İtiraz Kültürü

20 Eylül, 2009 yapan admin Yorum Yazın »

pazarlamaİnsanlar birbirlerine muhtaçtır. Hiç kimse tek başına yaşayamaz ve yalnızlık içinde başarılı olamaz. En basit işlerde bile yardıma ve desteğe muhtaçtır. Aslında yüce yaratıcı insanı buna alıştırmak için aciz yaratmıştır. İnsan acizdir, gücü ve kuvveti yardım ve destek gördüğü oranda artar.

En basitinden anlaşılsın diye matematiksel olarak anlatacak olursak iki tane biri birine destek olmadığı zaman bir sayısı kadar değeri ve gücü vardır. Alt alta toplansa en çok iki sayı değerini oluştururlar. Şayet birbirlerine omuz omuza verirlerse on bir değerinde güç kazanırlar, şayet üç tane bir birbirlerine destek olursa yüz on bir değerinde güç kazanırlar.

Yardımlaşma başarının motorudur. Ama ne var ki yardım ve desteğin en büyük engeli “itiraz kültürüdür.” Toplumda tembelliği kendilerine meslek edinmiş, havadan ve çalışmadan kazanma, zengin olma ve başarılı olma hayali içinde olan milyonlarca insan vardır. Böyle olmasa şans ve kumar, milli piyango, toto ve lotocular para kazanabilir mi? Kumarda prensip şudur: “Kumarı oynatan kazanır…” Eh, umut tacirleri boş umutlar peşinde koşan müşterilere ihtiyaç duyar ve bunlar gerçekten toplumda sayılamayacak kadar çoktur…

**

İnsanların tembellik damarı vardır. Tembeller çok akıllıca konuşurlar ve herkese akıl dağıtırlar. Bunun için kendilerinde akıl kalmaz. İsterler ki “başkaları hep kendileri için çalışsınlar.” Kimi değerleri, kimi hastalığı, kimi makamını kullanır. Kimileri de akla hayale gelmedik kurnazlıkları yaparak çalışmadan kazanma peşindedirler. Atalarımız ne demişler: “Tembele iş buyur sana akıl öğretsin…”

**

İdareciler yapacakları işleri paylaştırmak ve planlarına/projelerine destek bulmak amacı ile istişarî kurullar yaparlar. Her kurul toplantısında en çok konuşanlar hiçbir iş yapma hevesinde olmayanlardır. Yapılan her işi tenkit etmeyi adet edinmişler, işe destek vermek için değil, eksik ve kusur bulmak için olağanüstü bir gayret sarf ederler. Bu gayretlerinin yüzde birisini yapmaya vermiş olsalardı harikulade işler yapılırdı. Bunların ortak özellikleri “her işe itiraz ederek söze başlamalarıdır.”

pazarlama-ilk-106“Efendim, bu dediğiniz iş kesinlikle olmaz. Çünkü öncelikli olarak paramız yoktur. İkincisi, burada konuşulur karar alınır ama alındığı gibi kalır. Yine aynı konu tekrar gündeme gelir. Madem yapılmayacak ve uygulanmayacak neden karar alıyoruz ki.. Bunun için bu konuda yeninde karar almaya gerek yoktur.” Tabii ki daha önce alınan kararları sabote etmek için ellerinden geleni yapmışlar ve bu neticeyi de kendileri meydana getirmişlerdir.  Ama onlar sadece olumsuzluğa odaklanmışlardır. Akıllarına “bu işi nasıl yapalım” düşüncesi gelmez. Zira niyetlerinde işten kaçmak vardır. Ama sonuçta başarı olursa buna tamamen sahiplenmede üstlerine yoktur. Bütün kusur ve eksiklik işi yapanlarındır, başarı da kendileri gibi işe hiç karışmayanlarındır…

**

Hangi iş olursa olsun iyi niyetle olumlu düşünen ve “yapabilirim” “neden olmasın” diyenlerin ve gayretli olanların çabaları ile meydana gelir. Fatih bütün olumsuz itirazları “ya ben İstanbul’u alırım, ya İstanbul beni alır” kararlılığı ile “Fatih” unvanını almıştır.

Ya Seyit onbaşı 250 okkalık mermiyi “acaba kaldırabilir miyim? Atsam da isabet edebilir miyim?” diye düşünmeden “Ya Allah!” diye Allah’a güvenerek kaldırmış ve hedefe isabet ettirmiştir. İnanın birine sormuş olsaydı bu başarıyı kazanması imkânsızdı. Çünkü hemen akıl verirlerdi ve kesinlikle“bunu yapman ve başarman imkânsızdır. Boşuna gayret etmesen iyi olur” derlerdi.

Bu Yazıyı Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
Reklam

Yorum yapın