Hasan Celal Güzel siyasi kavramlara yeni bir terim kazandırdı. “Siyasi Münafıklık…” Sosyal ve siyasi hayata olumlu katkı sağlayamayanlar laf üretmekle hiç olmazsa literatüre bir hizmetimiz olsun diye düşünmüş olabilirler. Edebiyata müspet katkılarda bulunacak kabiliyetten yoksun olanların “Duvar yazıları” ve “Kamyon arkası yazılarla” Argo edebiyatına katkı sağlayarak hizmet etmedikleri söylenemez. Eh hiç olmazsa bu da bir katkıdır. Kendilerini alkışlamak lazım…
Ne diyor değerli yazarımız ve konuşmacımız Hasan Celal Güzel bir bakalım. “Rahmetli Menderes ve arkadaşları iktidara gelmiş, rahmetli Menderes’i halkımız çok sevmiş, halka yakın tavırları çok hoşuna gitmiştir. Daha sonra iki kişi daha buna benzeyecektir. Rahmetli Turgut Özal ve şimdiki Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan. Burada yiğidi öldürüp hakkını verelim. Ortada pek yiğit yok ama Süleyman Demirel de bir zamanlar halk tarafından tutulmuştur. Adam bizi senelerce aldattı. Kabul etmek lazım. Süleyman Bey gerçekten bir zamanlar halkın sevdiği bir liderdi. O zaman gerçek yüzünü görememiştik. Maskesi ortaya çıkmıştır. O maske hiçbir zaman Türkiye’nin değer yargılarına uymayan, tam bir siyasi münafık maskesini ortaya çıkaran bir maskedir.”
http://www.samanyoluhaber.com/h_337828_demirelin-gercek-yuzu-ortaya-cikti.html
http://www.haber7.com/haber/20091226/Guzel-Siyasi-munafik-yillarca-aldatti.php
12 Eylül 1980 askerî darbesinin arkasından 20 Mayıs 1983’te Turgut ÖZAL tarafından kurulan ANAP büyük ölçüde günümüzün AKP’si gibi kişiselleşmiş bir lider partisi olarak kuruldu. ANAP Turgut Özal’ın çevresinde örgütlenmiş ve şahsına bağlı olan bir seçmek kitlesine sahipti. Siyasi kadrosunu Özal ile beraber çalışmış olan teknokratlarlarla MSP, MHP, AP ve CHP’den gelme 1980 öncesi öne çıkmayan siyasetçilerden meydana geliyordu. Milletten veto yiyenler MGK’nın veto barajını aşarak 1983 Genel Seçimlerine girmişlerdi. MGK’nın müsaade ettiği üç partiden birisi de ANAP’tı. Bir muvazaa partisi olarak “İhtilal ürünü parti” damgasını yemiş olsa da BTP’nin kapatılması ve DYP’nin veto ile seçime sokulmaması sonucu AP tabanına oturarak 25 Mart 1984 seçimlerinde % 41.5 oy alarak iktidar oldu.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi, Dernekler Kanunu’nun 36. maddeleri aracılığıyla Türk Medeni Kanunu’nun 87. maddesi uyarınca “talep tarihi itibariyle kuruluş amaç ve şartlarını kesin olarak kaybetmesi nedeniyle” Adalet Partisinin, kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Anayasa Mahkemesi 16 Ekim 2009 tarihinde Adalet Partisinin dağılmış sayılarak hukukî varlığının sona erdiğine, partinin bütün mal varlıklarının Hazine’ye geçmesine karar verdi.





