Yazı etiketlendi ‘Süleyman Demirel’

Referandum Geçmişle Hesaplaşma mı?

18 Ağustos, 2010

”Referandum, geçmişle hesaplaşmaya dönüştü”

http://www.dp.org.tr/HaberDetay.asp?id=130930

Demirel, ”175 maddelik Anayasa’nın, 24 maddesi değiştirilince darbe olmaz diye bir şey yoktur” dedi.

(DP Basın Merkezi – 12 Ağustos 2010) 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel,  YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve Yönetim Kurulu Üyelerini, Güniz Sokak’ta kabul etti. Demirel, ”175 maddelik Anayasa’nın 24 maddesi değiştirilince darbe olmaz diye bir şey yoktur” dedi.

YARSAV Başkanı Tarhan, ziyaret sırasında, yargı üzerinden demokrasiyle oynandığı endişesi taşıdıklarını, bu nedenle Demirel’in görüşlerine başvurmak amacıyla burada olduklarını söyledi. Demirel de, Anayasa tartışmalarının bir süredir ülkenin gündemini meşgul ettiğini ve giderek ”dallı budaklı” hale geldiğini belirtti.

Meselenin sadece Anayasa değişikliğinden ibaret olmadığını belirten Süleyman Demirel, ”Referandumda yapılacak konu, bir siyasi hesaplaşmaya, geçmişle hesaplaşmaya dönüştü” diye konuştu. Konunun ”bu bir başlangıçtır dahası var bunun” şeklindeki kaygılarla daha da karmaşık hale geldiğini savunan Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü: » Devamını Oku: Referandum Geçmişle Hesaplaşma mı?

Demirel Gündemi Yorumluyor

18 Ağustos, 2010

“Anayasa Değişikliği İle İntikam Alınır mı?”

http://www.dp.org.tr/HaberDetay.asp?id=130827

“Darbe konusu bugünkü Türkiye’de tartışıldığı şekliyle, tartışılmaya devam ettiği sürece, bu zihinleri karıştırmaktan başka bir şeye yaramıyor.”

Röportaj: Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR

Ültanır: Sayın Cumhurbaşkanım Türkiye kritik bir eşikte bulunuyor. Halkın temel sorunları bir kenarda bekleyedursun, mevcut gündemde; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesinin değiştirilmesi tartışması, 5-6 sene öncesinin tatbikatları üzerine inşa olunan Balyoz Davası’nda 28’i muvazzaf olmak üzere çoğu üst düzeyde 102 subay hakkında 5 ay sonra başlayacak dava için yakalama kararı, bunun Ağustos ayında yapılacak Askeri Şûra’da alınacak kararları etkileme amaçlı olduğu tartışması, İnegöl, Hatay ve Erzurum’da ortaya çıkan Türk-Kürt çatışması niteliğindeki üzücü olaylar, mahkemenin yakalanmasını istediği, yasa karşısında kaçak(!) konumdaki bir generalle İçişleri Bakanı’nın dün cenazede yan yana çekilmiş fotoğrafları ve Bakanın söz konusu generalden Amanoslar’ın teröristlerden temizlenmesini istemesi çelişkisi, Başbakanın 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat’a ilişkin darbe karşıtı söylemlerle yürüttüğü bir referandum kampanyası görülüyor.

Oldukça karmaşık bir görünüm gibi, ama büyük resme, konunun özüne bakacak olursak, işin çekirdeğinde darbe konusu var. Yapılmış darbelerin bitmeyen tartışması, yenisi olabilir mi kaygısı. Ergenekon ile başlayıp Balyoz’a uzanan ve terörizmle de bağlantı kurulan komplo dizileri gibi darbe senaryoları var gösteriliyor. Sanırım tüm bunları, devletin güvenliği ve emniyeti sorunu adı altında toplamamız mümkündür ve bu konuda yüksek dozda yanıltıcı tartışmalar yapılıyor. » Devamını Oku: Demirel Gündemi Yorumluyor

Demirel Gündemi Yorumluyor…

3 Ağustos, 2010

TSK İç Hizmet Kanununun 35. Maddesi konusunda görüşlerini açıklayan Süleyman Demirel “Bu maddenin Atatürk dönemine uzandığını ve 1935’de Atatürk’ün Cumhuriyeti orduya emanet ettiğini bu nedenle kalkması için destek bulmanın zor olduğunu ifade ederek ‘Aslolan Demokrasi Kültürüdür” yoksa bu madde durduğu sürece Türk Silahlı Kuvvetleri hükümete de parlamentoya da sormadan ‘Lâiklik elden gidiyor’ diye re’sen el koyar” dedi.  

Demirel ayrıca kendisinin de TSK’nın İç Hizmet Kanununun 35. Maddesinin kaldırılması için çok konuştuğunu ancak destek bulamadığını söyledi.

Elinde silah taşıyan adamı hiçbir şey engelleyemez. İhtilal yapmaya kalkarsa gerekçesini mi soruyorlar adama? İhtilal yapıldıktan sonra kendisi söylüyor zaten” diyen Demirel “Asıl mesele bunlarla karşılaşmamayı başarabilmektir. Yani hikaye geliyor demokrasi kültürüne, geleneğine dayanıyor. Yüksek iradeye herkesin mutlak itaatini tesis ederseniz, o engeller. Birincisi bu. İkinci olarak da o ülkenin darbeye zemin verecek şartlar içine sürüklenmemesi lazımdır. Unutmayın, 1980 darbesine ve onu yapanların yazdığı Anayasa’ya bu halk yüzde 92 oy verdi!” diye konuştu. » Devamını Oku: Demirel Gündemi Yorumluyor…

Demirel Gündemi Değerlendirdi

9 Temmuz, 2010

Süleyman Demirel’in Eko Enerji Dergisine verdiği Röportaj:

Röportaj için tıklayınız:  http://www.ekoenerjidergi.com/

MUSTAFA ÖZCAN ÜLTANIR: Sayın Cumhurbaşkanım, Haziran ayında Türkiye’nin gündemi önemli olaylarla dolu geçti. Hepsi birbirinden önemli, ama önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde, kontrolsüz nükleer çalışmaları nedeniyle İran’a uygulanacak yaptırımlara ilişkin oylamada, Batı’ya ve ABD başta olmak üzere tüm daimi üyelere karşı, Brezilya ile birlikte “Hayır” oyu kullanılması üzerinde duralım istiyorum. ABD’nin ısrarla, “Hiç olmazsa çekimser kalın” demesine rağmen bu yapıldı. Türkiye’nin bu tutumu, sorunun çözümü için İran ve Brezilya ile birlikte uranyum takası konusunda imzaladığı üçlü deklarasyona bağlanıyor. Oylamadan iki hafta sonra Brezilya deklarasyondan çekildi, ama Türkiye İran’ın yanında yerinde koruyor. Başbakan Erdoğan, G-20 zirvesi münasebetiyle Kanada Toronto’da, bu konudaki tutumun gerekçelerini Başkan Obama’ya açıklamış olsa da, Amerikan tarafı tatmin olmuş görünmüyor. Kaldı ki Amerikan yönetimi, “Türkiye bağlılığını kanıtlasın” diye uyarı bile yaptı. Bu arada stratejik ortaklık zarar görmekten öte “bitti” yorumları da yapılıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

SÜLEYMAN DEMİREL: Mesele, basit bir mesele değil. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin dış politikadaki tutum ve davranışı ile çok yakından ilgili. Bir de dünyanın benimsediği meseleler var. Bu meselelere karşı dünyanın gösterdiği hassasiyetler var. Öyle bakıldığı zaman, olayın içine biraz girmek lâzım.

Bir defa şunu ifade edelim: Dış politika, milletlerin, devletlerin birbirine karşı güveninin ve karşılıklı menfaatlerinin, saygısının özetidir. Yani, eğer karşılıklı menfaatler örtüşmüyorsa, karşılıklı taahhütlere girişmek, onları tutamamak manasına gelir. O zaman da güven olmaz. Güven çok önemli hadisedir. Yani, insanların birbirine güvenmesinden daha önemlidir milletlerin, devletlerin birbirine güvenmesi. » Devamını Oku: Demirel Gündemi Değerlendirdi

DP Acil Eylem Planı

30 Mayıs, 2010

Mustafa CAN

27 Mayıs 2010 Demokrat Partinin kapatılması için yapılan askeri müdahaleden 65 yıl sonra “4’lü Takrir” ile kurulan DP’nin mirasçısı genç ve sivil DP’liler DP’ye “40’lı Takrir” adı altında “Acil Eylem Planı” verdiler.

Bu Takriri verenler DP kökeninden gelen Genç Demokratlar olup “Merkez Sağ” adı altında bir oluşumu gerçekleştirenlerdir. Amaçları da “DP’yi halkla buluşturup DP’nin 46 ruhunu 2010 ruhu ile birleştirerek iktidar yapmak ve önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi AT’da, Orta Asya’da ve Balkanlarda Lider ülke haline getirmektir.

Hareketin öncülüğünü DP’nin eski Gençlik Kolları Başkanı Burak Küntay yapmaktadır. DP’nin son durumundan ve Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk’un beyanlarından ve “devletçi” söylemlerinden rahatsızlık duymaktadırlar. Demokrasiyi Türkiye’ye getiren DP’nin 2010 yılında daha demokratik açılımlar ve söylemler geliştirmesi gerekirken geriye giderek daha devletçi bir görüntü vermesi Genç DP’lileri rahatsız ediyor gözükmektedir.

40 ilden gelen 40 genç 16 Maddelik “Acil Eylem Planı” hazırlayarak DP Genel Başkanı’na sundular. Görüşme DP Genel Merkezinde “Demokrasi Mahzeni” adı verilen alt katta gerçekleşti. Görüşmede Burak Küntay, Tamer Çolakoğlu, Cüneyt Ok, Uğur Şahan ve Burak Edin hazır bulundu. Bu takrir bizzat Hüsamettin Cindoruk’a verilmiş oldu. » Devamını Oku: DP Acil Eylem Planı

SİYASİ MÜNAFIKLIK

27 Aralık, 2009


96688Hasan Celal Güzel siyasi kavramlara yeni bir terim kazandırdı. “Siyasi Münafıklık…” Sosyal ve siyasi hayata olumlu katkı sağlayamayanlar laf üretmekle hiç olmazsa literatüre bir hizmetimiz olsun diye düşünmüş olabilirler. Edebiyata müspet katkılarda bulunacak kabiliyetten yoksun olanların “Duvar yazıları” ve “Kamyon arkası yazılarla” Argo edebiyatına katkı sağlayarak hizmet etmedikleri söylenemez. Eh hiç olmazsa bu da bir katkıdır. Kendilerini alkışlamak lazım…

Ne diyor değerli yazarımız ve konuşmacımız Hasan Celal Güzel bir bakalım. “Rahmetli Menderes ve arkadaşları iktidara gelmiş, rahmetli Menderes’i halkımız çok sevmiş, halka yakın tavırları çok hoşuna gitmiştir. Daha sonra iki kişi daha buna benzeyecektir. Rahmetli Turgut Özal ve şimdiki Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan. Burada yiğidi öldürüp hakkını verelim. Ortada pek yiğit yok ama Süleyman Demirel de bir zamanlar halk tarafından tutulmuştur. Adam bizi senelerce aldattı. Kabul etmek lazım. Süleyman Bey gerçekten bir zamanlar halkın sevdiği bir liderdi. O zaman gerçek yüzünü görememiştik. Maskesi ortaya çıkmıştır. O maske hiçbir zaman Türkiye’nin değer yargılarına uymayan, tam bir siyasi münafık maskesini ortaya çıkaran bir maskedir.”

http://www.samanyoluhaber.com/h_337828_demirelin-gercek-yuzu-ortaya-cikti.html

http://www.haber7.com/haber/20091226/Guzel-Siyasi-munafik-yillarca-aldatti.php

» Devamını Oku: SİYASİ MÜNAFIKLIK

ANAP Tarih Oldu…

31 Ekim, 2009

anap112 Eylül 1980 askerî darbesinin arkasından 20 Mayıs 1983’te Turgut ÖZAL tarafından kurulan ANAP büyük ölçüde günümüzün AKP’si gibi kişiselleşmiş bir lider partisi olarak kuruldu. ANAP Turgut Özal’ın çevresinde örgütlenmiş ve şahsına bağlı olan bir seçmek kitlesine sahipti. Siyasi kadrosunu Özal ile beraber çalışmış olan teknokratlarlarla MSP, MHP, AP ve CHP’den gelme 1980 öncesi öne çıkmayan siyasetçilerden meydana geliyordu. Milletten veto yiyenler MGK’nın veto barajını aşarak 1983 Genel Seçimlerine girmişlerdi. MGK’nın müsaade ettiği üç partiden birisi de ANAP’tı. Bir muvazaa partisi olarak “İhtilal ürünü parti” damgasını yemiş olsa da BTP’nin kapatılması ve DYP’nin veto ile seçime sokulmaması sonucu AP tabanına oturarak 25 Mart 1984 seçimlerinde % 41.5 oy alarak iktidar oldu.
1987 seçimlerinde ise büyük bir oy kaybı ile % 36’ya düştü. Buna rağmen seçim sisteminde yaptığı değişiklikten dolayı milletvekili sayısını 212’den 292’ye çıkardı. 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde ise ANAP’ın oy oranı % 21.80’e düştü. Bununla beraber 400 milletvekilinden 292’sine sahipti. Bu şartlarda 31 Ekim 1989’de Genel Başkanı olan Turgut ÖZAL’ı Cumhurbaşkanı seçmesi eleştiri konusu oldu. Hatta DYP Genel başkanı Süleyman DEMİREL “% 21’in desteğini almış olan bir Cumhurbaşkanının Cumhurun başkanı olamaz” şeklinde eleştiri konusu yaptı. » Devamını Oku: ANAP Tarih Oldu…

Adalet Partisi Tarih Oldu

18 Ekim, 2009

Adalet_PartisiYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi, Dernekler Kanunu’nun 36. maddeleri aracılığıyla Türk Medeni Kanunu’nun 87. maddesi uyarınca “talep tarihi itibariyle kuruluş amaç ve şartlarını kesin olarak kaybetmesi nedeniyle” Adalet Partisinin, kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Anayasa Mahkemesi 16 Ekim 2009 tarihinde Adalet Partisinin dağılmış sayılarak hukukî varlığının sona erdiğine, partinin bütün mal varlıklarının Hazine’ye geçmesine karar verdi.

Anayasa Mahkemesinin bu tarihi kararı ile Adalet Partisi tarih oldu.

**

Adalet Partisi 11 Şubat 1961′de Demokrat Parti’nin eski üyeleri ile birlikte Emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala, Şinasi Osma, Halit Ağca ve Dr. İhsan Önal tarafından Demokrat Parti’nin devamı olarak kuruldu. Kurucular listesinde Tahsin Demiray, Ethem Menemencioğlu, Mehmet Yorgancıoğlu, Muhtar Yazır, Necmi Ökten, Cevdet Perin, Emin Açar, Kamuran Evliyaoğlu, Şinasi Osma, İhsan Ünal vardı. Milli Birlik Komitesi tarafından siyasi partilerin Demokrat adını kullanmaları yasaklanmıştı, bu yüzden partiye Adalet Partisi adını verdiler. Parti kurulduğu yıl içerisinde 61 ilde teşkilatını tamamlayıp seçimlere katıldı. Adalet Partisi 15 Ekim 1961 seçimlerine girerek %34,8 oy topladı. 450 kişilik mecliste 158 milletvekilini, Senatoda ise 150 senatörün 70′ini aldı. En çok oyu alan İsmet İnönü liderliğinde Cumhuriyet Halk Partisi-Adalet Partisi koalisyonu kuruldu. Böylece ilk seçimde iktidar ortağı oldu.

AP’liler devamlı olarak DP’nin devamı olduklarını ifade ediyorlardı. DP tabanı DP misyonunu bu partinin devam ettirdiğini görerek partiye sahiplendi. Asıl siyaset sahnesine çıkışı ise 1964 yılında AP Genelbaşkanı Ragıp GÜMÜŞPALA’nın 6 Haziran 1964 tarihinde ölümünden sonradır. Geçici genelbaşkan Saadettin BİLGİÇ 27-29 Kasım 1964 AP Büyük Kongresinde Genelbaşkanlığı Süleyman DEMİREL’e kaptırması iledir.  Henüz milletvekili olmayan Süleyman DEMİREL’in parti genel başkanı olunca İsmet İNÖNÜ Başbakanlığındaki CHP Hükümetini düşürerek milletin gönlünde taht kurdu. Halkın Süleyman DEMİREL’i benimsemesinin sebebi bu siyasi çıkışı olmuştur. » Devamını Oku: Adalet Partisi Tarih Oldu

Hayatımız Safsata!

7 Eylül, 2009

cok sorulu safsata2
Bir fikri ve düşünceyi ortaya koyarken veya anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarımlara safsata denir. Safsatalar ilk bakışta doğru ve ikna edici gibi gözükseler de yakından bakıldığı ve incelendiği zaman kendisini ele verir ve sahte olduğunu gösterir.
**

Sarı lira altına benzer, ama altın olmayabilir. Her gördüğün sakallı deden olmayabilir. Çocuk tabiatlı olanlar ve çocuk gibi bilgiden yoksun bulunanlar görüntüye değer vererek yanılırlar. Bu bakımdan çocukları benzerleri ile aldatmak mümkündür; tabii çocuk tabiatlıları da… Pirinç içine karışan ve ona benzeyen taşlar pek çoklarının dişinin kırılmasına sebep olmuştur.
**

Safsatalar çok fazla şekil ve gruplara ayrılırlar. Şahsa ilişkin olanlara örnek, “Said Nursi Bitlis doğumludur, dolayısıyla kürttür ve Kürtçülük yapmıştır” yargısı şahsa ilişkin safsataya bir örnektir. » Devamını Oku: Hayatımız Safsata!