Yazı etiketlendi ‘Açılım’

Her Şey İyiye Gidiyor! …

16 Mayıs, 2010

Mustafa CAN

Memlekette her şey çok iyiye gidiyor…

Çiftçimiz hem mazot fiyatlarının düşmesi, hem de ellerindeki ürünlerin iyi para yapması sebebiyle durumundan çok memnun…

Hükümetin ihracat konusundaki başarılı diplomasisi çiftçinin yüzünü güldürdü!

**

Hayvancılık konusundaki açılım ise besicilerin önünü açtı. Yem fiyatlarının düşmesi ve hayvan ihracatına hükümetin verdiği destekleme besicilerin yüzlerini güldürdü.

Et fiyatları on binin altına düştüğü için artık emekliler de her ay evlerine bolca et götürebiliyor.

Et tüketimi fevkalade arttı. Kasaplar durumdan çok memnun…

» Devamını Oku: Her Şey İyiye Gidiyor! …

Çingenelerin Sorunları

28 Nisan, 2010

mustafa-aksu-4Araştırmacı-yazar Mustafa Aksu, 1931 yılında Düzce’ye bağlı Çilimli’de dünyaya geldi. Uzun yıllar Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın çeşitli kademelerinde görev yaptı. Emekli olduktan sonra hayatı boyunca karşılaştığı önyargılara ve ayrımcı muamelelere karşı Çingenelerin haklarını savunan çeşitli çalışmalar yürüttü. Konferanslar verdi, ulusal ve yerel televizyon kanallarında konuşmalar yaptı, çeşitli gazetelerde ve dergilerde yazılar yayımlattı. “Türkiye’de Çingene Olmak” adında bir kitap çıkardı; bu kitapta yürüttüğü mücadeleleri ve sağladığı kazanımları, bu yolda karşılaştığı güçlükleri anlattı. Hem annesi, hem babası, hem de anne-babasının anne-babaları Çingene olan Mustafa Aksu kendisini “katıksız bir Çingene” olarak nitelendiriyor. Çalışmalarını halen sürdüren Mustafa Aksu’nun güncel yazıları www.habertaraf.com internet sitesinde yayımlanıyor.

Türkiye’nin içinde bulunduğu demokratik açılım sürecinde Kürt açılımı ve Alevi açılımı ile birlikte Roman açılımı da gündeme geldi. Mustafa Aksu, Çingene yerine Roman denilmesini istemiyor; hatta buna çok kızıyor. Aksu’nun haklı gerekçelerini ve açılım sürecine yönelttiği eleştirileri söyleşimizde okuyacaksınız.

Kritize.Net olarak kendi Çingene açılımımızı yapıp Sayın Mustafa Aksu ile keyifle okuyacağınıza inandığımız bir söyleşi gerçekleştirdik.

Toplumumuzda Çingeneler pek çok olumsuz sıfatla, unvanla anılıyorlar. Tarihsel süreçte geçmişten günümüze kimdir Çingeneler?

Türkiye’de Çingene denen bir toplum var şeklinde bir bilgiye sahip misiniz? Peki, Türkiye’de bir Roman toplumu var şeklinde bir bilgiye sahip misiniz? Öyleyse neden ayrıymış gibi konuşulur? » Devamını Oku: Çingenelerin Sorunları

3H Hareketi Doğu Çalıştayı

26 Nisan, 2010

3H (Hürriyet, Hukuk, Hoşgörü) Hareketi, Ankara, İstanbul ve Diyarbakır’dan on dört farklı üniversiteden öğrencilerin katılımıyla 24 Nisan 2010 tarihinde Diyarbakır’da organize ettiği “Demokratik Açılımın Parametreleri” konulu çalıştay sonucunda aşağıdaki hususları kamuoyu ile paylaşmayı uygun bulmuştur:

1.   Otuz yıldan beri sürmekte olan çatışma ortamı her gün Kürtlerle Türkler arasına husumet duvarları örmektedir. Bu durum, ülkede yaşayan Kürt kökenli insanları çok boyutlu olarak mağdur ederken, Türkler’de de Kürtlere karşı önyargıların oluşmasına yol açmaktadır. Bu bakımdan sorunun çözüm yolunun bu çatışma sorunun acilen çözülmesinden geçtiği bilinmelidir. Bu sorunun şiddet yoluyla çözülmeyeceği artık bilinen bir gerçektir. Buradan hareketle daha fazla kan dökülmeden soruna barışçıl çözümler üretilebilmesinin önü açılmalıdır.

2.  Bir sorunun çözülebilmesi için önce o sorunun tanımının net olarak yapılabilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda “Kürt Sorunu”nun tanımı yapılırken muhatap grubun tabanına inilmesi hayati önem arz etmektedir. Bütün Kürt aydınları, Kürt STK’ları ve kanaat önderlerinin fikirleri alınarak sorunun ne olduğunun doğru anlaşılması ve taleplerin netleştirilmesi gerekir. » Devamını Oku: 3H Hareketi Doğu Çalıştayı

AKP Başarılı mı?

21 Nisan, 2010

Mustafa CAN

AKP 2001 yılında hiçbir partiye alternatif konumunda değilken kapatılan Fazilet Partisinden ayrılan ve parti genel başkanı olan Prof. Necmettin Erbakan’ı partinin kapatılmasından dolayı suçlayarak ayrılanların kurduğu bir partidir. Partinin genel başkanı olan R. Tayyip ERDOĞAN siyasi yasaklı konumunda olduğu ve hakkında davalar bulunduğu için resmi Genel Başkan olamamış anacak manevi liderliğinde 3 Kasım 2002 seçimlerine girmiştir.

AKP’nin siyasi yelpazede yeri Milli Görüş çizgisi olmakla beraber, AKP’nin kurulmasından itibaren “değiştiklerini” ve “Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını” deklare ederek Anavatan Partisi, Adalet – Doğru Yol Partisi ve Halk Partisi tavanından belli isimleri de partilerine katarak Liberal ve Demokrat kimliğe bürünerek halkın karşısına çıkmıştır.

Partinin kurucular listesine bakıldığı zaman büyük çoğunluğun ve beyin takımının Milli Görüş kimliğinin ağır basmadığı söylenemez. Bunun için Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Abdullatif Şener, İdris Naim Şahin, M. Ali Şahin, Binali Yıldırım gibi isimlerin öne çıktığı görülmektedir.

Taban olarak da ANAP’ın tabanını teşkil eden Nakşibendî, Fetullah Hoca ve Cemaatlerin teşkil ettiği taban ile Milli Görüş tabanından beslendiği, Demokrat Parti ve Doğru Yol Partisi tabanından vitrine koyduğu isimlerle de Milliyetçi ve Muhafazakâr tabandan oy almıştır. » Devamını Oku: AKP Başarılı mı?

AKP ve Kemalizm

23 Ocak, 2010

akp4yi6Kemalizm, Atatürkçülük ve Atatürkçü düşünce ekseninde siyaset yapmak, devrimlerini ve ilkelerini korumaya çalışmak ve kökleşmesini sağlamaktır. Başta akıl ve bilimi esas alması ve çağdaş uygarlığı hedeflemesidir. 1930’larda uygulamaya konan “Kemalizm” CHP’nin 9 Mayıs 1935’te toplanan IV. Kurultayında kabul edilen 1935 Programında “Kamalizm” olarak kabul edilmiştir.

Kemalizm’in ilkeleri “cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik ve Lâiklik” olmak üzere altı tanedir. Ancak bu ilkeler gelişen dünyaya göre yeniden yorumlanarak uygulanmaya ve korunmaya çalışılır. Hükümetlerin görevi de bu ilkeleri “Kemalist” düşünce yapısına göre uygulayarak topluma kabule ettirirler. İç ve dış politikalarını bu ilkelere göre belirlerler.

Ülkede Kemalizm’in koruyucusu “Atatürkçü Cumhuriyeti” koruyup kollamayı kendisine emanet olarak alan kahraman ordumuzdur. Kemalizm ile Demokrasi birbiri ile çelişen iki kelime ve kavramdır. Kemalizm’de tek adam zihniyeti ve ideolojinin korunması ve benimsetilmesi vardır. Demokraside ise çoğulculuk ve her çeşit düşünceye saygı ve tüm fikirlere eşit mesafede yaklaşım söz konusudur. Kemalizm’in başka düşünce ve fikirlere tahammülü yoktur. Bu nedenle daima demokrasiye darbe planları yapar ve zamanı gelince uygulamaya koyar. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat Kemalizm’in ürünüdür.

Her darbe kendi yasalarını ve hükümetlerini çıkarmıştır. 27 Mayıs hem Anayasa’sını hem partisini hem de hükümetini çıkarmıştır. Millet Partisi’ni 12 Mart Milli Selamet Partisi’ni, 12 Eylül hem Anayasasını ve ANAP’ı ve 28 Şubat AKP’yi doğurmuştur. » Devamını Oku: AKP ve Kemalizm

AKP Politikaları

30 Kasım, 2009

 

Dış politikada Ortadoğu ve komşularla olan ilişkilerde bir hareketlilik yakpaşandığı görülmekle beraber AB yönünde bir ilerleme görülmemektedir. Suriye, Irak, Lübnan, Libya ve Arnavutluk ile vizelerin kaldırılması, İran ile sıcak ilişkilerin verilmesi “Türkiye batıya sırtını mı dönüyor” imajını vermektedir.

İngiliz gazeteleri “Türkiye Osmanlı olmaya soyunuyor” yorumları yapıyorlar. Bu durum birilerini fevkalade rahatsız etmesi gerekirdi. “One minute” ile başlayan Arapların Erdoğan’ın sempatisi Türkiye’ye yakınlık duymalarına sebep olmuştur. Arapların İsrail düşmanlığından kaynaklanan hissiyatına Erdoğan’ın tercüman olması bu sempatinin en belirgin sebebidir. Tabii bu da İsrail ve destekçilerini rahatsız ediyor. Bununla beraber Türkiye İsrail’i de dışlamamaya çalışmaktadır. Askerî tatbikatlar ve silah anlaşmaları gibi eylemlerle “söylemden kaynaklanan” krizi yatıştırdığı da gözlerden kaçmamaktadır.

Ama ne ki, bütün bu politikaların ABD başkanı Obama’nın çizdiği politik çizgiler içinde cereyan ettiği yönünde bir kanaatin yokluğuna delil olamıyor. ABD Türkiye’nin bu tavrından rahatsız olmadığı Philip Gordon’un “ABD Türkiye’nin Ortadoğu’da artan etkinliğinden ne şaşkın, ne de rahatsız değildir” ifadeleri göstermektedir. Bu durum Stephen Kinzer’in dediği gibi, “ABD’nin bizzat diyalog kuramadığı ülkelerle Türkiye üzerinden irtibat kurma” siyasetinin de bir gereği olabilir.

ABD çok yönlü bir politika takip etmede ustadır. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in “Türkiye’de demokrasiyi ordu koruyor” demesini de değerlendirmek gerek. AKP’yi ordu üzerinde kontrol ederken İsrail’i de Türkiye üzerinden kontrol etmektedir. ABD Ortadoğu’dan vazgeçmeyeceğine göre “BOB” yerine yeni bir proje mutlaka uygulamaya konulmuştur. » Devamını Oku: AKP Politikaları

ÜLKE GERÇEKLERİ !??

18 Kasım, 2009

terorTele-kulak skandalı…

Açılım skandalı…

Yolsuzluk skandalı…

Ahlak skandalı…

Terör…

İhtilal hazırlıkları…

Birilerini bitirme planları…

**

İşsizlik problemi çare bekliyor?

Çare arayan var mı?

Yok…

Kim çare bulacak?

İktidar…

İktidar ne yapıyor?

İş mekânlarını satmaya ve kapatmaya çalışıyor… » Devamını Oku: ÜLKE GERÇEKLERİ !??

KİM BU BİRİLERİ

16 Kasım, 2009

Kim_Possible_Cast

2011 yılında Genel Seçim var, 2012 yılında ise Cumhurbaşkanlığı seçimi…

Bütün senaryolar buna göre yapılıyor Türkiye’de. Derin devlet de, asker de, hükümet kanadı da bütün oyunlarını buna göre oynuyor.

Hükümet kanadından yükselen “Açılım Rüzgârlarının” arkasında bu var. O da biliyor genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimine göre muhalefetin ve hükümet muhalifi bütün kanatların senaryolar yazdıklarını… O kadar çok senaryo ve ayrı hesaplar var ve bunları oynayan o kadar kuklalar var ki, kuklacıyı gören bilen yok… Kuklacı bir tane de olabilir, birkaç tane de… Birinci adam yok… Birinci adamlar var… Bu sebeple hangisi birinci adam kimse bilemiyor…

Siyaset canibine bakıyoruz… DP hareketleniyor… Abdullatif Şener hazırlanıyor… Mustafa Sarıgül bir taraftan meydanlara inmeye çalışıyor… Hükümetin en çok nefret ettiği kelime ise “Erken seçim…”  

turk_telekom50Neden?

Seçim ortamına girilse ülkenin gerçek gündemi konuşulmaya başlayacaktır.

Ne konuşulacak?

“İşsizlik konuşulacak…

Memurun, köylünün, işçinin ve emeklinin sorunları konuşulacak…” O zaman da AKP’nin pili bitecek. Onun için yapay gündemlerle ülke meşgul ederek günü kurtarmaya çalışıyor. » Devamını Oku: KİM BU BİRİLERİ

Bir Alan İstiyorum..

19 Ekim, 2009

hürriyet alanı-1
Abdil YILDIRIM

Bir alan istiyorum, şöyle geniş bir alan,
Husumete kapalı, sevgiye açık olan.
 
Bir alan istiyorum, milletin ortak malı,
Cumhura açık olsun cumhuriyet alanı.
 
Her isteyen serbestçe bu alana girmeli,
Herkes kendi rengini burada göstermeli.
 
Dileyen başı açık, dileyen başörtülü,
İster dazlak dolaşsın, ister saçı örgülü. » Devamını Oku: Bir Alan İstiyorum..

Açılımı Açalım

27 Ağustos, 2009

harita.jpg-2006-11-23
Bir “açılım” muhabbeti almış başını gidiyor. Açılalım diyenler bir adım atıyorlar bir de bakıyorlar ki “açılan kapı” ya “denize açılıyor” içine giren boğuluyor veya çamura saplanıp kalıyor… Sonra da “Bu cadde çıkmaz sokak” diyerek kapıyı kapatıyor. Sonra bir başkası geliyor, “açalım şu kapıyı” diyor ama yine aynı manzara ile karşılaşıyor.

İlk olarak 1991 yılında “Demokratik Açılımın” muzaffer komutanı, yasakları delen ve “Kıratı” tek başına ayağa kaldırarak “Siyasilere konan yasakları” ortadan kaldıran ve “Demirel mi? Güldürmeyin beni, bir daha iktidar olursa bıyıklarımı keserim” diyenlerin inadına oturduğu iktidar koltuğundan yanına SHP lideri Erdal İnönü ile beraber Güneydoğuya giderek “Açılım” adına bir kapı açmıştı… » Devamını Oku: Açılımı Açalım

Bu Şarkı Burada Biter

27 Ağustos, 2009

13425143733Siyasi partilerde bir önce “değişim” rüzgârları esti. Sonra “açılım”lar başladı. Değiştim, değişiyorum ve yeniliğe açılıyorum dediler ve geçmişi inkâr ederek yenidünyalara yelken açtılar. Baktılar ki millet yeniliğe sempatik. Devam ettirelim dediler…

Vatandaş ne olduğunu bilmiyor ya, bir şeylerden rahatsız, sıkıntısı var, kurtulmak için gözü kapalı “belki bunda bir iş vardır” diye Millet Meclisini değiştirmeye başladı ya… Bu birilerine ilham kaynağı oldu. Sürekli vatandaşa yenilik mesajları vermeye başladı.

Hani karadenizin uyanık uşağı bakmış babası atından memnun değil, evin emektar kıratından sürekli şikâyet ediyor. İki de bir “bu atı satalım yenisini alalım” diyor. Demiş “ben bu atı satarım yenisini alır gelirim.” Atı alır pazara gider, satamaz. Gider boyacı dükkânına bir kutu siyah boya alır ve at bir güzel boyar. Sonra akşam karanlığında babasına gelir “buyur baba yeni atın. Kıratı sattım ve bu siyahı aldım” der. Babası memnundur. Bir müddet anlamaz sonra bir gün tarladan gelirken yağmur yağar ve atın boyası dökülür, kırat meydana çıkar. Tabii bizim uşağın foyası da… » Devamını Oku: Bu Şarkı Burada Biter