Yazı etiketlendi ‘Eğitim’

Türban Yasağının Nedeni: Parasız Eğitim…

24 Temmuz, 2010

Yazar: Alper AKALIN / Pazartesi, 25 Ağustos 2008

Üniversitelerin eğitim-öğretim hayatına başlamalarına az bir zaman kaldı. Eminim ki Eylül ayından itibaren, “kampüse türban girmeli mi girmemeli mi” tartışması,  Anayasa Mahkemesi’nin türban serbestisi ile ilgili yasa düzenlemesini bozan kararı ve son cumhurbaşkanı rektör atamaları ile beraber yeniden gündemimize girecek.

Yakın zamanda türban yasağı, özgürlükçü olarak bildiğimiz blog sitelerinde de, hafif kafa karıştıran argumanlarla ile de savunulmadı değil. Ekonomitürk’ten Barış Bey, devlet üniversitlerinin, devletin kurucu ideolojisine uygun bazı kurallar koyduğunu, vatandaşların da bu kurala uymakla yükümlü olduğu manasına gelebilecek bir çıkışla tartışmayı başlattı. Liberal makaleleriyle takip etmekten zevk aldığımız bazı bloglarda , Barış Bey’in savunması sıkı bir eleştiriye maruz kalsa da, bu eleştiriler, resmi ideolojinin hâkim kıldığı ezberci zihniyeti eleştirmekten öteye gidemedi. Esasında ben, olaya farklı ama daha derinsel bir açıdan bakma niyetindeyim. 10 yıllardır süren kavganın temel problemini ve artık bıkkınlık veren bu problemin çözümünün yine problem içinde saklı olan yönleriyle çıkarmak, artık büyük bir elzemdir düye düşünüyorum.. » Devamını Oku: Türban Yasağının Nedeni: Parasız Eğitim…

Kalite ve Eğitim

22 Haziran, 2010

M. Ali KAYA

Eğitim bir ihtiyaçtır. Amacı insanın kabiliyetlerini geliştirmek ve topluma faydalı hale getirmektir. Eğitimin kaynağı insandır, ürünü insandır. Nihai amacı mükemmel ve kâmil insanı oluşturmaktır.

Eğitimin malzemesi insandır, kaynağı insandır ve ürünü de insandır. Her şeyi biz insandan öğrendik ve insanı insan yapan değerleri geliştirmek ve oluşturmaktır. Mükemmellik, yani kâmil insan olmak bir sonuç değil, bir yolculuktur. Bu yolculuğun sonu yoktur. Bu nedenle kemalat ve fazilet bir araç değil, amaçtır. Bu nedenle kemalatı/fazileti korumak ve geliştirmek esastır.

İnsanın kemalat ve faziletine sebep olan hususların başında eğitim gelmektedir. Bu nedenle eğitim de bir fazilet yarışıdır. Eğitim her seviyede insana hizmet eder, ancak eğitim sürecini insanın gelişimine göre geliştirerek devam ettirmek gerekir. Buna eğitimde süreklilik, hayat boyu eğitim adı verilir ve bu bir araç değil, devam eden bir fazilettir. Bu nedenle eğitim hem araçtır, hem de amaçtır.

Kalite çemberleri oluşturmak ve küçük topluluklara eğitim vermek kalite için çok önemlidir. Bireyin eğitimi özel ilgi gerektirir. En iyi eğitim bireysel eğitimdir. » Devamını Oku: Kalite ve Eğitim

Her Şey İyiye Gidiyor! …

16 Mayıs, 2010

Mustafa CAN

Memlekette her şey çok iyiye gidiyor…

Çiftçimiz hem mazot fiyatlarının düşmesi, hem de ellerindeki ürünlerin iyi para yapması sebebiyle durumundan çok memnun…

Hükümetin ihracat konusundaki başarılı diplomasisi çiftçinin yüzünü güldürdü!

**

Hayvancılık konusundaki açılım ise besicilerin önünü açtı. Yem fiyatlarının düşmesi ve hayvan ihracatına hükümetin verdiği destekleme besicilerin yüzlerini güldürdü.

Et fiyatları on binin altına düştüğü için artık emekliler de her ay evlerine bolca et götürebiliyor.

Et tüketimi fevkalade arttı. Kasaplar durumdan çok memnun…

» Devamını Oku: Her Şey İyiye Gidiyor! …

Serbest Kıyafet

16 Mayıs, 2010

Faruk ÇAKIR

Eğitim sistemimizin onlarca probleminden biri de orta öğretimdeki ‘mecburî kıyafet’ uygulamasıdır. Uzun yıllar çocuklarımız ‘siyah önlük’lerle okullara gitmeye mecbur bırakıldı ve bu uygulama güya öğrenciler arasında ‘eşitlik’ sağladığı gerekçesiyle savunuldu.

Yaşı müsait olanlar hatırlarlar; ‘siyah önlük’lerden ‘renkli önlük’lere geçiş bile tartışmalı olmuştu. Neymiş, ‘siyah önlük’ öğrenciler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırıyormuş, bir anlamda eşit hâle getiriyormuş. O zaman deniliyordu ki, renkli önlüklere izin verilirse zengin öğrenciler ile fakir öğrenciler arasındaki uçurum ortaya çıkar. Bu da sosyal barışı bozar! Öğrencileri ‘fakirlik’ çizgisinde bir araya getirmek bu şekilde savunuluyordu.

Neticede dünya ile birlikte Türkiye de değişti ve kademeli olarak ‘siyah önlük’ mecburiyeti sona erdi. İsteyen okullar renkli önlükleri tercih etti ve Türkiye çatırdamadı! » Devamını Oku: Serbest Kıyafet

Öğretmenlere Tavsiyeler

3 Ekim, 2009

ogretmen3“Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız tohum ekiniz. On sene sonrayı düşünüyorsanız ağaç dikiniz. Yüzyıl sonrasını düşünüyorsanız gençleri eğitiniz.” (Kuan-Tzu)

 Bilhassa stajyer olan öğretmenlerin mesleklerini en güzel şekilde icra etmeleri için uymaları gereken bazı kurallar vardır. Bunları sıralayalım:

  • Sınıfa girmeden önce sınıf önünde bir iki tur atarak öğrencilerin yerlerine oturmalarını ve sukutlarını temin etmeli, aniden girmemelidir.
  • Yoklamayı ismen yapınız ve defteri imzalamadan derse başlamayınız.
  • Yazılı kâğıtlarını ilk verene toplattırmalı ve sıra numarasına göre dizdirmelidir.
  • Sözlüleri anında söylemeli, yazılıları en geç bir hafta içinde okumalıdır.
  • İmtihan kâğıtlarının cevaplarını aynı soruları ve aynı cevapları beraber okumalıdır. » Devamını Oku: Öğretmenlere Tavsiyeler

Sorulu ve Sorunlu Eğitim…

25 Eylül, 2009

Türk Eğitim Sisteminde öğrencilerimiz 5 yaşından itibaren 13 yıl eğitim almakta ve 19 yaşında sorukazanırsa Yüksek Okul veya Üniversite eğitimine yerleşebilmektedir. On üç sene eğitim sonunda öğrenci bir yüksek okula gitme hakkı kazanmaktadır. Bunun dışında acaba öğrenciye ne gibi bir beceri kazandırmaktayız? Sorgulanması gereken husus budur.
1. Öğrencilerimiz bir yüksek okulu kazanabilmek için 13 sene okula gitmek zorundadır.
2. Okul yeterli olmadığı için okul yanında bir de Özel Dershanelere gitmek zorundadır. (Acaba dershaneler olmazsa Üniversiteler boş mu kalacaktır?)
3. Özel dershaneler eğitimin hangi boşluğunu doldurmaktadır?
4. Eğitim öğrencilerin kabiliyetlerini geliştirmek olduğuna göre, öğrencilerimizin hangi kabiliyetleri nasıl gelişmektedir? » Devamını Oku: Sorulu ve Sorunlu Eğitim…

Geleneksel Eğitim Sistemimiz…

24 Eylül, 2009

1243532495Sisteme iki şekilde bakmak gerekir. Birincisi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetmenliklerle belirlediği olması gereken ideal sistemdir. İkincisi, pratikte uygulanan yine yönetmenliklerle düzenlenmekle beraber birbirinden bağımsız kurumlar arası ilişkiler ve pratikte uygulama şeklidir.
Eğitim sistemi içinde birbirinden bağımsız farklı kurumlar bulunmaktadır. Bunlar, Okullar ve Dershaneler. Dershaneler okulların yardımcı kurumlarıdır. Bu nedenle ikinci planda olması gereken kurumlardır. Aslında okullarda pratiğe yönelik çalışmalar ve takviye kursları amacına uygun açılmış olsa dershanelere gerek kalmayacaktır. Ama adettendir, dershaneler öğrencilere üniversite kazandıran kurumlardır. Üniversiteyi kazanan öğrenciler reklam malzemesi olarak kullanılır ve “Biz öğrencilerimizi şu fakültelere yerleştirdik” diye boy boy afişler asılır ve dershanelerin başarılarının reklamları yapılır. Okullar başarısızdır. Dershaneler başarılıdır. Veli okula 50 bin lira katkıda bulunmazlar; ama dershanelere 1500 TL verirler.
Çünkü, öğrenciye üniversiteyi kazandıran dershanelerdir.. » Devamını Oku: Geleneksel Eğitim Sistemimiz…

Bir Ülke Düşünüyorum!

19 Eylül, 2009
  • Mecburi eğitim 10 sene… İlköğretim Anasınıfı üzerine 4 yıl, sonra yönlendirmeli 4 yıl 976943712Ortaöğretim ve 2 sene staj eğitimi. Hayatta lazım olan her şey öğretiliyor ve pratik de yapılıyor. 6 yaşında okula başlayan 16 yaşında hayata atılabiliyor ve işini mükemmel yapıyor. Yüksek öğretim 4 yıl ve burada ihtisas eğitimi yapılmakta. 20 yaşına gelen bir insan kendi sahasında uzmanlaşarak iş hayatına ve üretime katkıda bulunmaya başlamaktadır. 30 yaşına gelen bir insanın hem evi hem arabası var ve zengin olmuş…
  • Askerlik profesyonel, asker sayısı 100 bini geçmemekte ve polisler, güvenlikçiler aldıkları eğitimlerle askerlik yapmış sayılmakta…
  • Devlet bireysel hak ve hürriyetleri en kâmil manada uygulamakta… Kanun çerçevesinde kimsenin hakkı yenmemekte… Hapishaneleri boş ve mahkemeler nadiren çalışmakta…
  • Ülkede herkes birinci sınıf vatandaş…

Gençlerimiz ve Geleceğimiz…

19 Eylül, 2009

is-tanimi15-35 yaş arası gençlik dönemidir. Gençlik çağı en verimli dönem.
12 yıl mecburi eğitim. Yaş geldi 19’a ancak Lise mezunu oldu gencimiz..
O sene üniversite’ye giremedi… Dershaneye yazıldı ve bir sene devam etti nihayet bir fakülteye girdi. Hazırlık sınıfı ile beraber 5 yıl okudu ve bir sene de okulu uzatarak 6 senede mezun oldu. Yaşı geldi 25’e dayandı.

İş bulamadı ve hiç olmazsa Mastır yapayım dedi ve 2 sene de öyle eğitime devam etti. Yaşı 27 oldu. İşe girmek istedi, özel sektör “Askerlik şartını” getirdi. Mecbur askere girmesi lazım. Müracaat etti askerlik şubesine, bir sene sonra askere alındı. 18 ay askerlik yaptı ve bitirince artık 30 yaşına gelmişti…

Artık babadan harçlık almaya utanıyordu ama ne yapsın işsizdi ve mecburdu… Özel yetenekleri ve gayreti ile birkaç özel iş aldı; ama bunlar karın bile doyurmuyordu. Bir taraftan ailesi evlenmesini ve bir yuva kurmasını istiyordu. Kız sahibi aileler “önce iş!” diyorlardı haklı olarak… » Devamını Oku: Gençlerimiz ve Geleceğimiz…

Ailede Çocuk Eğitimi

3 Eylül, 2009

417340504abb89d0217sr3ol0
İyi mahsul iyi tarladan alınır. İyi evlatlar da iyi anne-babanın ve iyi bir ailenin ürünüdür. Bunun için biz iyi olursak, bizim çocuklarımız da iyi olur. Eğri ağacın doğru gölgesi olmaz. İyi olmadığımıza inanırsak iyi olmaya çalışırız. Eksik ve kusurlarımızı görürsek giderme gayreti içinde oluruz.
Kendisini ıslan etmeyen başkasını ıslah edemez. “Kendisi himmete muhtaç dede / Nerede kaldı gayriye himmet ede…” Pedagoji ilmi ile uğraşan uzmanlar demişlerdir ki “Bir çocuk altı yaşına kadar karakter terbiyesini almış olur.” Çocuk bunu nereden alacaktır? Elbette ailesinden. Bir çocuk için en güzel örnek anne ve babasıdır. Anne baba ne ise karakter ve yapı olarak evladı da çoğu zaman ona çeker. İstisnaları olmaz mı? Elbette olur. Ancak “İstisnalar kuralı bozmazlar.” Yani genel kural işlemeye devam eder. » Devamını Oku: Ailede Çocuk Eğitimi