Japonya Nasıl Kalkındı?

Kasım 5th, 2011 by admin Leave a reply »

Mustafa CAN
Ekonomi Japonca “keizai” kelimesi, insanların acılarını hafifletme bilimi” anlamına gelmektedir. Japonya ABD’den sonra dünyanın ikinci büyük ekonomisidir. Dünyanın mal ve hizmet üretiminin %18’i Japonya tarafından gerçekleşmektedir. Tarih boyunca istikrarlı bir ekonomiye sahip olan Japonya’da enflasyonda enflasyon oldukça düşüktür.

Japonya 1630’dan 1850 yıllarına kadar dünyaya tamamen kapalı bir ekonomik yol izledi. 1853 yılından itibaren batı dünyası ile ticaret sınırlarını açtı. 1904-1905 Rus-Japon savaşını Japonya’nın kazanması üzerine Japonya’yı dünya gücü haline getirdi. Ülkedeki doğal kaynakların azlığı dünyaya açılmasını zorunlu hale getirdi. II. Dünya Savaşına kadar sanayiye doğal kaynak sağlamak amacına yönelikti. II. Dünya Savaşından yenik olarak çıkan, Nagazaki ve Hiroşima’ya atom bombası yiyen Japonya’nın ekonomisi büyük bir darbe yedi. 1970’li yılların başında yine eski gücüne kavuştu ve dünyanın sayılı sanayi ülkelerinden birisi haline geldi.

İkinci dünya savaşından sonra tamamen tahrip olan ekonomisini yeniden inşa ederek dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü haline gelmeyi başarabilmiştir. Bu başarısını imalat ve hizmet sektörüne borçludur. Yaygın olan kanaatin aksine dış ticaretin payı daha azdır. Milli gelir içinde iç piyasanın payı daha belirleyici ve daha yüksektir.

II. dünya savaşında bütün sanayisini kaybetmiş, gıda sıkıntısına girmiş ve yüksek enflasyonla baş başa kalmış, dış ticareti kısıtlanmış bir ülke konumundaydı ve 1951 yılında milli geliri 1935 yılındaki seviyesini ancak yakalayabilmiş durumdaydı.

1945-1951 yılları arasında Japonya sosyal reformlarını gerçekleştirdi, ekonomik alt yapısını yeniden oluşturdu, askerî harcamalarını azalttı ve ciddi kısıtlamalara girdi. Ancak zannedildiğinin aksine askeri harcamalardaki kısıtlamanın payı çok düşüktür.

Japonya yeni kalkınma stratejisi olarak “Üretime” ağırlık verdi. Metalurji ve kimya sanayi alanında yapılan yatırımlar kısa zamanda etkisini göstererek elektronik ve tüketim malları üretiminde hızlı bir gelişme kaydetti. 1950-1973 yılları arasında yaklaşık 25 yıl boyunca (192-1965 yılları arasındaki ekonomik durgunluk dışında) yıllık % 11 oranında büyüme kaydetti. Bu büyümede tasarruf meylinin yüksek olmasının payı büyüktür. Tasarruf meyli yatırımlara finansman desteği bulmasını kolaylaştırmış ve uzun dönem Japon finansman kuruluşlarının güçlenmesinde önemli rol oynamıştır. Günümüzde dünyanın en büyük kreditör ülkesi olmasının altındaki temel faktör yüksek tasarruflarıdır.

Sermayelerinin olması ve modernizasyon yatırımlarının yüksekliği Japon firmalarının uluslar arası piyasalarda rekabet gücünü ve iş gücü verimliliğini artırmış, yeni teknolojilerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

1960 yılında “On yıl içinde milli geliri ikiye katlama projesi” üretim artışını, nitelikli iş gücünü ve bu iş gücünün tasarrufları ile bu proje gerçekleşmiştir. 1968 yılına gelince Japon ekonomisi ABD’den sonra dünyada ikinci sıraya oturmuştur. Fakat aynı dönemde hızlı ekonomik büyümenin sonucu olarak çevre kirlenmesi, kırsal kesimden kentlere yaşanan göç ve aşırı nüfus yoğunluğu, barınma ve ulaşım gibi sorunları da beraberinde getirmiştir. 1974 yılındaki petrol krizi ekonomik büyüme yerini durgunluğa terk etmiş, fiyat artışı hızı % 20 lere çıkmış olmasına karşın ekonomisini kısa zamanda toparlayarak tek haneli rakamlara çekerek istikrar içinde büyümeyi yeniden yakalamıştır.

Özetleyecek olursak “Japon mucizesi” denen ekonomik gelişmesini Japonlar üretim ve tasarrufa, tasarrufla biriktirdikleri sermayelerini yeni yatırımlara kaydırarak gelişime ayak uydurmasına borçludur. 

Bu Yazıyı Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
Advertisement

Bir Cevap Yazın

hits counter