M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) Allah’ın dinini tebliğ etmekle görevlendirildi. Din ise Vahiyle gelen Allah’ın kitabı ve bu kitapta ifadesini bulan “Allah’ın teşrii iradesi” ve bu iradenin “İman, ahlak, ibadet, emir, yasak, tavsiye, nasihat” gibi dinin meselelerinden ibarettir. Amacı insanın uhrevî saadetidir. Peygamberimiz (sav) insanları imana, ibadete, ahlaka, emirlerine uymaya ve yasaklarından kaçarak cehennemden kurtulmaya ve cennete talip olmaya davet etmiştir. Gerçek hayat ahret hayatıdır ve insan bu dünyaya o uhrevi ve ebedi hayatı kazanmak için gönderilmiştir. Bunun yolu da Allah’ın birliğine ve gönderdiği elçisine inanmak, emir ve yasaklarına uymaktan geçmektedir.
Peygamberimiz (sav) dünyevi bir ikbal ve devlet amacı ile ortaya çıkmamıştır. Davası dünyevi ve siyasi değildi. Uhrevi, imanî, ahlâki ve ilmîdir. O kalıplar üzerinde değil, kalpler üzerinde saltanat kurmuştur. Dünyayı ve menfaatini arkaya atmıştır. Dünyaya talip olmayı da asla istememiş ve tavsiye de etmemiştir; bilakis uhrevi saadete ve ebediyete giden yol, fani olan dünyayı ve menfaatini terk etmekte olduğunu haber vermiş, kendisi de bu şekilde yaşayarak ümmetine örnek olmuştur. Bilhassa din ile dünya amacına yönelenleri kesin bir dille ikaz etmiş ve “Din ile dünyayı isteyenlere yazıklar olsun” (İbn-i Abdü’l-Berr, Camiü’l-Beyan, 1:233; Gümüşhanevi, Ramuzu’l- Hadis, 461) buyurmuşlardır. İslam bilginleri peygamberimizin (sav) bu hadisinde ifade ettiği “Veyl” kelimesini “Cehennemde bir deredir. Azabının dehşetinden cehennem korkmaktadır” (Tezkiretü’l Kurtubi, 268) hadisi ile izah etmişlerdir. » Read more: Dinin Siyasete Alet Edilmesi




Siyasetin doğruları ve yanlışları üzerinde bir nebze düşündüğümüz zaman yaşanan tecrübelrei de dikkate alarak bazı çıkarımlarda bulunmak mümkündür. Bunları kısaca sıralayacak olursak:
şeylerdir. Bunun için iktidar “Gözünü açmalı” ve “muhaliflerine göz açtırmamalıdır.” Aşağıdaki hususlara dikkat etmelidir.




