Posts Tagged ‘Referandum’

Referandumun Değerlendirmesi

Eylül 19th, 2010

Mustafa CAN

“İnsanı ayakta tutan iskeleti ve kas sistemi değil,
inançları ve prensipleridir.”  (A. Einstein)
12 Eylül 1980’in 30 yıldönümü olan 12 Eylül 2010’da yapılan ve 12 Eylül İhtilalinin rövanşı olarak değerlendirilen bir referandum süreci yaşandı. İktidar partisi olan AKP bu Referandumu “İhtilale Hayır!” “Demokrasiye Evet!” “12 Eylül Anayasasına Hayır!” sloganları ile, devletin bütün imkanlarını kullanarak yoğun bir kampanya yürüttü. “İhtilalde işkence görenler dava açacak ve ihtilal liderlerinden hesap soracak” “Askerden atılanlar tazminat davası açacak” diyerek kendi mağduriyeti yanında mağdur olanların intikam duygularını çok iyi kullandı.

Ayrıca kampanyada milyarlar harcanarak çok büyük mitingler yapıldı. Posterler, şapkalar, evet bilbordları, bayraklar, platformlar yapıldı. Gazetelere milyarlar liralık reklamlar verildi. Milyonlarca el ilanı, broşür ve dergiler basıldı ve dağıtıldı. Özellikle yazarlar, karşı partinin önemli isimlerini para ile kiraladığı TV kanallarında herhalde bedava konuşturmadı. Peki, bu paralar nereden geldi? İki kaynaktan… Birincisi, İddiaya göre “İran’dan yardım aldı.” (Bu durum partinin kapatılması için tartışmasız bir gerekçedir.) Bu yardıma İnsanı Yardım Vakfı (İHH) aracılık etti. (1)  İkincisi, AKP’nin “Devlet İhaleleri” ile zengin ettiği iş adamlarının yaptığı bağışlar ile “Vergi borcunu devlete ödemek yerine “Deniz Feneri” ve “Kimse Yok mu Derneği” gibi derneklere yardım ederek vergiden düştüğü paraların bir kısmını “Seçim Kampanyasında” kullanmak üzere verdiği vergi kaçaklarından kaynaklanabilir. Tabi bütün bunlar parti yetkilileri ve İHH tarafından inkâr edilmektedir. (2) Bu arada PKK ile ve lideri Abdullah ÖCALAN ile Referandum süresince “Ateşkes” anlaşması yaptığı konuşuldu. (3) İnkar edildi. Ama Öcalan AKP bize verdiği sözde durmazsa Ateşkes’ten vazgeçeceklerini deklare etti. Ve hemen arkasından anlaşam süresi olan 20 Eylül tarihi gelmeden terör azmaya başladı.

Başka bir husus da “Okyanus Ötesinden” yani ABD’den Fetullah Gülen’in ölüleri de mezardan çıkararak sandığa götürme” ve “yurtdışında bulunan tüm çalışan cemaat mensuplarına biner lira harcayarak oy kullanmak üzere sandık başlarına göndermeleri ve her birine de en az on kişiyi ikna ederek “Evet” dedirtmeleri direktifini vermesiydi. STV ve Zaman Gazetesi yayınlarının da etkisi inkar edilemez. Dini bir cemaat olduğunu ve siyasetle ilgilenmediklerini söylemelerine rağmen referandumdaki bu gayretini anlamak da mümkün olmamıştır. (4)
» Read more: Referandumun Değerlendirmesi

Seçmen Sayısında Rekor Artış

Eylül 18th, 2010

Seçmen Sayısı 3 Senede Nasıl 9.3 Milyon Arttı?

12 Eylül Referandumunda 52.051.828 seçmenin % 73’si sandık başına gitti. 21.787.610 “Evet” 15.856.441 seçmen “Hayır” dedi. 11.210.184 seçmen ise sandığa gitmedi. Evetler ile Hayırlar arasındaki fark 5.931.169 oydur.

21 Ekim 2007 Cumhurbaşkanının Halk tarafından seçilmesi konusunda yapılan Halkoylaması, yani referandumda seçmen sayısı 42.665.149. Oylamaya katılanların sayısı 28.797.216 olmuş ve katılım % 67.49 olmuştur. Son üç sene içerisinde 9.386.679 seçmen ortaya çıkmıştır. Üç senede 9.3 milyon seçmen nasıl artmıştır? YSK’nın buna cevap vermesi gerekmektedir.

Son İki Referandumun Karşılaştırılması:

Refera. Tarihi Seçmen Sayısı Katılım Evet Oranı Hayır Oranı
21 Ekim 2007 42.665.149 % 67.49 19.422.714    % 68.95 8.744.947 % 31.05
12 Eylül 2010 52.051.828 % 73.71 21.787.610 % 57.88 15.856.441 % 42.12

 Referans:

http://tr.wikipedia.org/wiki/2007 ; http://tr.wikipedia.org/wiki/2010 

 

“Hayır!” ne anlama geliyormuş!..

Ağustos 19th, 2010

Mustafa CAN

Referandum süreci başladı. Referandum “Doğrudan Demokrasi”nin bir göstergesidir. Bazı meseleler ve kanunlar halka sorular ve “bakın halk istiyor” diye kabul edilir ve kanunlaşır. Avrupa’da çok defa uygulanagelen bir sistemdir. Referandumda vicdanlara ve fikirlere baskı yapmadan ve aklı karıştırmadan herkes hür vücdanına göre oy kullanır. “Evet” demek ne kadar demokratik ise “hayır” demek de o kadar demokratiktir. “Evet” veya “Hayır” çıkması hiçbir şeyin sonu değil ve hiçbir şeyi de değiştirmez.  Zira 12 Eylül Anayasası yerinde durmaktadır ve diğer bağlayıcı hükümler yeni yasaların işleyişini frenler. Bilhassa başlangıçtaki “Genel Hükümler” ve 174. madde tüm Anayasayı bağlamaktadır. Ama ne var ki burası Türkiye… Demokrsi kültürü yok ve iktidar dahil pek çokları “Demokrasi bir araçtır” diye üzerine basıp bir başka amacı takip ettikleri için ülkeyi “Evetçiler” ve “Hayırcılar” diye ötekileştirip ayrıştırmaktadırlar.

Bu durum 12 Eylül Anayasasının oylaması sırasında da yaşanmıştı. O zaman biz “Hayır” dediğimiz ve bunu anlatmak için Anayasa ne getirip ne götürüyor?” diye “KÖPRÜ” dergisinin eki olan bir broşürü dağıtıyorduk. Referanduma gidilecekti ve İhtilal Lideri Kenan EVREN “Hayır diyenler vatan hainidir. Koministlerle beraber vatana ihanet etmektedirler” diye mitingler düzenliyor ve yanına aldığı konsey üyeleri ile Anayasa üzerinden değil, “Vatan hainliği” üzerinden siyaset yapıyordu. Bizi de “Kministlerle beraber olmakla” suçluyorlardı. » Read more: “Hayır!” ne anlama geliyormuş!..

Başbakan Açıkoturuma Çıkar mı?

Ağustos 18th, 2010

“Sayın Başbakan veya onu temsil eden bir kimse gelsin, televizyonlara çıkalım tartışalım”

“Ben buradan meydan okuyorum. Sayın Tayyip Erdoğan’ın kendisini tanımıyorum. Ama söylediklerini duyduktan sonra Anayasa tekniğini bilmediğini gördüm. Belki de onu yanıltıyorlar. Alsın yanına. Kuzu var bir tane.. Kuzu’yu da getirsin, koyunu da getirsin, kimi getirirse, tartışalım, münazara yapalım”

(DP Basın Merkezi – 15 Ağustos 2010) Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk, 12 Eylül’de yapılacak referandum için başlattığı “Hayır” kampanyasına, Ankara’da düzenlediği basın toplantısıyla devam etti.

Partililerin ve çok sayıda gazetecinin katıldığı basın toplantısında, Anayasa paketi ile ilgili siyasi mücadelenin giderek sertleştiğine ve tartışmaların rayından çıktığına dikkati çeken Cindoruk, şunları söyledi.

“Son günlerde yapılan mitinglerde bir ‘havuz muhabbeti’ yaşanıyor. Anayasa paketi havuza düştü. Biz o paketi o havuzdan çıkarıp, yoğunluğu, gerekliliği ve meselenin önemi ölçüsünde, soğukkanlı olarak irdelemek istiyoruz. Anayasa paketi ile ilgili bu güne kadar yapılan tartışmalar rayından çıkmıştır. Ortada bir seçim yoktur. Ortada iki tarafın da, hayırcıların da, evetçilerin de, içeriğini tam bilmediği bir anayasa değişikliği önerisi var. » Read more: Başbakan Açıkoturuma Çıkar mı?

İtidal Çizgisi

Ağustos 16th, 2010

Kâzım GÜLEÇYÜZ

Yüksek Seçim Kurulu referandumun tarihini 12 Eylül olarak açıkladığında, “Ramazan boyunca iftardan sahura, sahurdan iftara halka paketi anlatacağız” diyenler olmuştu.

Oylanacak paketin, iktidar partisince iddia edildiği şekilde bir “demokrasi devrimi” olmadığı, hak ve özgürlükler adına çok fazla birşey getirmediği yönündeki kanaatimizi ifade etmiştik.

Bu sebeple, içerdiği eksik ve yetersiz doğruların yanında, gereksiz, hattâ yanlış bazı düzenlemelere de yer veren paketle ilgili tartışmalarda dikkat, sükûnet ve temkini elden bırakmayalım.

Konuyla ilgili müzakereleri, paketin daracık ve problemli kapsamına hapsedip, onun üzerinden gergin polemiklere girişme tuzağına düşmeyelim. Onun yerine, paketi ve referandumu vesile kılarak, yeni, demokratik ve sivil bir anayasa ihtiyacını her ortamda gündeme getirelim. » Read more: İtidal Çizgisi

Anayasa Referandumu Hakkında Düşünceler…

Ağustos 14th, 2010

Umut YAVUZ

1982 Anayasası darbe ürünü bir anayasadır. Bu anayasa insan hak ve özgürlükleri bağlamında yetersiz olup, Türkiye’yi artık daha ileri taşıyamayacak mefluç bir anayasa mahiyetindedir. Bugün objektif bir gözle bakan herkes pek tabii ki mevcut anayasamızın topyekûn bir değişme ve yenilenmeye tabi tutulması gerektiği konusunda hemfikir olacaktır.

Demokratik, sivil ve özgürlükçü bir anayasa yapılması herkesin arzusudur. Ancak esas tartışma bunun nasıl ve kimler tarafından yapılacağıdır. Benim kanaatim anayasalar birer toplumsal sözleşme mahiyetinde olduğu ve ayrım gözetilmeksizin vatandaşlık hakkına sahip bütün bireyleri doğrudan ilgilendirdiği için kesin bir mutabakat ve konsensüs ile yapılması gerektiğidir. Bu, yeni bir anayasa yapmak için bir gereklilik olduğu gibi, mevcut anayasada değişiklik yapmak için de gerekli bir şarttır.

12 Eylül 2010 günü önümüze sunulacak anayasa paketinin en başta bu yönüyle sakıncalı ve problemli bir paket olduğunu belirtmek gerekir. Zira nasıl ki 1982 yılında bizlere dayatılan anayasanın “darbe ürünü ve dikta mantalitesiyle hazırlanmış” bir anayasa olduğundan muzdarip isek, bunun yerine ikame edilecek olan anayasa yahut paketlerin de bu mahiyetten uzak olması elzemdir. Yani demek istediğimiz o ki, toplumun bütün katmanlarını ilgilendiren böylesi değişikliklerde muhakkak surette mutabakat ve konsensüs aranması şarttır. Aksi halde yapılan şey anayasa yahut anayasa reformu olmaktan uzak olur. » Read more: Anayasa Referandumu Hakkında Düşünceler…

AKP Anayasasında Ne var Ne Yok?

Ağustos 14th, 2010

1) DEMOKRASİLERDE ANAYASA NEDEN ÖNEMLİDİR?

ÖNEMLİDİR ÇÜNKÜ TOPLUMUN, TOPLUMDAKİ DEĞİŞİK GRUPLARIN,
KATMANLARIN İSTEKLERİNİ YANSITIR. ONLARIN AYRI AYRI HAKLARINI KORUR.

İŞÇİLERİN HAKLARINA YER VERİR.
SENDİKALARIN HAKLARINA YER VERİR.
SENDİKASIZ ÇALIŞTIRILANLARIN,
EMEKLİLERİN,
İŞVERENLERİN,
KADINLARIN
ÇOCUKLARIN,
ENGELLİLERİN,
DEĞİŞİK MEZHEPLERDEKİ YURTTAŞLARIN,
ÖĞRENCİLERİN,
KÜÇÜK ESNAFIN,
YARGININ,
BASIN EMEKÇİLERİNİN,
GAZİLERİN VE BU ÜLKE İÇİN CANINI VERMİŞ ŞEHİT AİLELERİNİN
TEKEL İŞÇİLERİNİN,
ÇİFTÇİLERİN,
TARIM KESİMİNDE ÇALIŞANLARIN HAKLARINI KORUR.
» Read more: AKP Anayasasında Ne var Ne Yok?

12 Eylüle neden Hayır!

Ağustos 12th, 2010

Mustafa CAN

  1. Anayasalar toplumun tüm kesimleri ile uzlaşarak yapılmalıdır. En azından salt çoğunluk olan %51’in mutabakatı alınmalıdır. Bu millete ve kurumlara güvenin ve uygulamada sahiplenmeyi kolaylaştırır. Çıkan yasa da güven ve saygı görür. Sadece meclis çoğunluğuna dayanarak “ben yaptım oldu!” mantığı ile yapılıp “emr-i vaki” ile dayatılamaz. Bu en azından kurumlara ve muhalefete saygısızlıktır. Bu nedenle bu değişikliğe hayır diyoruz.
  2. Bu değişiklik 12 Eylül rejimini ve yasasını değiştirmiyor, pekiştiriyor. Değiştirmek istiyorsa yine mutabakatla Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Yargı Organlarında köklü bir değişim yapması gerekir. Veya tamamen o kurumu kaldırmak gerekir. Bu yapılmıyor sadece üyelerin sayısı artırılarak daha da meşrulaştırılıyor. Bu nedenle hayır diyoruz. » Read more: 12 Eylüle neden Hayır!

Referandum ve Anayasa Değişikliği

Ağustos 11th, 2010

Fatih ALTAYLI

MADEM İZ SİLİNECEK YÖK NİYE DURUYOR!
Rerefanduma giden Anayasa değişikliğinin çok önemli olduğu kanaatinde olmadığımı hep söylüyorum.
2001′de yapılan değişikliklerin KDV’si bile olmayacak derinlikte bir değişiklik.
Keşke baştan bir “Yeni Anayasa” yazılsaydı da onu oylasaydık.
Ama yazılmadı. Yamalı bohçaya birkaç yama daha yapılmakla yetinildi.
Yamaların HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili bölümleri dışında sorun yok.
Ama ben bu ikisini de çok önemsemiyorum.
Niye mi? » Read more: Referandum ve Anayasa Değişikliği

Demirel Gündemi Yorumluyor…

Ağustos 3rd, 2010

TSK İç Hizmet Kanununun 35. Maddesi konusunda görüşlerini açıklayan Süleyman Demirel “Bu maddenin Atatürk dönemine uzandığını ve 1935’de Atatürk’ün Cumhuriyeti orduya emanet ettiğini bu nedenle kalkması için destek bulmanın zor olduğunu ifade ederek ‘Aslolan Demokrasi Kültürüdür” yoksa bu madde durduğu sürece Türk Silahlı Kuvvetleri hükümete de parlamentoya da sormadan ‘Lâiklik elden gidiyor’ diye re’sen el koyar” dedi.  

Demirel ayrıca kendisinin de TSK’nın İç Hizmet Kanununun 35. Maddesinin kaldırılması için çok konuştuğunu ancak destek bulamadığını söyledi.

Elinde silah taşıyan adamı hiçbir şey engelleyemez. İhtilal yapmaya kalkarsa gerekçesini mi soruyorlar adama? İhtilal yapıldıktan sonra kendisi söylüyor zaten” diyen Demirel “Asıl mesele bunlarla karşılaşmamayı başarabilmektir. Yani hikaye geliyor demokrasi kültürüne, geleneğine dayanıyor. Yüksek iradeye herkesin mutlak itaatini tesis ederseniz, o engeller. Birincisi bu. İkinci olarak da o ülkenin darbeye zemin verecek şartlar içine sürüklenmemesi lazımdır. Unutmayın, 1980 darbesine ve onu yapanların yazdığı Anayasa’ya bu halk yüzde 92 oy verdi!” diye konuştu. » Read more: Demirel Gündemi Yorumluyor…

Niçin “Evet!” Diyecekler?

Ağustos 2nd, 2010

Mustafa CAN

1. AKP Demokrat olduğu için…

Gerekçeye bak: “Bir masumun hakkı, yüz câniye feda edilmez” diye İslâmiyet’in bir kanun-u esasîsidir. Bu ise çok ehemmiyetli bir mes’ele-i vataniyedir ve hâkimiyet-i İslâmiyeye büyük bir tehlikedir. Madem hakikat budur, ey dindar ve dine hürmetkâr Demokratlar! Siz bu iki partinin gayet kuvvetli ve zevkli ve cazibedar nokta-i istinadlarına mukabil, daha ziyade maddî ve manevî cazibedar nokta-i istinad olan hakaik-i İslâmiyeyi nokta-i istinad yapmaya mecbursunuz. Yoksa sizin yapmadığınız eskiden beri cinayetleri, nasıl eski partiye yüklüyorlarsa, size de yükleyip; Halkçılar ırkçılığı elde edip, tam sizi mağlub etmeye bir ihtimal-i kavî ile hissettim ve İslâmiyet namına telaş ediyorum.” (Emirdağ Lahikası, 2:164)

Ne alakası varsa! Üstaddan güya delil getiriyorlar…

2. Bu bir demokratik hakları savunmadır. Temel Hak ve Hürriyetlerin kazanımıdır…1987 Referandumu ise bir fitne hareketidir. Çünkü o referandum ile Türkiye’ye yıllar kaybettiren Demirel, Türkeş, Erbakan ve Ecevit’in Siyaset yasağı kaldırıldı. Özal öldürüldü ve bu yasaktan kurtulan Demirel’i derin devlet kendi hâkimiyetini kurmak için Cumhurbaşkanı seçti…

Gerekçeye bak: Bu Referandum ve Anayasa değişikliği ile alakası yoktur. Bu referandum hakların koruması içindir. O günkü ise hak değil, zira onlar adam değil ki hak olsun değil mi yani onarlın canı yoktu çünkü patlıcandılar… Hem akılsızlığından o gün aldanan bu gün de aldanabilir…

3. 82 İhtilalini ve Darbeleri ortadan kaldırdığı için…

Gerekçeye bak: Hiçbir alakası yok. İhtilalleri ortadan kaldıracak olan madde 35. Madde. O ise AKP oyları ile teklifi dahi reddedilmiştir. » Read more: Niçin “Evet!” Diyecekler?

12 Eylül Anayasasına Evet Diyenler…

Ağustos 2nd, 2010

Mustafa CAN

12 Eylül 1980 darbesine ve 1983 ReferandumundaDarbe Anayasası”na “Evet!” diyenler bu gün de 12 Eylül 2010 referandumunda “Evet!” deme kampanyası başlattılar. Bunların başında ise “Din Derslerini Zorunlu hale getirdiği” gerekçesiyle Anayasa’ya “Evet!” diyip ihtilal lideri Kenan EVREN’i cennetlik ilan eden Fetullah Gülen Hocefendi gelmektedir.

Fetullah Gülen Hocafendi’nin “Evet!” demesi önemlidir. Zira ABD’de tedavi gerekçesiyle gözetim ve denetim altında tutulan hocafendinin “Evet!” demesi ABD’nin bu referandumdan “Evet!” çıkmasını istemesi demektir. Zira devletlerin iç işlerine karışmayan ve tarafsız olan ABD’nin resmi sözcüleri yine “Siyasete asla karışmayan ve her partiye aynı mesafede duran ve tarafsızlığını her hal ve şart altında ilan eden Fetullah Gülen gibi kanaat önderleri ve liderlerdir.

Fetullah Gülen bu referandumda o derece hararetle taraftardır ki “Mezardakileri kaldırıp evet demek mümkün olsa kaldıracak ve “Evet!” demelerini sağlayacaktır. Gerisini siz hesap edin… “Değil sadece kadını erkeğiyle, çoluğu çocuğuyla ve dünyanın dört bir yanına dağılmışıyla hayatta olan insanları, imkân olsa mezardakileri bile kaldırarak o Referandum’da “EVET” oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da.. Ben zannediyorum ruhları koşar da. Çünkü demokrasi adına çok önemli bir adımdır” ifadeleri ona aittir. » Read more: 12 Eylül Anayasasına Evet Diyenler…

Evet Fetvacısı İş Başında

Ağustos 1st, 2010

İbrahim Faik BAYAV

http://www.aktifkalem.com/yazidetay.php?id=3983&yazar=ibrahim-faik-bayav&yazi=evet-fetvacisi

Meclis’ten 27 maddelik Anayasa Değişiklik Paketi çıkmıştı. Referanduma götürülmesi kararı alındığı için, siyasi partiler referandum kampanyasına başlamışlardı.

İktidarda olan parti ile muhalefette bulunan partilerin, kampanyaya başlar başlamaz ağır ithamlarla birbirine saldırması, Meclis’ten çıkmış Anayasa Değişiklik Paketi’ni önemsiz etti.

Basında köşe tutmuş iktidar partisine yandaş yazarlar, anayasa değişiklik paketini hayati önemde görüyor, 12 Eylül 2010 günü yapılacak referandumda EVET oylarının baskın gelmesi için akla gelebilecek her türlü hileyi uyguluyordu.

Uygulamaya konan ilk hile, referandumda HAYIR demenin teröre-teröristlere destek olunurluk ithamı idi. Bu hile öyle etkili oluyordu ki, vatandaşların içine düşürülen korku, HAYIR diyebilme inisiyatifini bastırıyordu. » Read more: Evet Fetvacısı İş Başında

35. Madde Kalkmalı

Temmuz 30th, 2010

Kâzım GÜLEÇYÜZ /Yeni Asya

Anayasa paketi ve referandum tartışmaları arasında, TSK İç Hizmet Kanununun, darbelerin “yasal” dayanağı olarak kullanılan 35. maddesi de gündemde yer bulabildi.

Gündeme getiren de, “pakete hayır” kampanyasını sürdüren CHP. Böylece, referandumu “12 Eylül taraftarlığı-karşıtlığı” zeminine çekmek isteyen AKP’ye, “Darbeye karşıysan 35’i düzelt” atraksiyonu ile cevap veriyor anamuhalefet partisi.

Herşeyin pakete ve referanduma endekslenip, Meclisin tatile girdiği bir ortamda 35. maddeyi gündeme getirmenin pratikte bir anlamı var mı?

İlk bakışta yok gibi görünüyor. Ama konu iki parti arasında bir iddialaşmaya dönüşünce, CHP ciddiyetini ispatlamak için, maddeye ilişkin teklifini Meclis Başkanlığına vereceğini açıklıyor.

Bunda, Başbakanın “Madem gündeme getirdiniz, verin teklifinizi, komisyon kurup çalışalım” deyip, gerekirse Meclisi olağanüstü toplantıya çağırmaktan söz etmesi de etkili olmuşa benziyor.

Ne var ki, Erdoğan’ın sözlerinin tamamına bakıldığında, 35. maddeye öncelik vermek gibi bir düşünce ve niyetinin olmadığı açıkça görülüyor. » Read more: 35. Madde Kalkmalı

Kenan Evren “Evet” Diyor…

Temmuz 23rd, 2010

Görüldüğügibi 12 Eylül 1980 İhtilalinin mimarı olan Kenan EVREN bu gün de “Evet!” kampanyasını gizli olarak yürütmekte ve ona ancak “Kral Çıplak!” diyebilen bir çocuk “Beyamca bir kağıt düşürdünüz!” diyebilmektedir.

Anlayana “Sivrisinek saz!” …..

Kaynak: Bakınız: http://vanasyanur.net/haberdetay.asp?ID=5256

Anayasada Değişen Birşey Yok!

Temmuz 20th, 2010

Mustafa CAN
“Nev-i insanın yüzde sekseni ehl-i tahkik değil ki hakikate nüfuz etsin ve hakikati hakikat tanıyıp kabul etsin. Belki surete ve hüsn-ü zanna binaen, makbul ve mutemet insanlardan işittikleri mesaili takliden kabul ederler. Hatta kuvvetli bir hakikati zayıf bir adamın elinde zayıf görür ve kıymetsiz bir meseleyi kıymettar bir adamın elinde görse, kıymettar telakki eder.” (Barla, 2006, s. 36)

Adamın biri müthiş mide sancısından duramayarak doktora gider. Doktor muayene ettikten sonra “Sabah ve öğlen ne yedin?” diye sorar. Adam “Bakmadım ki doktor bey önüme ne koydularsa yedim” der. Doktor bunun üzerine “Al bu merhemi gözüne sür ve bir daha ne yediğine bak ona göre ye!” diye hastayı gönderir.
Fıkra bu ya gerçekle hiç alakası yoktur. (!) Sadece insanları güldürmek için anlatılır o kadar…

» Read more: Anayasada Değişen Birşey Yok!

Anayasa Değişikliği Demokratik mi?

Temmuz 19th, 2010

Mustafa CAN

Hayır diyebilmek bir şahsiyet ve karakter ifadesidir. Kendisini geliştirememiş ve şahsiyetini bulmamış kişilerin en belirgin karakteri kimseyi kırmamak ve herkesin sevgi ve sempatisini kazanmak için her söylenene “Evet” demektir. Prensip sahibi şahsiyetli birisi ise prensiplerine uygun bulmadığı bir teklife “Hayır!” şeklinde cevap verir.

İçerisinde doğrunun da yanlışın da bulunduğu ve tek bir seçenekten başka çıkışı olmayan birisi ne yapmalıdır? “Evet!” diyerek yanlışa ortak olmaktan ise “Hayır!” diyerek fedakârlık göstermesini bilmeli ve yanlışa müsaade etmemelidir. İşte o zaman kişi şahsiyetini bulmuş demektir.

Gerektiği zaman “Hayır!” diyebilmek kararlılığın göstergesidir. İnsan hissiyatına, kendisini tahrik eden ve zorla bir şeyler yaptırmak isteyenlere, nefsanî arzularına ve öfkelerine “hayır!” dedikçe olgun bir insan olmaya ve hayatta başarı merdivenlerini tırmanmaya başlamış demektir.

Eskiden dindarlar oldukça duyarlıydılar. Ama son yıllarda parayla ve makamla tanışarak sistemle barıştılar. Dindarların görevi yanlışa, haksızlığa, zulme ve her nevi baskıya “hayır!” demek olmalıdır. Batı toplumu “Demokrasi” ile “hayır!” demeyi öğrendi ve gelişmeye başladı. Daha önce gerek kilisenin, gerekse kralların her isteklerine “evet!” diyorlardı; onlar da halkın bu uysallığından faydalanarak keyfi yönetimlerine devam ediyorlardı. Sonra Demokrasi geldi ve “Referandum” süreci başladı, insanlara bir güven geldi. Çünkü “Tercih” yapabiliyorlardı ve “Evet” dediği gibi “Hayır” da diyebiliyorlardı. Şahsiyetlerini buldular ve kendilerine geldiler. » Read more: Anayasa Değişikliği Demokratik mi?

Paketin Tümünün Değerlendirilmesi

Temmuz 19th, 2010

Kâzım GÜLEÇYÜZ /Yeni ASYA

http://www.yeniasya.com.tr/2010/07/18/yazarlar/kgulecyuz.htm 

Önceki dört yazıda, referanduma sunulacak anayasa paketini oluşturan 26 maddeyi tek tek gözden geçirmiştik. Şimdi de toplu bir değerlendirme yapmaya çalışalım. Bir defa, maddelerin sıralanış biçiminde dahi görüldüğü üzere, pakette bir insicam yok. Alâkasız konular birbirinden kopuk maddelerle düzenleniyor. Yekdiğeriyle irtibatlı konular bile, araya başka maddeler konularak, rastgele yerleştirilmiş.

En hafif tabiriyle dikkatsiz, özensiz ve savruk bir yaklaşıma işaret eden bu durum, anayasa değişikliğinin gerektirdiği ciddiyetle bağdaşmıyor.

Keza kadın-erkek eşitliğine dair cümlesi kimilerince “pozitif ayrımcılık” diye övülüp desteklenen, ancak uygulamada müfrit feminist fantezilere prim verebilecek tarzda, son derece tuhaf bir ifadeyle kaleme alınan ilk maddenin üslûbu da aynı özensizliğin içeriğe ilişkin boyutuna bir örnek. » Read more: Paketin Tümünün Değerlendirilmesi

DP’den AKP Anayasasına Hayır!

Temmuz 18th, 2010

(DP Basın Merkezi – 17 Temmuz 2010) – Demokrat Parti Genel İdare Kurulu, 16 Temmuz 2010 Cuma günü Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk’un başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıda, 12 Eylül 2010 Pazar günü yapılacak olan referandumda Anayasa Paketi’ne “Hayır” oyu verilmesini kararlaştırdı.

Genel İdare Kurulu toplantısında, üyeler, sadece AKP’li kadrolar tarafından hazırlanan Anayasa Paketi’nin katılımcı demokrasi kurallarına uymadığını ifade ederek, “Bu Anayasa Paketi, ülkemizdeki siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmalarının bir ürünü değildir. Bu paket, aslında Türk Devleti’nin genetik yapısını ve DNA’sını değiştirmeye yönelik bir çalışmadır.

Yine bu teşebbüs, bugün fiilen yürütülen ‘’baskıcı ve keyfî yönetim’in hukuki kılıfını hazırlama gayretidir. Bu nedenle, Demokrat Parti mensuplarının referandumda Anayasa Paketi’ne ‘Hayır’ oyu vermeleri kaçınılmazdır” görüşünü dile getirdiler.

DP Genel İdare Kurulu toplantısında, “Hayır” kararı çıktıktan sonra, bir bildiri hazırlandı. Bildiri aynen şöyle: » Read more: DP’den AKP Anayasasına Hayır!

AKP’nin Başarısı

Temmuz 18th, 2010

Mustafa CAN

AKP sekiz yıllık iktidarı döneminde hangi başarıya imza attı. İnsanlar 8 sene öncesine göre daha mı zengin ve daha mutlu mu? Daha geniş haklara mı sahip?

AKP’nin başarısı insanların çaresizliğini ve dini hassasiyetlerini oya tahvil etme becerisidir. Çaresizliğe karşı devletin imkânlarını kullanmayı becerebilmesi, ekonomi ve paranın % 70’ini kullanan devletin bu imkânlarını yandaşlarına sunabilmesi ve “Allah’tan ümit kesilmez” diyen dindar vatandaşların beklentilerini fırsattan istifade erteleyebilme becerisini gösterebilmesi ve bu ümidi canlı tutabilmesidir.

AKP daima mağduriyetlerden nemalanmıştır. Kendisini mağduriyetin odağına koymuş ve bütün stratejisini buna göre belirlemiştir. 28 Şubatın ürünü olarak çıkmış ve Refah Partisinin ve hocası olan Necmettin ERBAKAN’ın mağduriyetini kullanarak “Takıyye” metodu ile iktidar olmuştur. 8 yıllık eğitim, Meslek Liseleri ve Başörtü mağdurlarının oyları ile iktidar olmuştur. Yoksulluk ve fakirlikten mağdur olan Yeşil Kartlı vatandaşların mağduriyetlerinden faydalanarak “Sosyal Devlet” ilkesini istismar edip “Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma” Fonunu kullanarak oylarını almıştır. Bu oy depolarını kaybetmemek için mağduriyetlerini giderecek hiçbir adım atmamıştır. Üstelik yeni mağduriyetler üretmek için elinden geleni yapmıştır.

Nasıl mı? » Read more: AKP’nin Başarısı

hits counter