Provokatörler AKP İçinde

Ağustos 1st, 2010 by admin Leave a reply »

İshak KOÇER /www.kritize.net

Aslında yazıp yazmamak konusunda uzun süre karar veremedim. O kadar çok sıkıldım ki Türkiye’nin bir Kürt meselesi olduğunu yazmaktan artık sürekli kendimi tekrar ettiğimi düşünüyorum. Benim aynı şeyleri yazmam çok önemli değil aslında, Türkiye kurulduğu günden bu yana bu sorundan kaynaklı acılar yaşıyor sürekli. Bir türlü kabul edemediğimiz, adını koyamadığımız bir savaşın içinde doğuyor ve ölüyoruz. Muasır bir medeniyet oluşturma iddiasında olan Türkiye Cumhuriyeti’nde bu savaştan etkilenmemiş bir nesil ne yazık ki yok.

Birkaç yıl öncesine kadar savaş silahlı güçlerin arasındaydı. Ancak son yıllarda şehirlere sıçrayan, yıllarca komşuluk ilişkileri kurarak yaşamış olan halklar arasında yaşanmaya başladı. Son günlerde İnegöl’de başlayıp Hatay’la devam eden, yarın nereye sıçrayacağı belli olmayan bir tehlike kapımıza gelip dayanmış durumda. Sorumluluk sahibi olanlar birkaç oy hesabıyla birbirleriyle didişirken ülke her an etnik çatışma gibi bir felaketle sarsılabilir. Daha önce Altınova’da, İzmir’de, Mersin’de yaşananlar bugünlerde İnegöl’de, Hatay’da tekrarlanıyor. Batı illerinde Kürtler, muhtaç olduğu kudreti damarlarındaki asil kanda bulduklarını düşünen piyonların saldırısına uğruyor. İnegöl’de basit bir meseleden kaynaklanan bir durum etnik bir hal alıyor, Hatay’da şehit haberleri sonrasında Kürtler’e ait ev ve işyerleri talan ediliyor. Hatay’da talan edilen ev ve işyeri sayısının seksen civarında olduğu iddialar arasında.

Çıkan olayları Ergenekon-PKK ortaklığına ya da milliyetçi gruplara bağlayanlar olsa da asıl suçlu iki dönemdir ülkeyi yöneten AKP’dir.

Sürekli demokrasiden bahseden başbakan Kürtlerin meclise gönderdikleri vekillerini terörizmle suçlar, onları muhatap kabul etmezse sokaklarda linç görüntüleri eksik olmaz. Hükümet sözcüsü olarak bilinen ancak daha çok Kürt düşmanlığıyla ön plana çıkan Cemil Çiçek Kürtler’in verdiği oyları ülke güvenliği için tehdit kabul ederse sokaklardaki eğitimsiz Cemil Çiçek’ler Kürt avına çıkar.

Demokratik açılım yaparak Kürt sorununu çözeceğini iddia eden AKP’nin Kırıkkale milletvekili Vahit Erdem daha birkaç gün önce “Kürtler her şeyi eline alıyor. Böyle giderse Türkler azınlık olacak. Bir an önce gözümüzü açmamız lazım.” diyerek bugünlerde İnegöl’de, Hatay’da Kürtlere saldıranların meclisteki temsilcisi oluyor. Vahit Erdem’in sözleriyle Türksolu adlı derginin “Kürt sorunu yok, Kürt istilası var”, “Türk oğlu Türk kızı Türklüğünü koru” gibi ırkçı ifadeleri arasında hiçbir fark yoktur.

Vahit Erdem’in bu ırkçı sözlerine sessiz kalan AKP’de bayrağı bu sefer Kürşat Tüzmen alıyor, BDP’yi işaret ederek “şerefsizler” demekten sakınmıyordu.

Kütahya’da referandum mitinginde halka seslenen başbakan siyasi partilere “sağduyulu davranmalarını rica ediyorum” diyor ama kendi partisindeki vekillerin ırkçılığına ses çıkarmıyor. MHP’nin vuvuzelalı muhalefetinden utanç duyan başbakan kendi vekillerinin sözleriyle gurur mu duyuyor merak ediyorum.

BDP’li vekillerin açıklamalarını ‘terör örgütü sözcülüğü’ olarak değerlendiren başbakan kendi partisindeki Vahit Erdem, Kürşat Tüzmen, Cemil Çiçek, Vecdi Gönül gibi isimlerin ırkçı ifadelerini suskunlukla karşılamaktan utanmıyor.

Çıkan olaylar sonrasında İnegöl’de incelemelerde bulunan Beşir Atalay, basit bir olayın provokasyonla tırmandırıldığını söylüyor. Ortada bir provokasyon ve provokatörler varsa çok uzağa gitmeye gerek yok. “Bir an önce gözümüzü açmamız lazım” diyerek Kürtler’i linç etmek isteyenlere fikirsel önderlik yapan Vahit Erdem’e, Kürtler’in meclisteki vekillerine “şerefsiz” diyen Kürşat Tüzmen’e ve bunlara sessiz kalan partisine bakması yeterlidir.

Artık her şey ortada, ‘bin yıllık kardeşlik’, ‘etle tırnak’ masallarıyla ifade edilen Türk-Kürt ilişkilerinin nasıl kırılgan bir durumda olduğu son yaşanan olaylarla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Savaş şartlarında doğup büyümüş insanlar her an karşı karşıya gelebilir. Çözümsüz bırakılan bu sorun bu potansiyeli fazlasıyla taşıyor.

Başbakan eğer bu tehlikenin farkındaysa siyasi partilerden sağduyulu davranmalarını beklerken, kendi partisindeki ırkçı isimlere karşı suskun kalmamalıdır. AKP Vahit Erdem, Kürşat Tüzmen gibi isimlere suskun kaldıkça provokatörleri başka yerde arayamaz. Başka partilere sağduyulu olma çağrısında bulunan başbakan, kendi partisindeki sağduyudan uzak ırkçı isimlere sessiz kalacaksa yarın yaşanabilecek daha büyük olayların da sorumlusu olacaktır.

Kaynak: http://www.kritize.net/yazarlar/ishak-kocer/454-provokatorler-akp-nin-icinde

Bu Yazıyı Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
Advertisement

Bir Cevap Yazın

hits counter