Yazı etiketlendi ‘DP’

İslam Demokrat Partisi

25 Temmuz, 2010

M. Ali KAYA

www.fikirbahcesi.org
İslam Demokrat Partisi 1951 yılında Cevat Rifat Atilhan tarafından kurulan ve “İslam” kimliği ile ortaya çıkan ilk siyasi oluşumdur. Kurucu üyeleri Zühtü Bilimer, Kerim İnan, Hakkı Sadık Acarlı, Hamit Tekinsoy, Nuri Çallı, Feridun Okyanus, İ. Galip Hamikoğlu, Hacı Nuri Erdoğdu, Naci Yeter, Mehmet Reşat Düşünür, Ahmet İlkol, Neşet Aslın, Şevket Üzümcü, Mahmut Düşünür gibi isimlerdir. 27 Ağustos 1951 tarihinde resmen kurulan ve genel başkanlığına Cevat Rifat Atilhan’ı getiren İslam Demokrat Partisi kısa sürede 10 ilde 150 şube açtı. 2000 üzerinden üye kaydı yaptı. Parti “Partimiz mü’minlerle doludur.” “Mü’minler birleşin” “Refah ve saadet güneşi Kur’an ile doğacaktır” gibi din kaynaklı sloganları ile öne çıktı. (Sadık Albayrak, Türk Siyasi Hayatında MSP Olayı, İstanbul-1986, s. 24)

Günün dindar basını Demokrat Partiyi eleştirirken İslam Demokrat Partisini öven yazılarla dindar halkı bu partiye kanalize etmeye çalışıyordu. Bunların başında Eşref Edip’in “Sebilürreşad, Büyük Cihad, Hür Adam, Büyük Doğu, Yeşil Bursa, Serdengeçti” gibi gazete ve dergiler “DP ile CHP arasında fark yoktur” diye İslam Demokrat Partisini hararetle savunuyorlardı.  Ama ne ki “İslam Demokrat Partisi” Cemiyetler Kanunu’nun 24. Maddesini ihlalden dolayı mahkemeye verildi ve 3 Mart 1952 tarihinde mahkeme kararı ile kapatılarak Genel Başkan Cevat Rifat Atilhan ve 15 kurucu üye hakkında tahkikat başlattı.

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri hayattadır ve siyasi gelişmeleri yakından takip etmektedir. Din adına ortaya çıkılmasına karşıdır. Zira dinin siyasi ve dünyevi işlere alet ve tabi edilmemesi gerektiğini, şayet din adına ortaya çıkılırsa bu durumda dünyevi olan ve dünya işlerini düzenlemek amacı ile kurulan ve iktidarı hedefleyen ve ister istemez menfaat mücadelesine dönüşecek olan böyle bir mücadelenin dine zarar vereceğini savunur.

» Devamını Oku: İslam Demokrat Partisi

DP’den AKP Anayasasına Hayır!

18 Temmuz, 2010

(DP Basın Merkezi – 17 Temmuz 2010) – Demokrat Parti Genel İdare Kurulu, 16 Temmuz 2010 Cuma günü Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk’un başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıda, 12 Eylül 2010 Pazar günü yapılacak olan referandumda Anayasa Paketi’ne “Hayır” oyu verilmesini kararlaştırdı.

Genel İdare Kurulu toplantısında, üyeler, sadece AKP’li kadrolar tarafından hazırlanan Anayasa Paketi’nin katılımcı demokrasi kurallarına uymadığını ifade ederek, “Bu Anayasa Paketi, ülkemizdeki siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmalarının bir ürünü değildir. Bu paket, aslında Türk Devleti’nin genetik yapısını ve DNA’sını değiştirmeye yönelik bir çalışmadır.

Yine bu teşebbüs, bugün fiilen yürütülen ‘’baskıcı ve keyfî yönetim’in hukuki kılıfını hazırlama gayretidir. Bu nedenle, Demokrat Parti mensuplarının referandumda Anayasa Paketi’ne ‘Hayır’ oyu vermeleri kaçınılmazdır” görüşünü dile getirdiler.

DP Genel İdare Kurulu toplantısında, “Hayır” kararı çıktıktan sonra, bir bildiri hazırlandı. Bildiri aynen şöyle: » Devamını Oku: DP’den AKP Anayasasına Hayır!

Demokrasi ve At

26 Haziran, 2010

Mustafa CAN

Tek tırnaklı hayvanlar grubunun memeli hayvanlarından olan erkeğine “aygır” dişisine “kısrak” ve yavrusuna “tay” denilen at, binek, yük ve savaş hayvanı olarak insana en fazla yardımcı olan canlı türüdür. Otla beslenir; ama geviş getirmezler. Altay dağlarının etrafında ve Amerikan bozkırlarında sürüler halinde yaşarlar. En meşhur türleri Arap ve İngiliz cinsidir. Yelesi ve kuyruğu kıllı olup ömürleri 20 ila 30 senedir.

Atlar insanlara hizmet eden hayvanların en kabiliyetlisi ve değerlisidir. İnsanların savaşlarda en büyük yardımcıları, yük taşımada hizmetçileri, yarışmalarda, cirit ve av gibi sporlarda en büyük eğlence vasıtası, neşe ve dert ortağıdırlar. Silah ve bando seslerine kolayca uyum sağlayabilir, seferlerde dizlerini kitleyebilirler.

Atlar cesaret ve atılganlıkta çok ileri oldukları gibi, sahiplerine de son derece bağlıdırlar. Her konuda sahibini memnun etmeye çalışırlar, yorgunluğa bakmazlar kendilerini çatlatırcasına olanca güçlerini sarf ederler. Çitlerden ve yüksek yerlerden atlayabilir ve her nevi engelleri aşarlar. Saatte 60-70 km hızla koşarlar.

Peygamberimiz (sav) atın alnında beyazlık olanına “atların en hayırlısı” demiş (Tirmizi, Cihad, 20; İbn-i Mâce, Cihad, 14) “Atın bereketi kızıllığındadır” (Ebu Davud, Cihad, 44) buyurmuşlardır. Ayrıca “hayır ve bereket kıyamete kadar atın perçemine bağlıdır” (Buhari, Cihda, 43, 44; Humus, 8; Müslim, İmaret, 98; Tirmizi, Cihat, 19; Nesai, Hayl, 7) buyurarak hayır ve bereketin at vasıtası ile kazanılacağını ifade etmiştir. İslam bilginleri bunu ganimet ve sevap olarak izah etmişlerdir. » Devamını Oku: Demokrasi ve At

DP Acil Eylem Planı

30 Mayıs, 2010

Mustafa CAN

27 Mayıs 2010 Demokrat Partinin kapatılması için yapılan askeri müdahaleden 65 yıl sonra “4’lü Takrir” ile kurulan DP’nin mirasçısı genç ve sivil DP’liler DP’ye “40’lı Takrir” adı altında “Acil Eylem Planı” verdiler.

Bu Takriri verenler DP kökeninden gelen Genç Demokratlar olup “Merkez Sağ” adı altında bir oluşumu gerçekleştirenlerdir. Amaçları da “DP’yi halkla buluşturup DP’nin 46 ruhunu 2010 ruhu ile birleştirerek iktidar yapmak ve önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi AT’da, Orta Asya’da ve Balkanlarda Lider ülke haline getirmektir.

Hareketin öncülüğünü DP’nin eski Gençlik Kolları Başkanı Burak Küntay yapmaktadır. DP’nin son durumundan ve Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk’un beyanlarından ve “devletçi” söylemlerinden rahatsızlık duymaktadırlar. Demokrasiyi Türkiye’ye getiren DP’nin 2010 yılında daha demokratik açılımlar ve söylemler geliştirmesi gerekirken geriye giderek daha devletçi bir görüntü vermesi Genç DP’lileri rahatsız ediyor gözükmektedir.

40 ilden gelen 40 genç 16 Maddelik “Acil Eylem Planı” hazırlayarak DP Genel Başkanı’na sundular. Görüşme DP Genel Merkezinde “Demokrasi Mahzeni” adı verilen alt katta gerçekleşti. Görüşmede Burak Küntay, Tamer Çolakoğlu, Cüneyt Ok, Uğur Şahan ve Burak Edin hazır bulundu. Bu takrir bizzat Hüsamettin Cindoruk’a verilmiş oldu. » Devamını Oku: DP Acil Eylem Planı

Bediüzzaman, Ahrar ve Demokratlar

21 Mayıs, 2010

Mustafa CAN

Bediüzzaman Meşrutiyet döneminde “Hürriyet ve Meşrutiyeti” şeriat namına müdafaa ederken Şeriat-ı Garra’nın hayat-ı içtimaiyeye / sosyal hayata ve siyasete bakan yönünün Meşrutiyet olduğunu ısrarla savunmuştur. Adalet-i ilahinin tahakkuk ve tecellisinin ancak iman ile tekâmül etmiş olan hürriyet olduğunu izah etmiştir. Akıl ve tedbir-i mücessem dindar “Cemiyet-i Ahrar” dediği hürriyetçi fikirlerin ihtilafları ortadan kaldırarak milli birliği ve muhabbeti sağlayacağını belirtmiştir. (Divan-ı Harb-i Örfî, 89)

Meşrutiyet düşmanları hürriyete din adına karşı çıkarak “hürriyet küfür alametidir ve kâfirlere hastır” şeklinde propaganda yapıyorlardı. Bediüzzaman bunlara karşı “Bunu iddia edenlerin hürriyeti kuralsızlık ve yasakların olmadığı, mal ve namusun olmadığı “Bolşevizm Mesleği” zannettiklerini, bu nedenle karşı çıktıklarını belirtir. Gerçekte ise hürriyetin “İyi ve doğru olanı yapma hürriyeti” olduğunu, kötüyü ve yanlışı yapma hürriyeti olmadığını ifade eder. » Devamını Oku: Bediüzzaman, Ahrar ve Demokratlar

Şahıs mı Misyon mu?

12 Mayıs, 2010

M. Latif SALİHOĞLU

Soru: Siz Ahrar ve Demokrat çizgide gördüğünüz siyasetçileri neden hiç tenkit etmiyorsunuz? Halbuki, aralarında çok fenâ adamlar var. Hem, zaman zaman öylesine fenâ söz ve davranışlarına şahit oluyoruz ki, katılmak, tasvip etmek mümkün değil. Siz, bir yandan misyonu savunurken, bir yandan da bu tip adamları eleştirmeniz gerekmez mi? Hatta, bazılarının ağzının payını verecek derecede, onlara şöyle okkalı tokatlar vurmanız icap etmez mi?

Cevap: Evvelâ, biz şahısların değil, misyonun savunucusuyuz. Vitrindeki şahıslar, hatta zirvedeki liderler dahi gelip geçicidir. Fikir ve dâvâ çizgisi ise, kalıcı olup süreklilik arz ediyor.

Şahıslarla uğraşmak, hele hele tenkitlerle hücûm etmek bizim vazifemiz değil. Esasen, buna ruhsat da yok. Öte yandan, dostane ikazlarda bulunmak başka, yıkıcı tenkitlerde bulunmak büsbütün başkadır.

Bediüzzaman “Zaman cemaat zamanıdır” derken şahıslarla uğraşmayın demek istemiştir. Cemaat/ kurum/ müessese/ sistem içinde şahsın hürriyeti vardır; ama değeri yoktur. Şahsın hatası ve günahı misyona, cemaate ve kuruma zarar vermez. Bediüzzaman bunu “şahsımın hataları Risale-i Nur’a zarar vermez” diye açıklamıştır. » Devamını Oku: Şahıs mı Misyon mu?

ANAP Tarih Oldu…

31 Ekim, 2009

anap112 Eylül 1980 askerî darbesinin arkasından 20 Mayıs 1983’te Turgut ÖZAL tarafından kurulan ANAP büyük ölçüde günümüzün AKP’si gibi kişiselleşmiş bir lider partisi olarak kuruldu. ANAP Turgut Özal’ın çevresinde örgütlenmiş ve şahsına bağlı olan bir seçmek kitlesine sahipti. Siyasi kadrosunu Özal ile beraber çalışmış olan teknokratlarlarla MSP, MHP, AP ve CHP’den gelme 1980 öncesi öne çıkmayan siyasetçilerden meydana geliyordu. Milletten veto yiyenler MGK’nın veto barajını aşarak 1983 Genel Seçimlerine girmişlerdi. MGK’nın müsaade ettiği üç partiden birisi de ANAP’tı. Bir muvazaa partisi olarak “İhtilal ürünü parti” damgasını yemiş olsa da BTP’nin kapatılması ve DYP’nin veto ile seçime sokulmaması sonucu AP tabanına oturarak 25 Mart 1984 seçimlerinde % 41.5 oy alarak iktidar oldu.
1987 seçimlerinde ise büyük bir oy kaybı ile % 36’ya düştü. Buna rağmen seçim sisteminde yaptığı değişiklikten dolayı milletvekili sayısını 212’den 292’ye çıkardı. 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde ise ANAP’ın oy oranı % 21.80’e düştü. Bununla beraber 400 milletvekilinden 292’sine sahipti. Bu şartlarda 31 Ekim 1989’de Genel Başkanı olan Turgut ÖZAL’ı Cumhurbaşkanı seçmesi eleştiri konusu oldu. Hatta DYP Genel başkanı Süleyman DEMİREL “% 21’in desteğini almış olan bir Cumhurbaşkanının Cumhurun başkanı olamaz” şeklinde eleştiri konusu yaptı. » Devamını Oku: ANAP Tarih Oldu…

Adalet Partisi Tarih Oldu

18 Ekim, 2009

Adalet_PartisiYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi, Dernekler Kanunu’nun 36. maddeleri aracılığıyla Türk Medeni Kanunu’nun 87. maddesi uyarınca “talep tarihi itibariyle kuruluş amaç ve şartlarını kesin olarak kaybetmesi nedeniyle” Adalet Partisinin, kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Anayasa Mahkemesi 16 Ekim 2009 tarihinde Adalet Partisinin dağılmış sayılarak hukukî varlığının sona erdiğine, partinin bütün mal varlıklarının Hazine’ye geçmesine karar verdi.

Anayasa Mahkemesinin bu tarihi kararı ile Adalet Partisi tarih oldu.

**

Adalet Partisi 11 Şubat 1961′de Demokrat Parti’nin eski üyeleri ile birlikte Emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala, Şinasi Osma, Halit Ağca ve Dr. İhsan Önal tarafından Demokrat Parti’nin devamı olarak kuruldu. Kurucular listesinde Tahsin Demiray, Ethem Menemencioğlu, Mehmet Yorgancıoğlu, Muhtar Yazır, Necmi Ökten, Cevdet Perin, Emin Açar, Kamuran Evliyaoğlu, Şinasi Osma, İhsan Ünal vardı. Milli Birlik Komitesi tarafından siyasi partilerin Demokrat adını kullanmaları yasaklanmıştı, bu yüzden partiye Adalet Partisi adını verdiler. Parti kurulduğu yıl içerisinde 61 ilde teşkilatını tamamlayıp seçimlere katıldı. Adalet Partisi 15 Ekim 1961 seçimlerine girerek %34,8 oy topladı. 450 kişilik mecliste 158 milletvekilini, Senatoda ise 150 senatörün 70′ini aldı. En çok oyu alan İsmet İnönü liderliğinde Cumhuriyet Halk Partisi-Adalet Partisi koalisyonu kuruldu. Böylece ilk seçimde iktidar ortağı oldu.

AP’liler devamlı olarak DP’nin devamı olduklarını ifade ediyorlardı. DP tabanı DP misyonunu bu partinin devam ettirdiğini görerek partiye sahiplendi. Asıl siyaset sahnesine çıkışı ise 1964 yılında AP Genelbaşkanı Ragıp GÜMÜŞPALA’nın 6 Haziran 1964 tarihinde ölümünden sonradır. Geçici genelbaşkan Saadettin BİLGİÇ 27-29 Kasım 1964 AP Büyük Kongresinde Genelbaşkanlığı Süleyman DEMİREL’e kaptırması iledir.  Henüz milletvekili olmayan Süleyman DEMİREL’in parti genel başkanı olunca İsmet İNÖNÜ Başbakanlığındaki CHP Hükümetini düşürerek milletin gönlünde taht kurdu. Halkın Süleyman DEMİREL’i benimsemesinin sebebi bu siyasi çıkışı olmuştur. » Devamını Oku: Adalet Partisi Tarih Oldu