Törenler ve Programlarımız…

19 Eylül, 2009 yapan admin Yorum Yazın »

erdek-19-mayisİlköğretim haftası kutlamaları her sene yapılır.  Bu sene de 14 Eylül 09 Pazartesi günü İlköğretim Okulu Ana Sınıfı ve birinci sınıfların açılması ile beraber bütün ülkede resmen kutlandı.

Törenler saat 10’da Anıta Çelenk koyma, saygı duruşu ve İstiklal marşı ile başlar… Pek çok yerlerde bu çok önemli ve anlamlı törene katılım hiç de istenen seviyede olmaz. Başta mülkî amirler ve belediye başkanları katılmazlar… Kurum amirlerinin hemen hemen tamamı yoktur ve her zaman olduğu gibi tören kutlamaları Milli Eğitim Müdürü ve Okul Müdürlerinin katılımı ile yapılır. Öyle ya “Eğitim ve Öğretim” sadece Milli Eğitimi ilgilendiren bir konudur. Hoş, Cumhuriyet, Milli Egemenlik, Gençlik ve Spor, Atatürk’ü anma gibi bütün resmi törenler sadece Milli Eğitimi ilgilendirdiği için Kutlamalarda her zaman birinci plandadır. Öğrencileri ve öğretmenleri tören alanlarına yığmak ve onlarla doldurmak kolaydır. Diğer kurumları hiçbir resmi tören ilgilendirmemektedir. Milli Eğitim olmazsa hiçbir törenin yapılması gerçekten mümkün değildir.

**

Bir de Askerî erkân vardır. Onlar da “emir ve komuta” ile hareket ettiği için tören alanlarını doldururlar…  

Ülkede iki “Milli Kurum” vardır. Birisi, “Milli Eğitim” ikincisi, “Milli Savunma” yani, biri Eğitim camiası, diğeri ise askeriye… Tabii ki törenler de bunların yapması lazım! Başka kurumu ne ilgilendirir? Değil mi yani?

**

Eğitim çalışanlarının törenlere ve bilhassa “İlköğretim Haftasına” ilgileri nasıl? Çok düşük… Ktılım yüzde 20’yi geçmemektedir. Minik çocukları okula getiren veliler dışında halkın  kutlamalara katılım da olmamaktadır.

**

Programlar mülkî âmir gelmeden başlamadığı için hiçbir zaman zamanında başlamaz. 774Diyelim ki saat 10’da program başlayacaktır; öyle ilan edilmiş ve davetiyelere program saat 10’da başlayacak yazılmıştır. Saat 10’da mülkî âmirin bir dostu gelir. Amirimiz onunla ilgilenmek mecburiyetindedir. Çay ve sohbet derken misafir en az yarım saat makamda kalır. Programa katılan erkân bunu bildiği için önceden 10.30’da program başlayacak gibi kendilerini ayarlamışlardır ve protokol bölümü yarım saat boş kalır. Vatandaş gelir haklı olarak boş yere oturur. Görevliler gelirler ve “Bura protokol yeridir. Lütfen arkaya geçin” diye ikaz ederler. Vatandaş kalkar ama arkada boş yer yoktur, ayakta beklemek mecburiyetinde kalır.

Bu arada programın figüranları ve konu mankeni durumunda olan görevli öğretmenleri ve minik öğrenciler saat 9.00 da gelmiş yerlerini almışlar ve başarında müdürleri olmak üzere hazır durumda beklemektedirler. Saat 9.00’dan itibaren güneşin altında ayakta belemek durumunda olan öğrenciler “kaymakam ve belediye başkanı” gelecek onları memnun ve mutlu edeceğiz diye heyecanla ve istekle beklemektedirler. Bir saat sonra bıkkınlık gelir. Ayakta durmaktan yorulmuş, güneş altında terlemiş ve sıkılmışlardır. Gevşemeye, oturmaya ve sıraları bozmaya başlarlar; tabii öğretmenleri de onları ikaz edip sıraya düzmeye koyulurlar. Öğrenciler arasında bir itiş-kakış, öğretmenlerle aralarında bir cedelleşme başlar.  Sevimli öğretmen gitmiş, sevimsiz öğretmen gelmiştir. Özlemle beklenen amirler konusunda minik öğrencilerin ve bekleyenlerin sabırsızlıktan kaynaklanan duygu ve bıkkınlıkla sevgileri ve saygınlıkları kaybolmuş, dedikoduya başlamışlardır.

Böylece törenler “eğitimin bir parçası” olmuştur; ama bu eğitim, vatandaş ile programı hazırlayanları menfi etkilemiştir. İdareciler hakkında kanaatleri değişmiştir. Saygılarını kaybetmişlerdir.

Tabii törene yarım saat geç gelen amir programdaki dağınıklığı görür ve eğitimciler, öğrenciler hakkında kanaati olumsuz olur. İçinden kendi kendine “Bu nasıl öğretmen ve bunlar nasıl öğrenciler. Bu okulda eğitim maalesef eksik” demek durumunda kalır. Progmadaki konuşmacıların güzel konuşmaları ve sunumları artık önemini kaybetmiştir. Programdan sonra genellikle “Milli Eğitim” çalışanları amirlerinden iyi bir fırça yerler…

**

Okullarımızda ve kurumlarımızda 1995 yılından itibaren “TKY Felsefesi”  uygulamasına geçilmiştir. Bunun için yüzlerce program yapılmış ve seminerler verilmiştir. Her konuşmacı söze şöyle başlar: “Arkadaşlar! TKY müşteri memnuniyetini esas alır. Bizim müşterimiz hizmet verdiğimiz öğrencilerimiz ve velilerimizdir.”

**

İl Milli Eğitim Müdürü bir programa davet etmiş olduğu değerli valimizi beklemeden programı tam zamanında başlatmıştır. Adet olduğu üzere yarım saat sonra gelen vali bey bu duruma çok bozulur.  Program biter ve Müdür beyin odasına geçilir. Çaylar gelir ve içilirken vali bey müdür beye fırçasını atar: “Sayın müdürüm bizi beklemeden programa geçmişsiniz. Ayıp olmadı mı?” der.

Milli Eğitim Müdürü: “Efendim gerçekten ayıp oldu. Ama bizim milletimiz hoş görülüdür. Bu ayıbınızı affeder” diyerek taşı gediğine koyar.

**

Bence eğitim “Zaman” mefhumunu çok iyi kullanmasını bilmek ve “her şeyi zamanında yapabilme becerisini kazanmaktır.”

Bu Yazıyı Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
Reklam

Yorum yapın