Posts Tagged ‘AKP’

Şikeli Sistem

Aralık 28th, 2011

Kazım GÜLEÇYÜZ
irtibat@yeniasya.com.tr

Birlikte olamadığımız günlerin en çok konuşulan konularından biri şike yasasıydı. Başlangıçta dört partinin şaşırtıcı uzlaşmasıyla gündeme gelip, bilâhare BDP’nin desteğini çektiği, ama diğer üç partinin arkasında durmaya devam ettikleri tasarı kaşla göz arasında Meclisten geçerek onay için Köşke gönderildiğinde Cumhurbaşkanı Gül düzenlemeden rahatsız olduğunu söylemiş ve yasayı bir kez daha görüşülmesi için Meclise geri göndermişti.

Sonrasında ilginç gelişmeler ve bilhassa iktidar cenahında şaşırtıcı U dönüşü manevraları oldu. 
 
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı Gül’ün vetosunu haklı bulduğunu ifade ederken, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Meclisten bu kanun çıkmaz, bir daha getirmeye cesaret edemezler” dedi.

Gül’ün vetosuyla sonuçlanan ilk aşamayı tetikleyen AKP Milletvekili Şamil Tayyar ise “Kanunu referanduma götürelim, geçerse istifa edeceğim” gibi hayli keskin ve iddialı ifadeler kullandı.

Ama ne zaman ki Başbakan hasta yatağından olaya müdahale ederek, veto edilen yasanın aynen geçmesi talimatı verdi, işler bir anda değişti.

Hayati Yazıcı derin bir suskunluğa büründü.

Arınç, daha önceki beyanlarını “bağışlanmaz bir hata” olarak niteleyip defalarca özür diledi.
Tayyar da ikinci oylama öncesi “Red oyu vererek değiştireceğim birşey yok” diyerek teslim bayrağını çekti. Şike defterini kapattığını söyledi. » Read more: Şikeli Sistem

AKP’nin 10. Yılı

Ağustos 17th, 2011

Kazım GÜLEÇYÜZ
irtibat@yeniasya.com.tr 

AKP 10. yılını kutluyor. Kuruluşunun ertesi yılı katıldığı seçimden tek başına iktidar olarak çıkan ve girdiği her seçimde oylarını arttırarak bu iktidarını yaklaşık dokuz yıldır devam ettiren bir parti için, gerçekten kutlanmaya değer önemli bir yıldönümü bu. Ama bu “başarı”nın dayandığı zemine baktığımızda, seçim döneminde de dikkat çekmeye çalıştığımız problemli noktalarla karşılaşıyoruz. Bunların başında, 12 Eylül ürünü olan adaletsiz seçim sistemi ve partilere yapılan hazine yardımındaki sistemin getirdiği haksız rekabet var.

Her yıl ve ayrıca seçim dönemlerinde Meclisteki partilere verilen hazine yardımlarından aslan payını alan AKP, belediyeler başta olmak üzere başka zengin gelir kaynaklarına da sahip. Hem devlet imkânları, hem de özel kaynaklar açısından diğer partilerin hiçbiri AKP ile yarışabilecek durumda değil. Almış başını, gidiyor. Buna bağlı olarak, hemen her alanda, muhaliflerince “yandaş” olarak nitelenen alternatif yapılanmaları inşa noktasında da büyük mesafe aldı.

Dikkate değer bir “sermaye” birikimi…
Bürokraside kadrolaşma ve etkinleşme…
Partiyle uyumlu bir medya yapılanması…
» Read more: AKP’nin 10. Yılı

AKP’nin 8 Yılda Sattıkları…

Mayıs 19th, 2011

‎2003 – SEKA Balıkesir İşletmesi satıldı.

2003 – Taksan …Takım Tezgahları Sanay…i satıldı.

2003 – TZDK Sakarya Traktör İşletmesi satıldı.

2003 – PETKİM Standart Kimya Şirketi satıldı.

2003 – Tekel Çankırı Kaya Tuzlası satıldı…….

2003 – SEKA Aksu İşletmesi satılı.
» Read more: AKP’nin 8 Yılda Sattıkları…

Siyasetin İlkleri ve AKP

Nisan 28th, 2011

Celalettin Akbulut
YEDİ YILDAN BU GÜNE TÜRKİYEDE YAŞADIĞIMIZ İLKLER ve SATILAN KURUMLAR…

* 1- İlk defa bir Başbakan ” Tezkere geçmezse memura maaş ödeyemeyiz ” dedi
*2- İlk defa ekonomi büyürken işsizlik arttı.
*3- İlk defa cari açık verilirken döviz kuru arttı.
*4- İlk defa bir Başbakan zam isteyen memura ” İMF’ yi ikna edin ” dedi.
*5- İlk kez ithalat 100 milyar doları aştı.
*6- İlk kez cari a çığın üstünde borçlanma yapıldı
*7- İlk kez Yunan kilise bankası Türkiye’ de banka satın aldı.
*8- İlk defa domuz, kesimlik hayvanlar arasına alındı
*9- İlk defa düşük faizli dış borç, yüksek faizli iç borç ile ödendi.
*10- İlk defa bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı, islâmiyeti yok etmeye yemin eden bir Papa’ nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi.
*11- İlk defa bir Başbakan ” Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya ” dedi.
*12- İlk defa bir cami kiliseye çevrildi.
*13- İlk defa kilise ve havralar imar planında yer aldı.
*14- İlk defa bir Başbakan Yahudi düşünce kuruluşundan ” Üstün Cesaret Ödülü ” aldı.
*15- İlk defa Türk askerinin başına ABD güçlerince çuval geçirildi.
*16- İlk defa bir Başbakan ” bir dönem dini kullandık ” dedi.
*17- İlk defa petrol kanunu ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi.
*18- İlk defa yabancı rantiyecilere vergi muafiyeti tanındı.
*19- İlk defa iletişim sektörünün tamamı yabancıların eline geçti.
*20- İlk defa tezkere ret edilmesine rağmen Dış İşleri Bakanlığı genelgesi ile silahlar Türkiye üzerinden geçti.
*21- İlk defa bir Başbakan İslâm dünyasının sınırlarını değiştirecek BOP’ un eş başkanı oldu.
*22- İlk defa bir Başbakan Müslüman topraklarını işgal eden ABD askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ettiğini açıkladı. » Read more: Siyasetin İlkleri ve AKP

AKP’nin İcraatları

Nisan 20th, 2011

AKP iktidarlarının çiftçimizi ve sabit gelirleri perişan edişinin somut bir biçimde görülebilmesi için aşağıda bazı mukayeseler sunuyorum:

2002’de 3 kg buğday ile 1 lt mazot alınabiliyordu.

2011’de 7 kg buğday ile 1 lt mazot alınabiliyor.

2002’de 15 kg süt ile 1 torba yem alınabiliyordu.

2011’de 55 kg süt ile 1 torba yem alınabiliyor.

2002’de 5 kg buğday ile 1 kg 20/20 gübre alınabiliyordu.

2011’de 16 kg buğday ile 1 kg 20/20 gübre alınabiliyor.

2002’de 33 kg ayçiçeği ile bir büyük tüpgaz alınabiliyordu.

2011’de 60 kg ayçiçeği ile bir büyük tüpgaz alınabiliyor.

2010’da 1 kg ekmek 1 lira, 2011’de 1 kg ekmek 2.10 TL

  » Read more: AKP’nin İcraatları

Başörtüsünde Havlu Atmak

Nisan 14th, 2011

Mustafa CAN
AKP Başörtüsü meselesinde havlu attı. Başörtülü aday konusunda kendisinden bekleneni yaptı. Başı örtülü aday gösterdi. Antalya 13. sırada Gülderen GÜLTEKİN’i Diyarbakır 6. sırada Oya ERONAT’ı aday gösterdi.

AKP bunu neden yaptı? “Başörtülü aday yoksa oy da yok!” diyenlere “Başörtülü adayımız var. Öyle ise oyu bize verin” demek için tabii. % 1.5’in problemi olarak gördükleri “Başörtü meselesini çözmek” ve “Hürriyeti savunmak için” değil tabii ki.. Ama biliyorsunuz AKP Genel Başkanı Kasımpaşa kabadayısı ya… Efelenmeyi çok sever. Bir de dünya liderlerine “One Minute!”  der de yayından çekilirse ve Fransa’da “Peçe yasağını” eleştirir de “siyasi mesaj” verirse zaten gereği yapılmış olur. Ne demiş bizim atalarımız “Yağmasan da gürle bari!” Bu nedenle biz yağmurun yağmasını istemeyiz, bize iş çıkar diye… Gürlemekten de hoşlanırız. Bu nedenle seçimde oylar nereye akacak diye düşünmeye gerek yok. Yağana değil, gürleyene akacaktır.

Din dersi öğretmeni Gülderen GÜLTEKİN 15 yıllık öğretmen ve “çalışma şartlarını biliyor.” Okulda ve derslerde başını açıyor, sokakta ve muhtemelen evde kapatıyor. Meclise girince de başını açacağını söylüyor. (http://www.haber27.com/news_detail.php?id=70923) böylece resmi ideoloji doğrultusunda başörtüsü takıyor. Zaten istenen de bu…

Bir diğer husus, her iki aday da seçilemeyecek yerlerden. Böylece AKP tam “hile ve aldatmaya” “yalana ve gösterişe” dayanan ikiyüzlü siyaset yapıyor. Hem başörtülülerin oylarını almak için “adayımız var” diyecekler, hem de seçilemeyecek yerlere koyarak devlete karşı şirin gözükecekler.

İşte buna “başörtüsünde havlu atmak” derler… Ama işin tehlikelisi “Başörtüsünün artık AKP’ye göre çözülmüş olmasıdır.” Yani artık başörtülüler “İlköğretimde ve lise’de başlarını açacaklar. Üniversite’de serbest olacak, kamuda ise yasak sayılacaktır.”
AKP’nin başörtü çözümü budur ve bunu başarmışlardır…

Başka yapılacak bir şey yoktur, var diyenler fitne çıkarmak isteyenlerdir… 

» Read more: Başörtüsünde Havlu Atmak

Milli Görüş Felsefesi

Mart 8th, 2011

Mustafa CAN
1970 yılında “Milli Nizam” adı altında kurulan siyasi parti 1971 muhtırasından sonra kapatılınca 1972 yılında yine muhtırayı veren Org. Muhsin Batur ve arkadaşları tarafından kurulması ve siyasi bir hareket olarak devam etmesi için Necmettin Erbakan’a rica edilen ve  “Milli Selamet Partisi”nin felsefî görüşüdür.

Milli olması bakımından “Millet Partisi” ile göbek bağı vardır. Demokrat Parti’yi durdurmak ve DP’ye gidecek oyları çekebilmek için CHP zihniyetinin gizli olarak desteklediği “Milli Görüş” hareketinin daima DP’yi hedef olarak seçmesinden de bellidir. Nitekim 1972’de İsviçre’ye giden Necmettin Erbakan’ın yurda getirilerek kurdurulan ve “Milli Gazete” ile desteklenen MSP’nin felsefesi olarak Erbakan tarafından “Milli Görüş” adı altında parti programı olarak ortaya konmuştur.

1973 yılında 45 milletvekili ile TBMM’ye girmiştir. 1974 yılında ise DP’nin devamı olan AP ile değil de ilk olarak CHP ile koalisyon kurarak kuruluş amacına hizmet etmiştir. “Anarşistlerin affı” meselesinde parti içinde ihtilaf çıkmış ve parti ikiye bölünerek koalisyon sonlandırılmıştır. Felsefî olarak “Emperyalizme karşı olmak” noktasında “Atatürk” ile aynı görüşleri paylaştığı için anti-emperyalist yaklaşımdan dolayı Amerika ve Avrupa Birliği karşıtı söylemler geliştirmiştir.

1975 ve 1977 yıllarında kurulan MC Hükümetlerinde Süleyman Demirel’inSola hükümet kurdurmama” fikri ile MSP ve MHP ile Demirel hükümetlerinde koalisyon ortağı olmuş ve devlet içinde kadrolaşmıştır. » Read more: Milli Görüş Felsefesi

İttihad-ı İslam Partisi

Mart 7th, 2011

Mustafa CAN
Potansiyel olarak her İslam ülkesinde mevcut olan siyasi oluşumdur. İdeal bir siyasi felsefedir.
1908’de II. Meşrutiyet’in ilanı ile siyasi partiler kurulmaya başlayınca dört eğilimi temsil eden “İttihat ve Terakki Cemiyeti” daha sonra 1912 yıllarında “İttihat ve Terakki Fırkası” şeklinde partileşmiştir. Konjoktöre göre liberal ve hürriyetçi olmuş, bazen İslamcı, bazen de Türkçü politikalar uygulamıştır. İttihad-ı İslam Partisi kategorisinde ilk olarak kurulmak istenen parti ise 1909 yılında “İttihad-ı Muhammedî Cemiyeti” adı altında kurulmuştur. Ancak henüz partileşme aşamasına gelmeden “Serbestî” “Volkan” gibi gazetelerdeki yazıları ile dikkatleri çekmiş ve Rumi 31 Mart (13 Nisan 1900) olayı ile henüz partileşmeden kapatılmıştır.

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Din adına” ve bilhassa “İttihad-ı Muhammedî” gibi mukaddes bir isimle siyasi bir harekete girilmesine şiddetle karşı çıkarak “İttihad-ı Muhammedî”nin bir fırka olarak değil, bütün Müslümanları içine alan “İmana, ahlaka ve ilme hizmet eden bir cemiyet” olarak kalmasını istemiştir.

Bediüzzaman din adına siyaset yapılamayacağını ve bunun şartlarının çok ağır olduğunu söyler. Bu şartlara uygun % 60-70 tam mütedeyyin bir toplumun bulunması halinde din adına ortaya çıkılabileceğini ifade eder. İslam ahlakının bozuk olduğu bir toplumda dini siyasete alet etmeye mecbur olunacağını, bunun da daha çok dine zarar vereceğini belirtir ve bu durumda “böyle bir parti siyaset sahnesine çıkmamalı” hükmünü verir. O günden bu güne kadar din adına herhangi bir parti kurulmamış, buna cesaret edilmemiş ve bundan sonra da kurulması mümkün değildir. Zira İslam ahlakının hayata hâkim olduğu ve % 60-70’inin tam mütedeyyin olduğu bir toplum ancak “Asr-ı Saadette” ve sadece Mekke ve Medine toplumunda görülmüş ve bir daha benzeri görülmemiştir. Bu nedenle “Asr-ı Saadet” insanlık için bir model olmuş ve tüm insanlık “Hürriyet, Adalet ve Hakkaniyet” ölçüsünü ve örneğini bu dönemin seçkin insanlarından almışlardır. » Read more: İttihad-ı İslam Partisi

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)

Şubat 28th, 2011

Mustafa CAN
22 Haziran 2001’de Fazilet Partisinin kapatılmasından sonra gelenekçi kanat Necmettin Erbakan’ın talimatları ile Recai Kutan’ın Saadet Partisi’nde toplanırken FP’nin son kongresinde Abdullah Gül’ü destekleyen yenilikçiler ayrılarak yeni bir parti kurma arayışına girdiler. Milli Görüş çizgisinin misyonunu tamamladığını iddia eden yenilikçiler bu nedenle “Milli Görüş gömleğini çıkarttık.” “Biz yenilikçiyiz.” “Şimdi değişim ve dönüşüm zamanı.” “Bizler dini istismar ettik, dini siyasete alet ettik ve yanlış yaptık.” “Hatadan dönmek fazilettir.” “Biz Avrupa Birliğine karşı değiliz.” “Demokrasi ve halkın iradesini biz savunuyoruz” “Biz Demokrat Parti ve ANAP’ın devamıyız” “Liderimiz Menderes ve Turgut Özal” “Erbakan yanlış yaptı” diyerek “dört eğilimden” olan siyasilerle görüşerek “Adalet ve Kalkınma Partisi” (AKP) adında yeni bir parti kurdular ve burada toplanmaya başladılar.

Partinin kurucuları İstanbul Belediye Başkanı R. Tayyip Erdoğan, Kayseri milletvekili Abdullah Gül, Manisa milletvekili Bülent Arınç, Sivas milletvekili Abdüllatif Şener ve DYP Van milletvekili Hüseyin Çelik gibi partinin önde gelen isimleridir. ANAP’ın devamı olduklarını ve dört eğilimi birleştirdiklerini iddia ederek 15 ay içinde tüm ülkede teşkilatlanarak 3 Kasım 2002 seçimlerine katıldılar. Yapılan seçimlerde geçerli oyların % 34, 63’ünü alarak % 10 barajından da yararlanarak meclisin nitelikli çoğunluğu olan üçte iki çoğunluğu olan 363 milletvekilliğini kazandı. AKP genel başkanı Tayyip Erdoğan’ın devam eden mahkemesi sebebiyle milletvekili olamadığı için Abdullah Gül başbakanlığında 58. Cumhuriyet Hükümeti kuruldu.

AKP genel başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağı TBMM’de CHP’nin de desteklediği bir kanun değişikliği ile aşıldı. Emine Erdoğan’ın memleketi Siirt’ten bir milletvekili istifa ederek Siirt seçimlerinin yenilenmesine zemin hazırlandı. 8 Mart 2003 tarihinde Siirt’te yapılan yenileme seçiminde aday olan R. Tayyip Erdoğan milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi. 11 Mart 2003 tarihinde 58. Abdullah Gül hükümeti istifa etti. R. Tayyip Erdoğan 59. Hükümeti kurdu. Hükümet Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’in 15 Mart 2003 tarihinde onaylanmasından sonra görevine başladı. » Read more: Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)

AKP’nin 3 Y İle Mücadelesi

Şubat 22nd, 2011

Mustafa CAN

(Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar)

AKP iktidara geldiği 2002 tarihinde 3 Y (Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklar) ile mücadele edeceğini vaat etti. Aradan geçen 9 sene zarfında ne yaptı?

1. Yoksulluk: Ülkede 9 sene içinde herkesin gelir seviyesi arttı mı? Azaldı mı? Borçları arttı mı, azaldı mı? Maaşları ve gelirleri artırarak mı geliri artırdı, yoksa memuru, çiftçiyi, esnafı ve iş adamlarını bankalara borçlandırarak mı artırdı? “Borç yiyen cebinden yer.” AKP Hükümeti tek başına dokuz senede üretime ne gibi katkıda sağladığını açıklamalıdır…

AKP’nin Yoksullukla Mücadele formülü, iş sahası açmak, üretimi artırarak gelirleri artırmak şeklinde değil, “Sosyal Danışma ve Yardımlaşma Fonundan” yani devletin kesesinden ekmek, aş, iane ve sadaka vermek şeklinde olmuştur.

Devletin valisini kaymakamını elindeki fonu harcayarak ekmek, kömür, gıda ve para yardımı yapmaları konusunda görevlendirmiştir. Devlet eliyle fakire sadaka verirken bir taraftan da bunu AKP’nin verdiği şeklinde reklam ve propaganda malzemesi yapmış ve yardımı oya çevirerek ahlaki olmayan bir yolu da açmıştır. » Read more: AKP’nin 3 Y İle Mücadelesi

İttifaklar ve DP

Şubat 8th, 2011

Mustafa CAN
DP Demokrasiyi ilkeli olarak benimseyen ve bu nedenle siyaset sahnesine çıkan bir partidir. Çıkış amacı ne olursa olsun iktidar olmak değil, ülkeye Demokrasi’yi hâkim kılmaktır. Bu nedenle siyasi oyunlar, menfaat ve iktidar oyunları DP’ye oy kaybettirir. DP’nin iktidarı halkın demokrasi isteği ve ilkeli hizmet anlayışıdır.

DP ve DP geleneğinden gelen AP tek başına iktidar olduğu zaman halka büyük hizmetlerde bulundu. Demokrasiye hizmet ettiği ve ihtilalcilerle mücadele ettiği zaman halk onları iktidara taşımıştır. Ne zaman iktidar kavgasına girmiş ve bunun için koalisyonlara girmiş ise devamlı olarak oy kaybına uğramıştır. AP’yi küçülten ve iktidar kavgası ve menfaat mücadelesi olmuştur. MC hükümetleri döneminde koalisyonun küçük partileri olan MHP ve MNP bütün olumlu icraatları kendilerine, bütün olumsuzlukları ve aksaklıkları AP’ye yükleyerek AP tabanının boşaltmışlar, devletin imkânlarını kendi yandaşlarına dağıtarak devletin imkânları ile kendilerini ve yandaşlarını ihya etmişlerdir. Bunun için ne gibi siyasi oyunlar varsa bunların tamamını insafsızca uygulamışlardır. Onlara göre “devletin malı deniz yemeyen akılsızdı.”

1980 ihtilali millete hizmet edenleri ve demokratik kurumları suçlamıştır. Bütün olumsuzlukları Demokrasiye ve demokratik kurumlara yüklemişlerdir. 12 Eylül ihtilal konseyinin bildirilerine bakanlar bunu açıkça göreceklerdir. 12 Eylül anarşi ve terörün ve bütün olumsuzlukların suçlusu olarak parlamentoyu, siyasi partileri, hür üniversiteyi, demokratik dernekleri ve sendikaları görmüş ve bütün bunları kapatmış ve siyasi yasaklar getirmiştir. Demokrasiyi o derece tahrif ve tahrip etmişlerdir ki güdümlü olarak kurdurdukları partiler ve kurumlar artık millete hizmet etmek yerine kendilerine hizmet eder hale gelmiştir. Bu nedenle 12 Eylülden sonra demokrasi güdümlü ve menfaat aracı ve hasta bir demokrasi olmuştur ve halen de böyledir. DP bu gerçeği kamuoyu önüne getirmeli ve hasta demokrasiyi sağlıklı bir demokrasi haline getirmek için çalışmalıdır. DP’nin halk ve kamuoyunda itibar görmesi buna bağlıdır. » Read more: İttifaklar ve DP

AKP’nin Alternatifi DP

Şubat 3rd, 2011

Mustafa CAN
Daha önceki yazımda ifade ettiğim gibi AKP “Menfaatçi” “Devlet imkânlarını yandaşlarına açan” “polemiğe dayanan” politikaları ile tam bir istismar politikası ve fırsatçı bir yönetim uygulamaktadır. Bu politikaların ülkeye bir faydası yoktur; ama iktidara ve iktidar yandaşlarına vardır. Zaten AKP’nin amacı da devleti yönetmek ve milleti rahatlatmak gibi bir politikası yoktur. Devleti ele geçirerek imkânlarından istifade ederek kendilerine fayda sağlamaktır. Bunu da çok mükemmel uygulamaktadır.

Başbakan Erdoğan’ın bu konudaki en belirgin ifadelerinden birisi de “Ben iki partili Başkanlık sistemi istiyorum” demesidir. Erdoğan’ın hedefinde Muhalefeti sindirmek, ülkeyi CHP ve AKP’ye mahkûm etmek, muhalif fikir ve partileri % 10 barajının altında bırakmak, Cumhurbaşkanlığı’nı Başkanlığa çevirmek ve halkı kendisine mahkûm ederek 5+5=10 sene daha bu milletin tepesinde tepinerek oturmak ve böylece 20 sene söz sahibi olmak ve “lafla ülke yönetmektir.” Lafla peynir gemisi yürümez ama bir ülke fevkalade yönetilir. Nasıl olsa gemileri yürütecek olanlar var, Erdoğan’a da lafla yönetmek kalmaktadır.

Bu konuda yapmış olduğu Referandumlar ve Anayasa değişiklikleri tamamen birer oyalamacadan ibarettir. Hiçbir şey yapmadan her şeyi yapmış gözükme kurnazlığı bu şekilde cahil toplumda rağbete mazhar olmaktadır. » Read more: AKP’nin Alternatifi DP

Propagandanın Gücü ve AKP’nin Oy Depoları

Şubat 2nd, 2011

Mustafa CAN
Üç cambaz bir köylünün satmak istediği ineğini keçi fiyatına almak isterler. Köylü sabah erken pazara ineğini ulaştırmak için gece yarısından hanımına satmak istediği ineği ahırdan çıkarmasını ister. Sonra da yularından tutarak kendisi önde inek arkada yola çıkar. Köyü çıkınca birinci cambaz önüne çıkar ve “Amca bu keçiyi nereye götürüyorsun?” der. Adam “Bu keçi değil inektir” diye cevap verir. Cambaz “sen öyle sanıyorsun. Bu keçiyi götürmene gerek yok ben şu fiyata alayım, bana sat” der. Adam “defol be adam, başımın belası mısın?” diye onu yanından kovar. Bir müddet yol alır, ikinci cambaz yoluna çıkar. “amca bu keçiyi nereye götürüyorsun?” diye sorar. Adamın aklına şüphe düşer cevap vermeden önce dönüp arkasına bakar ve “Bu keçi değil, görüyorsun ki inektir” der. Cambaz “Sen uykusuzsun galiba keçiyi inek görüyorsun. Bu keçiyi kaça satacaksın. Ben san iyi bir ücret vereyim bana sat” der. Köylü bunu da başından savar. Bir müddet daha yol alır ve nihayet üçüncü cambaz önüne çıkar. “Amca bu keçiyi nereye götürüyorsun?” der. Köylü pazara götürdüğü malın inek değil keçi olduğuna inanmıştır. “Pazara satmaya götürüyorum” der. Cambaz “Kaça satacaksın?” der. Köylü kafasındaki fiyatı söyler. İleri geri pazarlık yaparlar ve cambaz ineği keçi fiyatına köylüden alır.
» Read more: Propagandanın Gücü ve AKP’nin Oy Depoları

AKP’nin İleri Demokrasi Anlayışı

Aralık 18th, 2010

Hüseyin DEDE

   4 Aralık cumartesi  günü Başbakan Erdoğan Dolmabahçe de Rektörlerle toplantı yaparken dışarıda bir gurup öğrenci protesto etmek için Dolmabahçe ye yürüyüşe geçtiler. Gerekçeleri ise üniversite sorunlarının görüşülüp tartışılacağı bir toplantıda öğrenci tarafının olmaması. 

  Günlerdir televizyonlarda da yayınlandığı gibi polisin orantısız güç kullanımı ile karşı karşıya kaldılar ve istenmeyen sonuçlar ortaya çıktı. Halbuki öğrencilerin gösteri ve yürüyüş hakları anayasayla teminat altına alınmıştır.  

  Ama Başbakan Erdoğan olayların sonunda polise orantısız güç kullanma emrini verenlere sahip çıkmak adına öğrencilere “sizi bizmi davet ettik” demiştir. Demokratik ülkelerde Başbakan ve devletin üst düzey yöneticilerinin böyle demeç verdikleri görülmemiştir Hükümeti bu tutumundan dolayı kınıyoruz.  » Read more: AKP’nin İleri Demokrasi Anlayışı

AKP Yeni İttihat ve Terakki mi?

Aralık 11th, 2010

Mustafa CAN

Asırlar boyu “Padişahım çok yaşa!” diyen ve çocuklarını “Paşa olması” için büyüten Anadolu halkı elinde iktidar gücü olan hükümetleri daima desteklemiştir. “Ulul’-emre itaatin” iktidar gücüne itaat olduğunu savunan vaizler de daima gücü övmüşlerdir. Hükümet iktidardan düştüğü zaman ise bütün olumsuzluklar üzerlerinde yıkılarak insafsızca eleştirmek ve yeni hükümeti masum göstermek için kullanılır.

İktidara gelen parti de ülkeyi yönetmek yerine iktidarda kalmak ve devletin gücünü ve imkanlarını kendi iktidarlarını korumak için kullanma eğilimindedirler. Milletin gücü ile iktidara gelenler, devletin gücü ile iktidarda kalmak ister ve bunun için çaba harcarlar. Bu nedenle kendi bürokratlarını oluşturur, başkalarını ezerler. Kendi zenginini oluşturmak için iktidar gücü ile devlet bankalarından verdikleri kredilerle desteklerken (AKP Özelleştirme ile daha çok zenginini devletin imkanları ile oluşturdu..) muhaliflerini de vergi memurları ve bürokratları ile ezerek saf dışı ederler.

İktidarlar bunu yaparken daha önceki iktidarların yolsuzluklarını ortaya çıkarmayı ve zulüm ve haksızlıklarını adalet çerçevesinde düzelttiklerini iddia ederek bunu yaparlar. Tabii ki hükümetin gözüne girmek için çalışan gazeteciler ve bürokratlar sayesinde tüm yaptıkları övülerek halka kabul ettirilmeye çalışılır. (Günümüzde TV’nin görsel yayınlarının ne kadar etkili olduklarını kabul etmemek lazımdır) » Read more: AKP Yeni İttihat ve Terakki mi?

AKP ve Yolsuzluklar

Aralık 1st, 2010

CHP’nin hazırladığı 22 maddelik “AKP Yolsuzluk Broşürü”

1. AYDA 9 MİLYAR MAAŞLA GEÇİNEMEYEN BİR BAŞBAKAN.
7 yılda dolar milyarderi olan Recep Tayyip Erdoğan, ayda 9 milyar liralık Başbakanlık maaşıyla geçinemediğini söylüyor!
Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğu gün açıklanan serveti: “Kasımpaşa’da bir daire, Maltepe’de bir kooperatif hissesi, Bolluca da (Gaziosmanpaşa) 346 metrekare arsa, Burak Gıda ve Ticaret Limited Şirketinde yüzde 10 hisse.” (20 Şubat 1994 tarihli SABAH Gazetesi). 7 yıl sonra Rahmi Koç, ‘Tayyip Bey 1 milyar dolar para biriktirmiş.” açıklamasını yaptı (3 Ağustos 2001-CNN Türk).
Başbakanın 26 yaşındaki oğlu Ahmet Burak Erdoğan, 2.325.000 dolara bir kuru yük gemisi aldı. Başbakanın diğer oğlu Bilal Erdoğan, ABD’de 261.000 dolara daire sahibi oldu.
Ayrıca iki kardeş, Çamlıca Kısıklıda “tapu kayıtlarına göre” 1 trilyon liralık villanın sahibi oldular. Başbakan, aynı yerde, içi 450 metrekare olan villanın bir benzerini kendisi için satın aldı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Ben ticaret yapmasam, oradan para kazanmasam, bu maaşla (Başbakanlık maaşı) geçinemem.” diyor.
Peki, halk nasıl geçinsin?

2. NAYLON FATURA DÜZENLEMEKTEN SANIK BİR MALİYE BAKANI.
Sanık Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan, hiç çalışmadan, yorulmadan, oturduğu yerde bir kalemde 366 milyar lira kazanıyor.
Peki nasıl? 17 Nisan 2003 tarihinde önce mısır ithalatındaki gümrük vergisi %20′ye indiriliyor. 4 Ağustos 2003 tarihinde Kemal Unakıtan’ın oğlu 4000 ton mısır ithal ediyor. İthalat işlemi bittikten sonra, 8 Ağustos 2003 tarihinde mısır ithalinde gümrük vergisi yeniden %45′e çıkarılıyor.
Kimin hakkı yeniyor? Tabii ki halkın!
Abdullah Unakıtan, pastörize yumurta ithalatı işine de giriyor. Önce şirketi AB Gıda San. ve Tic. A.Ş.’ye 2,5 milyon YTL’lik teşvik belgesi veriliyor. İşe başlamadan önce pastörize yumurtada KDV oranları %18′den %8′e indiriliyor.
Yani Maliye Bakanı, aileye çalışıyor!

Yazının devamı için burayı tıklayınız.

Kandırmanın bu kadarı olmaz.

Kasım 23rd, 2010

Can ATAKLI

haber.gazetevatan.com/Gundem

Bayram tatilinin son günlerini “Türkiye’nin NATO’daki zaferi” propagandaları eşliğinde geçirdik. Türkiye’de kurulacak “füze kalkanı sistemi” ile ilgili toplantıda NATO’ya ve ABD’ye “ayar verdiğimiz”, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin “ağzını kapattığımız”, tüm NATO ülkelerinin bize hayran kaldığı haberleri neler olup bittiğinin asla farkına varmayan “vatandaşlar” tarafından sevinçle karşılandı.

Şuradan başlayayım: NATO (Amerika) Türkiye’de, İran nükleer tehdidine karşı bir füze savunma sistemi kuruyor. Türkiye’nin buna “olmaz” deme şansı var mı? Yok. Yani öyle ya da böyle bu sistem Türkiye’ye kurulacak.
» Read more: Kandırmanın bu kadarı olmaz.

Azarla ve Kov Partisi

Ekim 16th, 2010

İnsanlar maalesef güçlüyü severler ve yanında yer almaktan hoşlanırlar. Kim bir tekme vurursa kendisine onda büyük fazilet vehmederler. Güçlünün yanında yer almayı severler. Bir de gücünü kaybetti mi o zaman hemen onu terk ederler…

İşte ispatı…

Buna benzer haberler için burayı tıklayınız….

Referandumun Değerlendirmesi

Eylül 19th, 2010

Mustafa CAN

“İnsanı ayakta tutan iskeleti ve kas sistemi değil,
inançları ve prensipleridir.”  (A. Einstein)
12 Eylül 1980’in 30 yıldönümü olan 12 Eylül 2010’da yapılan ve 12 Eylül İhtilalinin rövanşı olarak değerlendirilen bir referandum süreci yaşandı. İktidar partisi olan AKP bu Referandumu “İhtilale Hayır!” “Demokrasiye Evet!” “12 Eylül Anayasasına Hayır!” sloganları ile, devletin bütün imkanlarını kullanarak yoğun bir kampanya yürüttü. “İhtilalde işkence görenler dava açacak ve ihtilal liderlerinden hesap soracak” “Askerden atılanlar tazminat davası açacak” diyerek kendi mağduriyeti yanında mağdur olanların intikam duygularını çok iyi kullandı.

Ayrıca kampanyada milyarlar harcanarak çok büyük mitingler yapıldı. Posterler, şapkalar, evet bilbordları, bayraklar, platformlar yapıldı. Gazetelere milyarlar liralık reklamlar verildi. Milyonlarca el ilanı, broşür ve dergiler basıldı ve dağıtıldı. Özellikle yazarlar, karşı partinin önemli isimlerini para ile kiraladığı TV kanallarında herhalde bedava konuşturmadı. Peki, bu paralar nereden geldi? İki kaynaktan… Birincisi, İddiaya göre “İran’dan yardım aldı.” (Bu durum partinin kapatılması için tartışmasız bir gerekçedir.) Bu yardıma İnsanı Yardım Vakfı (İHH) aracılık etti. (1)  İkincisi, AKP’nin “Devlet İhaleleri” ile zengin ettiği iş adamlarının yaptığı bağışlar ile “Vergi borcunu devlete ödemek yerine “Deniz Feneri” ve “Kimse Yok mu Derneği” gibi derneklere yardım ederek vergiden düştüğü paraların bir kısmını “Seçim Kampanyasında” kullanmak üzere verdiği vergi kaçaklarından kaynaklanabilir. Tabi bütün bunlar parti yetkilileri ve İHH tarafından inkâr edilmektedir. (2) Bu arada PKK ile ve lideri Abdullah ÖCALAN ile Referandum süresince “Ateşkes” anlaşması yaptığı konuşuldu. (3) İnkar edildi. Ama Öcalan AKP bize verdiği sözde durmazsa Ateşkes’ten vazgeçeceklerini deklare etti. Ve hemen arkasından anlaşam süresi olan 20 Eylül tarihi gelmeden terör azmaya başladı.

Başka bir husus da “Okyanus Ötesinden” yani ABD’den Fetullah Gülen’in ölüleri de mezardan çıkararak sandığa götürme” ve “yurtdışında bulunan tüm çalışan cemaat mensuplarına biner lira harcayarak oy kullanmak üzere sandık başlarına göndermeleri ve her birine de en az on kişiyi ikna ederek “Evet” dedirtmeleri direktifini vermesiydi. STV ve Zaman Gazetesi yayınlarının da etkisi inkar edilemez. Dini bir cemaat olduğunu ve siyasetle ilgilenmediklerini söylemelerine rağmen referandumdaki bu gayretini anlamak da mümkün olmamıştır. (4)
» Read more: Referandumun Değerlendirmesi

AKP Krizler ve Seçimler

Eylül 18th, 2010

Mustafa CAN

AKP Kriz üretme ustasıdır. Önce kriz üretir daha sonra bunu seçim stratejisi olarak kullanır. 3 Kasım 2002 Seçimleri 28 Şubat 1997 Postmodern darbeden sonra yapılan bir seçimdir. Bu seçimde AKP 28 Şubat ürünü olarak halkın tepki oylarına talip olmuş ve böylece siyaset sahnesine girerek % 34.26 oy oranı ile 363 milletvekili çıkarmıştır. 28 Mart 2004 Mahalli Seçimlerde ise iktidar avantajını kullanarak oylarını % 42.18’e çıkararak belediyelerin 1750’sini almıştır.

22 Temmuz 2007 Seçimlerine ise Cumhurbaşkanlığı Seçimi damgasını vurmuştur. TBMM’de uzlaşmadan kaçan ve kriz üreterek bundan pirim yapmayı seçim stratejisi olarak benimseyen AKP halkın karşısına “Bunlar Müslüman-Dindar Cumhurbaşkanı seçtirmiyorlar. Başörtülü eşi bulunan Cumhurbaşkanı seçerek başörtüsü krizini halletmek istiyoruz. Görüyorsunuz ki TBMM ‘deki partiler, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Ordu bize komplo yapıyor ve dine karşı oldukları için dindar Cumhurbaşkanı seçtirmiyorlar” propagandası ile seçime girmiş ve halkın dini duygularını istismar ederek % 46.58 oy oranı ile meclise 341 milletvekili çıkararak tek başına iktidar olmuş, ancak milletvekili sayısında azalma yaşanmıştır. Bunun sebebi ise MHP’nin barajı aşması olmuştur. » Read more: AKP Krizler ve Seçimler

hits counter