Mustafa CAN
1870’li yıllardan günümüze devletimiz pek çok Anayasa yapmıştır. Bu konuda epey tecrübe sahibi olduğumuzu söylemek mübalağa olmasa gerek. Ama ne ki topluma huzur ve güven getiren vesayetten arınmış, temel hak ve hürriyetleri güvence altına alan bir Anayasa’yı yapmayı becerdiğimizi de söyleyemeyiz. Bu sebepledir ki her iktidar Anayasa’dan şikâyet etmiş ve meselelerin yeni yasalarla, yetmezse Anayasa’larla çözülebileceğini söyleyip durmuştur. On yıllarca süren bu şikâyet ve propaganda milletimizi “Anayasanın değişmesi ile her şeyin değişebileceği” beklentisine sokmuştur. Yine bu nedenledir ki iktidar “Anayasayı değiştireceğiz” dedikçe halktan büyük bir destek almıştır.
Her şeyden önce Anayasa’lar toplum tabanı, manevi mirası ve kültür desteğinden mahrum kaldıkça eskimeye, silinmeye ve yeni problemleri beraberinde getirmeye teşnedir. Bu nedenle Anayasaların halkın katlımı ile yapılması ve ihtiyaçlarına cevap vermesi gerekir. Dışlayıcı, dayatmacı ve çatışmacı Anayasa’ların meşruiyeti olmadığı gibi, ömürleri de sınırlı ve çok kısadır.
Anayasa bir toplumun barış içinde birlikte yaşamasını kurallaştıran bir sözleşmedir. Bunun en güzel örneği peygamberimizin (sav) Medine’ye hicretinden hemen sonra içinde Müslüman ve müşrik Arapların, birbirine düşman kabilelerin ve Yahudilerin bulunduğu Medine Toplumu için yaptığı 47 maddelik “Medine Sözleşmesi”dir. Peygamberimiz (sav) daha sonra verdiği siyasi kararlarını ve toplumda yaptığı tüm icraatlarını bu sözleşme maddelerine dayandırmış ve ona göre savaş ve sürgün kararlarını almıştır. » Read more: Sivil Anayasa İhtiyacı ve Gerçekler

eral olmayan demokrasi de var mıdır? Demokrasi sosyal hayatta insanın/bireyin özgürlüğünü sağlayan siyasi sistemdir. Demokrasi bireyin özgürlüğünü savunur ve bireyin özgürlük alanını genişletmeye çalışır. Toplum içinde özgür, devlete karşı hür bireylerden oluşan ve insanın hürriyet içinde siyasi ve ekonomik bağımsızlığını geliştiren bir sistemi savunur. 




