www.fikirbahcesi.org
İslam Demokrat Partisi 1951 yılında Cevat Rifat Atilhan tarafından kurulan ve “İslam” kimliği ile ortaya çıkan ilk siyasi oluşumdur. Kurucu üyeleri Zühtü Bilimer, Kerim İnan, Hakkı Sadık Acarlı, Hamit Tekinsoy, Nuri Çallı, Feridun Okyanus, İ. Galip Hamikoğlu, Hacı Nuri Erdoğdu, Naci Yeter, Mehmet Reşat Düşünür, Ahmet İlkol, Neşet Aslın, Şevket Üzümcü, Mahmut Düşünür gibi isimlerdir. 27 Ağustos 1951 tarihinde resmen kurulan ve genel başkanlığına Cevat Rifat Atilhan’ı getiren İslam Demokrat Partisi kısa sürede 10 ilde 150 şube açtı. 2000 üzerinden üye kaydı yaptı. Parti “Partimiz mü’minlerle doludur.” “Mü’minler birleşin” “Refah ve saadet güneşi Kur’an ile doğacaktır” gibi din kaynaklı sloganları ile öne çıktı. (Sadık Albayrak, Türk Siyasi Hayatında MSP Olayı, İstanbul-1986, s. 24)
Günün dindar basını Demokrat Partiyi eleştirirken İslam Demokrat Partisini öven yazılarla dindar halkı bu partiye kanalize etmeye çalışıyordu. Bunların başında Eşref Edip’in “Sebilürreşad, Büyük Cihad, Hür Adam, Büyük Doğu, Yeşil Bursa, Serdengeçti” gibi gazete ve dergiler “DP ile CHP arasında fark yoktur” diye İslam Demokrat Partisini hararetle savunuyorlardı. Ama ne ki “İslam Demokrat Partisi” Cemiyetler Kanunu’nun 24. Maddesini ihlalden dolayı mahkemeye verildi ve 3 Mart 1952 tarihinde mahkeme kararı ile kapatılarak Genel Başkan Cevat Rifat Atilhan ve 15 kurucu üye hakkında tahkikat başlattı.
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri hayattadır ve siyasi gelişmeleri yakından takip etmektedir. Din adına ortaya çıkılmasına karşıdır. Zira dinin siyasi ve dünyevi işlere alet ve tabi edilmemesi gerektiğini, şayet din adına ortaya çıkılırsa bu durumda dünyevi olan ve dünya işlerini düzenlemek amacı ile kurulan ve iktidarı hedefleyen ve ister istemez menfaat mücadelesine dönüşecek olan böyle bir mücadelenin dine zarar vereceğini savunur.






12 Eylül 1980 askerî darbesinin arkasından 20 Mayıs 1983’te Turgut ÖZAL tarafından kurulan ANAP büyük ölçüde günümüzün AKP’si gibi kişiselleşmiş bir lider partisi olarak kuruldu. ANAP Turgut Özal’ın çevresinde örgütlenmiş ve şahsına bağlı olan bir seçmek kitlesine sahipti. Siyasi kadrosunu Özal ile beraber çalışmış olan teknokratlarlarla MSP, MHP, AP ve CHP’den gelme 1980 öncesi öne çıkmayan siyasetçilerden meydana geliyordu. Milletten veto yiyenler MGK’nın veto barajını aşarak 1983 Genel Seçimlerine girmişlerdi. MGK’nın müsaade ettiği üç partiden birisi de ANAP’tı. Bir muvazaa partisi olarak “İhtilal ürünü parti” damgasını yemiş olsa da BTP’nin kapatılması ve DYP’nin veto ile seçime sokulmaması sonucu AP tabanına oturarak 25 Mart 1984 seçimlerinde % 41.5 oy alarak iktidar oldu.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi, Dernekler Kanunu’nun 36. maddeleri aracılığıyla Türk Medeni Kanunu’nun 87. maddesi uyarınca “talep tarihi itibariyle kuruluş amaç ve şartlarını kesin olarak kaybetmesi nedeniyle” Adalet Partisinin, kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Anayasa Mahkemesi 16 Ekim 2009 tarihinde Adalet Partisinin dağılmış sayılarak hukukî varlığının sona erdiğine, partinin bütün mal varlıklarının Hazine’ye geçmesine karar verdi.




