Yazar: Alper AKALIN / Pazartesi, 25 Ağustos 2008
Üniversitelerin eğitim-öğretim hayatına başlamalarına az bir zaman kaldı. Eminim ki Eylül ayından itibaren, “kampüse türban girmeli mi girmemeli mi” tartışması, Anayasa Mahkemesi’nin türban serbestisi ile ilgili yasa düzenlemesini bozan kararı ve son cumhurbaşkanı rektör atamaları ile beraber yeniden gündemimize girecek.
Yakın zamanda türban yasağı, özgürlükçü olarak bildiğimiz blog sitelerinde de, hafif kafa karıştıran argumanlarla ile de savunulmadı değil. Ekonomitürk’ten Barış Bey, devlet üniversitlerinin, devletin kurucu ideolojisine uygun bazı kurallar koyduğunu, vatandaşların da bu kurala uymakla yükümlü olduğu manasına gelebilecek bir çıkışla tartışmayı başlattı. Liberal makaleleriyle takip etmekten zevk aldığımız bazı bloglarda , Barış Bey’in savunması sıkı bir eleştiriye maruz kalsa da, bu eleştiriler, resmi ideolojinin hâkim kıldığı ezberci zihniyeti eleştirmekten öteye gidemedi. Esasında ben, olaya farklı ama daha derinsel bir açıdan bakma niyetindeyim. 10 yıllardır süren kavganın temel problemini ve artık bıkkınlık veren bu problemin çözümünün yine problem içinde saklı olan yönleriyle çıkarmak, artık büyük bir elzemdir düye düşünüyorum.. » Devamını Oku: Türban Yasağının Nedeni: Parasız Eğitim…



“Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız tohum ekiniz. On sene sonrayı düşünüyorsanız ağaç dikiniz. Yüzyıl sonrasını düşünüyorsanız gençleri eğitiniz.” (Kuan-Tzu)
kazanırsa Yüksek Okul veya Üniversite eğitimine yerleşebilmektedir. On üç sene eğitim sonunda öğrenci bir yüksek okula gitme hakkı kazanmaktadır. Bunun dışında acaba öğrenciye ne gibi bir beceri kazandırmaktayız? Sorgulanması gereken husus budur.
Sisteme iki şekilde bakmak gerekir. Birincisi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetmenliklerle belirlediği olması gereken ideal sistemdir. İkincisi, pratikte uygulanan yine yönetmenliklerle düzenlenmekle beraber birbirinden bağımsız kurumlar arası ilişkiler ve pratikte uygulama şeklidir.
Ortaöğretim ve 2 sene staj eğitimi. Hayatta lazım olan her şey öğretiliyor ve pratik de yapılıyor. 6 yaşında okula başlayan 16 yaşında hayata atılabiliyor ve işini mükemmel yapıyor. Yüksek öğretim 4 yıl ve burada ihtisas eğitimi yapılmakta. 20 yaşına gelen bir insan kendi sahasında uzmanlaşarak iş hayatına ve üretime katkıda bulunmaya başlamaktadır. 30 yaşına gelen bir insanın hem evi hem arabası var ve zengin olmuş…
15-35 yaş arası gençlik dönemidir. Gençlik çağı en verimli dönem.





