Posts Tagged ‘Süleyman Demirel’

Demirel’den 2011 Seçim Değerlendirmesi

Temmuz 19th, 2011

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “EkoEnerji” Dergisine 2011 – Haziran Seçim Sonuçlarını Değerlendirdi.

Ültanır: Sayın Cumhurbaşkanım, bu ay izninizle seçim sonuçlarını değerlendirelim.

Demirel: Tabii.

Ültanır: Efendim, ben bu ayki söyleşimizi iki ana konu çerçevesinde gerçekleştirebiliriz diye düşünüyorum, eğer sizce de uygunsa? Birincisi,12 Haziran seçimleri ciddi bir katılım oranı ile gerçekleşti ve Meclis’e yansıyan temsil oranının da Cumhuriyet tarihinin en yüksek temsil oranı olduğu söylendi. İktidar partisi oyların yarısını aldı ve adeta Türk milleti iktidarı destekleyenler ve desteklemeyenler diye tam ortadan ikiye ayrılmış gibi. İkincisi, dün TBMM, 24’üncü Dönem’in 1’inci yılına tutuklu milletvekillerinin salınmaması nedeniyle krizle girdi. Bağımsızlar Meclis’e gelmediler, anamuhalefet partisi Meclis’e geldi, ama üyeleri milletvekili yemini etmediler.

 Bu gelişmelerin ışığında sizden önce seçime ilişkin değerlendirmelerinizi, ardından da krizle açılan yeni parlamentoyu ve krize ilişkin siyasi yorumunuzu almak istiyorum.

Demirel: Şimdi seçimin sonuçlarını değerlendirelim derken, evvela seçimin istatistiğini ve matematiğini eleştirmek istiyorum. Ondan sonra bu seçim sonuçlarından ne beklenir konusunda düşüncelerimi söylemek istiyorum. Sonra da sizin soracağınız ilave suallere cevap vermek istiyorum.

Ültanır: Benim talebimle de tam örtüşen bu içerik çok uygun ve konumuzu ayrıntılı biçimde kapsamakta, teşekkür ediyorum. 12 Haziran seçimi sonuçlarının sayısal analiziyle  başlıyoruz efendim.

SEÇİMİN MATEMATİKSEL ELEŞTİRİSİ

Demirel: Evet, 24’üncü Meclis Dönemi için seçim yapıldı. Bu, 1946’da çok partili siyasete geçtiğimizden beri 17’nci seçimdir. Demek ki, Türkiye Cumhuriyeti geçen 65 sene zarfında 17 seçim yapmıştır. Bundan evvelki konuşmalarımızda, önceki 16 seçimin bir disiplin altında değerlendirmesini ve eleştirisini yaptık.([1]) Bunların her birinin ifade ettiği hususları ortaya koyduk. Şimdi 17’ncisi geldi, buna eklendi.

Ben evvela bu seçimin matematiğinin bir eleştirisini yapacağım: Şimdi Türkiye’de seçmen sayısı üzerinde çeşitli tartışmalar oldu. Ama, bu seçimde resmen ilân edilen seçmen sayısı 52.806.322’dir. Bunun 2.568.979’u yurtdışındadır. Burada dikkatinizi çekiyorum, 50.237.343’ü de yurtiçindedir.

Şimdi yurtiçinde 43.785.665 oy kullanılmış. Bu yüzde 87 katılım ifade ediyor. Dışarıdan ise gümrük kapılarında 2,5 milyon seçmene karşılık 127.867 oy kullanılmış. Netice itibariye toplam 43.914.948 oy kullanılmış, bu da yüzde 83 katılıma tekabül ediyor. Yani, Türkiye’deki katılım yüzde 83 müdür, yüzde 87 midir denildiği zaman, Türkiye içi yüzde 87’dir, ama Türkiye içi ve dışı toplamı yüzde 83’dür. » Read more: Demirel’den 2011 Seçim Değerlendirmesi

Demirel İle Seçim Sonrası

Haziran 7th, 2011

T.C. 9. Cumhurbaşkanı  SÜLEYMAN DEMİREL Diyor ki:
 EkoEnerji: http://www.ekoenerjidergi.com/node/139
Röportaj: Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR

Ültanır: Sayın Cumhurbaşkanım, 11 gün sonra milletimiz sandık başına gidecek. Siz her zaman için, sandığın vatandaşın önüne gelmesinin önemli bir olay olduğunu söylersiniz. Şimdi, öncelikle bu seçime ilişkin değerlendirmenizi alabilir miyim? Ayrıca, seçim sonrasını tepe noktalarıyla nasıl görüyorsunuz, beklentiniz ve öneriniz nelerdir?
 
TÜRKİYE’NİN SEÇİMİ ÖĞRENMİŞ OLMASI ÖNEMLİDİR
 
Demirel: Türkiye’de 1946 yılından bu yana milletvekili genel seçimi olarak 16 seçim yapılmıştır. Şimdi 17’ncisi yapılıyor. Geçen defa sizinle bu 16 seçimin özellikleri üzerinde durduk. 17’ncisi tabii önümüzdeki günlerde bir neticeye bağlanacak. Hemen başlangıçta söyleyeyim ki, millet için, memleket için hayırlı olsun.
 
Fakat, çok önemli olan bir şey, Türkiye’nin seçim yapmayı öğrenmiş olmasıdır. Günlerdir meydanlar dolu. Halk meydanlara geliyor. Meydanlarda kayda değer herhangi bir olay yok. Tabii, dünkü Hopa hadisesinin dışında. Ve bütün siyasi partilerin miting meydanları kalabalık.
 
SEÇİME 15 PARTİ GİRİYOR DA, 12’SİNİN SESİ SEDASI YOK
 
Yalnız, seçime 15 parti giriyor, bu 15 partiden henüz 3’ü görünüyor. Bu Türk demokrasisi için bir eksikliktir. Çünkü 12’si, anladığım kadarıyla, “nasıl olsa barajı geçemeyiz” diye, istenildiği kadar yüklenmiyor veya yüklenecek güçleri yok. Çünkü paraları yok. 3 parti devletten aldığı paralarla gümbür gümbür her yere gidebiliyor, hatta günde 3-4 yere gidebiliyor ve her yere yetişiyor, kendi propagandasını yapıp halktan oy istiyor. Ama, 15 partiden 12’sinin hiç sesi sedası yok. Bunu üzüntü ile kaydetmek istiyorum.
 
SEÇİM HÜR VE SERBEST, AMA ŞARTLARI PARTİLER İÇİN EŞİT DEĞİL
 
Tabii, uluslararası nitelikleriyle “free and fair”([1]), yani hür ve serbest seçim olacaktır. İstenen budur. Hür ve serbest seçimin sadece usulü bakımından hür ve serbest olması yetmez. Bu seçimin şartları üzerinde de durmak istiyorum.  » Read more: Demirel İle Seçim Sonrası

12 Mart Muhtırası

Mart 10th, 2011

Mustafa CAN
AP Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel Rusya ile anlaşma imzalayarak 5,2 milyar dolarlık yatırım planladı ve aşağıdaki tesisleri yaptırdı.
1. Seydişehir Alüminyum Tesisleri,
2. İzmir Aliağa Rafinerisi,
3. Bandırma Sülfürik Asit Fabrikası,
4. İskenderun Demir Çelik Fabrikası,
5. Çanakkale Çan Linyit Tesisleri,
6. Bursa Orhaneli Linyit Tesisleri,
7. Seyit Ömer Transmisyon Hattı.

13 Aralık 1967’de 10 yıllık anlaşma yaparak 20 adet işletme, fabrika ve boru inşaat anlaşması yaptı. (12 Mart’ın İçyüzü, H. Demirel, 1977-İst, s.30-33)

Yaptığı bu anlaşmalardan dolayı Rusya’dan mühendisler gelecek “Komünizmi getirecek” diye tepki gösterenlere Demirel şöyle cevap verdi: “Biz teknoloji ithal ediyoruz, rejim ithal etmiyoruz. Teknolojinin ise komünisti olmaz.” 1970 yılında ise “Avrupa Ortak Pazarı” için anlaşma imzalanmıştı. Bu ise ABD’nin hoşuna gitmedi. ABD Türkiye’yi kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştı. (Age, s.41) » Read more: 12 Mart Muhtırası

Demirel Gündemi Değerlendiriyor

Şubat 16th, 2011

“Türkiye’de siyasi örgütlenmedeki bozulma düzeltilemedi”

http://www.dp.org.tr/ HaberDetay.asp?id=132020

Demirel: Sorunuz çok şümullü, cevabı uzun olacak. Yanlış anlamalara meydan vermek istemiyorum. genelde şöyle diyelim; Türkiye’de siyasi örgütlenmedeki bozulma hâlâ düzeltilebilmiş değildir. Konuya geniş bakmakta yarar var:

1946’dan bu yana yapılan seçimlerde, tabii ki bunların bir kısmında askeri darbelerin etkileri vardır, ama bir tablo kendisini koruyor. Bu tabloda; hemen hemen üçte iki oy bir tarafta, üçte bir oy da bir diğer taraftadır. Bu üçte iki dediğimiz oyu genelde bu zamana kadar sağ partiler denilen partiler aldı.

Sağ partiler, sol partiler tarifleri de aslında yoruma muhtaç, hele bugünkü dünyada. Sağ parti denilen partilerin icraatlarına bakılırsa, aslında o icraatın büyük bir kısmı sol partilerin yapması gereken icraattır. Yani, yoksul tabakalara uygarlığın nimetlerini indirme hadisesi genellikle sol partilerin, kendilerini sosyal demokrat sayan partilerin işidir.

Türkiye’de yoksullukla, fukaralıkla mücadele, cahillikle mücadele, kalkınmamışlıkla mücadele gibi hedeflere baktığımız vakit, son 50 senenin içerisinde bu icraatları yapan siyasi partilerin hepsi, genelde kendilerine sağ denilen partilerdir.

Türkiye’de 1950 öncesinde önemli şeyler yapılmıştır. Yalnız bu önemli şeylerin 1950’ye geldiğimiz zamanki durumu hâlâ çok yetersizdir. Çünkü, Büyük Atatürk’ün başlattığı hareket nihayet savaşla kesilmiştir. » Read more: Demirel Gündemi Değerlendiriyor

Demirel Gündemi Yorumluyor…

Aralık 23rd, 2010

http://www.dp.org.tr/HaberDetay.asp?id=131825

Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Leyla Tavşanoğlu, 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile yaptığı söyleşide, Demirel ‘The Economist’ dergisinin Türkiye için ‘hibrid rejim’ tanımlamasını yorumladı. Öcalan ile yapılan gizli görüşmeden, öğrenci protestolarına kadar birçok konuya değinilen söyleşi şöyledir:

Leyla Tavşanoğlu: 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’le yine Güniz Sokak’taki evindeyiz. WikiLeaks, bütün Avrupa’yı saran, Türkiye’de de yavaş yavaş kendini gösteren öğrenci hareketlerinin yansımaları dahil siyasetteki son gelişmeleri konuşuyoruz:

Avrupa’da pek çok ülkede öğrenci gösterileri yayılarak devam ederken Türkiye’de de üniversite öğrencileri protesto gösterileri düzenliyor. Siz de başbakanlıklarınız döneminde bu öğrenci protestolarına çok sık tanık olmuştunuz. Sizce bu gösterilerin anlamı nedir?

Süleyman Demirel: Türkiye Cumhuriyeti tarihi ve onun öncesine bakıldığında bunlar hem ülke kamuoyunu hem de yönetenleri tedirgin eden hareketlerdir. Ben bugünküler için değil genel olarak söylüyorum. Bu hareketler daima endişeyle karşılanır. “Acaba bunun arkasından bir siyasi kriz mi gelir?” sorusu kafalara takılır. Öğrenci hareketleri sokağa taştığı zaman geçmişte hiç hayra alamet olmadı. Avrupa’da insanların bir kısmı bu olaylara şöyle bakar: Bunlar ülkenin gençliğidir. Sıkıntıları, talepleri var. Bu talepler dinlenmiyor. Onlar da ne yapsınlar? Taleplerini uygar bir biçimde ortaya koyuyorlar. Türkiye’ye gelirsek… Bu hareketler her şeyin iyi olduğuna, demokrasinin iyi işlediğine, ülkenin mutlu olduğuna alamet değildir. Hangi sebeple olursa olsun bir rahatsızlık ifadesidir. İTÜ’ye giden Başbakan’ı protesto eden gençlere 1,5 yıl hapis cezası verilmesi Türkiye’deki hukuksuzlukta bardağı taşıran damladır. Gençler buna karşı çıktı. Bir haksızlığa karşı çıkma istidadı bizim ülkemizin gençlerinde, hatta aşağı yukarı her ülkenin gençlerinde vardır. Arkasından meseleler yumurtaya dönüştü. Bu hadiselere kandırıcılıktan uzak, gerçekçi bir biçimde yaklaşılır, esas sebebi arayıp buna çare bulma niyeti bu çocuklara gösterilmezse ve çok sert tepkiler konursa her tepkinin ardından yeni bir kavga sebebi çıkar.

Bugünkü öğrenci hareketlerinin önünde, arkasında ne var? Çok iyi bilmiyorum. Yalnız geçmişteki öğrenci hareketleri için şunu söyleyebilirim: Onlar sadece masum öğrenci hareketleri değildi. Çünkü öğrenci hareketlerine kolaylıkla başka eller karışır. » Read more: Demirel Gündemi Yorumluyor…

Çiller Dönmeli…

Aralık 2nd, 2010

Mustafa CAN
Türkiye Demokrat Menderes’ten sonra Baba Demirel ile şaha kalktı ve 1965-1980 döneminde üretime yönelik büyük yatırımlar yaptı. Altyapı çalışmaları olarak Üniversiteler, Yollar, Barajlar ve Fabrikalarla ülkeyi donattı. 1980 sonrasından ise ülkede tüketime yönelik, israfı ve lüksü teşvik eden yatırımlar yapılarak DP ve AP’nin yani Menderes ve Demirel’in mirası “mirasyedi yaramaz çocuklar” olan Özal ve Erdoğan tarafından hovardaca harcandı.
Baba mirasını harcayan yaramaz çocukların etrafını saran yiyicilerin onları alkışlayarak göklere çıkarması işi bilmeyen kuru kalabalıkları çok kolay yanıltabilir. Ama sonuçta miras bitince herkes çil yavrusu gibi dağılır ve “Önce alkışladılar, sonra öldürüldüler” denen dünya liderlerinin yanında yerlerini alırlar. Olan ülkeye ve israfa alıştırılan beceriksiz çocuklarına olur. 

Ne yazık ki 1980 ihtilalinden sonra Kenan EVREN tarafından çivisi çıkarılan Türkiye o hızla 30 sene yol aldı. Ama bu günün işsiz ve mutsuz milyonları bu otuz senenin ürünü değil de acaba 1950 ile 1980 yıllarının ürünü müdür?

Bu gün gelecek kaygısı taşıyan milyonlarca gencimiz ve üniversite mezunumuz ve Liselerimizde bin bir ümitle okuyan ve önümüzdeki on senenin işsizler ve mutsuzlar ordusuna katılması kaçınılmaz olan milyonlarca gencimize ümit verecek liderlerimiz var mı? » Read more: Çiller Dönmeli…

Referandum Geçmişle Hesaplaşma mı?

Ağustos 18th, 2010

”Referandum, geçmişle hesaplaşmaya dönüştü”

http://www.dp.org.tr/HaberDetay.asp?id=130930

Demirel, ”175 maddelik Anayasa’nın, 24 maddesi değiştirilince darbe olmaz diye bir şey yoktur” dedi.

(DP Basın Merkezi – 12 Ağustos 2010) 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel,  YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve Yönetim Kurulu Üyelerini, Güniz Sokak’ta kabul etti. Demirel, ”175 maddelik Anayasa’nın 24 maddesi değiştirilince darbe olmaz diye bir şey yoktur” dedi.

YARSAV Başkanı Tarhan, ziyaret sırasında, yargı üzerinden demokrasiyle oynandığı endişesi taşıdıklarını, bu nedenle Demirel’in görüşlerine başvurmak amacıyla burada olduklarını söyledi. Demirel de, Anayasa tartışmalarının bir süredir ülkenin gündemini meşgul ettiğini ve giderek ”dallı budaklı” hale geldiğini belirtti.

Meselenin sadece Anayasa değişikliğinden ibaret olmadığını belirten Süleyman Demirel, ”Referandumda yapılacak konu, bir siyasi hesaplaşmaya, geçmişle hesaplaşmaya dönüştü” diye konuştu. Konunun ”bu bir başlangıçtır dahası var bunun” şeklindeki kaygılarla daha da karmaşık hale geldiğini savunan Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü: » Read more: Referandum Geçmişle Hesaplaşma mı?

Demirel Gündemi Yorumluyor

Ağustos 18th, 2010

“Anayasa Değişikliği İle İntikam Alınır mı?”

http://www.dp.org.tr/HaberDetay.asp?id=130827

“Darbe konusu bugünkü Türkiye’de tartışıldığı şekliyle, tartışılmaya devam ettiği sürece, bu zihinleri karıştırmaktan başka bir şeye yaramıyor.”

Röportaj: Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR

Ültanır: Sayın Cumhurbaşkanım Türkiye kritik bir eşikte bulunuyor. Halkın temel sorunları bir kenarda bekleyedursun, mevcut gündemde; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesinin değiştirilmesi tartışması, 5-6 sene öncesinin tatbikatları üzerine inşa olunan Balyoz Davası’nda 28’i muvazzaf olmak üzere çoğu üst düzeyde 102 subay hakkında 5 ay sonra başlayacak dava için yakalama kararı, bunun Ağustos ayında yapılacak Askeri Şûra’da alınacak kararları etkileme amaçlı olduğu tartışması, İnegöl, Hatay ve Erzurum’da ortaya çıkan Türk-Kürt çatışması niteliğindeki üzücü olaylar, mahkemenin yakalanmasını istediği, yasa karşısında kaçak(!) konumdaki bir generalle İçişleri Bakanı’nın dün cenazede yan yana çekilmiş fotoğrafları ve Bakanın söz konusu generalden Amanoslar’ın teröristlerden temizlenmesini istemesi çelişkisi, Başbakanın 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat’a ilişkin darbe karşıtı söylemlerle yürüttüğü bir referandum kampanyası görülüyor.

Oldukça karmaşık bir görünüm gibi, ama büyük resme, konunun özüne bakacak olursak, işin çekirdeğinde darbe konusu var. Yapılmış darbelerin bitmeyen tartışması, yenisi olabilir mi kaygısı. Ergenekon ile başlayıp Balyoz’a uzanan ve terörizmle de bağlantı kurulan komplo dizileri gibi darbe senaryoları var gösteriliyor. Sanırım tüm bunları, devletin güvenliği ve emniyeti sorunu adı altında toplamamız mümkündür ve bu konuda yüksek dozda yanıltıcı tartışmalar yapılıyor. » Read more: Demirel Gündemi Yorumluyor

Demirel Gündemi Yorumluyor…

Ağustos 3rd, 2010

TSK İç Hizmet Kanununun 35. Maddesi konusunda görüşlerini açıklayan Süleyman Demirel “Bu maddenin Atatürk dönemine uzandığını ve 1935’de Atatürk’ün Cumhuriyeti orduya emanet ettiğini bu nedenle kalkması için destek bulmanın zor olduğunu ifade ederek ‘Aslolan Demokrasi Kültürüdür” yoksa bu madde durduğu sürece Türk Silahlı Kuvvetleri hükümete de parlamentoya da sormadan ‘Lâiklik elden gidiyor’ diye re’sen el koyar” dedi.  

Demirel ayrıca kendisinin de TSK’nın İç Hizmet Kanununun 35. Maddesinin kaldırılması için çok konuştuğunu ancak destek bulamadığını söyledi.

Elinde silah taşıyan adamı hiçbir şey engelleyemez. İhtilal yapmaya kalkarsa gerekçesini mi soruyorlar adama? İhtilal yapıldıktan sonra kendisi söylüyor zaten” diyen Demirel “Asıl mesele bunlarla karşılaşmamayı başarabilmektir. Yani hikaye geliyor demokrasi kültürüne, geleneğine dayanıyor. Yüksek iradeye herkesin mutlak itaatini tesis ederseniz, o engeller. Birincisi bu. İkinci olarak da o ülkenin darbeye zemin verecek şartlar içine sürüklenmemesi lazımdır. Unutmayın, 1980 darbesine ve onu yapanların yazdığı Anayasa’ya bu halk yüzde 92 oy verdi!” diye konuştu. » Read more: Demirel Gündemi Yorumluyor…

Demirel Gündemi Değerlendirdi

Temmuz 9th, 2010

Süleyman Demirel’in Eko Enerji Dergisine verdiği Röportaj:

Röportaj için tıklayınız:  http://www.ekoenerjidergi.com/

MUSTAFA ÖZCAN ÜLTANIR: Sayın Cumhurbaşkanım, Haziran ayında Türkiye’nin gündemi önemli olaylarla dolu geçti. Hepsi birbirinden önemli, ama önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde, kontrolsüz nükleer çalışmaları nedeniyle İran’a uygulanacak yaptırımlara ilişkin oylamada, Batı’ya ve ABD başta olmak üzere tüm daimi üyelere karşı, Brezilya ile birlikte “Hayır” oyu kullanılması üzerinde duralım istiyorum. ABD’nin ısrarla, “Hiç olmazsa çekimser kalın” demesine rağmen bu yapıldı. Türkiye’nin bu tutumu, sorunun çözümü için İran ve Brezilya ile birlikte uranyum takası konusunda imzaladığı üçlü deklarasyona bağlanıyor. Oylamadan iki hafta sonra Brezilya deklarasyondan çekildi, ama Türkiye İran’ın yanında yerinde koruyor. Başbakan Erdoğan, G-20 zirvesi münasebetiyle Kanada Toronto’da, bu konudaki tutumun gerekçelerini Başkan Obama’ya açıklamış olsa da, Amerikan tarafı tatmin olmuş görünmüyor. Kaldı ki Amerikan yönetimi, “Türkiye bağlılığını kanıtlasın” diye uyarı bile yaptı. Bu arada stratejik ortaklık zarar görmekten öte “bitti” yorumları da yapılıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

SÜLEYMAN DEMİREL: Mesele, basit bir mesele değil. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin dış politikadaki tutum ve davranışı ile çok yakından ilgili. Bir de dünyanın benimsediği meseleler var. Bu meselelere karşı dünyanın gösterdiği hassasiyetler var. Öyle bakıldığı zaman, olayın içine biraz girmek lâzım.

Bir defa şunu ifade edelim: Dış politika, milletlerin, devletlerin birbirine karşı güveninin ve karşılıklı menfaatlerinin, saygısının özetidir. Yani, eğer karşılıklı menfaatler örtüşmüyorsa, karşılıklı taahhütlere girişmek, onları tutamamak manasına gelir. O zaman da güven olmaz. Güven çok önemli hadisedir. Yani, insanların birbirine güvenmesinden daha önemlidir milletlerin, devletlerin birbirine güvenmesi. » Read more: Demirel Gündemi Değerlendirdi

DP Acil Eylem Planı

Mayıs 30th, 2010

Mustafa CAN

27 Mayıs 2010 Demokrat Partinin kapatılması için yapılan askeri müdahaleden 65 yıl sonra “4’lü Takrir” ile kurulan DP’nin mirasçısı genç ve sivil DP’liler DP’ye “40’lı Takrir” adı altında “Acil Eylem Planı” verdiler.

Bu Takriri verenler DP kökeninden gelen Genç Demokratlar olup “Merkez Sağ” adı altında bir oluşumu gerçekleştirenlerdir. Amaçları da “DP’yi halkla buluşturup DP’nin 46 ruhunu 2010 ruhu ile birleştirerek iktidar yapmak ve önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi AT’da, Orta Asya’da ve Balkanlarda Lider ülke haline getirmektir.

Hareketin öncülüğünü DP’nin eski Gençlik Kolları Başkanı Burak Küntay yapmaktadır. DP’nin son durumundan ve Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk’un beyanlarından ve “devletçi” söylemlerinden rahatsızlık duymaktadırlar. Demokrasiyi Türkiye’ye getiren DP’nin 2010 yılında daha demokratik açılımlar ve söylemler geliştirmesi gerekirken geriye giderek daha devletçi bir görüntü vermesi Genç DP’lileri rahatsız ediyor gözükmektedir.

40 ilden gelen 40 genç 16 Maddelik “Acil Eylem Planı” hazırlayarak DP Genel Başkanı’na sundular. Görüşme DP Genel Merkezinde “Demokrasi Mahzeni” adı verilen alt katta gerçekleşti. Görüşmede Burak Küntay, Tamer Çolakoğlu, Cüneyt Ok, Uğur Şahan ve Burak Edin hazır bulundu. Bu takrir bizzat Hüsamettin Cindoruk’a verilmiş oldu. » Read more: DP Acil Eylem Planı

SİYASİ MÜNAFIKLIK

Aralık 27th, 2009


96688Hasan Celal Güzel siyasi kavramlara yeni bir terim kazandırdı. “Siyasi Münafıklık…” Sosyal ve siyasi hayata olumlu katkı sağlayamayanlar laf üretmekle hiç olmazsa literatüre bir hizmetimiz olsun diye düşünmüş olabilirler. Edebiyata müspet katkılarda bulunacak kabiliyetten yoksun olanların “Duvar yazıları” ve “Kamyon arkası yazılarla” Argo edebiyatına katkı sağlayarak hizmet etmedikleri söylenemez. Eh hiç olmazsa bu da bir katkıdır. Kendilerini alkışlamak lazım…

Ne diyor değerli yazarımız ve konuşmacımız Hasan Celal Güzel bir bakalım. “Rahmetli Menderes ve arkadaşları iktidara gelmiş, rahmetli Menderes’i halkımız çok sevmiş, halka yakın tavırları çok hoşuna gitmiştir. Daha sonra iki kişi daha buna benzeyecektir. Rahmetli Turgut Özal ve şimdiki Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan. Burada yiğidi öldürüp hakkını verelim. Ortada pek yiğit yok ama Süleyman Demirel de bir zamanlar halk tarafından tutulmuştur. Adam bizi senelerce aldattı. Kabul etmek lazım. Süleyman Bey gerçekten bir zamanlar halkın sevdiği bir liderdi. O zaman gerçek yüzünü görememiştik. Maskesi ortaya çıkmıştır. O maske hiçbir zaman Türkiye’nin değer yargılarına uymayan, tam bir siyasi münafık maskesini ortaya çıkaran bir maskedir.”

http://www.samanyoluhaber.com/h_337828_demirelin-gercek-yuzu-ortaya-cikti.html

http://www.haber7.com/haber/20091226/Guzel-Siyasi-munafik-yillarca-aldatti.php

» Read more: SİYASİ MÜNAFIKLIK

ANAP Tarih Oldu…

Ekim 31st, 2009

anap112 Eylül 1980 askerî darbesinin arkasından 20 Mayıs 1983’te Turgut ÖZAL tarafından kurulan ANAP büyük ölçüde günümüzün AKP’si gibi kişiselleşmiş bir lider partisi olarak kuruldu. ANAP Turgut Özal’ın çevresinde örgütlenmiş ve şahsına bağlı olan bir seçmek kitlesine sahipti. Siyasi kadrosunu Özal ile beraber çalışmış olan teknokratlarlarla MSP, MHP, AP ve CHP’den gelme 1980 öncesi öne çıkmayan siyasetçilerden meydana geliyordu. Milletten veto yiyenler MGK’nın veto barajını aşarak 1983 Genel Seçimlerine girmişlerdi. MGK’nın müsaade ettiği üç partiden birisi de ANAP’tı. Bir muvazaa partisi olarak “İhtilal ürünü parti” damgasını yemiş olsa da BTP’nin kapatılması ve DYP’nin veto ile seçime sokulmaması sonucu AP tabanına oturarak 25 Mart 1984 seçimlerinde % 41.5 oy alarak iktidar oldu.
1987 seçimlerinde ise büyük bir oy kaybı ile % 36’ya düştü. Buna rağmen seçim sisteminde yaptığı değişiklikten dolayı milletvekili sayısını 212’den 292’ye çıkardı. 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde ise ANAP’ın oy oranı % 21.80’e düştü. Bununla beraber 400 milletvekilinden 292’sine sahipti. Bu şartlarda 31 Ekim 1989’de Genel Başkanı olan Turgut ÖZAL’ı Cumhurbaşkanı seçmesi eleştiri konusu oldu. Hatta DYP Genel başkanı Süleyman DEMİREL “% 21’in desteğini almış olan bir Cumhurbaşkanının Cumhurun başkanı olamaz” şeklinde eleştiri konusu yaptı. » Read more: ANAP Tarih Oldu…

Adalet Partisi Tarih Oldu

Ekim 18th, 2009

Adalet_PartisiYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi, Dernekler Kanunu’nun 36. maddeleri aracılığıyla Türk Medeni Kanunu’nun 87. maddesi uyarınca “talep tarihi itibariyle kuruluş amaç ve şartlarını kesin olarak kaybetmesi nedeniyle” Adalet Partisinin, kendiliğinden dağılma halinin ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Anayasa Mahkemesi 16 Ekim 2009 tarihinde Adalet Partisinin dağılmış sayılarak hukukî varlığının sona erdiğine, partinin bütün mal varlıklarının Hazine’ye geçmesine karar verdi.

Anayasa Mahkemesinin bu tarihi kararı ile Adalet Partisi tarih oldu.

**

Adalet Partisi 11 Şubat 1961′de Demokrat Parti’nin eski üyeleri ile birlikte Emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala, Şinasi Osma, Halit Ağca ve Dr. İhsan Önal tarafından Demokrat Parti’nin devamı olarak kuruldu. Kurucular listesinde Tahsin Demiray, Ethem Menemencioğlu, Mehmet Yorgancıoğlu, Muhtar Yazır, Necmi Ökten, Cevdet Perin, Emin Açar, Kamuran Evliyaoğlu, Şinasi Osma, İhsan Ünal vardı. Milli Birlik Komitesi tarafından siyasi partilerin Demokrat adını kullanmaları yasaklanmıştı, bu yüzden partiye Adalet Partisi adını verdiler. Parti kurulduğu yıl içerisinde 61 ilde teşkilatını tamamlayıp seçimlere katıldı. Adalet Partisi 15 Ekim 1961 seçimlerine girerek %34,8 oy topladı. 450 kişilik mecliste 158 milletvekilini, Senatoda ise 150 senatörün 70′ini aldı. En çok oyu alan İsmet İnönü liderliğinde Cumhuriyet Halk Partisi-Adalet Partisi koalisyonu kuruldu. Böylece ilk seçimde iktidar ortağı oldu.

AP’liler devamlı olarak DP’nin devamı olduklarını ifade ediyorlardı. DP tabanı DP misyonunu bu partinin devam ettirdiğini görerek partiye sahiplendi. Asıl siyaset sahnesine çıkışı ise 1964 yılında AP Genelbaşkanı Ragıp GÜMÜŞPALA’nın 6 Haziran 1964 tarihinde ölümünden sonradır. Geçici genelbaşkan Saadettin BİLGİÇ 27-29 Kasım 1964 AP Büyük Kongresinde Genelbaşkanlığı Süleyman DEMİREL’e kaptırması iledir.  Henüz milletvekili olmayan Süleyman DEMİREL’in parti genel başkanı olunca İsmet İNÖNÜ Başbakanlığındaki CHP Hükümetini düşürerek milletin gönlünde taht kurdu. Halkın Süleyman DEMİREL’i benimsemesinin sebebi bu siyasi çıkışı olmuştur. » Read more: Adalet Partisi Tarih Oldu

Hayatımız Safsata!

Eylül 7th, 2009

cok sorulu safsata2
Bir fikri ve düşünceyi ortaya koyarken veya anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarımlara safsata denir. Safsatalar ilk bakışta doğru ve ikna edici gibi gözükseler de yakından bakıldığı ve incelendiği zaman kendisini ele verir ve sahte olduğunu gösterir.
**

Sarı lira altına benzer, ama altın olmayabilir. Her gördüğün sakallı deden olmayabilir. Çocuk tabiatlı olanlar ve çocuk gibi bilgiden yoksun bulunanlar görüntüye değer vererek yanılırlar. Bu bakımdan çocukları benzerleri ile aldatmak mümkündür; tabii çocuk tabiatlıları da… Pirinç içine karışan ve ona benzeyen taşlar pek çoklarının dişinin kırılmasına sebep olmuştur.
**

Safsatalar çok fazla şekil ve gruplara ayrılırlar. Şahsa ilişkin olanlara örnek, “Said Nursi Bitlis doğumludur, dolayısıyla kürttür ve Kürtçülük yapmıştır” yargısı şahsa ilişkin safsataya bir örnektir. » Read more: Hayatımız Safsata!

hits counter