kur’anın anlaşılmasına, ibadetlerin uygulanmasına yönelik Allah’ın “İlham-ı Peygamber” denilen vahyin ikinci mertebesi ve Hz. Cebrail’in as peygamberimize Allah’ın emri ile öğretisine dayanır. Bu nedenle peygamberin fikri ve düşüncesi değildir. Peygamberimizin düşünce ve fikri sahabeleri ile dünyevi meselelerde istişare ettiği zaman ortaya koyduğu fikirleridir ki bunların bir kısmını peygamberimiz sav “Sizin fikriniz daha isabetli” diye terk ederek sahbelerine uymuştur. Ama Allah’ın ilhamı ile Kur’an dışında vahyettiği dine ait bir husus ise “Bu Allah’ın emridir” buyurarak hemen uygulamaya geçtiği dinde ihtisas sahiplerinin bildiği bir husustur. Aynı şekilde Müçtehit imamların ve din alimlerinin dine ait ortaya koyduğu gerçekler de kendi düşünceleri ve fikirleri değildir. Kur’an ve Sünnetten çıkardığı hükümlerdir. Bu nedenle bu hükümlere fikir denmez. Dini hüküm denir ve inananların uyması ibadettir ve aykırı davranması günahtır. Şayet müçtehidin kendi fikri olsa ona uymak gerkmez.

    Bu ön bilgiden sonra..

    Biri çıkıp Peygamberimizin sav sünnetine ve uygulamalarına ve müçtehit imamların hükümlerine aykırı bir fikir ortaya atarsa din namına ve dini hükümleri ve imanı korumak için bilenlerin onlara karşı çıkmaları dini bir görevdir. Susmak ve kabul etmek dini tahrif sayılır.

    İnsanların fikirleri ile dini ve imani hükümler konulmaz. Şayet insanların fikirleri dini hüküm olsaydı filozooflar peygamber, felsefeleri de din olurdu.

    Dini ahkam Allah’ın kitabından ve peygamberin sünnetinden çıkar. İnsanları mü’min, kafir ve münafık diye ayıran din adamları değil, bizzat yüce Allah’tır. Kime mü’min, kime kafir, kime münafık deneceği, neyin farz ve neyin sünnet ve ibadet olduğu Kur’an-ı kerimde mevcuttur. Bunu değiştirmeye kalkmak, ne isim altında olursa olsun dini tahrif etmek ve bozmaktır. Biz bu nedenle cevap verdik. Yoksa bizi hiç ilgilendirmezdi. Dünyada insan sayısınca fikir sahibi insalar olabilir; ama “Allah’ın dini İslam, peygamberi ve Kitabı bir tanedir. Ve din Kur’anın inzali ile tamamlanmıştır.” Veda haccından sonra imana ve ibadete ait yeni yaklaşımlar bidat ve dalalettir.
    Vesselam…

  5. ali bal diyor ki:

    kardeş! 52 yaşında iliklerine kadar dinin içinde büyümüş İHL den mezun olmuş 12 eylül ve 28 şubatın balyozunu kemiklerine kadar yemiş bir insanım.. bana dinden bahsetme… bana bu dini şeyhlerden,şıklardan,hocalardan din tüccarlarının elinden çıkartıp, göklerden indirip hayatımızın her alanına nasıl sokacağız ondan bahset…

  6. admin diyor ki:

    Bu durumda Bediüzzaman Said Nursi’yi takip etmeli ve Kur’an Tefsiri olan Risale-i Nurları okumalı ve bu eserleri okuyarak “İman Hizmetini” yapan kahramanlarla omuş omuza imana ve Kur’ana hizmet etmelisin. Böylece dinin hocaların, şeyherin, şıhların ve din tüccarlarının elinde olmadığını görürsünüz. Selamlar ve Sevgiler… M. Ali KAYA

  7. Abdurrahim Ozer diyor ki:

    Madem “Ama işin içine din ve iman, Kur’an ve İslam girince iş değişir. Zira Din her düşünceyi kabul etmez. Çünkü dinde ölçü Kur’an ve Sünnettir.” diyorsunuz o zaman bir zahmet şuna bir bakıverin M. Ali bey.

    http://birseyleredair.blogspot.com/2012/01/nurculuga-dair.html

  8. admin diyor ki:

    Bu gibi şeytanın vesvesesine benzer cahilane yazılar ancak işi bilmeyen alel-amya bir kaç mürekkep yalamış cahillerin ve kalplerinde hastalık olanların kalplerine şüphe verir. Bizim gibi ehl-i tahkikte ise bunu yazanların şapla şekeri, tiryak ile zehiri karıştırdıklarını görerek yazanlara acımamızı netice verir. Selam ve hidayet temennisi ile…

  9. Abdurrahim Ozer diyor ki:

    Allah hidayet versin, sonra da istikametten ayırmasın sizi inşallah…

  10. Abdurrahim Ozer diyor ki:

    Şunu söyleyin o zaman, siz Peygamberin bir çocuğa bir hatasından dolayı beddua ettiğine inanıyorsunuz sonra da mahşer gününde şefaat isteyebileceğinizi düşünüyorsunuz o Peygamberden öyle mi? Buna inanıyorsanız, zaten siz bu tür Kur’an’a yapılan çağrılara şeytan vesvesesine benzer cahilane yazılar demeye devam edin. Şeytan da hep Kur’an okumaya çağırır di mi insanı! Ne ehl-i tahkik bir yorum ama… Maşallah! Selam ve hidayet temennisi ile size de.

  11. mehmet arslan diyor ki:

    artık yenişeyler söylemek lazım. baştan peşin peşin bu arkadaşa cephe almamalı, sonucta onun da haklı olduğu noktalar olabilir deye düşünmeli…

  12. ali diyor ki:

    ihsan eliaçık’ı cinler,melekler ve kader konusunda eleştirenler,lütfen bir de lehul mülk ne anlama geliyor,bunun hayat içerisinde bir karşılığı yokmu,eğer mülk Allah’ın ise insan dilediği gibi tasarrufta bulunalabilir mi,adamın söylediği o zaman ki müşrikler 40 da bir zekat veriyor,namaz kılıyor oruç tutuyor hac yapıyor,bizlerden ne farkı var,ve kuran da söylüyor ki hepsi Allah’a inanıyor,madem din sizin dediğiniz gibiydi adamlar neye karşı çıktı,zaten onların kabul ettiklerini tasdikleyen onaylayan,herhangi başka birşey getirmeyen bir din niye karşı çıktılar,madem zekat 40 da bir niye peygamber mülksüz öldü,en üst seviyede örnek alınacak olan peygamber değil mi,niçin Hz.Osman hariç diğer halifeler sahip oldukları serveti dağıttılar,40 da bir dağıtamazlarmıydı,yoksa zekatın 40 da bir olduğunu mu bilmiyorlardı,hadisleri yazmışsınız,neden kuranın açıklayıcısı olduğunu ve Cebrail tarafından peygamberimize öğretildiğini söylediğiniz hadisler bu kadar önemli olmasına rağmen,Kuran’ı yazdıran peygamberimiz bu kadar önemli açıklayıcı bilgileri yazdırmamış,ondan sonra gelenler de yazdırmamış,bunlar buhari kadar müslim kadar hadis konusunda bilgili değiller miymiş bunlara cevap verin

  13. dersvekuran diyor ki:

    Atalarınızdan miras aldığınız din üzerine ölmeyin. Kuranı nebilerin yolundaki şeytanlardan Allaha sığınarak okuyun. Yoksa Şeytanların yolunda şeytanlaşırsınız.

    Kuran eksik bir kitap değildir ve en güzel hadistir.

    Dinlerini eğlenceye(lehv) çevirenler, lehv hadislere müşteri olurlar.

    Melek inançlarınız, kitap inançlarınız sakat et “ehli sünnet vel cemmat”

    Şirkin içinde bocalayıp duruyorsunuz.

    Çağrılara zan ile yanıt veriyorsunuz.

    Kuranı terk etmiş halde elinizde tutuyorsunuz. (bkn: furkan 30)

    ALLAH VE RASULÜNÜN ARASINI AYIRMIŞSINIZ TIPTI ŞAKLANAN KARPUZ GİBİ…

    SAMET İLKESİNE RİAYET DİLEĞİ İLE

  14. ahmet tekil diyor ki:

    içi boş, direksiz, dayanıksız sünnetçi bir eleştiri; eliaçık’ın yanlışları olabilir; bunu sadece Yaratıcı tam bilir ama senin gibi hazır-huzur arkaik bilgilerle ya da doldurmalarla eleştiri yazabilen birini kınayamayız. cehlin saltanatı, şeytanın saltanatı üzre kurulu dünyanda ve ahiretinde başarılar…

  15. ferhat diyor ki:

    Allah sizden razi olsun elestiriniz icin Allah kurandan ve sunnetten ayirmasin insallah

  16. ibrahim diyor ki:

    Allah bu yazıyı yazandan razı olsun . iki cihanda aziz olsun inşallah . ahir zamanda gelmiş geçmiş her alime karşı çıkarak kendi nefsi emmarelerine uyan , kuranı kendi kafalarına göre yorumlayan hadis ve sünneti kabul etmeyen batıl belamlar çıktı . Allah bunları kahhar sıfatıyla kahretsin . bu zatlar şeytandan daha şeytandır. şüphesiz küfürdedirler. bu küfür kendini herkesden zeki gören dedelerimizin dini diye bildiğimiz herşeyi reddeden kafirler tarafından kabul görmektedir. nitekim yorumları görüyoruz . Kuran ve sünnet olmadan gidilen yol yol değildir.

  17. Abdürrahim özer diyor ki:

    “Bu nedenle yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde 6000 ayet ile “İman Dersi” verir. Bunun 3000 ayeti Allah’ın varlığı, isim ve sıfatlarının varlık âlemindeki tecellileri ve “Tevhidin” ispatıdır. 3000 ayet ise ölüm ve ötesi olan ahiret âlemlerinden bahsetmektedir.”

    Bu yazı içinde sürekli referans verdiğiniz Said Nursi kitaplarına bu 6000 küsur ayetten yalnızca onda birini almıştır. İhsan Eliaçık gibi Kur’an’a yönelenler ise bir bütün olarak Kur’an’ı anlamaya çalışan insanlardır. İhsan Eliaçık gibi insanları Risale-i Nur ve Said Nursi’nin argümanlarıyla değil, bizzat Kur’an’ı anlamaya çalışarak eleştirmeye çalışın biraz da. Said Nursi hakikatin tek kapısı olmadığı gibi Kur’an’ın mesajına uymayan yorumları da vardır.

    http://birseyleredair.blogspot.com/2012/08/nurculuga-dair-2.html

  18. ali ırmak diyor ki:

    Evet bomboş bir eleştiri..Kuranın karşısına kendi kitabını çıkartan birinden alıntılar yaparak yapılmış kıskanç bir eleştiri..Allah cc gerçek islamı kuranında vahyetmiştir.Tüm bu sapıtmalardan ona sığınalım.

  19. mustafa diyor ki:

    risale okunmasını tavsiye etmek ne kadar tutarlı?
    ne zaman kuran okumaya başlayacağız? kuranı anlamak için kuran okumak lazım. başka kitaplar değil…

  20. misafir diyor ki:

    Kuran varken niçin risaleler okunmalı ki. Anlaşılması zor, eski, ağdalı, kelimeler, devrik cümlelerle dolu, hurafelerle dolu, ölmüş kişilerden onay ve methiyeler aldığını iddia eden, şeyhlere, evliya denilen ölmüş kişilere bağlanmayı tavsiye eden, kuranda en ufak bir işaret bulunmadığı halde, mehdi denilen bir şahsın ineceği hurafesini detaylı olarak işleyen, Hz.İsa’nın yeryüzüne ineceğini iddia eden hurafelerle dolu saçma bir silsile.

  21. şenol zorlu diyor ki:

    kendisini bu akşam tanımak nasip oldu bi arkadaşımın sohbetlerinden övguyle bahsetme sebebiyle tanımakk istedim.. yanliş ve sabkınlık üzere oldugunu.anlamak fazla sürmedi.kendisinin insanlara verecegii fazla bişiy yok kafalarını karıştırmaktann başka şiddetle uzak durulması taraftarıyım saygılarımla…

  22. İlke BULUT diyor ki:

    “Le kum dinikum veliyedin” (Kafirun )

    Benim dinim Kur’an okumayı, uygulamayı ve Peygamberin sünnetinden gitmeyi emrediyor. Eğer icma istersem İmam-ı Azam ve İmam Maturidi bana yetiyor. ( Risaleler ve diğerleri için ilk satırı okuyunuz. )
    İhsan Eliaçık pek çok şeyi yeniden düşünmemizi sağlayan, hayat gailesi içinde kaybolmuş giderken bizi omuzlarımızdan tutup sirkeleyen kişidir, bu bakımdan iyi niyetli bir Müslümandır. Mülk ve Hüküm Allah’ındır vesselam…

  23. akif diyor ki:

    s.a. eleştiri yapanın aciziyetine bak.ihsan eliaçık sadece kurandan örnekler verir ve sadece kuranı açıklar.düşüncelerini kuranla ispatlar.onu eleştiren ise hiç kurandan örnek vermiyorda bi beşeri ola bediüzzamandan örnekler veriyor.burdan anlaşılıyorki senin klavuzun kuran değil….

  24. free movies online diyor ki:

    Admiring the time and energy you put into your website and in depth information you present.
    It’s great to come across a blog every once in a while that
    isn’t the same outdated rehashed information. Great read!
    I’ve saved your site and I’m including your RSS feeds to my Google account.

  25. What I imрly is ԁon’t go out on dateѕ with οther girls
    or flirt wіth other girls. Meanwhile, robotic spacecraft have no such factorѕ
    impacting their lifеspan. Рerhapѕ you are not sure if you
    want to fight to gеt back your ex, and the next moment is you sure you want to.

Bir Cevap Yazın

hits counter